SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: İrtica

Sayfa: [ 1 ] 2 3

18.07.2005 14:08:11
Türkiye'nin milli güvenlik konsepti içerisinde en önemli yeri, hiç kuşkusuz "irtica tehlikesi" almaktadır. Bu "tehlike" 28 Şubat Sürecinde gündemde olduğu gibi, Türkiye'nin bir asırlık geçmişinde de derin izler bırakmıştır. Resmi söylemde irtica bir "gulyabani" gibidir. Bu dehşetli tehlike o kadar etkilidir ki, önleyebilmek için, temel hak ve hürriyetlerden Türkiye'nin demokratikleşmesine kadar birçok şey, feda edilmiş, hala da feda edilmeye devam edilmektedir.

1909'da II. Meşrutiyetin sağladığı hürriyetçi ortam, irticayı önlemeye kurban verilmişti. O tarihte başlayan mekanizma, daha sonraki yıllarda da işlemeye devam etti. Şeyh Said Olayı bahane edilerek 1925'te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Menemen Olayı bahane edilerek 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası kapatıldı. 1960'dan itibaren her on senede bir, periyodik olarak askeri ihtilal yapılmasının gerekçesi de irtica oldu. "28 Şubat Süreci" diye tanımlanan dönemde, irtica bahane edilerek yapılan uygulamalar hayatın her alanını etkiledi: Siyaset, eğitim ve sermaye üzerinde düzenleyici çalışmalar yapıldı. İrtica ile ilgisi olduğu düşünülen partiler kapatıldı. İmam-hatip okulları incelemeye alınarak yeni düzenlemelere tabi tutuldu. Bu yoldaki önemli bir icraat, bu okulların orta kısımlarını kapatmak oldu. Başörtüsü ile okullara girilmesi yasaklandı. Kur'an kurslarına giden öğrenciler için yaş sınırı getirildi. İrtica ile ilişkilendirilen devlet memurlarının görevine son verildi. Sermaye piyasasında da irtica ile ilgisi olduğu düşünülen şirketler kamuoyuna ilan edildi, gelişmelerinin önüne geçebilmek için tedbirler alındı.

Türkiye'de bu kavramın ele alınış biçimi, Batılılaşma tarihimizle doğrudan ilgilidir. Batılı değerlere aşina olmaya başladığımız Tanzimat'la beraber, "ilerleme fikri" tartışılmaya başlanmış; "terakki", "tedenni", "icab-ı asra intibak", gibi kavramlar sürekli gündemde kalmıştır. Ancak bu aşamada; geri olan, kendini yenilemekte güçlük çeken, bunun sonucu olarak da cephelerde sürekli yenilen Osmanlı Devleti; ileri olan ise, on altıncı yüzyıldan itibaren her alanda büyük gelişmeler gösteren Batı olarak algılanmıştır. Batının teknolojik üstünlüğü, dünyanın diğer -Batı dışı- toplumları üzerinde medeniyet açısından üstünlük kurmasına zemin hazırlamıştır.

On altıncı yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına kadar, Batı Aydınlanmasının ürettiği bilim anlayışı, fizik alemi akla dayalı "matemaktiksel kanunlar" ve "determinizm" çerçevesinde ele aldı. Bu anlayış, Batı'da "objektif ve mutlak" olarak algılanıyordu. Bunun sonucu olarak, fizik alemle ilgili yaklaşık öngörülerde bulunabilme cesareti de kazanılmıştı. Bu cesaret, tabii bilimlerdeki bu anlayışın sosyal bilimlere de taşınabileceği sonucunu getirdi.

Fransız İhtilali'nden sonra, tabii bilimlerde ulaşılan nokta, sosyoloji ilminde de uygulanarak tasavvur edildiği gibi toplumların inşa edilmesi için çalışılmaya başlandı. 19. yüzyılda gelişen ulus-devletlerin zeminini böyle bir durum oluşturur. "Mutlak iyi" ve "objektif bilgi" elde edilmiş ve bu malzemeler toplumsal alana ulus-devletlerle taşınmaya başlanmıştır.

Osmanlı Devleti'nde, İttihad ve Terakki Partisi'nin heterojen yapısı içerisinde beliren milliyetçi ve pozitivist ruh, böyle bir arkaplanla açıklanabilir. Cumhuriyet devrinde yapılan reformlarla, hatların daha da netleştiği görülür. Kemalist reformlar, 20. yüzyıla kadar, Batı'da büyük bir ekseriyet tarafından mutlak bilgi olarak kabul edilen Pozitivist yaklaşımları esas alarak hayata geçirmeye çalıştı. Dolayısıyla da toplumun sekülerleştirilmesi sürecinde dinin toplum hayatındaki yeri yavaş yavaş yok edilmeye çalışıldı. Bu anlayışta din geriliği temsil eden, eski zamanlarda kalması gereken bir çağdışılık simgesi olarak sunuldu.

