|
||
| O artık hasta... Zihni durmadan ona oyunlar oynuyor... Usta tiyatrocu Nejat Uygur artık hasta... Zihni durmadan ona oyunlar oynuyor. Bugünle 20 yıl önceyi karıştırıyor. Bugüne dek ondan tiyatro dersi alan oğulları Behzat ve Süheyl ise, artık onun sayesinde bir hastaya nasıl bakılacağını öğreniyor. Umutsuzluğa kapıldıkları anlarda, Nejat Uygur bir espri patlatıyor ve moralleri yerine geliyor..... Nejat Uygur 81 yaşında ve yılların tiyatro sanatçısı artık hastaOğulları Ahmet, Behzat, Süheyl, Süha ve Kemal ise hasta yakını konumunda. Otoriter babaları; bir anda onların çocuğu gibi oldu. Uygur geçmişi hatırlıyor ama bugünle pek bir ilgisi yok. Yedi aydır eski dünyanın içinde yaşıyor. Sol tarafı tutmuyor, zihni gelip gidiyor ama o hala tiyatro projeleri peşinde. Bu hayalleri onun hayatta kalmasını sağlıyor. 11 torunu var; onları bazen çocukları sanıyor. Sürekli eski repliklerini tekrarlıyor. Zar zor konuşuyor ama yıllarca oynadığı oyunlarını, hasta yatağında yeniden canlandırıyor. EN ZOR OYUNU BU! Her zaman baskın olan babalarının bir anda çocuklaştığını görmek, Uygurlar için hiç de kolay olmamış. Şimdi Behzat ve Süheyl Uygur, en zor oyunlarını babalarına karşı oynuyor. Babaları her gün onların karşısına başka bir zaman diliminde çıkıyor. Bazen 10 yıl öncesine, bazen de 20 yıl öncesine dönüyor. Onlar da hemen durumu kavrayıp, doğaçlama yapıyor. 'Nejat Uygur artık hasta halinin görülmesini istemez' diye düşündükleri için bu konuda aylardır konuşmak istemiyorlar. Bir aile için en zor durumlardan birini yaşıyorlar. Babalarının yaşarken artık eskisi kadar doğru karar veremediğini bilmek, hiç de kolay olmamış onlar için. kaynak http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=msnSonDakika&ArticleID=525061&Date=07.05.2008&Kategori=yasam&ver=92&reftype=1 |
||
|
||
| Nejat Uygur'a acil şifa dilerken gerçekten tiyatroya bunca emek vermiş bir üstadı kaybetmek bana baba acısı yaşatır gibi sızı veriyor.. umuyorum herşey düzelir zira kaderden kaçınılmıyor !
|
||
|
||
Gülme krizine sokan oyun!! TIYATROSEVERLERIN DIKKATINE; KAHKAHA TUFANI GELIYOR!!! ![]() Türk Alman Kulübü tiyatro grubu Tiyatro Frankfurt seyircisini „PARDON YANI !" ile kahkahaya boguyor. Usta güldürü yazari Kandemir Konduk'un kaleme aldigi, Tiyatro Frankfurt'un Genel Sanat Yönetmeni Kamil Kellecioglu'nun yönettigi oyunda,Türk toplumunun kanayan yaralarina ironik bir anlatimla parmak basiliyor. Gülme bombardimaninin yasanacagi oyunda, Türk erkekleri ileAlman kadinlari arasindaki sicak iliskiler ve Türk erkeklerinin asiri misafirperverligi de hicvediliyor. Iki perdeden olusan komedide kisacasi acinacak halimize gülünüyor. Gülmekten katilacaginiz bir oyun olan „Pardon Yani" Tiyatro Frankfurt oyunculari tarafindan 17 .05.2008.tarihinde, Offenbach Ledermuseumda , saat .20.00'da sergileniyor. 22 .05.2008.tarihinde, Dietzenbach Burgerhausta , saat .20.00'da sergileniyor. Tiyatroseverlere duyurulur. Iyi seyirler!!! Bilet satisi ve rezervasyon icin : 0163 152 77 37 - 0177 870 94 14 Mail:info@tiyatro-frankfurt.de |
||
|
||
