|
||
| Sadece bu mazlumlaran birinden bahsetmek istiyorum....VAHİDETTİN Doğduğu yıl babasını, hemen ardından da annesi Gülistan Hanımı kaybettiğinden dolayı küçük yaşlarda öksüz ve yetim kaldı. Asıl adı Vahidüddin olan ancak daha çok Vahdeddin diye anılan VI. Mehmed’i, anne ve babasının vefatından sonra büyük ağabeyi padişah II. Abdülhamid yetiştirdi. Bu açıdan çocukluğu ve veliahtlığının rahat geçtiği söylenebilir. En azından padişahlığına göre veliahtlığında daha huzurlu olduğu açıktır. İyi bir eğitim aldı. Okuduğunu hemen kavrayabilen zeki ve pratik fikirli bir hükümdardı. Az konuşur çok kitap okurdu. Özellikle İslâm hukukuna ait eserleri tercih ederdi. Aynı zamanda ‘Almanya imparatorluk mareşalı ve Osmanlı müşiri ünvanlarına sahip iyi bir asker ve musikiye âşık bir bestekâr idi.’ (Bilinmeyen Osmanlı, Akgündüz, Ahmed, Öztürk Said, Osmanlı Araştırmaları Vakfı, İstanbul, 1999, s. 299) Kendini iyi yetiştirmiş nazik bir yapıya sahipti. Zaferden sonra kendisine yönelik yapılan uygulamalar neticesinde vatanını terk etmek zorunda bırakıldığında sarayından ayrılırken kendi şahsî hazinesindeki ziynetli eşyalara dokunmayacak kadar ‘efsanevî namus ve istikamet sahibi’ (Bardakçı İlhan, Vahdeddin’den Mustafa Kemal’e, İstanbul, 1993, s. 107), namazlarını aksatmayan, dindar bir hükümdardı. Aklında her zaman vatanının kurtuluşu vardı. Yıldız sarayında çıkan yangını hiç umursamamış, önemli olan vatanın kurtuluşu olduğunu ‘memleketi yanarken kendi sarayının ehemmiyeti olmadığını’ ifade etmişti. (Türkgeldi, Ali Fuat; Görüp İşittiklerim, 3. Baskı, Ankara, 1984, s:227) “Sarayda kendi şahsını korumakla görevli taburu, Çanakkale Boğazının zorlandığı tehlikeli zamanlarda Ayasofya etrafında sipere sokmuş ve şu emri vermişti: ‘Camiye çan takmak veya müze yapmak isteyenlere ateş ediniz’” (Vakkasoğlu, Vehbi; Bu vatanı terk edenler, Nesil Yayınevi, İstanbul 1997, s. 62) Onun vatan sevgisine daha tahta çıktığı gün Eyüp Sultan türbesinde yapılan kılıç kuşanma merasimindeki tavırlarından şahit olmak mümkün: ‘Eba Eyyübe’l-Ensarî Hazretlerinin Türbesinde yapılan an’anevî kılıç kuşanma merasiminde vakar ve icabı unutarak hüngür hüngür ağlıyordu. Vatan hudutlarından gelen mağlubiyet haberlerinin derin ıztırabı ile kıvranarak “Bu günler için mi kılıç kuşanıyoruz?” diyordu. Kendisine Hz. Ömer’in kılıcı takılırken o, ağlamaktan merasimi takip edemez bir hale gelmiş ve yâver Ömer Paşa’nın, bu tavrın padişahlık vakar ve mehâbetine yakışmayacağı hususundaki niyâzını kulağına fısıldaması sûretiyle kendine gelebilmişti. İzmir’in işgalinden sonra vatanın selâmetini temin etmek üzere lüzumlu tedbirleri ittihaz etmek için memleketin ileri gelenlerini Yıldız Sarayı’na dâvet etmişti. Saltanat Şurası adı verilen bu toplantıda yaptığı kederli konuşmadan sonra da hüngür hüngür ağlamış ve ancak son halife Abdülmecid Efendi’nin koluna girmesi sûretiyle salondan güçlükle çıkabilmişti. (Mısıroğlu, Kadir; Sarıklı Mücahitler, Sebil Yayınevi, İstanbul, 1980, S:52-53) Cesaretli bir hükümdardı. I. Dünya harbi esnasında çıktığı Almanya seyahatinde siper hattını gezerken beliren tehlike karşısında başını eğmesi istenmesi üzerine ‘Bir Müslüman Türk, düşman karşısında başını eğmez’ şeklinde cevap verecekti. Tahta geçtiğinde 58 yaşındaydı. Osmanlı padişahlarının tahta geçme yaşı ortalama 32 olduğu düşünülürse oldukça ilermiş bir yaşta tahta geçtiği söylenebilir. 