|
||
İnsan, der ki "benim aklım var ve bu beni özgürleştirir." Güzel güzel. İddiamız elbette aklın lanetli bir engelleyici olduğu yönünde olmayacaktır. Çünkü sorun iddiaların bizzat kendindedir. Akıl olarak insanların kullandığı şey iddialar bütünü olmaktan öteye geçemez. Hangi akıldır bu insanı özgürleştirip kendini aşmaya yöneltecek olan... Tarihin işlediği,geleneklerin biçimlendirdiği,ahlak - töre-bilim şu bu gibi araçlarla insan elinin son halini alsın diye asırlarca üzerinde çalıştığı daracık- daraltılmış nesne mi. Bugünkü insanı yaratan yani özneleri nesneler dünyasının ilişiği haline getiren akıl mı. Akıl yandaşları ve akıl karşıtlarının aynı nedenlerle dayandıkları ve dayananlarını kendi kutusunda hapseden engellenmiş akıl mı. Bugün bana öleceğimi kim kanıtlayabilir. Bugüne dek herkesin ölmüş olması itibariyle benim de öleceğimi nereden bilebilir. Belki ben bundan sonra ölmeyecek olan ilk insanım. Akıllılık adına ileri sürdüğünüz bütün gerekçeleriniz aklınız kadardır.Kim beni,bizi sizin aklınıza sığmakla yükümlü tutabilir. Andre Breton, sürrealistlerin piri .... O klasik hikayeyi bir kenara bırakalım.Savaşan insana bakıp akli nedenlerin insanı sağlıksız bir vahşiye dönüştürdüğünü gören Andre bir gün kalkar ve aklı reddeder.Derken Freud'dan da etkilenerek düzensiz cümlelerin,düş gücünün -aklın çepperini kıran imgelerin dağınık sıralanışı aracılığıyla aklını kusmaya başlar.Bir de manifestosu vardır. Nasıl aklınız olmaksızın akıllı eserler verebilirsiniz gibisine yazılmış . ?! Hangi sürrealist izlediği kendi aklının kanatlanmış yolunu ilkelere bağlar ki. O bir manifesto değildir. Yolda giderken gördüklerini bir kenara -uluorta gösteri vitrinine değil bir kenara iliştirmiştir. Aklın olanaklarını aramak.İnsanın çerçevelerini ayıkladığında geride kalana ve ilerde oluşacak olana bakmak. İnsan ... kendini iki el iki ayak olarak zihninde tasarlamaz. İnsan bazen sadece rüzgardır. Kendinizi rüzgar olarak tanımladığınız o an sizden iki kol ve iki bacak talep etmek ve gözlerinin hizasındaki bir evrene tabi olmanızı istemek gerçek bir zülümdür. Hayır rüzgarken sizi tanımlayacak tek cümle ,ben bir rüzgarımdır. Magritte resimlerinde yarı insan yarı balık bir biçimsizi hayata geçirdiğinde sadece olanı çizmiştir. Aklın sınırını zorlamış ama aklın alanından feragat etmemiştir. Aklını özgün doğasında işlemesi için serbest bırakmıştır. Gerçeküstücülük saçmalarken eskaza anlama denk gelmek değildir.Ya da bütün işlevi iki dil -akıl ve karşıtı- arası araç olan sembolleri bir şeyleri anlatmanın kolay -zor yolunu çözümlemek için kullanmak da değildir. Bir şey olmaya çalışmak o şey olmanızı sonsuza dek engeller. Kendidir.Kendi gibi nedenleriyle yol alandır. Sürrealizm,aklın kendini keşfetmesi ve gensel - zamansal - toplumsal uzamda kendini sıkıştıran kamburlarından kurtulmasıdır. Kısaca. |
||
|
||
| Magritte ve Dali'nin, Bretonla dönen aynaları ve muzdarip kaldıkları indireyazlık tuhaf önerileri, aklın duruşuna sadık çıplak kollu ve yakılmaz bir bilince sahip. Aklın görünümünü her nasıl ölçüp değerlendirmişlesede diğer biz vasıfları, bilinebilirliğin mevcut tüm duyargalarının nasıl katledilebileceğini göstermiştir bu kol. Çıplak ve hür iradeli bir yazgının peşisıra dolanırken aklın bir uçurum gibi tıka basa öneriler ve dokunaklı vicdanlar sunmas,ı sülük verilen ayakların acele yardım çığlığına benziyor. Aklın kendi ayartılarını doğrulayıp savaşçı uzantılarıyla sıkıştırıldığı anı hatırlarken çıplak uzuv, yuvarlanıp işkence denilen şeyi acının zevkine yedirerek ilahi yıldırımlarını şu ara çalmak istiyor. Görünen temel handinin tutkun,sevinçler içinde nasıl boy göstereceğini istersiniz? Hesabına dokunan akıl hala kuyruk sallıyor, kalbini dinliyorsun, diyor. Beyhude her türlü bu konuşman, ihtiyatsız hilekar, boğazla kendini! Ah beni çok kandırdın! Herşeyin doğduğu nokta senin elinde yıldırımlar tarafından çarpılmış. Zira O eğip büken selim kişiler, hala peşini bırakmayan aklın uçurumlarını yarı ölü bir halle seyrediyorlar. Not: Görsel bir yazı ve fikir şöleni. Eline, (aklına) sağlık buz! İroni!
|
||
|
||
| aklı kemiğinden soymuşlar sonrada bakmışlar ki kemiksiz akıl tek başına hiç bir işe yaramamaktaymış |
||