İstanbul Tiyatro Festivali’nde insan hakları yeniden yazılacak!![]() 16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında gerçekleştirilecek Wiliam Forsyhte’ın “İnsan Yazıyor" adlı dans projesi ile, 45 dansçı insan hakları ihlalleri ve insan haklarının hayata geçirme konusunda yaşanan sıkıntıları güçlü beden diliyle aktaracak, gösteriye izleyiciler de aktif olarak katılabilecek İSTANBUL - İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenecek “16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali", 5 Mayıs’ta Aya İrini Müzesi’nde düzenlenecek törenle başlayacak. Festivalde, yurt dışından 8 tiyatro ve dans topluluğu ile 25’in üzerinde oyun, dans, performans olmak üzere 70’in üzerinde gösteri izleyicisiyle buluşacak. Koreograf Wiliam Forsyhte’ın “İnsan Yazıyor" adlı dans projesi ise festivalin ilgi çekici etkinlikleri arasında yer alıyor. William Forsyhte’ın, Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörlerinden Kendall Thomas ile birlikte hazırladığı ve “İnsan Hakları"na (Human Rights) bir gönderme yaparak “İnsan Yazıyor" (Human Writes) adını verdiği bu çalışması, 23 ve 24 Mayıs tarihlerinde Antrepo No.3’te sahnelenecek. Projesi ile İnsan Hakları Bildirgesi’nin dünyanın her yanında sürekli ihlal edildiği gerçeğini vurgulayan ve kağıt üzerine sıralanmış maddelerin yazılı sözcükler olmaktan öteye geçemediğinin altını çizen Forsyhte’ın etkileyici gösterisine 45 dansçı hayat verecek. Gösteride, “The Forsythe Company"nin 45 dansçısı, büyük beyaz kağıt tabakalarıyla kaplanmış masaların etrafında toplanıyor. Her bir dansçı, kömür kalemlerle masaların üzerlerine İnsan Hakları Bildirisi’nden harfler, kelimeler ve cümlelAer yazmaya çalışırken sürekli engellerle karşılaşıyor. Görevleri kendi hareketlerini mümkün olduğunca engellemek olan dansçılar, her bir çizgiyi neredeyse dayanılamayacak bir güçlük sonucunda çizebiliyor. Kimi dansçılar birbirlerini engellemeye çalışırken, kimileri ters çevirdiği bir masanın altına girerek ve kendini iplerle bağlayarak insan hakları ihlalleri ve insan haklarının hayata geçirme konusunda yaşanan sıkıntıları güçlü bir beden diliyle aktarıyor. İzleyiciler insan haklarını dansçılarla beraber yazacak “İnsan Yazıyor"un diğer bir özelliği ise dansçıların yanı sıra insan hakları üzerine düşünmek ve hareket etmek isteyen izleyicilerin de koreografiye aktif olarak katılabilmesi. İzleyiciler, dansçıların yazmalarına yardım ederek, onları engellerinden kurtararak gösteriye dahil olabilecekler. Yaklaşık üç saat sürecek performansta izleyiciler mekâna diledikleri gibi girip-çıkabilecek, oturup dinlenebilecek ya da performansla ilgili sohbet edebilecek. Alıntı RADİKAL 09 .05.2008 |
||
|
||
| bildiğim kadarıyla dün devlet tiyatroları bu sezonu kapatmıştı doğrumu ? | ||
|
||