64 yaşında hükümdar olan ağabeyi V. Mehmed Reşad’dan sonra bu anlamda ikinci sıradadır. Tahta geçiş sebebini başkâtibi Türkgeldi’ye şöyle ifade etmişti: “Ben devlet ve memleketime hizmet etme ümidinde olmasaydım Çengelköy’de rahat rahat otururken bu bâr-ı âzimi (ağır yükü) kabul etmezdim. Bu yaştan sonra mezarıma padişah yazdırmak hevesinde değilim.” (Türkgeldi, Ali Fuat; Görüp İşittiklerim, 3. Baskı, Ankara 1984, s:162) “Ben milletin ateşli külü üzerine oturup gömülmedim, taht-ı saltanatın kuş tüyünden minderleri üzerine oturup gömülmedim. Bunlardan kimseye bahsedilemiyor; millete de malûmat verilmiyor. Elbette bir gün tarih bu hakaiki yazar. Eğer âkilane, bîgarazane ve bîtarafane idare-i umur edecek bir halefim olsaydı ömrümün devr-i âhirinde, bu bar-ı azimi, vallahi, billahi ve tallahi kabul etmezdim. Taht-ı saltanat ile teneşir arasında ne kadar mesafe olduğunu bilirim. Siz de gözünüzle gördünüz bir tarafta taht, bir tarafta da tabut duruyordu.” (Türkgeldi, Ali Fuat; Görüp İşittiklerim, 3. Baskı, Ankara 1984, s:182-183) Sultan Vahdeddin’in 4 Temmuz 1918 tarihinde tahta geçtiğinde imparatorluğun durumu öylesine içler acısı bir durumdaydı ki; padişah olmanın mı ya da ömrünün sonuna kadar veliaht kalmanın mı daha avantajlı olacağı tartışılabilirdi. Meşrûtiyetin ikince kez, 1908’de ilânıyla birlikte Osmanlı yönetiminde etkili olmaya başlayan İttihad ve Terakki Partisinin idaresindeki Osmanlı Devleti sadece 1912 yılından itibaren girdiği Trablusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşlarından mağlup ayrılmamış; Balkanlar, Rumeli, Kuzey Afrika, Kafkasya ve Arabistan Yarımadasındaki topraklarını kaybederek Anadolu yarımadasına çekilmek zorunda kalmıştı. Uyguladığı denge siyasetiyle imparatorluğu 33 yıl ayakta tutmayı başaran II. Abdülhamid’i tahttan indiren İttihadçılar böylesine beceriksizce yönetimleriyle İmparatorluğu çok kısa bir sürede tam anlamıyla uçurumun köşesine getirip bırakmışlardı. İttihadçılar, Sultan Vahdeddin’in tahta geçmesinden 3 ay 4 gün sonra 8 Ekim 1918 tarihinde hükümeti hatta yurdu terk etmek zorunda kalmışlardı. Trablusgarp, Balkan ve I. Dünya savaşlarına şahit oldu. II. Meşrûtiyet döneminde başta İstanbul olmak üzere Balkanlar ve imparatorluktaki çalkantılara şahit oldu. İmparatorluğu bir açmazın içine düşüren İttihad ve Terakki Partisinin hatalarına hayatı boyunca şahit olmuş, ancak ne gariptir ki tahta geçtiğinde bu yönetimin imparotorluğa açtığı dertlerin günahını kendisi tek başına üstlenmek zorunda bırakılarak bütün olumsuz gelişmelerden adeta sadece Vahdeddin mesul tutulmuştur. |
||
|
||
| Suçu sadece Osmanlı imparatorluğunun son padişahı olan mazlum padişah... Tarihte bilinen ilk Türk Devleti olan Büyük Hun Devletinin hükümdarlarından olan ve Çin yönetimine girmeyi kabul eden Ho -han-yeh,(Öl: MÖ. 58-31); Bizans’la giriştiği savaşta yenilerek devletinin yıkılışını hazırlayan Avrupa Hun Devletinin hükümdarı Dengizik(Öl: 469); Buda dinine inanarak halkın tepkisini alan ve Göktürk devletinin ikiye ayrılmasına yol açan Tapo Kağan (Öl:581); Gazneli Devletinin yıkılışını hazırlayan 1040 tarihli Dandanakan mağlubiyetini alan Sultan Mesud; Büyük Selçuklu Devletinin Katvan savaşında (1141)Moğollara yenilmesine ve nihayetinde yıkılmasına neden olan Sultan Sencer; Harzemşahlar Devletinde Otrar faciasına neden olup Moğollarla bir meydan savaşı yapmaya cesaret edemeyerek Türk ve Müslüman illerinin Moğol çizmeleri altında ezilmesi neticesini veren Alaaddin Muhammed (Öl:1220); 1243 Kösedağ savaşında Moğollara yenilerek Anadolu Selçuklu Devletinin sonunu getirmekle kalmayıp Anadolu’da yaşayan binlerce Müslüman Türkün Moğol zulmü altında ezilmesine neden olan II. Giyaseddin Keyhüsrev; İstanbul’u kuşatma hazırlıkları içinde olan ilk Türk Denizcisi Çaka Beyi 1096’da öldüren Anadolu Selçuklu Devletinin hükümdarı I. Kılıç Arslan; Haçlılara karşı cihad vazifesini yerine getirmekte iken defalarca Rumlarla ittifak yapıp arkadan saldırıya geçerek Osmanlıyı zor durumda bırdakann Karamanoğulları Beyliğinin beyleri; daha niceleri kaçını biliyoruz ki... |
||
|
||
