|
||
kadınlar erkeklerden uzak durun
|
||
|
||
| ya ben futbolu cok severrrrrımmmm hatta fanatık besıktaslıyımmm sonra babam benı maca goturduuuu ne bılım her macı ızlerımmmm futbolll bence cok guzel bı sporrrr herkes tarfından bılındıgı yadsınamaz bır gercekkkk o yuzdennnnn bende cokkkkk sevıyorummmmmmmm ızlıyorummm hatta bahıs bıle oynuyorummm ama hep arkadasların parası gıdıyoo benım de cok gıtttııı ama kumar ya oynamıyorum gunahhhhh |
||
|
||
erkek futbol sevmeli...kadınlar,futbol sevmeyen erkeklerden uzak durun...çok ciddiyim Bu konu benim çok uzun zamandır kafamı kurcalıyordu ama tangonun bu yazısı ve kiyanın futbola olan ilgisi gündeme getirmeme neden oldu.Futbolu, hayatın sıkıcı yanlarından uzaklaşmayı amaçlayan, heyecan ve aidiyet duygusu ile birleştiğinde fanatizme doğru giden, genelde entelektüel çabaları olanların pek tercih etmediği bir hobi olarak değerlendiriyorum. Bu bakış açısıyla hareket edildiğinde erkeklerin futbolla ilgilenme nedenlerinin kadınlardan ayrılmasını güç ve rekabet kavramlarıyla ilişkilendirmek söz konusu olabiliyor. Ancak erkekler arasındaki ayırıma gelindiğinde işler biraz karışıyor. Yani kendisini geliştirmeye çalışan, entelektüel çaba içine girenlerin futboldan uzaklaştıkları görülüyor. Ancak hobi olarak kalması gereken bu kavramın daha da gerilediği bir gerçek olarak karşımıza çıkarken, kiya gibi, Deniz Gökçe gibi adamlar, bir yandan hayatın her alanında söz söylecek birikime sahipken, bu durumu bir yana bırakıp futbol gibi -bana göre çok anlamı olmayan-bir alanda bir çeşit popülizm içinde olmayı tercih ediyorlar. Bir an için konuyu mutluluk kavramıyla bağdaştırmaya çalışırsak, kişinin özgün seçimi ve kendisini doyuma ulaştıracak bir konu ve yöntemi seçme özgürlüğünden söz edebiliriz. Ancak futbolla ilgilenenlerin ilgilenmeyenlere göre farkı nedir ? Neden bazı entelektüller futbolla ilgilenip mutlu oluyor ? Neden bazıları olmuyor ? Yoksa tangonun dediği gibi futbolla ilgilenmeyenlerden uzak mı durmak gerekiyor ? |
||
|
||
| anket seçenekleri çoğaltılmalı | ||
|
||
| brahms'ı sever misiniz? ben eric satie'yi severdim, bi de dvorak'ı, mozart bi dahiydi de, uzaktan sevmek en güzeliydi, beethoven bir tutkuydu da uzak durmak en iyisiydi. bunların rüzgarine kapılırsanız top gibi oynarlardı sizinle, aman dikkat!.. brahms'ı sever misiniz? ben sevmem, hele de chopin'i, tam sevecektim sostakoviç'i de, bişi engel oldu yine. tuna nehri akmam diyordu, etrafımı yıkmam diyordu, velakin türk beşlerinden de pek hazetmedim. yalçın tura'yı seviyordum az kalsın; ama yazı-tura attım ve tura gelmedi!.. bir daha soralım o halde: brahms'ı sever misiniz? |
||
|
||
| Sepultura var birde |
||
|
||
olsa ne yazar sayın sapiens, tura gelmedi diyorum zaten
|
||
|
||
| evet | ||
|
||
| iyi güzel de sevgili kiya, benim soruma verdiğini yanıtı yazı tura attım gibi bir cümleyle geçiştirmeni kabul etmediğimi bilmeni isterim. Sporcu deyişiyle-her ne kadar anlamıyorsam da- kaçak güreşip minder dışına kaçmaya çalıştığın konusunda kuşkularım oluştu. Zaten yanıtını okuyunca ne kadar haklı olduğumu bir kez daha anlamış bulunuyorum. Böyle bir yanıtı çok fazla kişinin veremeyeceğini ve belki de Türkiye'nin önemli bir şahsiyetinin kendisini yoksayma girişimi olarak değerlendirmek gerektiğini düşündüm. |
