SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyasi Portreler

Konu: Şamil Basayev

Sayfa: [ 1 ]

01.09.2005 22:23:59
Andrei Babitski anlatıyor; 'Kendi arabamla Prag'dan Ukrayna’ya gittim ve oradan Kerch'e geçtim. Ukrayna-Rusya sınırından taksi ile İnguşetya'ya gittim.Orada direniş hareketiyle ilişkisi olan biriyle görüştürüldüm. Gece geç saatlerde Nesterovsk köyüne götürüldüm. Orada araba değiştirildi. İkici arabaya bindiğimde benim için bir sürpriz, hatta sürprizden daha da öte, çok zor bir an, bir şoktu. Basayev, arabada oturuyordu. Şok korkudan değildi. Onu, uzun zamandır tanıyordum. Ama karşılaşacağım sonuçları düşündüm. Rus yetkililerin, beni bir teröristle, teröristlerle işbirliği yapmakla suçlayacaklarını düşündüm. Karşılaşmanın beklenmedik olduğunu söylemek istiyorum. Açıkça söylemek gerekirse tam olarak nerede olduğumu da bilmiyordum. Bu, daha sonradan nerede olduğumu kimseye söyleyememem ya da saklandıkları yeri bildirememem için kasten yapılmıştı.
 Ve röportaj…
 Andrei Babitsky: Dünyada en çok aranan ikinci terörist olduğun halde, bu kadar uzun süre yaşamayı nasıl başardın?
 Basayev: İlk olarak ikinci değilim ve ikinci olarak ben aranmıyorum. Ben bu teröristleri bulmaya çalışıyorum. Tüm Rusya'da, onları arıyorum. Onları, aramaya ve bulmaya devam edeceğim. Ve onları cezalandırmayı da sürdüreceğim. Bu yüzden, onların beni bulmaya çalıştıklarını söyleme sakın; ben onları bulmaya çalışıyorum.
 Babitsky: İstediğin gibi olursa, Rus birlikleri ayrıldıktan sonra Çeçenistan'ı kim yönetmeli?
 Basayev: Aklıma gelen ilk şey 'halkın gücü'. Asla gücü aramadım ya da güç için savaşmadım. Her zaman adalet için savaştım ve adalet benim tek amacım oldu. Dürüstlükle söylüyorum hiçbir zaman, kendimin bir av olduğunu düşünmedim, ama bir savaşçıyım ve halen savaştayım ve her an da ölebilirim, hatta şu an bile.
 Babitsky: Neye güveniyorsun? Terörün, Putin rejimini, teslim olmaya ya da müzakerelere zorlayabileceğini düşünüyor musun?
 Basayev: Benim onların müzakerelerine ihtiyacım yok. Çeçen halkına karşı yapılan soykırımın bitmesine ihtiyacım var. İşgalci ayak takımının, ülkemizi terk etmesine ihtiyacım var. Gelecekteki Çeçen nesillerinin, 1944'de olduğu gibi Siberya'ya sürülmeyeceklerinin garantisine ihtiyacım var. Bağımsızlığa ihtiyacımızın olma sebebi işte bu. Pratik olarak bütün dünya, bunun bir soykırım olduğunu biliyor. Terörist olanlar 'Ruslar'dır. Ulusal bağımsızlığımız için devam eden bir mücadele var.
 Babitsky: Beslan'e gelince… Bu operasyonun potansiyelini ve Putin'in tepkisini düşünürsek, çocukların hayatlarını riske atmanın ve onları su'dan bile mahrum etmenin doğru olduğunu düşünüyor musunuz? Çocukların ölümlerinden dolayı, kendinizi sorumlu hissediyor musunuz, belki sorumluluğu Putin ile de paylaşarak?
 Basayev: Neden Putin'in sorumluluğunu paylaşayım? Resmi olarak 40 bin çocuk öldürüldü ve on binlercesi sakat bırakıldı. Kimse bunun hakkında konuşuyor mu?
 Babitsky: Yani çocukların sorumlu olduğunu söylüyorsun?
 Basayev: Sorumlu olanlar çocuklar değil. Sorumluluk, sessiz tutumuyla her şeye 'evet' cevabı veren Rus halkınındır.
