|
||
| Bir milletin ahlakının ölçüsünü çabucak anlamak için musikisini bakılır İslam dini aşk dindir {[Özledim o tenin kokusunu özledim Özledim o sohbetini özledim Özledim o sımsıcak nefesini özledim]} Mesela bu şarkının anlattığı manayı dinleyen zevk edinen insanların ahlakının ölçüsü anlaşılabilir İslam dini aşk dinidir Aşkı ile arasındaki nisbetten anlaşılıyor Ahlakın ölçüsü Oda hemen Dinlediği Müzikten anlaşılabilir Bütün müzikler için geçerlidir bu Çok dikkat edersen Nasıl huzura O dedenin nezaketli anlarına muhtaç olduğunu O aşka O muhabbete iştiyaklı olduğunun farkına varırsın Ben kısa kestim çok uzun söylemek istemedim Ama sen uzun boylu düşün |
||
|
||
| Müziği çok seviyor olmalısın. Daha önce de bu konuda yazmıştın. Aşk dini diyorsun ki katılıyorum ama bu Yaratan'a aşk öncelikle sanırım. İnsana aşka bakış temkinli olsa gerek. Çünkü aşk aşırılık getirir ve İslam aşırılığı hoş görmüyor. Ve yukarıda bahsettiğin şarkı aşırı bir aşkı anlatıyor. Sanki. |
||
|
||
| Askin asirisi ne demek? Bir de sarkinin hangi kismindan bunu cikardin? Sevdiginin teninin kokusunu ozlemek mi asiri? Bir siniri mi var askin da o siniri gecince asiri oluyor? | ||
|
||
Çünkü aşk aşırılık getirir ve İslam aşırılığı hoş görmüyor. tatmadım o duyguyu ama kesinlikle inanıyorum ki en büyük aşkı leyla ile mecnun'nun yaşağına inanıyorum belkide çok söylenildiğinden ama mecnun gerçek sevgiliyi bulduktan sonra leylayı görmemiştir...Ve yukarıda bahsettiğin şarkı aşırı bir aşkı anlatıyor. Sanki. bide en büyük müzisyenler islamiyet le şereflenen ler arasında ortaya çıkmıştır... ama bethoven,vivaldi gibi sivrilmemişlerdir... yine bunun nedeni de allah sevgisi,birliktir.. |
||
|
||
| bir ayette yanlmıyorsam, iki cins arasında sevgiyi yaratan olduğundan bahseder Yaratıcı. Yani aşk var,inanan için kesin ve kesin var. BAşka bir ayette de aşırılığa sadece O'na olan sevgide izin olduğundan bahseder. Demek ki; aşk tutku ya da saplantıya dönüştüğünde sağlıksız..yanlış...arabesk aşkların ki kastettiğim müzik türü değil,bu toplumun aşka gneel bakışıdır hepsi aşırılaşmış-tutkulaşmıştır. onu belirtmek istedim. ha bu şarkı ona örnek midir...tamamını düşününce bana öyle geldi baba; ama yanılıyor olabilirim elbette. belki de çok duru bir sevginin-aşkın şarkısı da olabilir.emin değilim. |
||
|
||
| kesker alaka! ben rock da dinlerim, türküde...ee nolcak şimdi? rock dinlerken terbiyesiz türkü dinlerken ahlaklı mıyım? ikiside ben miyim? yoksa rock dinleyen ben değilmiyim? hangisi benim? hangisi? ya şundadır ya bunda! yargılarınızı yaratırken neden acele edersiniz? yanlışlıktan başka bir şeye yetişemezsiniz.... neden bir şablon a koymak istenirki? bırakın ne hali varsa görsün kavramlar... sıfatlarını kendileri bulsunlar! neden durmaksızın anlam katmaya çalışıyorz ki? çok mu anlamsız yoksa bu kurgu? |
||
|
||
| bi dakka ya ben ne oluyom şimdi türküleri çok severim aleviler bun da üstad kıraç edip akbayram selda yeni buldum ruhi su yavuz bingöl norah jones celine dion orhan gencebay kazancı bedih ya çorba oldu biliyom ama ben bunları severek dinliyom hemde hep dinliyom bende ahlak bunalımı var galiba |
||
|
||
benım ahlakımı anlatın o zaman bende ahmet kaya dınlıyorum madem kı ahlakım dınledıgım muzıkten anlasılıyor anlatın bakalım benım ahlakımı...
