|
||
![]() BAŞTA ABD olmak üzere BM üyesi 34 ülke askerlerinin öldürmek için aylarca peşinden koştuğu, başına 25 bin dolar ödül konulan Somalili General Mohammed Farah Aidid MİLLİYET'e verdiği özel demeçte, ABD ve UNOSOM'un ülkeyi derhal terketmesini istedi ve "geri çekilmezlerse Somali 2.Vietnam olur" tehditinde bulundu. Bugüne kadar sürekli yer değiştiren ve ABD özel timi Delta Forces'u bile dize getiren General Aidid arandığı dört ay içinde Mogadişu'yu hiç terketmediğini, "halkının arasında" yaşamını sürdürdüğünü ileri sürdü. Türk askerleriyle bir sorunları bulunmadığını anlatan general Aidid, "Türkiye'nin asker değil, ekonomik ve teknolojik yardımda bulunmasını, Somali'nin uğradığı haksızlığa karşı uluslararası platformlarda müslüman Somali halkının sesini duyurmasını beklediğini" söyledi. General Aidid, Başbakan Çiller'e gönderdiği mesajda "Somali halkı çok zor günler yaşıyor. Biz 16 aylık bir mücadele sonunda bir daktatörü ülkeden kovduk. (General Ziyad Baree'yi kastediyor) Şimdi siyasi ve ekonomik desteğe ihtiyacımız var. Bize şimdi yapacağınız yardıma Somali halkı müteşekkir kalacak ve hiçbir zaman bu yardımı unutmayacaktır." dedi. Bir yıldan beri dünya ile irtibatı kesilen, radyo, TV ve yazılı basın organlarının faaliyet göstermemesine karşın dış dünyadaki olayları izlediği anlaşılan general Aidid, Başbakan Çiller için de "Başbakanız hem güzel hem de başarılı bir kadın." ifadesini kullandı. Dünya basının görüşmek için peşinden koştuğu bugüne kadar CNN ve Fransız Figaro dergisiyle konuşan general Aidid, bir saatten fazla süren görüşmemizde çeşitli sorularımıza şu yanıtları verdi; ABD VE UNOSOM ÇEKİLMELİ "Biz UNOSOM gitmelidir derken ABD'yi de kastediyoruz. Biz BM'e karşı değiliz, buradaki askeri birliklerin hareket tarzına karşıyız. Burada bulunmaları ve hareket tarzlarını Somaliler kabul etmiyor. BM genel sekreteri Butros Ghali bir diktatör gibi hareket ediyor. Sadece kendi görüşünün kabul edilmesini istiyor, karşı tarafla konsensus aramıyor. Bu stilini değiştirmediği sürece barış olmaz. ABD Somalide binlerce insanın ölümüne neden oldu. Bu bir genosittir (soykırımıdır), ABD'nin Afrika'da bazı çıkarları olabilir. Biz ABD'nin Afrika'da ve Somali'deki global çıkarlarına karşı değiliz. Ama Somalili liderlerle olumlu bir dialog sürdürmelerini bekliyoruz." SAVAŞ'A DEVAM Soru: ABD askerlerini Somali'ye yerleştirdiği takdirde tüm Afrika'yı kontrol edecek. Bunu kabul ediyormusunuz ? AİDİD: "Bugüne kadar ne istediklerini, neye ilgi duyduklarını bize söylemediler. Bize sormadılar bile. Ben şahsen Amerikalıların Somali'ye büyük ilgi duyduklarını sanmıyorum." Soru: Hem ABD hemde UNOSOM'a karşı olduğunuza göre savaş devam edecek? AİDİD:"UNOSOM burada kaldığı sürece barış olmaz savaş devam edecek. Biz Afrika kevvetlerini (Kenya, Etiyopya, Zimbave, Bozuana gibi) tercih ederiz. Afrika kuvvetleriyle sorunlarımızı daha rahat çözebiliriz. Komşumuz olan Afrika ülkeleri bize daha çok yardımcı olabilirler. Biz Kasım ortasından itibaren tek taraflı ateşkes ilan ettik. Zaman zaman bu ihlal ediliyor. Her seferinde Amerikalıların provakasyonları sonucu silaha başvuruluyor. Sürekli suçsuz Somalili insanlar ölüyor. İki taraflı bir güven ortamı