 Çeçenistan'ı tahrip eden işgalcilerini besleyen bir millet. Onlar için yiyecek ve benzeri şeyler biriktirdiler, vergi verdiler. Yapılanlara, sözle ve fiilen onay verdiler. Hepsi sorumlu. Ve Beslan'da dürüst olmak gerekirse bunu beklemiyordum. Beslan'da amaç Çeçenistan'daki savaşın sona ermesi ya da Putin'in istifa etmesiydi.Bu ikisinden sadece biri. Birini yap ve herkes serbet bırakılsın, sorun yok. Anladın mı? Daha fazlası değildi. Bunu neden yaptığımı sorabilirsin. Binlerce ve binlerce Çeçen çocuk, kadın ve yaşlı insanın öldürülmesine bir son vermek için. Gerçeklere bir bak. Onlar kaçırıldı, uzaklara götürüldü ve öldürüldüler.
 Babitsky: Yani yakın mesafeden ateş açmadığın sürece her şey iyi. Çocukların hayatını riske atmanın onları öldürmekle aynı şey olmadığını düşünüyorsun?
 Basayev: Soykırımı durdurmak için elimden gelen her şeyi yaparım ama inançlarımın sınırları dahilinde. Allah Kur'an'da bize, 'Size karşı nasıl savaşıyorlarsa siz de onlara karşı o şekilde savaşın ama sınırı geçmeyin' diye emrediyor. Ben sınırı geçmeye çalışmam ve geçmedim de.
 Babitsky: Beslan olayında sonra ne tür duygular yaşadınız?
 Basayev: Dürüstlükle söylüyorum şok oldum, yemin ederim. Bunu hiç beklememiştim. Putin'in bu kadar kana susamış bir olduğunu düşünmüyordum. Böyle yapacağını düşünmedim. Daha ciddi bir durumla karşılaştıklarında gaz ya da benzeri bir şey yapmaya çalışacaklarını düşündüm. En azından çocuklara karşı bir şey yapmazlardı. Benim düşüncem buydu. Eylemi ne kadar sert yaparsam, mesajı o kadar çabuk iletebileceğimi düşündüm. İşe yarayacağını düşündüm.
 Beslan'da küçük çocukların olacağını hiç düşünmemiştim. Bu bir okul. Her neyse en küçüğü 6 yaşında olacaktı. Yolun karşısında bir anaokulu var. Kimseyi görmedim. Haritalarla çalıştık, her şeye baktık. Planlar yaptım ve komutana, Rus görevliler geldiğinde, taleplerimizi resmi bir şekilde iletmelerini ve on yaşından küçük her kesin serbest bırakılmasını söyledim. Hiçbir soru sorulmadı. Ona söylediklerim bundan ibaret. Benim şartlarım bunlardı.
 Babitski anlatıyor; Kanlı çatışmayı başlatan okuldaki ilk patlamayı Basayev'e sordum. O da elindeki bilgiere göre spor salonunda, patlayıcının tetiğine ayağıyla bastıran Çeçenin bir keskin nişancı tarafından vurulduğunu söyledi. Vurulan Çeçen bombanın tetiğini tutmakla görevliydi. Ama nişancı tarafından vurulduğunda düştü, ayağını tetikten kaldırdı ve bomba patladı.
 Babitsky: Peki uçakların düşürülmesi hakkında ne söyleyeceksiniz?
 Basayev: Uçakların düşürüldüğünü kim söyledi? Onların düşürüldüğü ile ilgili gerçekler nerede? Uçakların ateş edilip düşürüldüğü neden aklınıza gelmiyor? Talepler yine aynıydı, savaşa son verilmesi… Neden bizi suçluyorsunuz? Bunu düşünün.
 Babitsky: Bunun hakkında biraz daha açıklama yapar mısınız, sizin adamlarınız sadece uçağı mı kaçırdılar?
 Basayev: Onlar uçağı kaçırıp savaşın bitmesi talebinde bulunmakla yükümlüydüler. Ve her hangi bir cevap gelene kadar da uçağın inmesine izin vermeyeceklerdi. Ama hemen indirildiler.
 Her neyse, görevlilerimizin uçağı düşürmek gibi bir görevi yoktu. Ve iki uçağında neden aynı anda patladığını merak ediyorum.
 Aynı şey Nord- Ost tiyatrosunda da oldu. Adamlarıma tüm yabancıların, şartsız bir şekilde serbest bırakılmasını söyledim. Onları serbest bırakabilirsin ama onlar bunu güvenli bir hale getirmeyebilir. Bu onları senin öldürdüğünü gösterir. Arabalar geldi, sen onların gitmelerine izin verdin fakat çoğunun ayrılmalarına izin verilmedi. Bununla ne yapmalıyım? Yapabileceğimi yaptım. Çeçenistan'da ve diğer yerlerde, mantıklı ve kabul edilebilir metotlar kullanıyorum. Mücahitler, ne burada ne orada asla çocuk öldürmediler gerçek bu.