Halbuki Pozitivizmin dini dışlayan yapısı 20. yüzyılın başlarında büyük yara almıştı. Tabii bilimlerdeki "akılcı, rasyonel ve olgucu" bilgi edinme yöntemi, "genelgeçer", "objektif" dolayısıyla da "mutlak" niteliğini, izafiyet teorisi ve kuantum mekaniği ile önemli ölçüde yitirdi. Ancak, bu gelişme toplum bilimlerine taşınmamış; "mutlak bilgilerle donatılmış medeni toplumlar üretme çabası" ulus-devletler eliyle sürdürülmüştür.

İşte Türkiye'deki irtica tartışmaları bu zeminde düşünülmelidir. Resmi ideoloji, tabii ve sosyal olayları mutlak objektif bilgi dediği Pozitivist nedensellik ile açıklama yoluna gitmiştir. Böyle bir anlayışa sahip olmayanlar da "irtica" ile suçlanmış; mürteci şeklinde nitelendirilmiştir.


alıntı

31.07.2005 15:31:33
türkiye'de dinin toplum hayatındaki yerinin yavaş yavaş yokedilmeye çalışıldığına katılmıyorum.

aksine her zaman iktidarda olan ve zaman zaman az, zaman zaman çok fazla dozlarda ama sürekli
pompalanan bi kavram. çünkü türk miliiyetçiliğinin çok büyük bir bölümü dinden geçiyor.

"irtica tehlikesi" ise dinden tamamen bağımsız olarak düşünülmeli. bu genellikle pkk meselesinde olduğu
gibi ordunun konumunu sağlamlaştırmada kullandığı, topluma sürekli tehlike sinyali vererek, bir kurtarıcıya
ihtiyaç duyulmasını, bir kurtarıcı aranmasını sağladığı bir durum. hele 80 sonlarından sonra kitle iletişim
araçlarıyla son derece haşır neşir olarak patlattılar bu "irtica" bobasını her seferinde.

ama din konusu farklı. cumhuriyetin ilk döneminde yani atatürk yönetiminde dininin toplumsal hayat üzerindeki
etkisinin azaltılmaya çalışıldığına katılırım. çünü o yönetim başka türlü bir üst kimlik-türk kimliği yaratmaya çalıştı.
ki "ne mutlu türküm diyene"den öte, ırkçı bir söylemi içinde barındıran bir kimlikti bu.

ama hemen ikinci dönemde, inönü'den bile başlayarak ama daha çok tabiki demokrat partiyle dinin
toplumsal hayat üzerindeki etkisi azaltılmak bi yana sürekli ön plana çıkarıldı, ama dozu her dönemde ölçülü
olarak ayarlandı. türk milliyetçiliği bu yüzden önce "elhamdurullah müslümanız" der. osmanlıdan, yavuz sultan selim'den
beri uygulanan ve pompalanan bi durumdur bu.

deniz 31.07.2005 15:40:00
ne pkk ne irtica ne de başka bişey tehlike değildir.

tehlike akan suyun seyrini değiştirmek için bendtler kurmaktadır.

01.08.2005 16:39:26
türkiye'de dinin toplum hayatındaki yerinin yavaş yavaş yokedilmeye çalışıldığına katılmıyorum.

çünkü türk miliiyetçiliğinin çok büyük bir bölümü dinden geçiyor.

   türk milliyetçiliğinin aynı şeyden bahsediyorsan eğer kesinlikle dinden geçmiyorr din milliyietçilik için her zaman bir araçtır bu şekilde dini çevreliyebiliyorlar dine hakim olabiliyorlar...
    türkiyede din toplum içinde ki yerin yavaş yavaş değil çok hızlı br şekilde etkisini yitiriyor... yitirmese bile kişiye doğru düzgün din eğitimi nerde veriliyorki varmı türkiye öyle bir mekanizma veya bir kurum... bütün dini faaaliyerler nerdeyse yer altıa indirilmiş..
   çocuğumu kuran kursuna gödermeye korkuyorsamm vey korkuyorsak(ne öğrenir diye)türkiye dinin etkisi çok derinlerde dir.. zamala da sadece korku şeklini almaya başlar...

Leonardo 01.08.2005 20:39:43
Şimdi İrtica olursa Marylyn Manson, Ramstein, Sepultura  falan  dinliyemiycez öyle mi?

01.08.2005 20:42:24
ne yazık ki hayır leo Smiley

Sapiens 10.09.2006 19:12:33
               Türk solu irtica kampanyalarının neresinde?
               İran ile Türkiye arasında yönetimsel olarak ne gibi farklar ne gibi benzerlikler vardır?
               Türkiyede Muhafazakar denince kimleri anlıyoruz?
               Gericilik nedir?
               İrtica nedir?
               Yobaz kimdir yobazlıktan nasıl korunulur?
               İlerici kimdir?
               İrtica kampanyalarının bayraktarlığını yapan gazeteler in amacı nedir?
               
