|
||
| Bu haftaki radikal kitap ekinden aklımda kaldığından açmak istedim bu konuyu... Otorite her bakımdan insan üzerinde basklı yapan ve hüküm kuran bir üst veya alt yapı...Çağlar boyu yüzyıllar boyu sevgi korkaklığı temelinde emekleye emekleye ilerleyen insanoğlunun etrafını saran yapışkan çember.. Aile otoritesi Devlet otoritesi vs vs vs Bense kapitalizm temelinde ilerleyen ve her tarafımıza nüfuz etmiş olan öfke ve saldırganlığın bastırılma şekli " depresyon " u ele almak istiyorum Çağa uygun dışlanmama şekli olan " maksimum apolet minimum kayıp " vakası ve depresyon; mutsuzluk..... Otorite aynı zamandan bir öfke ve dinamizm doğurur diyordu kitapta..Fakat modern insanın öfkesi ve dinamiz mi kapitalizm ekseninde kendini mutsuz bir yaratığa dönüştürmekte geçiyor galiba.... |
||
|
||
| insanın eylem potansiyeli modern yaşamda daraltılıyor. binlerce yılda evrimel süreçte gelişen donanımlar artık kullanılmaz hale geliyor. bu da gerilmin boşalmaması demek. örneğin erkek, evrim sürecinde fizik kuvvet açısından kendini gelişirmiş. sahip olduğu fizik güç ve diğer özellikler modern yaşamda sınırlanınca bu bir gerilim yaratıyor. bazısı bunu değişik şekillerde legal veya illegal şekillerde deşarj edebiliyor. ama çoğunlukla bu bir gerilim sebebi. mesela modern hiyerarşide zayıf ve kabiliyetsiz bir iktidarın güçlü ve yetenekli bir astı yönlendirmesi kolay ve adil olmayan bir şekilde sıklıkla işletilebiliyor. çünkü artık güç yetenek ve çalışma ile değil sermaye ve diğer araçlarla elde ediliyor. tabii bu adaletsizlikler ve sonucunda boşalamayan potansiyel gerilme ve depresyon olarak karşımıza çıkıyor. .. yalnız başlktaki postmodern saldırganlık kavramını konu ile ilişkilendiremedim. bu biraz sol söylemin bir sorunu karşı tarafa yamama amaçlı beylik laflarına benzemiş. |
||
|
||
| Hayır başlıktan dolayı konuyu kaçırmışsın plastik....... Benim irdelediğim konu otorite korkusundan kaynaklı saldırganlığın dışa değilde içe yönelmesi ve dolayısıyla kat ve kat artan mutsuzluktu..... Galiba çok basitten ele almam gerekiyo..Konuyu şöyle anlatırsam beylik sol söylemin peşinde olmadığımı belirtmek için Otorite bize dayattığını zor kullanmadan da eyleme geçirebilr..Buradaki zor kullanımdan kasıt fiziksel şiddet işte...Bunun da tek yöntemi dışlamaktır..Otorite babadır mesela ..Bir çocuk niye babas otoritesine karşı itaat eder..Çünkü sevgi ihtiyacı baba ve anne tarafından giderilir....Özellikle bu konuda ibr dışlanma çocuk için gerçekten yıkım olur...İkinci bir otorite devlettir...Otorite Toplumsa dışlayacak olan toplumdur..Otorite bu çağda ise çoktan kapitalizm dedir..Sığ anlamıyla bakmayın lütfen.. Sözüm o ki otorite ve sevgi ihtiyacı kavramları ve karşılıkları bir dinamikle hep değişmekteyse ve şimdiki durumda kazanabildiğin kadar kazan ve öne geçse .... Evrimsel şekilleniş neye göredir ..şartlara göre değil mi... Eğer şart şovalyelikse kuvvetli ol ve düşmanını yen ve sevgi ihtiyacını gider..Eğer şart para kazanmaksa o parayı kazanda şu sevgi boşluğun dolsun ....... Ve şöyle bitireyim..Her otorite beraberinde bir saldırganlık da getirir hükmettiğine...Otorite kanlı canlı karşındayken...Yani o bir baba ve toplumun bütünü olduğunda bu saldırganlık daha fazla itaat le bastırılır...Fakat hükmeden etraflarda yüzüne bakamayacağın bir kavrama dönüşmüşse saldırganlığın daha fazla mutsuzluğa dönüşerek sana geri gelir... işte demek istediğim bu Buradaki de durum tesbitinden öteye hiç bir şeydir..... |
||
|
||