Tiyatro Onur Ödülleri sahiplerini buldu! ![]() Tiyatro Festivali'nin bu seneki Onur Ödülleri, tiyatro ve opera yorumlarıyla dünyaca tanınan Litvanyalı yönetmen Eimuntas Nekrosius'a, çağdaş Türk tiyatrosuna yaptıkları katkılardan dolayı Gülriz Sururi ve Engin Cezzar'a sunuluyor. Türk tiyatrosunun iki usta ismine ödülleri İstanbul Tiyatro Festivali'nin 15 Mayıs Perşembe akşamı Aya İrini Müzesi'nde Festival Açılış Töreni'nde takdim edilecek. Eimuntas Nekrosius'ın ödülü ise 25 Mayıs Pazar günü saat 19.00'da AKM Büyük Salon'da kendi yorumladığı "Faust" oyunundan önce kendisine takdim edilecek. ![]() Ödül Töreni'nin ardından Nekrosius ve topluluğu Meno Fortas'ın geçtiğimiz yıl İtalyan Eleştirmenler Derneği tarafından İtalya'da sahnelenen ‘En Başarılı Yabancı Oyun' ödülünü kazanan "Faust" yorumu izleyiciyle buluşacak. İlk Türk primadonnası Suzan Lütfullah ile ilk operet kurucularımızdan Lûtfullah Sururi'nın kızı olan Gülriz Sururi ve Yale Üniversitesi'nde tiyatro eğitiminin ardından Broadway'de ve New York Actors' Studio'da başrollerde sahneye çıkan Engin Cezzar bireysel çalışmalarının ardından tiyatro kariyerlerine 1962'de kurdukları Gülriz Sururi–Engin Cezzar Tiyatrosu ile devam ettiler. ![]() Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu dünya tiyatro literatürünün önemli oyunlarına yer verdiği gibi; aralarında "Teneke", "Kurban", "Midas'ın Kulakları"nın da bulunduğu yerli tiyatro eserlerini ilk kez sahneleyerek Türk tiyatro tarihine damgasını vurdu. Gülriz Sururi ve Engin Cezzar; Haldun Taner'in oyunu "Keşanlı Ali Destanı"yla Türk tiyatrosu'nda unutulmaz bir ikili yarattılar. Gülriz Sururi ve Engin Cezzar 2003 yılı Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü'nün de sahibi. Muhsin Ertuğrul'un isteğiyle 12 yaşında Çocuk Tiyatrosu'nda sahne hayatına başlayan Gülriz Sururi tiyatroda olduğu kadar yazdığı kitaplarla da ününü sürdürüyor. Sururi, son olarak, 2008'de "Fosforlu Cevriye" müzikalini yazdı. bildiğim kadarıyla dün devlet tiyatroları bu sezonu kapatmıştı doğrumu ? hangi sezonu? tiyatro sezonunu mu? ki bu imkansız daha festivaller yeni başlıyor
|
||
|
||
| 2007-2008 sezonu | ||
|
||
OYUNBAZ’dan ödüllü bir yorum: “MARTI” (Çehov) SON OYUNLAR! ![]() Tiyatro Oyunbaz, “Vasıf Öngören Özel Ödülü”ne değer görülen ilk oyunu “Martı”yı son kez sahneliyor. Martı; 14 ve 29 Mayıs tarihlerinde Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü Tiyatro Salonu’nda seyredilebilir. Birlikte üretmeyi, samimi ve iyi tiyatro yapmayı, hedefleyerek geçtiğimiz yıl bir araya gelen Oyunbaz, ilk oyunu "Martı"yı sahnelemeye devam ediyor. Çehov’un “Dört kadın, altı erkek, tonlarca aşk ve bir göl manzarasından oluşan bir komedi yazıyorum” cümlesiyle anlattığıMartı; yıkılmaya yüz tutmuş çarlık Rusya’sının son demlerinde, kentleşme ve sanayileşmenin dayattığı değişimin bunalıma sürüklediği aydınlar ve küçük burjuva sınıfının hikâyesi. Eylemsizlik içinde uyurgezer gibi yaşayan bu insanların diyalogları yaşamaya, bir şeyler yapmaya karşı duyulan güçsüzlüğün, can sıkıntısının çevresinde dolanır durur. Ruhları Konstantin Treplev’in vurduğu martı kadar ölü olan bu insanlar, o zavallı martı kadar şanslı değildirler, çünkü onlar ne yaşarlar ne de ölüdürler. Yönetmenliğini Abdullah Cabaluz’un üstlendiği ve Ataol Behramoğlu çevirisi temel alınarak, Behçet Necatigil ve Mehmet Özgül çevirilerinden derlenen Martı, 14 ve 29 Mayıs’ta Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde seyredilebilir. MARTI 14 Mayıs Çarşamba / 20:30 29 Mayıs Perşembe / 20:30 Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü Tiyatro Salonu Bilgi için: (536) 422 15 22 www.tiyatroyunbaz.com 2007-2008 sezonu hayır henüz kapanmadı