 2004'ün Ocak ayında resmi bir açıklama yapmıştım. Çeçenistan'a bunca zarar veren eşkiyaların başı Putin'in, uluslararası kanunlara uygun bir şekilde davranacağını resmi olarak beyan etmesi halinde, Rus topraklarındaki bombalama ve saldırılara son vereceğimi söylemiştim. Sadece Çeçenistan'daki askerlerle savaşacaktık. Bu resmi açıklamayı yaptım. Anladın mı? Peki cevap ne oldu? Daha çok kaçırmalar, daha çok cinayetler ve daha çok yıkım.
 Babitsky: Bunu bağımsızlık için bir mücadele olarak adlandırıyorsun.
 Basayev: Peki sen ne olarak adlandırırdın?
 Babitsky: Sanırım bunun yanında inançsal bir motivasyon da söz konusu.
 Basayev: Hayır. Benim için bu, ilk olarak bir özgürlük mücadelesi. Özgür biri değilim, inancımı yaşayamıyorum. Özgür olmam gerekli. Özgürlük önde geliyor. Benim görüşüm bu. Şeriat ikinci sırada.
 Babitski anlatıyor; Basaev aranıyor. Bunun hakkında da konuştu. Bu yıl onu iki kere zehirlemeye çalıştılar. Yurt dışından ayağındaki proteze ilişkin bazı zorunlu tıbbi malzemeler alıyor. Kesilen ayağının kalan kısmını özel bir silikon çorapla kapatıyor. Ve yurt dışından aldığı silikon çoraplardan biri zehirliydi. Onu, bir tavuk kümesine yerleştirerek test ettiler. Ve bir tavuk hemen öldü.
 Basayev: Bu sene beni iki kere zehirlemeye çalıştılar. Birçok çatışma oldu ama zamanım daha gelmedi. Zamanım geldiğinde beni öldürmeleri için Rus ordusuna ihtiyacım olmayacak. Öleceğim. Er ya da geç herkesin zamanı gelecek. Bu yine Allah'ın sözünü doğruluyor; Allah bizim içi ne yazdıysa, o olur. Zamanım geldiğinde, öleceğim ve bütün dünya birleşse bile benim için hiçbir şey yapamaz o anda. Bu da beni acıtamaz. Ve eğer Allah benim için iyi bir şey yazmışsa olur. Ve dünyadaki hiçbir şey de bunu engelleyemez.
 Babitski: Beslan ve tiyatro gibi olaylar, tekrar edebilir mi?
 Basayev: Tabii ki. Çeçenlere yapılan soykırım devam ettikçe, bu katliam devam ettikçe, her şey olabilir. Evet, kabul ediyorum kötü bir adamım. Ben bir eşkıyayım, bir teröristim. Peki, onlara ne demeli? Eğer onlar, anayasal düzenin koruyucuları ve anti teröristlerse bütün bu anlaşmalara ve güzel sözlere tüküreyim. Ve eğer, bütün dünya benim üzerime tükürürse ben de tüm dünyaya tükürmek istiyorum.
 Babitsky: Bu sıralarda bir ara var. Bu yeni bir şeyler planladığınız anlamına mı geliyor? Yoksa bir süreliğine işi kolaydan almaya mı karar verdiniz?
 Basayev: Bir an bile işi kolaydan almam. Kışın verdiğimiz ara, gereğinden fazlaydı zaten. Evet planlar yapıyorum, göreceğiz. Her zaman yeni yollar arıyoruz. Bir yöntem başarısız olursa yeni bir yöntem arıyoruz.
 Babitski anlatıyor; Rus yoldaşlarımın çoğu, bu buluşmayla ilgili bir terörist ve suçlunun yerini bulup onu tutuklayabilmeleri için neden federal güvenlik güçlerine haber vermediğimi soracaklar. Cevabım şu; ben Rus yetkililere hiç güvenmiyorum. Hiçbir şey bilmediğimi söylediğimde bana inanmayacaklarına ikna oldum. Basaev'in nerede olduğu ile ilgili bilgileri gizlediğime karar verecekler, bunu biliyorum.
 Çeçenistan'da, hatta sadece Çeçenistan'da da değil, diğer yerlerde özel servislerin ve içişleri bakanlığının, işleri nasıl yürüttüğünü de biliyorum. Kaç kişi, hiçbir iz bırakmadan kayboldu. Kaç kişi inanılmaz korkunç ve insanlık dışı işkenceye maruz kaldı. Sanırım eğer federal güvenlik servisiyle temasa geçseydim, kendimi işkence konusu yapardım. Sanırım böyle bir kaderi gönüllü olarak seçmek de gayet akılsız ve mantıksızca bir şey olurdu.
 Ajans Kafkas