isteniyorsa karşı tarafında adım atması lazım. ABD yaptığı hatayı tamir edebilir. Yeterki iyi niyetli olduğunu göstersin. Ama bunu yapmıyor. Silahlı birliklerini sokaklara salıyor. Somali'de silah taşımak bir gelenektir. Ama ABD ve UNOSOM askerleri silah taşıyan her Somaliliye ateş ediyor. Ayrıca benim insanlarım silahı savaş ortamında ortaya çıkan eşkiyalarla mücadele etmek için de taşıyorlar. ABD ve UNOSOM tümüylü çekilmezse Somali ikinci bir Vietnam olur. Somali halkı yabancı güçlerin işgaline boyun eğemez." TÜRK ASKERİYLE SORUN YOK SORU: UNOSOM çerçevesinde müslüman ülkeler de asker gönderdi. Örneğin Türk askerleriyle ilişkileriniz nasıl ? AİDİD:"Bizim Türk askerleriyle bir sorunumuz yok. Çatışmalara katılmadılar. Bugüne kadar da Somali halkına karşı şiddet kullanmadılar." General Aidid bu sözleri söylerken yanında oturan adamlarının birşeyler mırıldandıklarını duydum. Aidid'in bu sözlerini tasvip etmedikleri anlaşılıyordu. Bu arada Aidid'in "mücahidlerinden" birinin beni havaalanında bulup "Komutanınıza söyleyin, Türk askerleri Somalili işçilerin UNOSOM'a girmeleri sırasında sert davranışlara son versinler" ultimatonnunu verdi. Ancak, Aidid'in adamlarının haksız olduklarını bizzat yaptığım gözlemlerle ortaya çıkardım. UNOSOM karargahının güvenliğinden sorumlu olan Türk askerleri hem dostça davranıyorlar hem de ihtiyacı olan Somalilerle kendi yiyecek ve giyecek maddelerini dahi paylaşıyorlar. Günde 3 bin Somalili işçinin alındığı UNOSOM karargahının kapısına hücum eden 5 - 6 bin kişiye dert anlatırken bile Türk askeri şiddet kulanmıyor. Diğer ülkelerin askerleri en ufak bir olayda hemen silah kullanıyorlar. 2 Aralık günü tanık olduğum bir olayda, Belçika'lı askerler içeri girerken kalabalık arasında Fotoğraf makinası çalındı. Elindeki G-3 tipi silahıyle hiç çekinmeden ateş eden Belçika'lı suçsuz bir kadını dizinden vurdu. Türk askerleri yaralı kadını içeri alıp bir araçla İsveç hastahanesine taşıdılar. Türk askerlerinin "yumuşak davranmasına" UNOSOM'da görev alan diğer ülkeler tarafından eleştiriler geldiğini de yine günlük yazılı emirlerden bizzat gördüm. SORU: Ülkenizde son yıllarda iki tane darbe oldu. Bundan sonra nasıl bir rejim istiyorsunuz. Sizin siyasi çizginiz nedir. Komunistmisiniz, Marxsist-Leninistmi, Fundementalistmi yoksa, demokratmısınız ? AİDİD:"Bildiğiniz gibi biz diktatör Ziyad Baree'yi devirdik. Biz demokratik bir sistem istiyoruz. Halkın serbest iradesiyle seçilmiş bir yönetim istiyoruz. Biz müslümanız. Ama, ülkemizde hiçbir zaman dini çatışma olmadı. Dış basın bizi radikal kökten dinci olarak teşhir etti. Bu tamamen yanlış. Katolik ve Protestanlar da çok koyu dinci olabiliyorlar. Onlara fundementalist deniliyor mu? Bizim dinle bir sorunumuz yok. Biz birtek miletiz, bir kültürümüz, bir dinimiz var. Nufusumuzun yüzde yüzü müslümandır bundan gurur duyuyoruz." SORU: Amerikan özel timleri sizi dört ay boyunca köşe bucak aradılar. Nerde saklandınız? AİDİD:"Mogadişu'dan hiç dışarı çıkmadım. Helikopterleriyle benim partili arkadaşlarım ve halkımın üzerine ateş açkıtları zaman bile Mogadişu'daydım. Çeşitli mahallelerde meydana çıkıp halkıma hitap ettim, toplantılar düzenledim. Bir yerde birkaç saatten fazla