|
||
|
||
| ama bu link de sezon kapandı diyor http://www.devtiyatro.gov.tr/web/bolgeler/istanbul.htm |
||
|
||
![]() bu bendede var,sezon kapandı demek artık yeni bir oyun yok demek;zira şuanda festivaller başladı yabancı ülkelerden oyunlar geliyor izleniyor bizim devlet tiyatrolarımızda,bizim oyunlarımızda onlara sunuluyor.Sezon yeni oyun anlamında kapandı evet ama tamamen değil ![]() umarım açıklayıcı olmuştur ![]() Bu arada sezonu kapatan istanbul Devlet Tiyatrosu hepsi değil sen hepsi demişsin sanıyorum
|
||
|
||
| peki yabancı ülkelerden gelen gruplar oyunları kendi orjinal dilleri ile oynuyorlar dimi ? ee bizimkiler diyalogları nasıl anlıyor
|
||
|
||
Geçen sene Adana Dt'ye japon ve moğol gruplar geldi ve festival gerçekten muazzamdı dil konusuna gelince japonların ki zaten kukla ağırlıklı hareketlere dayanıyor dil az ama anlaşılır değil,moğollarda müzikal yaptılar ![]() Adana Dt'nin geçen seneki program kitapçığını bulayım konuyu açarım ![]() Vapurda tiyatro seferleri başlıyor İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), bugün ve yarın, "Ne Ala Temaşa" adlı tiyatro gösterisi ile yolcularına Boğaz’da perde açıyor. Kadıköy, Beşiktaş, Eminönü ve Boğaz hattı vapurlarında gerçekleşecek gösteriler, yolcuların interaktif katılımıyla şenlikli bir seyir keyfi sunuyor. Kendinizi bir anda sahnede ve oyunun bir parçası olarak bulabilirsiniz. İstanbulimpro tarafından sahneye konulan oyun, müzikli, şarkılı, öykülü bir doğaçlama. 6 kişilik bir ekipten oluşan oyuncular, vapurun tüm kullanım alanlarını oyun mekanına dönüştürüyor. Ne Ala Temaşa adlı oyun farklı sanat formlarını doğaçlama alanında bir araya getirmek üzere hazırlanan deneysel çalışma niteliği taşıyor. NEREDE, NE ZAMAN 10 MayısBoğaz Gezi Vapuru (13.35 Eminönü kalkış ve 17.00 A.Kavağı kalkış) 11 MayısAdalar Vapuru ( 12.00 Kabataş kalkış ve 18.45 Büyükada kalkış) Kaynak : Hürriyet Gazetesi - 10.05.08 Yeni Kuşak Tiyatro Şeylerin Şekli "Sanat yapın, tamam, ama asıl dünyayı değiştirmeye çalışın." Böyle demişti sanat hocam. Ben de o günden beri neyi değiştirebilirim diye düşündüm; ve buldum. Sanat adına ne kadar ileri gidilebilir? Sınırı nedir? Ya aşk adına neler feda edilebilir? Aşkın ve sanatın birlikte irdelendiği bu çarpıcı oyun, aynı üniversitede okuyan iki çiftin karmaşık ilişkilerini gözler önüne seriyor. Neil Labute son yılların en çok ses getiren yazarlarından biri. Bir çok eleştirmene göre Amerikan tiyatrosunda Mamet ve Shepherd' ı izleyen en önemli oyun yazarı. Oyunlarından bazıları; Bash, Some Girls, This is How it Goes, filmlerinden bazıları; Your Friends and Neighbours, Nurse Betty, In the Company of Men. Yazar: Neil Labute Çeviren / Yöneten: Mehmet Ergen Dekor / Kostüm: Neil Irish Işık: Yakup Çartık Oyuncular: Esra Bezen Bilgin Betül Çobanoğlu Bartu Küçükçağlayan Deniz Celiloğlu TÜM AYRINTILAR : www.akbanksanat.com ve biletix.com.tr ' de Albay Kuş Tiyatroadam’la deliliğin sınırlarında... Sanatın izleyiciyle birebir, doğrudan ve canlı bir ilişki kurduğu alandır tiyatro. Gerçek, bir hayalle anlatılır izleyiciye. Oyuncular, onları bu hayalin içine alıp, istediği yere g...