SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Allah insanlara bir mühlet verir ama asla terk etmez...

Sayfa: [ 1 ]

27.07.2005 21:56:33
Allah insanlara mühlet verir. Şu dünyayı bir imtihan ve ‘sınanma’ yeri olarak yaratmıştır; ve şu dünyada, insanlık tarihinin iki ana akımını bu ‘mühlet’in içinde sınar. Ölüm ötesinde hakikatın mutlak hükümranlığı vardır; ama imtihan gereği, şu dünyada, ‘günler döndürülür.’ Hakikat nurları kâh her tarafı kaplar, kâh gizlenir. Kâh gündüz olur, kâh gecenin karanlığı çöker insanlığın üzerine. Kâh baharlar ve yazlar yaşanır, kâh güzler ve kışlar. Bu gelgitler ve ‘dalgalanma’lar hengâmında, insanlar sınanırlar: O’na teslim olanlar veya nefsine teslimiyeti tercih edenler, O’na itaat edenler veya isyan edenler, O’nun emrine uyanlar veya emrine başkaldıranlar, O’nu tanıyanlar veya O’ndan gafil olanlar, O’nu bilenler veya unutanlar... şu dünya hayatının akışı içinde, bu ‘dalgalanmalar’la ayrışır durmaksızın.

Mü’minler, bu ‘mühlet’in şuuruyla, ne zafer anlarında ‘gurur sarhoşu’ olur; ne de ucu cehenneme uzanan ateş ırmaklarının yolcularının galebe çalıyor gözüktüğü anlarda ümitsizliğe kapılırlar. Aksine, böylesi anlarda sabır, teslimiyet, tevbe, tevekkül, tefekkür, dua, tezekkür, iltica, istiğfar, iztiâze, istiâne.. gibi bir dizi ubudiyet haliyle donanırlar. Gerçi dünyanın onlara dar geldiği, herşeyin çıkmaz gözüktüğü, Kıyameti çok yakınlarında hissettikleri anlar bile yaşanır. İbrahim (a.s.) ateşe atılır. Musa (a.s.) önünde deniz, ardında Firavun ordusu; bir an kalakalır. İsa (a.s.) için ölüm tezgâhları kurulur, bütün kavim Lût’un (a.s.) kapısına dayanır. Mağaradaki Nebî (a.s.m.) ile müşrikler arasında üç adımlık bir mesafe kalır. Bedir’de mü’minler üç kat güçlü bir orduyla karşılaşır. Bütün âlem-i İslâm, bir yanda Moğol, öte yanda Haçlı orduları arasında sıkışıp kalır. Batının, İslâm âleminin yarıdan çoğunu sömürgeleştirdiği; kalan kısmını da fikrî esaret altına aldığı ‘sömürgecilik’ günleri yaşanır.

Ama Allah asla terk etmez. O, ‘imkânsız’ın onun için ‘imkânsız’ olduğu bir Kadîr-i Mutlak’tır. O herşeye Kâdir’dir; hiçbir şey, hiçbir sebep ona karşı duramaz. O Latîf’tir; ‘sebeplerin sukut ettiği’ sanılan noktada dahi, herşeye nüfuz eder ve aşılmaz sanılan engelleri aşarak lütfuyla mü’minleri sevindirir. O Habîr’dir; kapalı kapılar ardında alınan ‘gizli’ kararların hiçbiri O’ndan saklanabilmiş değildir. O Azîz’dir; her türlü sebebin üstündedir, ve emrine dil uzatarak izzetine sataşanları, cümle âleme zelil ve maskara eder. O Cebbar’dır; herşeye boyun eğdirir. O Müheymin’dir; kullarını koruyup gözetir. O Muğîs’tir; ‘herşey bitti’ sanılan anlarda dahi, kullarını alıp kurtarır. Ve, eğer hikmeti iktiza ederse, Serîü’l-Hisab’dır; gerekirse, hesabı çabucak görür.

Hem, Hakîm’dir de. Hikmeti gereği, şu dünyayı bir ‘meydan-ı imtihan’ olarak yaratmıştır-tâ ki, elmas ruhlar ile kömür ruhlar tanınsın ve bilinsin. Zaten o yüzden mühlet verir.

Ne ki, kimileri bu mühleti, ne yaparsak yanımıza kâr kalıyor şeklinde yorumlar; ‘duruma hâkim’ oldukları zannına kapılırlar. İnananlar ise, Allah’ın kimilerine verdiği mühleti, eğer her gün ve her saat O’nun güzel isimlerini teneffüs etmekte ihmale düşerlerse, “Acaba terk mi edildik?” korkusuyla karşılarlar.

Hayır! Allah mühlet verir; ama asla terk etmez.

Bu muhakkak bilinmelidir.

                                                                     alıntı

P_İn_iLtİ 27.07.2005 22:48:47
yürekten katılıyorum dost.Bu bir sınav ne zaman bitecegi belli olmayan bir sınav, o yüzden bize düşen heran bitecekmiş gibi çalışmak.

29.07.2005 01:12:24
imtihanla şereflendirilmiş insanın terkedildiğini düşünmesi kadar tahrip edici birşey yok gibi..
kullanabileceğin bi alan.. kesinlikle -haşa- unutulmuş değil...

her şey onun elindeyken tüm kararlar senin cüzi iradende...

ümitsizliktir terkedilmişliği düşünmek.. ve ümitsiz bi insan bbaştan kaybetmiş demektir...


Sayfa: [ 1 ]