torq 25.08.2006 17:59:39
Şamil Basayev Kimdir?

Şamil Basayev 1965 yılında Çeçenistan’ın doğusundaki Vedeno Köyünde doğdu. 1988’de  Moskova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ni kazandı, ancak ikinci sınıfta iken devamsızlıktan dolayı üniversiteyle ilişiği kesildi. Memleketine döner dönmez, 1991’de Kafkasya Halkları Federasyon Birliği’ne katıldı. Aynı yıl Çeçenistan’da sıkı yönetimin ilanını protesto amacıyla Mineralynıye Vodı Havaalanı’ndan bir uçağı kaçırarak Türkiye’ye indirdi. 1991 yılının sonbaharında Dudayev ile birlikte Çeçenistan devlet başkanlığı seçimlerine aday oldu. Dudayev’in iktidara gelmesiyle, Groznıy’da konuşlanan ordunun başına geçti. 1992’de Abhazya’ya destek vermek amacıyla Abhazya’da başlayan askerî hareketlere katıldı. Abhazya’daki faaliyetlerinden dolayı Abhazya Savunma Bakanlığı yardımcılığına atandı. 1994’te Afganistan’da askerî eğitim aldı. 1995’te Budenovsk’da ilk silahlı eylemini gerçekleştirdi. Aynı yılın Aralık ayında gerçekleşen Groznıy’ı kuşatma operasyonunun ileri gelen komutanlarından biri idi. 1996’da tekrar devlet başkanlığı seçimlerine adaylığını koyduysa da, seçimleri Mashadov kazandı. 1997’de Mashadov’un hükümetinde bakanlar kabinesinin başkanlığını yaptı. 1998’de ise başbakan yardımcılığına getirildi. 1999’da Basayev’in başkanlığındaki birlikler Dağıstan’a girdiler. Rus birliklerine yenilince Basayev Dağıstan’dan çekilmek zorunda kaldı. 2000 yılında Groznıy’ı terk ederken meydana gelen bir patlama sonucunda bir ayağını kaybetti. 2002-2006 yıllarında Moskova, Beslan ve Groznıy başta olmak üzere Rusya’nın farklı şehirlerinde gerçekleştirilen silahlı eylemlerini üstlendi. En son açıklaması ise, Temmuz ayının başlarında Irak’ta Rus diplomatların öldürülmesi nedeniyle Irak’taki “meslektaşlarını” tebrik etmesi ile ilgili oldu.
http://www.avsam.org/tr/yazigoster.asp?ID=1037&kat2=2

Yazımı editleyen arkadaşa not: Bu yazı, yukarıda alıntı yaptığım Avrasya Stratejik Araştırmalar Vakfı adlı kuruluşun yazarlarından İlyas KAMALOV'un yorumudur . Bu vakıf da devletin gayrıresmi düşünce üreten, strateji geliştiren kuruluşlarından biridir.