ürmek ister. Tiyatroadam da böyle zor bir alanda karşımıza çıkıyor. 2007 Kasım’ında bir araya gelen, süpervizörlüğünü Serdar Akar’ın yaptığı Tiyatroadam; Ali Kil, Deniz Özmen, Burak Dur, Aşkın Şenol, Ayça Aykut, Sarp Akkaya, Fatih Koyunoğlu ve Ferit Kaya’nın oluşturduğu bir oyuncu grubuyla hayat buluyor. Grup, Bulgar yazar Hristo Boytchev’in bol ödüllü oyunu “Albaykuş” izleyiciye hoş bir tiyatro izleme zevki tattırıyor. Son birkaç yıldır, değişik ülkelerde sıkça sahnelenmiş ve kapalı gişe oynayan oyun, iç içe geçmiş kültürlerin vatanı Balkan Yarımadası'nda geçiyor. Hiçbir şeyin olmadığı, manastırdan bozma bir psikiyatri kliniğinde, kaderlerine terkedilmiş altı deli, yine onlar kadar ilginç bir doktorun etrafında gelişen hikaye, bir sabah manastırın bahçesine gökten bir sandık düşen bir sandıkla devam ediyor. Akıl sahiplerinin başaramadığı bir arada yaşayabilme durumunun, delilerce başarılmasının trajikomik öyküsünü merak ediyorsanız, Tiyatroadam sizi de bu hayalin içine davet ediyor. ALBAYKUŞ Yazan: Hristo Boytchev Çeviren: Ninal Geyran Koldaş Yöneten: Murat Karasu Süpervizör: Serdar Akar Oyuncular: Ali Kil, Deniz Özmen, Burak Dur, Aşkın Şenol, Ayça Aykut, Sarp Akkaya, Fatih Koyunoğlu, Ferit Kaya www.tiyatroadam.com |
||
|
||
| Carlos Alberto Cremata yönetimindeki Küba Çocuk Tiyatrosu Kumpanyası La Colmenita (Küçük Arı Kovanı) Türkiye’ye geldi. Bugün dünyanın en başarılı çocuk tiyatrosu olarak değerlendirilen Colmenita, çocukların çocuklar ve yetişkinler için oynadıkları bir kumpanya. Doğumu yaklaşık olarak 18 yıl önceye, tam da Sovyetler Birliği’nin çözülüşünün ve Küba için özel ve son derece zorlu dönemin başlangıcına denk düşen Küba Çocuk Tiyatrosu Kumpanyası “La Colmenita” Küçük Arı Kovanı bugün dünyanın en başarılı çocuk tiyatrosu konumunda. Türkiye’de olduğu gibi bütün dünyada da çocuk tiyatrosu büyük ölçüde yetişkinlerin çocuklar için oynadıkları bir tiyatro niteliğinde iken “La Colmenita” çocukların çocuklar ve yetişkinler için oynadıkları bir kumpanya niteliğinde. Bugüne kadar Küba’da yüz binlerce, Küba dışına düzenlenen onlarca uluslararası turnede yüzlerce kentte on binlerce tiyatro izleyicisi ile buluşan “La Colmenita” sık sık Küba’nın başkenti Havana’daki 5 bin kişilik Karl Marks Tiyatrosu’nda her zaman dolu bir salona oynuyor. La Colmenita’nın repertuarında Kübalı yazarların kaleme aldığı oyunlar olduğu gibi evrensel çocuk edebiyatının iyi bilinen birçok örneği de yer alıyor. Topluluğun dikkat çekici özellikleri arasında çocukların ailelerinin de topluluk çalışmasında yer alıyor olmaları, kostümlerinin çocukların akrabaları tarafından dikiliyor olması, oyunlarda engelli çocuklara da oyuncu olarak yer verilmesi gelirken pek çok uluslararası tiyatro yetkilisi La Colmenita oyuncularının göze