Neden bahsettiğimi farketmemişsneiz fFreketmenize gerek yok

11.09.2006 11:29:31
"tehlikenin farkında mısınız.."

şimdi mesela bu cümleyi sağdan sola doğru, arapça harfleri çağrıştırır bir şekilde yazdın mı, ahanda sana öcü.. maksat tiraj olsun.. 

Sapiens 11.09.2006 21:13:34
Maksat Tiraj olsunda halkın kahir ekseriyeti bu kampanyalara karşı olduğunu kampanyaların ertsindeki seçimlerede kampnayaların düzenlenmme endnei olan partilere yahut onların devamı sayılabilcek partilere oy vermedi mi 


ARapça ile alaklı espriniz anlıyamadım karşımısnız yoksa karşı olanlara göndermemi yapıyorsunuz 

12.09.2006 13:52:09

12.09.2006 13:56:49
reklam ajansının yaratıcılığına diyeceğim yok gerçi..
pek bi ilerici gastemiz ise zaten öcü yaratmakta mahirdir..

bu reklam kampanyasının alt metni şu şekildedir..
"çok mu korktun yavrucuğum.. gel bakayım İlhan amcanın kucağına.." buck2

hayrullah67 02.10.2006 03:14:51
Meclis açılış konuşmasında sayın cumhurbaşkanı yine laiklik ve irtica dersi vermeye çalışmıştır.  İrtica denince akla hep islami irtica gelmektedir ki cumhurbaşkanında söylediği böyle algılanmıştır. peki soruyorum  irtica sadece islamiyette mi vardır ? .Laik bir toplumda yaşıyoruz kimsenin buna bir diyeceği yok . Bence Türkiyede islami irtica diye bir sorun yoktur ama ne hikmetse belirli zamanlarda bu konu sürekli ısıtılarak önümüze sunulmaktadır. memlekette herkes barış içinde yaşamaktadır. ancak ne hikmetse bu barış ortamı birilerini sürekli rahatsız etmektedir. ve birileri de sürekli irtica konusuna çanak tutmaktadır.
Toplum psikolojisi acısından baktığımızda irtica olayı olmamasına rağmen (legal olarak) sanki varmış gibi gösterilerek toplumu bu konuya karşı aşırı duyarlı hale getirmektedirler.  Sayın cumhurbaşkanıda sürekli bu konuyu gündme getirerek irtica yapmıyormu? Y.Ö.K. başörtüsü konusunda irtica yapmıyormu. ? ( İrticayı bir konuyu fanatiklik derecesinde savunma olarak  düşündüğümüzde )

Sapiens 02.10.2006 12:59:36
Hayrullah bey

Bunlar bazı güçlerin bahaneleri değilmidir
Kurt kuzuyu kapacaktır ya bahane haızrlar kendine bir süredir
sürdürülmekte olan irtica kampanyaları bu nedenledir



GERİCİLİK LANETLENMELİ
MÜSLÜMANSAK ZATEN GERİCİ OLMAK MUHAFZAKAR OLMAK GİBİ ŞANSIMIZ YOK

MUHAFAZAKARLARIN PİR'İ EBU CEHİL DEĞİLMİDİR

SAĞCI,SOLCU,İSLAMCI,LAİK ANARŞİST NE OLARSAK OLALIM GERİCİ ,MUHAFAZAKAR TUTUCU OLMAYALIM


OL
MA
YA!!!
LIM (BU OLMADI)
TRESTON MUYDU
TERESTON MUYDU
MANCHA
VEYA
MANÇA
DON KİŞOT
VEYA DON KİHOTE
SANÇO PANZA
PANZEHİRİDİR YOBAZLIĞIN İLİM
YİRMİ ÜÇ RENKLE DOKUNMUŞ BİR KİLİM
NORMAN COOK YAHUT FATBOY SLİM
MARSHALL MATHERS VEYA SHADDY SLiM
EŞŞEK HERİF YAHUT ÇİNGEN SELİM
BELİM AĞRIYOR BELİM



HUHU

Sapiens 02.10.2006 20:23:38
Rock n roll niger gerek patty smith gerek marilyn manson dan dinlediğimde pogo yapma isteği hasıl oluyor ya sizlerde

dinlemediniz mi  hala  dinleyeiniz derim

cananca 02.10.2006 21:47:39
barış içinde yaşammı dediniz?
günlerdir verilen şehitlerden üstelik türban yasagını protesto eden bir avukatın tabancasının içinden çıkıp suçsuz aydın birkaç kişiyi öldüren kurşunlardan haberiniz varmı?
ama dogru size göre barış  bedava ekmek sırasına giren ve o sırada elişi örüp gülücükler saçan kadın kahkahaları demek...


Sayfa: [ 1 ] 2 3