| yaw aslında aynı şeyden bahsediyoruz. bunu ben demiştim: Alıntı örneğin erkek, evrim sürecinde fizik kuvvet açısından kendini geliştirmiş. sahip olduğu fizik güç ve diğer özellikler modern yaşamda sınırlanınca bu bir gerilim yaratıyor. bazısı bunu değişik şekillerde legal veya illegal şekillerde deşarj edebiliyor. ama çoğunlukla bu bir gerilim sebebi. sen de: Alıntı Benim irdelediğim konu otorite korkusundan kaynaklı saldırganlığın dışa değilde içe yönelmesi ve dolayısıyla kat ve kat artan mutsuzluktu..... sen şiddet özelinde irdelerken ben daha geniş anlamıyla evrimsel süreçte kazanılmış özelliklerin modern toplum yapılarında bastırılarak stres unsuru olmasından bahsediyorum. bu zaten yeni dönüşümlere sebep oluyor. işte erkeklerin daha feminen (kadınsı) olması kadınların da daha masküler (erkeksi) olması süreçlerinin yaşanması gibi. tabii bu dönüşümde yine steresi atmak için evrimsel dönüşümden başka birşey değil. o halde konuşulacak olan şey insan tabiatına modern yaşam formatının etkileri olmalı. |
||
|
||
| cagımızda bencılıgın en yuksek sevıyede oldugu dogru........... kapıtalıs otorıte postmodern saldırganlık dedıgınız konu ıse bunun cok dogal sonuclarından bır tanesı........... ınsanın kendını on plana cıkartması kendını anlatma, ıfade etme kaygısı, ben egosunun tatmını, gucluyum yenerım psıkolojısı......... gıbı benler gunumuz ınsanın kısılık yapısını cızmekte........ bundan bu tarz ıtegolardan kendını kurtaran cok az ınsan var.......bu ınsanlarda kendı dunyalarını olusturp otorıtelerı coktan asmıs ınsanlardır.........bencılıın cok fazla on plana cıkması ınsanlardakı empatı duygusunuda yok edıyo ve cok farklı ınsan modellerı karsımıza cıkıyo kendını ınsan sanan ınsanlar........ gunumuz ınsanlarındakı mutsuzlugun ana sebebı cok fazla bencıl olmalarıdır.cıkar agırlıklı bır dunyada yasamak mutsuzluguda beraberınde gerıtecegı tartısılmaz bır gercektır....... neyse konuyu fazla dagıtmadan kapıtalıst otorıte ınsnaların ıt egolarının daha fazla ortaya cıkmasına sebep oluyo ve ınsanlıgımızı yıtırmemızı telkınlıyo | ||
|
||
| ben egoya karşı değllim. çünkü insan beklentilerinin önünde durmamak lazım. insan istediğine meşru zeminde ulaşabilmelidir. eğer bunun yolu açılmaz ise ego tatmini gayrimeşru alanlara kayar. |
||
|
||
| evet. bence de. aynen öyle. kapitalist otorite insanları insan olmaktan çıkartıp adeta birer makineye kurulmuş saate çeviriyor. insan niçin yaşadığını aslında ne yaptığını billemiyor. kurulmuş bu düzen parçası şeklinjde hayatınuı devam ettiriyor. niye para için. güçlü olan yani parası çok olan kazansın mantığı ile..... |
||
|
||
| Aslında sorun egonun tek başına kötü yada iyi olmasında değil. Ego mutlak doyurulması gereken birşeydir. Eğer özellikle çocukluk döneminde (özellikle de 0-6 yaş) yeterince doyurulmazsa kalıcı kişilik bozuklukları başgösterebilmektedir. Bu bakımdan egolara karşı söylenen sözleri düşüncemizde doğrudan egoya karşı değil aslen otorite (devlet, aile toplumsal ahlak) tarafından bastırılarak kişinin bir tür iğdiş edilmesi sürecine karşı çıkarak daha toplumsal bir sürece oturtabilirsek doğruyu bulmuş oluruz gibi geliyor. Egosu zamanında doyurulmuş insan toplumsallaşmış, paylaşımcı ve özgüveni yüksek olan insandır. Egonun da dayanışma ve paylaşma ile dengelenmeğe ihtiyacı vardır. Aksi nevrotik bir durum yaratır. sağlıcakla, |
||
|
||
| ego tatmini ile egoizmi ayırt etmek gerekiyor. bencillik de diyebileceğimiz egoizm de kişi kendi menfaatlerini herşeyin üzerinde tutar. bu öle bişeydir ki; kuyuya düşmüş bir insana ip uzatmak için bile sorumluluk hissedilmez, villa yapabilmek ve iskana açabilmek için koca bir ormanı yakılır, bir öğlen yemeğinde 400 milyon harcanır ama asgari ücret alan çalışanına 20 milyon maaş zammı çok görülür, oy uğruna aşiretlere ve feodal sistemlere taviz verilir, şehirler gecekondu tarlalarına dönüştürülür, vs... ego tatmini çok önemli bir husus ama bunu egoizme dönüştürmemek ve aradaki ince sınırı fark etmek koşulu ile. |