P_İn_iLtİ 26.09.2006 18:28:55
21 Şubat 2000 tarihinde Çeçenistan Komutanlarından ŞAMİL BASAYEV ile Yapılan Röportaj


Batı Çeçen dağlarında gerçekleştirilen bu röportaj Çeçenlerin savaş haberlerini tüm dünyaya duyuran web sitesini ziyaret edenlerin, Şamil BASAYEV’e sordukları sorulara alınan cevapların derlenmesi sonucu oluşturulmuştur.

SORU 1 :

Şamil BASAYEV'i biraz tanıyabilir miyiz ? Kaç yaşındadır ? Evli midir evli ise ve çocukları var mıdır?

Şamil BASAYEV :

Ben 37 yaşındayım ve Abhazyalı ( Gürcistan Sovyet Cumhuriyetine karşı çok başarılı bir özgürlük mücadelesi vermiş Müslümanların yaşadıkları bir bölge) bir mümine ile evliyim. 1 oğlum ve 3 kızım var. Ayrıca son çatışmalar başlamadan önce 2. Defa evlendim ama o eşimden çocuğum yok.

Bir kardeşim var, ismi Shirwani. O’ da iyi bilinen komutanlardan. Birlikte omuz omuza çarpışıyoruz.

Öğrenimimi Moskova'da tamamladım. Daha sonra rusya'da ticaret yapmaya başladım. Ayrıca ticaret yapmaya başlamadan önce de Rus ordusunda askeri eğitim aldım.

Bir müddet sonra bağımsızlık hareketleri başladı ve Ruslara karşı savaşma onurunu Abhazya bölgesinde savaşan kardeşlerimin arasına katıldığımda yakaladım. Ayrıca Karabağ’da Azeriler için savaştım. 1991 yılındaki devrimden ( Sovyetler Birliği’nin dağılmasına yol açan devrim ) sonra Çeçenistan’a geri döndüm. Ve Afganistan’da eğitilmiş 3-5 ünitelik bir grup kurdum.

Fakat Çeçenistan’daki durumda ani bir gelişme oldu. Ve Cumhurbaşkanı Cahar DUDAYEV Çeçenistan’ın özgürlüğünü ilan etti. Dolayısıyla tüm konsantrasyonumuzu Çeçenistan üzerinde yoğunlaştırdık. Hemen ardından ünitelerimle başkent Grozni’de konuşlanan Rus birliklerine saldırdık.

 (1994-1996 savaşında ) Çatışmalar şiddetlenince Vedeno bölgesindeki çatışmaları yönettim. Ayrıca bir Rus kenti olan Budenesk’te çok başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Savaşın sonlarına doğru Ruslar Grozni’yi kuşattıkları sırada yaklaşık 11 000 mücahidin komutanlığını yaptım. O sıralarda gerçekleştirdiğimiz operasyonlar neticesinde Ruslar mücahidlerin isteklerini kabul etmek zorunda kaldılar ve Çeçenistan’dan çekildiler.

SORU 2 : Düşmanın haince yaptığı yıkıcı saldırılar karşısında dağlardaki mücahidlerin durumu nedir ?

Şamil BASAYEV :

Dağlarda şu andaki durumumuz Grozni'dekine göre daha iyi. Allah’a inancımızı arttırması ve bizi koruması için dua ediyoruz. "Allah inananları korur " ayeti de bizim için bir güvence kaynağı. Ayrıca Peygamber Efendimiz " O (Allah) onlara (inananlara) yeter. O her şeyi bilen, görendir" buyuruyor.