kalmıyordum. Toplantı için birkaç yer belirliyorduk. Son dakikada nerede toplanacağımıza karar veriyorduk. Amerikalıların iddia ettiği gibi deliklere saklanmadım. Hatta bu dört ay içinde 5 kilo aldım. Tek sıkıntım halkıma karşı yapılan katliamlardı. Amerikalılar en modern silah ve gereçlerine rağmen beni bulamadılar. Mogadişu sokaklarında kaybolup rezil oldular. Biz kazandık ve şu anda pozisyonumuz çok yüksek." SORU: Başınıza 25 bin dolar ödül kondu. Somalili sizi ihbar edip bu parayla rahat bir yaşam sürebilirdi. Partili arkadaşlarınıza nasıl güvenebiliyorsunuz? AİDİD:"Başıma para ödülü konması enbüyük hataydı. Amerika'da insanlar para için yakınlarını ihbar edebilir. Ama, Somali'de insanları para ile satın alamazsınız." SORU: Ölümden kurtuldunuz. Kendinizi nasıl hisediyorsunuz. Kahraman mı, Savaşçı mı yoksa polotikacı mı? AİDİD:"Ben kendimi nasıl savaşılmasını bilen bir politikacı olarak kabul ediyorium." SORU:Rakibiniz Ali Mahdi UNOSOM'u destekliyor ve Somali'nin gelecekteki devlet başkanı olacağını açıkca söylüyor. Siz ne istiyorsunuz? AİDİD:"Önemli olan Samililerin kararı. Ben başkan olup olmayacağıma karar veremem. Ben halkımın yeniden biraraya gelerek ülkesinin sorunlarına sahip çıkmasını ve sorunları bertaraf etmesini istiyorum. Bu benim rüyam. Bunun için savaştım. Bunun için tüm güçlüklere katlandım. Bu rüyam gerçekleşinceye kadar mücadele edeceğim, savaşacağım. Bunu başaracağız. Biz diktatör Ziyad Baree'nin ülkeyi terketmesini de başarmıştık." SORU: Savaştığınız rakibiniz Ali Mahdi'nin elini sıkıp aynı masaya oturacakmısınız? AİDİD: "Hah .. hah... Hahaaaa.. Tabi, niçin olmasın ki. Bu gayet doğal. " SORU: Aranızda bir iç savaş yaşandı, binlerce insan öldürüldü. Hem birbirinizi öldürüyorsunuz , ardında masaya oturup el sıkışacaksınız normal mi bu? AİDİD: "Bu öyle sandığınız gibi bir sorun değil. Biz görüşüp el sıkıştık bile. Biz savaştan önce çok iyi dosttuk. Ben de bilmiyorum neden birden bire bana karşı cephe alıp savaştığını. Ali mahdi ve adamları benim kardeşlerimdir. Biz birbirimzle anlaşabiliriz. Sorun çıkacağını sanmıyorum." alıntı Gönderim Zamanı: 31 Temmuz 2005, 16:20:52 kara şahin düştü filmini şiddetle öneririm .. |
||
|
||
| Çevik Bir Hadisesi Çevik Bir'in Birleşmiş Milletler Görev Gücü (UNITAF) komutanlığına atanması ilginçti. Kimsenin pek ilgilenmediği bir ülke olan Somali'de, aşiretler-arası iktidar mücadelesini bastırıp kanun ve nizam hâkimiyeti sağlamak üzere gönderilen BM askerlerinin başına bir Türk komutan atanmasını kararlaştıranlar, komutanın kim olacağını da kendileri belirlemişlerdi. Dönemin genelkurmay başkanı Org. Doğan Güreş, Amerikalılar "Çevik Bir'i istiyoruz" dediklerinde şaşırmıştı. Yıllar sonra dönemi mercek altına yatırdığımda bu defa şaşıran ben oldum: 1993'te Somali'de yaşananları yazan Amerikalı gazeteci Mark Bowden'in 'Black Hawk down' (Atlantic Monthly Press, 1999) kitabında, Çevik Bir'in adı sadece bir yerde (s. 94) geçiyor... 