|
||
|
||
| ahlak gereksiz birşey | ||
|
||
| @refleksion babanın annenin yanında mastürbasyon yapabilirmisin ? |
||
|
||
| hades sorduğun sorunun ahlak sorunuyla bir ilgisi yok. ahlakın sosyal tarihsel evrimine bakmak ve neden insanların ahlak gibi bir toplumsal kuruma ihtiyaç duyduklarını anlayabilmek gerekir önce. yoksa sorduğumuz sorular ayakları havada sorular olarak kalır. hazır ortada böyle ayakları havada bi soru varken önce o sorunun ayaklarını yere bastıralım. öncelikle annemin ya da babamın yanında mastürbasyon yapmam gerekir mi? kuşkusuz ki hayır o zaman bir kısıtlama altında değilim. yani bu konuda uymam gereken ahlak kuralları yok ama sen daha "anlamlı" bir soru sorup annenin babanın yanından ossurur musun diye sorsaydın o soruya gerekirse evet derdim, gerekirse diyorum çünkü sende bilirsin ki ossurmak mastürbasyonn yapmaya göre daha ani bastıran bir fizyolojik durum ancak özellikle bunu yapmaya çalışmak ahlaksızlık olarak değil ama dengesizlik olarak nitelenebilir. neyse genel bir toparlama yapmak gerekirse sınıflar üstü bir ahlak yoktur ve sınıflı toplumlarda ahlak egemen sınıfın ahlakıdır burdan şuraya varabiliriz genel toplumsal ahlak denen şey burjuvazinin ve onun egemen olduğu sistemin ahlakıdır ancak devrimden sonra işci sınıfı devrimin ahlakını yaratacaktır ve bunu yaymaya çalışacaktır ve ütopyamıza göre bir gün kimsenin ahlak boyunduruğu altında olmadığı özgürlüğün tek ahlakımız olduğu günler gelecek ve o zaman kimsenin aklına "ahlaksızlık" yapmak gelmeyeceği için ahlak bir toplumsal kurum olarak ortadan kalkacak. bilmem anlatabildim mi? |
||
|
||
| ahlak değil ama beyni besleme olayı var. şarkı sözleri bilinç altımızı beslediğimiz besinler. "batsın bu dünya" yı dinlerseniz batarsınız... ama mesela Bon Jovi ye bakın. "living on a prayer" (dua ile yaşamak), "keep the faith" (inancınızı koruyun), "I'll be there for you" (senin için orda olacağım)... bunları dinlerseniz bunları yaşarsınız. ben böyle düşünüyorum. |
||
|
||
| evet verebildin ama sana zaten bişey sormamıştım | ||
|
||
ben de zaten sana dememiştim...
|
||
|
||
| "Kant derki; hayatta iki şeyden şüphe duymam...Başımızın üzerindeki gök'ün varlığından ve içimizdeki ahlak yasasından..." bu ahlak sorununa tümüyle idealist bir yaklaşım. eğer insan mutlak bir ahlak yasasına bağlı olsaydı tüm toplumlarda ortak bir ahlak gelişirdi ancak ilkel komünal toplumlarda bambaşka bir "ahlak" varken feodal toplumlarda başka bir ahlak yine sınıflı toplumun başka bir özel biçimini yaşayan toplumda başka bir ahlak vardır. doğunun ahlakı ve batının ahlakı, kırın ahlakı ve kentin ahlakı birbirinden farklıdır. bu da ahlakın insanın varlığıyla beraber başladığını değil ama toplumsal ilişkilerin toplumsal kurumlarca belirlenmesi ihtiyacının sonucudur. din,ahlak,devlet vs hep bu ihtiyacın sonucudur ya da giderek buna evrilmişlerdir. ancak homo sapiens sapiens bir topluluk olarak yaşamasına rağmen ancak binlerce yıllık bir varoluşun sonucunda bir ahlak ve değerler sistemine sahip olmuştur bunun sınıfların (ve hatta ayrıcalık ve eşitsizlik de diyebilirsiniz buna) oluşmasıyla dolaysız bağı vardır birazcık antropoloji okuyan herkes bilir bunu. dolayısıyla ahlakta insanın toplumsal yaşamının bir ürünüdür ve onun niteliğine kopmaz bağlarla bağlıdır. bizim toplumumuzda hırsızlık ahlaksızlık olarak nitelenir ancak özel mülkiyetin olmadığı bir toplumda hırsızlık yaşanmaz ve orda hırsızlık diye birşeyi o topluma anlatamazsınız. dolayısıyla sizin ahlakınız ayakları havada bir ahlak olarak kalır. bu konuda kant gibi (her ne kadar değerli bir filozof olsada) idealist bir filozoftan örnek verip ahlak sorununu dogmatik olarak ele almak bizi bu konuda bir adım ilerletmez. çünkü şu an bile yeniden ve yeniden başka bir ahlak oluşuyor eskisi çürüyor ve değişim devam ediyor ta ki ahlakı yaratan toplumsal koşullar ortadan kalkana kadarda bu böyle devam edip gidecektir. |
||