SORU 3 :

Bazı yayın organlarında mücahidlerin Başkent Grozni’den çekilmeleri Rus kuvvetleri ve Putin için bir zafer olarak telakki ediliyor. Ayrıca bu geri çekilmenin şehirde ikamet eden sivilleri Rusların intikam saldırılarına karşı karşı savunmasız bırakıldığı vurgulanıyor. Bu konuda sizin görüşünüz nedir ?

Şamil BASAYEV :

Başarıyla gerçekleştirdiğimiz başkentten geri çekilme harekatı, tam tersine mücahidlerin bir zaferiydi. Biz 100 000 düşman askerinin oluşturduğu 3 kademeli kuşatmayı delerek kentten çıktık. Çok fazla zaman harcanarak oluşturulan ve sayısız araç ve ağır silahla donatılan bu kuşatmanın bizim tarafımızdan bir gün gibi kısa zamanda yarılmasını nasıl hala bir zafer olarak değerlendiriyorlar anlamıyorum. Bizim geri çekilme harekatımız, daha önce hiçbir mücahidin şehir dışına çıkamayacağını ve hepsinin öldürüleceğini iddia eden Rus komutanların suratlarına acı bir tokattı.

Rus birliklerinin komutanı bir sineğin bile şehri terk etmesinin imkansız olduğunu söyleyerek övünüyordu. Peki bizler onlarca kişiyle bu kuşatmayı nasıl yardık ve Batı Grozni’nin köylerinde Ruslara nasıl ağır kayıplar verdirdik? Bu rezil savunın bile kendileri için bir zafer olduğunu iddia ediyorlar. Söyleyin Allah aşkına bu nasıl bir zafer?

Rusya başkanı Putin Çeçenistan’daki savaş ile ilgili doğrulanması mümkün olmayan haberler yayınlayarak gerçekleri kasıtlı olarak saptırmaktadır – ki bu bir ajanın klasik özelliğidir - . Eğer Çeçenistan’da gerçekten bir zafer kazanmış olsalardı, bu zaferin duyurulması için bağımsız gazetecilerin bölgeye girebilmeleri için izin verirlerdi. Fakat Putin bağımsız medyanın bölgeye girmesiyle Rus birliklerinin o vahim durumunun ortaya çıkacağını biliyor. Dolayısıyla bölgeden giden haberler üzerine bir ambargo uyguluyor ve gazetecilerin doğruyu nakletmemeleri için baskı yapıyor.

Mücahidlerin Grozni’den çekilmesinin kentte kalan sivillere zarar getirdiği konusundaki iddialara gelince ; bu çok utanç verici bir iddiadır ve doğru ile bağdaşır bir tarafı yoktur. Herkes bilsin ki Grozni’den çekilmemizin ana gayesi kentte yaşayan sivil halkın hayatını korumak ve kent etrafında oluşturulmuş kuşatmayı kaldırtmaktı. Sivilleri hedef alan Ruslar masum insanları sorumlu tutmaktadırlar. Asıl sivillere zulüm eden ve onları işkence ederek öldürenler Rusyanın ta kendisidir.

Ruslar masum insanları katlettiler daha sonra da mücahitleri bu işten sorumlu tuttular. Rusların bu kini Ruslarla Çeçenler arasındaki savaştan kaynaklanmamaktadır. Duydukları kinin tek nedeni Çeçenlerin Müslüman olmalarıdır. Çünkü Rusya’da Çarlığa , Bolşevikliğe ve Komünizme karşı nefret kıvılcımlarını alevlendiren tek unsur Çeçenlerin İslam’ıdır

Rusların sivillerden intikam alma hareketleri mücahidlerin Grozni’den çıkmaları ile başlamamıştır. Bu olayın yaklaşık 400 yıllık bir tarihi vardır. Ne kadar zamandır Rusların Çeçenlerden intikam almaya çalıştıklarını ve bu amaçla yaptıkları inanılmaz zulümleri öğrenmek için şöyle bir tarihe göz atmak yeterlidir sanırım.

