yalan söylemenin kötü olduğunu hep duyarız ama bunun gerçekten böyle olduğunun emprik bir deliline rastlanmış değildir.yalanın kötü olarak nitelenmesinin nedeni genelde yalanın kendisi ile değil de sonuçları ile ilgilidir. yani kötü sonuçlar doğurduğu (küçük düşme,başkalarının zarara uğraması vb.) için "kötü" olarak nitelendirilir.oysa bir şeyin iyi ya da kötü olmasının ölçütünün sonuçlarında aranması kaçınılmaz olarak göreliliği getirir. bu durmda ise duruma göre iyi ya da kötü şeyler ortaya çıkar.eğer "yalan kötüdür" diye evrensel olması gereken bir yargıdan söz ediyorsak,"kötü" yü sonuçlarda değil o yalanın içinde aramamız gerekir.
yalanın tanımına baktığımızda,en basit haliyle "gerçeğin olduğundan farklı gösterilmesi ya da gizlenmesi" ifadesi ile karşılaşırız.gerçeğin olduğundan farklı gösterilmesinde ne kötülük olabilir? eğer gerçeğin farklı gösterilmesi ya da saklanması özünde kötü ise,insanların hayatlarını kurtarmak,devletin bekasına yardımcı olmak,vb. amaçlar için yapılan farklı gösterme ya da gizleme eylemleri de kötü olmalıdır. bunun böyle olmadığı herkesçe malum. o halde "yalan" ın kötü olması özünde bir kötü değil göreli olarak kötüdür.
o zaman sorun "neye göre kötü?" dür. yalan insan ilişkilerinde ortaya çıkan bir durum olduğuna göre yalanın kötü olmasının ölçütüde insan ilişkilerini olumsuz yöne sürüklemesine göre olmalıdır. yalan söylenen bir durumda ilişkilerin kötüye sürüklenmesi yalanın söylendiği zaman değil ortaya çıktığa zamandır. yalan söylenen kişi gerçeği bilmediği için mutludur.çünkü kendisine yalan söylenmesinin nedeni zaten bireyin olumsuz duygulara kapılmasını önlemek içindir.(üzüntü,öfke vs.).yalan söyleyen ise işleri istediği yöne soktuğu için mutludur. durumu incelediğimizde yalanı ilgilendiren kişilerin tümünün mutlu olduğu açıkça görülebilir.mutsuz olma durumu(yani işlerin kötüye gitmeye başlaması) yalan söylendiği anda değil yalan ortaya çıktığı zaman başlar.
sonuç olarak yalanın kötü olması yalanın söylenmesi ile ilgili birşey değil,yalanın ortaya çıkması ile ilgili bir şeydir. yani kötü olan yalan söylemek değil söylenen yalanın anlaşılmasıdır. bu durumda yalan söylememeye çalışmak yerine, sağlam yalan söylemek ve ortaya çıkmasını engelleyici tedbirler almak daha ahlaklı ve erdemli bir davranıştır.ortaya çıkması muhtemel yalanların ise hiç söylenmemesi daha uygundur yalanın faydaları ise saymakla bitmez;örneğin sevgilisinin kendine aşık olmasını isteyen ama bunun gerçekleşmediğini bilen biri ne kadar mutsuzdur. oysa yalan da olsa delicesine sevilmek hiç sevilmemekten iyidir. yani hayat boyu mutsuz olmaktansa kısa süreli mutluluklar herzaman tercih edilmelidir. hem zaten gerçek dediğimiz şeyde sürekli bir değişim halindedir.değişen birşeye bağlanmaktansa kendi gerçekliğimizi yaratıp üzerine kurulmak daha gerçekçi ve saygıdeğer bir erdemdir.ayrıca hayatı değiştirmek içi çabalamak ama yenilince de bunu kabullenmek yerine kendi istediği dünyayı yaratarak orada yaşamak alkışlanası bir cesarettir.
Sizce..
Ve Sizde Bunlar olur mu ? Yalan söyleyen kişi göz temasından kaçınır, el ve kollarını daha az kullanır ve kapıya bakar. Konuştuğu insanla ya çok az fiziksel temas kurar ya da hiç kurmaz. Kendisini itham eden kişiyle arasına bir takım nesneler koyar. Şaşırmış, korkmuş ya da mutluymuş rolü yapıyorsa, yüzünde beliren ifade ağız bölgesiyle sınırlı kalır. El kol hareketleri ile söylediği sözler arasında zamanlama hatası vardır, baş hareketleri mekaniktir. Bilinçaltından sızan gerçek duygu, düşünce ve niyeti dil sürçmesi şeklinde ortaya çıkar...
|