500 kişinin öldüğü, 1000'in üzerinde insanın yaralandığı kıyasıya bir savaşta, Türkiye'de 'Somali Kaplanı' lâkabıyla anılan BM komutanının yok sayılması sizce de şaşırtıcı değil mi? Bowden'e göre, 'Kaplan', görevde bulunduğu süre içerisinde bir kere dişini göstermiş, onda da 50'den fazla insan hayatını kaybetmiş... Kitabını, Somali operasyonuna katılanlarla ayrıntılı görüşmeler yaparak kaleme alan Amerikalı gazeteci, Çevik Bir'in verdiği saldırı kararından sonra meydana gelenlerin dengeleri kökten değiştirdiğini yazıyor... Herhalde hatırlayacaksınız: Siad Barre sonrası Somali'de aşiret reisleri arasında kıyasıya bir savaş başlamış ve ülke kan denizine dönmüştü. Adı ön plana çıkan Aidid'in önünün kesilmesine karar veren Bill Clinton, BM'yi devreye sokarak, Somali'ye müdahale ettirdi. Bowden'in çizdiği Farah Aidid portresi çok ilginç: Sıradan biri değil Aidid; eğitimini İtalya ve Sovyetler Birliği'nde almış, Barre döneminde genelkurmay başkanlığı ve Hindistan büyükelçiliği yapmış, çok sayıda dil bilen biri... "Cılız ve kırılgan görünümlü, Semitik yapılı, kabak kafalı, küçük siyah gözlü biri" diye tanımlıyor kendisini... 14 oğlu varmış ve hepsi de ABD'de yaşıyorlarmış... Oğullarından biri olan Hussein, ABD komando birliğine mensupmuş ve UNITAF ile Somali'deymiş... İyi mi? İşler kötüye gitmeye başlayınca sertleşme kararı alınmış... Bowden, "Çevik Bir ve yardımcısı kadife eldivenlerini çıkarmak istiyorlardı" diyor... Hedef olarak, Aidid ile adamlarının saklandıklarına inanılan Abdi House seçilmiş... Helikopterler apansız tepeden binayı çevirip üzerine TOW füzeleri ve bombalar yağdıracaklar, ardından sağ kalanları yakalamak için binaya saldırılacak... Amerikalı amiral Jonathan Howe bu plana itiraz etmiş... Onun daha basit ve zararsız bir teklifi varmış: Binayı sarıp içeridekileri dışarıya dâvet etmek veya binaya saldırıp içeridekileri tutuklamak... Onay Washington'dan gelse de Bir'in kararı olduğu bilindiği için Abdi House baskınının sonucunu merak ediyorsunuzdur: Aidid'in olmadığı anlaşılan, ilk katında çocuklar ve kadınların bulunduğu binadan, bir iddiaya göre, 73 ölü çıkmış... Esas gürültüyü ise, binaya saldırıyı haberleştirmek için bölgeye giden dört Batılı gazetecinin öldürülmesi kopartmış... Amerikalı yazar, "Dünya, dört gazetecinin ölümü yüzünden Somalilere ateş püskürüyordu, ama Somali'de herkes binaya saldırılmasına kızmıştı; ülkede dengeleri değiştiren, BM'ye ters bakılmasına sebep olan, karşı olanları bile Aidid'in yanına iten o operasyon oldu" diye yazıyor... Somali operasyonu, sonunda, ABD ve BM için tam bir hezimete dönüştü. Faruk Bildirici, 'Siluetini sevdiğimin Türkiyesi'nde, Somali'den daha değişik bir Çevik Bir öyküsü naklediyor: Türk birliğini hedef alan bir havan mermisi nöbetçi kulubesi civarına düşmüş; nöbetçi Mehmetçik, hafif yaralanmış, ama patlamanın şokuyla bayılmış... Hürriyet muhabiri Kadir Ercan olayı gazetesine 'olduğu gibi' geçmiş... Çevik Bir'in ertesi gün yaptıklarını kitaptan okuyalım: "Ertesi gün Bir sinirlendi. 'Çağırın o gazeteciyi' dedi. Ercan, hemen Bir'in huzuruna çıktı. Bir, onu görür görmez bağırmaya başladı: '-Nasıl yazmışsın o haberi öyle?' '-Nasıl yazmışım Paşam?' '-Türk askeri bayıldı demişsin!' '-Bayılmadı mı Paşam?' '-Türk askeri bayılmaz. Türk askeri korkmaz." Ve ardından haberi nasıl yazacağını bildirmiş: "-Haberi öyle yazacaktın ki, Türk birliğine yapılan saldırı kahraman Mehmetçik tarafından zâyiatsız olarak püskürtülmüştüüür." alıntı |
||