SORU 4 :

Sizin yaralandığınız hakkında bir takım haberler etrafta dolaşmaktadır. Şu anda sağlığınız ne durumda?

Şamil BASAYEV :

Ayağımın ön tarafı başkentten geri çekilmemiz esnasında "butterfly" adı verilen bir mayının patlaması sonucu bir yaralandı. Daha sonra da bu yara iltihap kaptı ve ayağımın bir bölümü kesildi. Ama Allah’a şükürler olsun üstesinden geldim.

          SORU 5 :

        Savaşın ilerleyen safhalarında beklentileriniz nelerdir?

          Şamil BASAYEV :

Bu savaş içerisinde olabilecek her türlü şeye hazırız. Karşılaşacağımız her zorluğu aşabilecek güçteyiz. Buna inancımız tam. Fakat bizim beklemediğimiz ve anlayamadığımız şey inançsız Batı’nın desteğiyle dünyanın gözü önünde Ruslar tarafından gerçekleştirilen imha çalışmaları karşısında, İslam aleminin içinde bulunduğu hayret verici sessizlik.

Bizim karşı karşıya olduğumuz durum, Kosava’da işkence gören kardeşlerimizin durumundan 20 kat daha vahim. O çatışmalar sırasında bütün dünya Sırpların başlattığı hareketi kınadı ve Müslümanlar bütün desteklerini ve sempatilerini bu olaya yansıttılar.

Fakat bizim şu anda Çeçenistan’da yaşadıklarımız çok daha vahim. Karşı karşıya olduğumuz düşman daha vahşi. Sivil ölümlerin sayısı Kosava’dakinden kat kat daha fazla. Ayrıca Çeçenistan’ın durumu statü olarak Kosova'ya da benzemiyor. En nihayetinde Çeçenistan özerkliğini almış bağımsız bir ülke konumundadır.

Aslına bakılırsa inançsız ülkelerin menfaatleri çerçevesinde hareket etmeleri bir dereceye kadar anlaşılabilir ama ya İslam ülkeleri ? Müslümanlar hangi ölçüyü benimseyerek ümmetin amaçlarını gözetiyorlar ?!! Nerede "Allah en büyüktür" diyen insanlar.

SORU 6 :

Savaşta mücahid komutanların birliklere bizzat önderlik ettiklerini duyuyoruz. Şüphesiz bu büyük bir cesaret örneği, aynı zamanda mücahitlerin motivasyonlarını arttırıcı bir etken. Ancak bir komutanı kaybetmek onlarca askeri birden kaybetmekten daha kötü. Öyleyse neden kendinizi ve komutanları korumuyorsunuz?

Şamil BASAYEV :

Bütün mücahitler savaş meydanında eşittirler. Komutanın da kaybedecek bir tek canı var askerin de. Aynı zamanda herkes cihad meydanında canını feda etmeye ve şehit olmaya hazır. Eğer bir komutanın hayatını kaybetmesi bu cihadın devam etmesine bir engel teşkil edeceğini türünde bir düşüncemiz olursa, o kişiyi savaşmaya göndermeyebiliriz. Fakat şu bir gerçek ki savaş meydanında kardeşlerimizin hepsi birer komutandır ve her biri birlikleri sürükleyecek kadar yeteneklidirler. Bu konu sizi fazla endişelendirmesin.

SORU 7 :

Çeşitli İslam ülkelerinden birçok Müslüman savaşmak için size ulaşmaya çalışıyorlar, fakat bunda pek başarılı olamıyorlar. Size ulaşıp mücahidlere katılabilecekleri bir yol var mı?

Şamil BASAYEV :

Bazı rotalar mevcut fakat şu anda çetin kış şartları nedeniyle bize ulaşmak oldukça zor.

SORU 8 :

Şu anda savaşmakta olan yabancı mücahid sayısı nedir ?

Şamil BASAYEV :

Aslında yabancı mücahid sayısı oldukça az.

