|
||
| inanmanın asıl sebebi rahatlamak mıdır ? kendini garantiye almak ? inandıktan sonra büyük bir rahatlama olur. şüphe ise insana en büyük işkencedir. ama inanmak esarettir. esir olmanın dayanılmaz hafifliği midir inanca rağbet ?? |
||
|
||
| hayır, deneyim | ||
|
||
| İnancınla çevrendekileri kandırabilirsin ama kendini ve O'nu kandıramazsın. Yani inancın; rahatlamak veya kendini garantiye almak gibi çıkarcı sebeplere dayanabileceğini sanmıyorum. |
||
|
||
| plastik "inanmak esarettir" demiş... oysa inanan kişi (gerçek ve saf bir inançtan söz ediyorum) içindeki teslimiyetle birlikte özgürleşmiştir aslında. çünkü inancıyla birlikte parçalarını toplamış ve kendisiyle kucaklaşmıştır... ama çevremize baktığımızda bu gerçek ve saf inanca rastlayamıyoruz artık... kendini "inanan" olarak görenlerin çoğu, içlerindeki sahtelikle yüzleşemeden göçüp gidiyorlar dünyadan... bir dine bağlanmadan, tanrı'ya inanmadan yaşayabiliriz. ama "sevgi" ye, "aşk" a inanma eğilimindeyizdir mesela... çünkü inanırsak içimizdeki boşluktan kurtulacağımızı biliriz.. | ||
|
||
| bence inanma,güvenmenin ilk adımıdır..önce inanırız sonra da güveniriz...güveniriz ki sırtımızı rahatça birşeylere yaslayalım,ortada yatmayalım.. | ||
|
||
| bence de tam tersi, güvenmediğimiz bir şeye inanç besleyemeyiz. | ||
|
||
| o ters gibi görünen aslında ters değil...inanmadan güvenebilirmisin? ''sevgilim,sana güveniyorum ama inancım zayıf'' mı daha doğru,yoksa''sana inanıyorum ama henüz tam olarak güvenemiyorum'' mu? | ||
|
||
| günlük hayatta kelimeleri yanlış ve yerinde kullanamama gibi bir sorunumuz var. inatçı biri değilimdir ama bu konuda ısrarlı olacağım ve güvenmeden inanç olmaz diyeceğim. | ||
|
||
bende,yinede siz bilirsiniz diyeceğim..
|
||
|
||
| nasıl ki şüphe inancı içinde gizlerse, inançda şüpheyi dışlayan bir kelime değildir.. bugün etrafımıza baktığımızda giderek daha çok şey için inancın sözkonusu edildiğini, şüphenin sorgulandığını görüyoruz.. aşka inanıyor musun.. dostluğa inanıyor musun.. vefaya inanıyor musun.. kardeşliğe inanıyor musun.. . hayır sadece soyut duygularla sınırlı değil.. bilime inanıyor musun.. demokrasiye inanıyor musun.. bir çeşit çaresizlik yansıtıyor bu sözler.. bir arayış.. boşluğun ekosu.. inanmak güzeldir hatta gerekli bile olabilir ama yetmez.. bilmek zorundayız.. o zaman inanç ve şüphenin sürekli birbirine dönen renklerinin aldatıcılığındanda arınmış olacağız.. |
||
|
||
| sevgili fatih, açıkçası benim de kafamı karıştırdın! ama inanç, güven ve sevginin olduğu yerde büyümez mi? neyse, kelimelere takılmayalım... herkesin güvenebileceği, sevebileceği, inanabileceği dostlarının, sevgililerinin olmasını dileyelim... ve... inançla savunduğu değerlerinin olmasını da!.. | ||
|
||
| güzel...de,denizin keşke inanabilsemi tanrıya dairdi sanırım,bu durumda bilmek biraz uzak olmuyor mu?insanın bildiği şeylere dair zaten şüphesi yoktur,inanır...ama,bazende bilinmeyenlere inanmak zorunda kalabiliriz_veya kalmayız_bahsettiğin şüphede burda başlar zaten..bilemeden inanmak diyelim istersen.... yukardaki satırlar darkmoon içindi
|
||
|
||
sevgili fatih, açıkçası benim de kafamı karıştırdın! ama inanç, güven ve sevginin olduğu yerde büyümez mi? neyse, kelimelere takılmayalım... herkesin güvenebileceği, sevebileceği, inanabileceği dostlarının, sevgililerinin olmasını dileyelim... ve... inançla savunduğu değerlerinin olmasını da!.. bu temennilerine katılmamak mümkün değil mor...inanabileceğim,güvendiğim dostlarda hiç sorunum olmadı...da...
|
||
|
||
| "Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim ve kainatı yarattım." | ||
|
||
| bilinmek istiyorsan,matematiksel sınırlar olmalı...ipuçları ile bilinilmez.bu durumda ya inanırsın,yada inanmaz...kendim için_ben yine de gizli bir gücün varlığına inanıyorum_ | ||