çarpan özellikleri olarak sahnede son derece rahat oynuyor ve oynarken de çok eğleniyor, keyif alıyor olmalarını gösteriyor. La Colmenita’nın Havana’daki 6 belediyede ve Küba dışında bir dizi kentte şubeleri bulunurken yurtdışında da Portekiz’de ve İspanya’da “La Colmenita”lar oluşturulmuş bulunuyor. Önümüzdeki dönemde La Colmenita’nın yaşam bulacağı bir diğer coğrafya ise La Colmenita de ALBA adıyla başta Venezuela olmak üzere, Bolivya, Nikaragua gibi ülkelerin bulunduğu bazı Latin Amerika ülkeleri olacak. La Colmenita Havana’da düzenlenen pek çok uluslararası toplantının açılış ya da kapanış gösterilerini gerçekleştirerek Küba kültür ve sanatının Kübalı çocuklarda somutlanan yüksek niteliğini bütün dünyadan Küba’ya gelen binlerce insanla da paylaşıyor. Yazılama Yayınevi'nden Colmenita kitabı Geçtiğimiz aylarda Türkiye’de kitabı da yayınlanan Küba Çocuk Tiyatrosu ile ilgili olarak Yazılama yayınevi şu notları düşüyor: Küba ve Kübalılara dönük Türkiye’deki ilgiyle dünyanın pek az ülkesinde karşılaşılmaktadır. Solcununki anlaşılır ama nice İslamcı ve milliyetçi için de Küba denince akan sular durmaktadır. Marx’la ilgilenmeyen Che’ye hayrandır, Lenin’den nefret eden Fidel’e laf söyletmemektedir. Sonra Küba’da kumsallar vardır uçsuz bucaksız, salsa neredeyse “bizim oraların halk oyunu”dur, mohito da milli içkilerimizdendir! Ama Küba gerçekte hak ettiği kadar ilgi görmekte midir? Küba tarihi Moncada Baskını’ndan ibaret midir? Salsadan çıkıp, dünyanın en özgün ritimlerine sahip bu küçük adanın müzikal zenginliğini kaç kişi keşfetmiştir? Küba edebiyatı, Küba tarihi ve de Küba insanı üzerine ne kadar kafa yorulmuştur? Küba’nın sorunları “fuhuş almış yürümüş” kolaycılığının ötesinde ele alınmış mıdır? Bu bir tiyatronun öyküsü... Kahramanları çocuklar, kahramanlara dayalı bir sanattan uzak durmanın yollarını aramış, bulmuşlar... Eşitliği hedefleyen bir toplumda sanatın nasıl farklı örgütleneceğine, nasıl farklı bir yoldan gideceğine belki en güzel örneklerden birisi... http://sol.org.tr/index.php?yazino=30768 Dünyanın tüm çocuklarının Colmenita'da bir yeri var [/font][/b][/color]La Colmenita'nın yönetmeni Carlos Alberto Cremata ile bir söyleşi yaptık. Dün Beyoğlu Ses Tiyatrosu'nda "Andersen'den Masallar" ile "Beatles Yorumuyla Kül Kedisi" oyunlarını sergileyen Küba Çocuk Tiyatorusu Kumpanyası "La Colmenita" izleyicilerin gönlünü fethetti. Trova (Küba müziği) ile Andersen Masalları'nı, Beatles şarkıları ile Kül Kedisi'ni yorumlayan ve oyunlar sırasında doğaçlamalara da yer veren topluluk, dünyadaki en saygın çocuk tiyatrolarından biri olma özelliğine sahip. "La Colmenita" bugün de İspanyolca olarak Nazım Hikmet Şiirlerini yorumlayacaklar. Topluluk yönetmeni Carlos Alberto Cremata ile yaptığımız söyleşiye, topluluğun diğer üyeleri de katıldılar. "Viva Cuba" filminin müzik yönetmenliğini yapmış olan Amaury Ramirez Malberti, topluğun müzik yönetmeni. Amauray ile Cremata çocuk yaşlarından beri sanatla ilgileniyorlar ve birlikte birçok ortak çalışmaya imza attılar. La Colmenita Sanat Yönetmeni Joaquin "Yoqui" Tornes ile La