SORU 9 :

Komutan Hattap’ın yaptığı açıklamadan sonra sanki Başkan MAŞADOV’la mücahidler arasında bir anlaşmazlık varmış gibi bir hisse kapıldık. Bunları kendi içinizde halletmek yerine medyaya yansıtmak pek doğru değil sanıyorum ?

Şamil BASAYEV :

Ben sizin kapıldığınız hisse kapılmadım. Her halûklarda hiçbirimiz melek değiliz, hepimiz insanız. Dolayısıyla ayrılığa düşmek de tamamen insanlara özgü bir durum. Allah Resulü bile zaman zaman ayrılığa düştüğü zamanlar olmuştur. Açıklığa kavuşturmak istediğim nokta şu ki insanların kalbi ne kadar Allah için atsa da, bu bazen insanlara özgü olan ayrılıkların üstesinden gelinmesine yetmiyor. Muhakkak biz Peygamber ashabının sahip olduğu seviyeye ve takvaya sahip değiliz, ama onların bile zaman zaman ayrılığa düştüklerini biliyoruz.

Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor "ve onlar ayrılığa düştüler, Rabbinin merhamet gösterdikleri müstesna. Dolayısıyla ben sadece Allah’ın bize merhamet etmesini ve bizi ayrılığa düşürmemesi için dua ediyorum. Fakat ortaya atılan görüşler ne olursa olsun bizler Başkan Maşadov'un emir ve komutası altındayız. Çünkü o mücahitlerin tartışmasız tek komutanıdır.

SORU 10 :

Afganistan ve diğer bölgelerde savaşmış olanlar başta olmak üzere pek çok müslüman gencin, cihadda size katılmak için çok hevesli olduklarını görüyoruz. İslam dünyasının liderlerine seslenip bu gençlerin size ulaşmalarında yardım etmeleri için bir çağrı yapmayı düşünüyor musunuz ?

Şamil BASAYEV :

Eğer Allah’ın çağrısı ve tehdidi bu insanların kalplerini titretmediyse benim, yani Rabbine karşı son derece zayıf ve aciz olan Şamil’in onlardan bir yanıt beklemesi yanlış olur. "Hafifiyle ağırıyla hepiniz yola koyulun ve Allah yolunda mallarınızla canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin iyiliğinizedir." Ama en sonunda görüyoruz ki Allah’ın merhamet ettikleri hariç kimse yerinden kıpırdamadı. Ama eğer Amerika onları tehtid etmiş olsaydı kalpleri korku ile çarpar ve emirleri harfi harfine yerine getirirlerdi. Şunu açıkça belirteyim ki İslam toprağını müdafaa etmek bir zorunluluktur, bir ödevdir. Cihadın sıkıntısından kaçan ve ona hazırlık yapmayanlar yaptıkları hiçbir şeyden yarar elde edemezler. Ve öyle bir zaman gelir ki onlar da bizim çiğnendiğimiz gibi çiğneniverirler.

MEhMET Fatih ÖZKAN..

denge 28.09.2006 11:49:25
Ya ben bu adamlardaki savaşçı ruha bayılıyorum. Buyrun Çeçen Milli Marşı;

Gece kurt yavrularken geldik dünyaya
Sabak kükrerken arslan, ismimiz konuldu
Kartal yuvalarında emzirdi annelerimiz
Eyer üstünde öğretti savaşı babalarımız
Onlar tehlikede olduğunda yiğit kesildik
Dağların şahinleriyle beraberce eriştik
Gurula çıktık zorluklardan, bozgunlardan
Tunçtan dağlar kurşun gibi erisede
Onursuz çıkmayız hayattan ve savaştan
Ey kara toprak her zerren çatlasa da soğuktan
Sana şerefsiz dönmeyeceğiz
...

(Gerçi bütün milli marşlar bööledir ya neyse) Smiley

son tango 28.09.2006 19:26:09
çeçen misin denge?

denge 28.09.2006 19:33:13
Yok çeçen diilim, çingeneyim.  crazy2

son tango 28.09.2006 19:35:36
neyse,o da (ç) ile başlıyor Smiley


Sayfa: [ 1 ]