||
|
||
| sayın torq, saygısızlık ettiğimizi düşünmesin diye toparlayacağım: futbol da insan icadı eğlencelerden biridir. velakin, soylular kendi eğlencelerinin pek saygıdeğer olması gerektiğini düşünüyorlardı. bu nedenle klasik müziğe büyük yatırımlar yaptılar. bale ve opera da yan sanayisiydi bunun. bi de tiyatro var idi ki, memleketimizde tarator olarak bilinirdi o vakitler sonra burjuva ortaya çıktığında resim sanatı neredeyse klasik müziği bile solladı.ama soylular'ın iki eğlencesi de teknolojiye yenik düştü : resim sanatı, reprodüksiyon tekniğinin bulunmasıyla; müzik ise kayıt teknolojisinin gelişimi ile yepyeni bir evreye girdi. böylelikle soylu kişi, kendisini mujikten ayıracak eğlencelerinden giderek yoksun kalmaya başladı. biraz olsun caz ile avundularsa bile, ayaktakımı onu da swing, rock'n roll gibi soyluya yakışmayacak hale sokmayı başardılar. futbol, ilginç bir oyundur. yeryüzünde hiçbir oyun, onun yarattığı etkiye ulaşamadı. hiçbiri bu kadar büyüklükte bir sanayi yaratamadı. entelektüeller, futbola karşı, soylunun sanata karşı geliştirdiği refleksle yaklaştılar. onu saçmasapan bir kitle uyuşturucusu olmakla suçladılar, en azından eğitimsiz kesimin kendisini eğlendirmek için zamanını boşa harcadığı bir etkinlikti futbol. taraftar kavgaları, holiganizm, gibi yan görüntüler; entellektüellerin bu yorumuna destek oluyordu. ama unutulan bir şey vardı. oyun, eğlencelidir. ve gerçekten eğlenceli bir oyun, başka ne olursa olsun, oynanmaya devam edecektir. ilginç bir gelişme oldu; bir anda entelektüeller futbolla ilgilenmeye, futbol üzerine kitaplar yazmaya, ve daha da kötüsü, birer taraftar olmaya başladılar. bu süreç, günümüz dünyasının ilginç bir resmini çıkarıyor. keşke walter benjamin yaşasaydı ve futbol üzerine enfes bir kitap da döktürseydi. bu ilginç resme ve tango'nun yorumuna ise ikinci yazımda değineceğim... |
||
|
||
| abi ben onu bunu bilmem: müzikte Bach futbolda Hagi ne yaparsa yapsın farketmez gaci...
|
||
|
||
| bravo asaf bey oğlum; bakınız bach'ı unutmuşum : johann sebastian bach!.. bach olmasa jim morrison da olmazdı bana göre, konuyu da bağlarsak hagi olmasa, maradona olmasa futbolu sevebilir miydik? sevemezdik!.. sayın torq'un sorusuna dönersek yani; biz sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severik
|
||
|
||
| bu lafla ilgili komik bi hadise var abi, hatta gerçekte yaşanmış olduğu söyleniyo, şöyle ki: bi ilçenin belediye başkanı(ya da söz sahibi bi yöneticisi) sanırım spor salonuna şöyle bi yazı astırıyor: "ben de sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim." anlamayanlar için not: altına da kendi ismini yazıyo tabi
|
||
|
||
ee, adam "ben de bu lafın altına imzamı atarım" demeye getirmiş de, toplumumuzda onu anlayacak kafa nerde
|
||
|
||
ben de senin bu yazının altına imzamı atıyorum abi, eee ne de olsa sen de benim çeklerin altını imzalıyosun olsun o kadar dimi ![]() konuya da gelince: severim. |
||