Colmenita Perküsyon Öğretmeni Luis Manuel Iglesias'da uzun yıllardır Colmenita ile birlikte çalışmalarını sürdürüyorlar. soL: La Colmenita ne zaman kuruldu? Cremata: La Colmenita 18 yaşında; 14 Şubat 1990'da kuruldu. Niye Colmenita? Amacımız evrensel öyküleri sahneye koymak. Evrensel masalları bir araya getirirken, burada tüm dünyaya mal olmuş hikayeleri Kübalı çocukların gözünden anlatıyoruz. José Marti'nin "tüm dünyadaki ülkemizi kurun" sözlerini, "yaptığımız işe kendi yorumumuzu katmak" anlamında kullanıyoruz. Seçtiğimiz öyküler dünya çocukları ile Kübalı çocukların iletişimini de sağlıyor. Kübalı çocukların gözü ile öyküleri aktarıyoruz. Burada özel olarak dersler vermektense gerçek öykünün fikrine bağlı olarak kalarak kendimizden bir şeyler katıyoruz. Öyküleri nasıl seçiyorsunuz? Seçtiğimiz öykülerin evrenselliği önemli. Klasik anlamda evrenselliği. Klasikler, sürekli kullanıldıkları için yararlılar, klasik olarak adlandırılıyorlar. Aynı zamanda kendinizden çok şey katma şansınız var. Benim tiyatro hocamın bir sözü vardı, "klasikler sonsuz bir orman gibidir" derdi. Ormanda çok yararlı güzel şeyler bulmak mümkün, kaybolmak da mümkün. Beatles'ı 1 yıldır oynuyoruz. Beatles şarkılarına Küba'da çok sevilmesinin ötesinden evrenselliğini yakalayan, klasik bir çalışma olarak bakıyoruz. Andersan Masallarını Küba müziği ile yorumluyoruz. Colmenita'ya çocuklar nasıl katılıyorlar? Colmenita bütün çocuklara açık. İlk kurulduğunda doğaçlama yok denecek kadar azdı. Çocuklar daha çok bizi taklit ediyordu, bizim gösterdiklerimizi sergiliyordu. Ayrıca müzik konusunda deneyimli değillerdi. Daha sonra yıllar içerisinde büyük olan çocuklar daha küçük olanlara nasıl doğaçlama yapılacağını gösterdi, buna teşvik etti. Doğaçlama süreç içerisinde ortaya çıktı. Niye çocuklar? Benim geldiğim aile, çocuklarla hep ilgili bir aile oldu. Annem TV'de çocuk programları yönetmenliği yapıyordu. Teyzem de öyle çocuk oyunları ile ilgileniyordu. Yine ailede teyzemin eşi, çocuklara yönelik Robin Hood macera programları yapıyordu. Babam havayollarında çalışıyordu ve havalimanında kurdukları amatör bir tiyatro grubu vardı. Biz de çocuklar olarak amatör bir tiyatro grubu kurmuştuk. Haftada bir kez sadece bir araya gelip, roller yapıp oyun oynardık. Kurduğumuz amatör müzik grubu ile playback yaparak ünlü şarkıları söylüyorduk. Tam da o zamanlar 1960'lı yıllarda küçük Colmenita gibiydik. Önemli olaylarda Beatles'den 1 kişi fazla 5 kardeş müzik yapıyorduk. Sonrasında üniversitede sanat yönetmenliği okuduğum sırada Colmenita grubunu kurduk. Juan Carlos ile birlikte "Biri büyüyünce" ve José Marti'nin sözlerinden alıntılandığımız, "Kelebek diyor ki" isimli iki TV programı yapıyorduk. Annem TV programının editörlüğünü yaparken, çocuklarla ilgili bir şeyleri kara kutu içine koyma fikri bana sıcak gelmiyordu. Çocuklarla tiyatro yapmak istiyordum. Colmenita ilk başlangıçta aile içinden çıktı. Kızım Camilia, Colmenita'nın ilk oyuncularındandı. Şimdi 16 yaşında, sonrasında büyüdüğünde beraber çalıştığı çocuklar oldu. Daha sonra kızımın kız arkadaşları