| Bilmem padisahin beceriksizligi onun sucu olarak kabul edilmeli mi? Fakat bir sey biliyorum ki halkinin karsisinda umutsuzluga dusup hungur hungur aglamak dahi milletin imanini kurtulusa olan inancini kiracagindan basli basina suctur. Boyle durumlarda duygusal dusunulmemeli ordunun, milletin durumu goz onune alinip oyle yorum yapmali | ||
|
||
Hic bir lider halkini birakip kacmaz. Gercek liderler sonuna kadar savasir. Vahdettini bir hain gibi görmüyorum. Sadece iyi bir lider degildi. Hainlik sadece milliyetcillgin bir parcasidir. Bi seyi cok sevmek icin baska bir seyden nefret etmek gerekiyor. Sucu baskalarin üstüne atmaya calisiyorlar. |
||
|
||
Hic bir lider halkini birakip kacmaz. Gercek liderler sonuna kadar savasir. Vahdettin herm zaman vatanınnın milletinin iyiliği için her şeyi göze almıştır....milletin kurtuluşu için cumhuriyetin bile ilan edilmesine ses çıkarmayacağını söylemiştir...kanaatimce yurt dışına çıkma sebebide de imparotorlukta ki ikiliği önlemektir dikkat etmen gereken başka bir boyutu da imparotorlukta hala padişahı tutan büyük bir kısımın olduğu... zati sonraki isyanlar bunun işareti.. |
||
|
||
| Evet geri kafalar cumhuiyet in ilk yillarinda birdenbire yok olmadi. Simdi bile curumus beyinler var ya orasi ayri. Ya haindi diildi derken bunlara birer dayanak bulsak daha iyi olmaz mi boylece belki bir yerlere varabiliriz. Tartisma sistemimizi kastediyorum. Evet cevaplari bekliyorum. Saygilarimla. | ||
|
||
| nasıl bir dayanak istedğini anlıyamadımpastlediklerimin hepsinin altın dar bir kaynak var.... | ||
|
||
| Evet sakin lafim sana degildi ama madem alindin sana da dokunsun ucu. Dogrusunu istersen "hepsinin altinda" kaynak goremedim. Belki benim dikkatsizligim ama tekrar tekrr bakmama ragmen ozellikle 2. mesajinda kaynaga rastlamadim. Neyse. Bundan baska diger yaptigin alintilara da guvenemedim acikcasi. Saygilarimla | ||
|
||
| sanırım sorun... anlatılan tarih le ilgili dikkat edersen anlatılan diyorum...çünkü çoğu kişi okumuyor... sorunun düzeltilebilecek bir şet olduğuna inanıyorsan bu konu hakknıda yardımcı olabilirim ama yok sorun kangren olmuş diyorsan zzati sorun da yoktur... sait halim paşaya hain derler ingiliz mandası istiyor diye... peki rauf orbay,ismet inönü ve daha 25, kişini amerikan mandası istediğini bilyormusun cumhuriyet döneminde... bunların hepsi kayıtlarda... gerçy ama ... |
||
|
||
| Bana soruyorsun herhalde evet cok iyi biliyorum ve sonra bu adi gecenlerin Gazi nin etkisinde fikir degistirerek tam bagimsizlik icin canla basla calistiklarini da herhalde hepimiz biliyoruz. | ||
|
||
| zati onlara... denilen bir şey yok... anlatmak istediğm geri kalanlar... mili mücadele dönemin de İstanbul da düşmanın için de kalanlar... Alıntı Bana soruyorsun herhalde evet cok iyi biliyorum ve sonra bu adi gecenlerin Gazi nin etkisinde fikir degistirerek tam bagimsizlik icin canla basla calistiklarini da herhalde hepimiz biliyoruz. peki iyi bildiğin durumu kesip çıkar ve öyle bi bak... sence amerikan mandasını seçmek hain olmak için yeterlideğilmi...anlatmaya çalıştığım... onları nasıl değerlendiriyosan veya değerlndirmye çalışıyosan Vahdettin'i diğerlerini de öğle değerlendirmen... |
||
|
||
| Anlatmak istedigini hala anlayamadim. anlatmaya çalıştığım... onları nasıl değerlendiriyosan veya değerlndirmye çalışıyosan Vahdettin'i diğerlerini de öğle değerlendirmen... Degerlendirmem gerekir mi? Sen mi boyle istiyorsun? Nedir tam anlamadim. Biraz daha ugrasip cumlelerini tamamlarsan sevinirim. Bir de herhalde fikrini daha sonra degistirenlerle hainlikte israr edenler arasinda bir fark olmali. Ya da sen nasil dusunuyorsun? Boyle bir fark var midir? Yoksa iki gruptan insanlari- hainlikte israr eden ve milli mucadele nin tekerine comak sokanla, milli mucadelede Bati grubu komutanligi yapmis olani ayni kefeye koymak mi gerekir?
|
||