||
|
||
| bence senin anlattığın egoizm değil. şuursuz bir şekilde, kendinden önce belirlenmiş olan 'daha iyi' ye ulaşmaya çalışmak. egoizm, ya da ego tatmini, insanın kendine has olan benliğini ve enerjisini somut bir hale dönüştürmesinde ortaya çıkar. bu, iş hayatı örnek alınarak düşünülebilir. ve her alanda geçerlidir. örneğin, aynı sistemin elemanı olan iki kişi düşünürsek, biri ego tatmini yolundan giden bir insansa, ikincisi anlattığın şuursuz tipleme ise; birincinin bahsedilen mutsuzluk ve depresyona kapılması çok daha zordur. çünkü ego tatmini, insanın istediği bir konuda benliğini somutlaştımasıdır. (diğerlerini ezerek neden gittiğinden emin olmadığı, ve aslında özünde istemediği yükseklere tırmanmak değil) ve bu, bir kadının çocuk doğurmasına benzer bir sevinç kaynağıdır. birinci kişi, hayatta başarısızlıklarla karşılaşsa bile hayatı amaçlı ve şuurlu olduğundan bunlar onu diğerinde olduğu gibi yıkmayacaktır. ikinci kişi türünden tanıdıkların varsa etrafta, dikkat ettiysen kazandıkları başarılar bile onlara insana layık sevinç ve tatmin duygusunu hissettirmez. |
||
|
||
ego tatmini ile egoizmi ayırt etmek gerekiyor. bencillik de diyebileceğimiz egoizm de kişi kendi menfaatlerini herşeyin üzerinde tutar. bu öle bişeydir ki; kuyuya düşmüş bir insana ip uzatmak için bile sorumluluk hissedilmez, villa yapabilmek ve iskana açabilmek için koca bir ormanı yakılır, bir öğlen yemeğinde 400 milyon harcanır ama asgari ücret alan çalışanına 20 milyon maaş zammı çok görülür, oy uğruna aşiretlere ve feodal sistemlere taviz verilir, şehirler gecekondu tarlalarına dönüştürülür, vs... ego tatmini çok önemli bir husus ama bunu egoizme dönüştürmemek ve aradaki ince sınırı fark etmek koşulu ile. Sevgili Admin, Senden egoizmi daha derinlikli ele almanı beklerdim. Sıfır gibi felsefe kökenli ve temelli bir forumda egoizmi bu kadar basit ve yüzeysel ele almak yerine tersine egoizmin günlük dildeki kullanımının eleştirilmesine kavramların yerli yerinde kullanılmasına dikkat etmeyi beklemekle çok şey istemiş mi oluruz acaba? Ayrıca Stirner'in teorisini yaptığı egoizm öyle bir iki kelimeyle mahkum edilecek kadar basit bir düşünce değil bunu da belirtirim. Sağlıcakla, |
||
|
||
| yaw bu kanıya nasıl vardın anlamadım. ben sadece ego tatmini ve egoizmi birbirinden ayırt etme gereğinin üzerinde durmak istedim. yoksa yeniden bir tanımlama yapmadım. ayrıca ben stirner ciyim. buna muhalif şeyler söylemedm ki.nerden çıkardın :rolleyes: |
||
|
||
[/quote] Egonun da dayanışma ve paylaşma ile dengelenmeğe ihtiyacı vardır. Aksi nevrotik bir durum yaratır. sağlıcakla, haklı.benzer tanıdıklarım |
||
|
||
| kendini bilen..kendini farkeden..farkedebileceği ve bilebileceği en ilk şey oluşunu gören... kendi için olmazsa olmak fiilinin hudutlarından kayacağını bilen..evren içinde tam oluşun kendinden geçtiğini gören... kurban mührünü içinde taşımayı redddeden..kendimsde yolalmazsam sana da faydam olmaz ama benden yararlanırsın elbet..yani leşimden bilgisine sahip.. egosunu seven...kendi egosuna bakışındaki bilinçlilik yüzünden başka egolara da sarkmayan.. egosunu sevdiği için zaten zaaflarıyla başedebilen... biricik kendine özenen..egoizm ... özel bir bakışla kendini bilme sanatıdır ...hı hı.. :rolleyes: |
||
|
||
| kapitalizmin egoizmi, böyle bir şuurluluk alanı değildir. kendini diğer egolarla besleyişi ilke edinişiyle bir asalak ego alanıdır. ve yukarıdaki tanımın dışında kalır.
|
||