da tiyatroya katıldılar. Sonrasında ise diğer çocuklara açıldı, sağlık sorunları olan engelli çocukları da Colmenita'ya kattık. Nasıl bir kurumsal ilişkisi var tiyatronun? Küba'da çocuklarla ilgili tüm örgütlerle ilişkisi var. Jose Marti öncü çocuklarla bağlantılı. Colmenita ilk kurulduğu zaman Öncü Çocukların Başkanı (şu anda Fidel ile çalışıyor) bizi desteklemişti. Eğitim Bakanlığı ile ilişkilerimiz var. İlk başlangıçta Bakanlık çocukların okul sonrasında derslerini engelleyeceği endişesi ile bu fikre sıcak bakmamıştı. Ancak bunun tersinin olduğunu görünce Bakanlık da buna sıcak bakmaya başladı. Şu anda Küba'da birden fazla Colmenita var. Havana'da birden fazla grup var. Havana'da 6 tane grup var. Eski Havana'da (merkez) 3 grup var. Diğer şehirlerde de gruplar var. Örneğin, Cienfugeos'da 2 tane grup var. Öncesinde Santiago de Cuba ve Santa Clara'da da vardı. Portekiz ve İspanya-Sevilla'da da Colmena ( yetişkinler için) grupları kurulmuş durumda. Yakın bir tarihte Venezuela'da da kurulacak. Finansmanını nasıl sağlıyorsunuz? Colmenita'nın ilk 8 yılı bu açıdan daha zordu. Devletin güvenini kazanmak belli bir zaman aldı. Tiyatro genellikle devlet tarafından desteklenen bir şey değildir. Çok emek zaman harcanan ancak yatırım yapma konusunda isteksiz davranılan bir alan. Bazı gruplar örneğin İspanya Kraliyet Tiyatrosu devlet tarafından destekleniyor. Ancak çocuk tiyatroları genellikle bu nedenlerden dolayı desteklenmiyor. Bizler içinse ilk 8 yıl zor geçti ancak sonrasında bizi ailemiz kadar destekleyen kocaman bir destek oluştu. İtalya'dan bize yatırım yapma, sponsorluk, konusunda teklif geldi. Ancak Küba devleti, kendi sanatçımızın eğitiminden, finansmanından biz sorumluyuz, diyerek bu teklifi kabul etmedi. Colmenita çocuğu 1 gününü nasıl geçiriyor? Güne sabah 6'da başlıyor. 7:30 gibi okula gidiyor. 7:30'dan 15:30-16:00'ya kadar okulda geçirdikleri zamanın ardından çocuklar Colmenita için tiyatroya geliyorlar. Günde 1-3 saat çalıştıktan sonra aileleri onları alıyor. İlk başlangıçta daha zordu, çocukların okulu ile Colmenita binası arasındaki mesafe çoktu ve aileler çocuklarını okuldan tiyatroya alıp götürmek zorunda kalıyordu. Şimdi Devletin desteği ile alınan 2 otobüsümüz var, ve çocuklar da Colmenita binalarına yakın yerlerde okula gidiyor. Çocuklar tiyatrodan sonra ne yapıyor? Colmenita'nın amacı çocukların sanatçı olması değil. Genellikle çocuklar diğer meslekleri yapıyorlar, aralarında mühendis, doktor, itfaiyeci olanlar var. Sanatçı olanların sayısı ise daha az. Amacımız çocukların belli bir dönemde tiyatro ile sanatla uğraşmasını sağlamak. Colmenita nerelerde sergilendi? ABD, Japonya, Fransa, İspanya (7 kez), Haiti, Dominik Cumhuriyeti, Portekiz, Ekvador, Panama, Venezuela( 3), Almanya, Rusya ve Türkiye. Dünyanın tüm çocukların Colmenita'da bir yeri var. Çocukların yeri her zaman hazır. Çok teşekkürler. Röportaj: Emine Tahsin Çeviri: Esra Karaköse (Topluluğun çocuk üyeleri ile programlarının yoğunluğu nedeni ile daha sonra söyleşi yapma olanağımız olacak.) http://sol.org.tr/index.php?yazino=30784 |
||