|
||
| ZEKA ZEHİRLENMESİ Pistonlar hızla inip kalkmaya başlamadan, yaklaşık on saniye önce içimde gittikçe belirginleşen bir endişe vardı. Eğer böyle olacağını bilsem o son dumanı almazdım. İşte içimde yine o ses başlıyor konuşmaya, kuşkular ülkesine hoş geldiniz. Hoş bulmadım çünkü binlercesi birbiriyle kaynaşıp duran dehlizlerin içinden çıkamayacağımı biliyorum. Kabus bitene kadar buradayız. Hadi kendinle konuş oğlum bunun gelip geçici bir şey olduğunu söyle. Yalnızca maddi ve her doz kandan atılır er geç. Emin olamıyorum. Bakışlarımı donarken yakalamaya başladım iyi ki bir ayna yok karşımda yine evrimin başlangıcına gidip hırıltılar çıkarmaya başlardım yoksa. Tüm kelimeler birazdan beynime üşüşüp anlam taramasından geçecekler biliyorum. Bundan kurtulmanın yolu yok mu? Kadınları düşün güzel olanlarını. Ya da kendini yemyeşil bir ormanda mı düşünsem. Orman derdemez karanlık ağaçların hışırtısı kulaklarımda dalgalanmaya başladı bile. Donuk gözlerle baktığım şu yatak örtüsünde desenler dalgalanmaya ve ağaçlara dönüşmeye başlamışlar bile. Gözlerimden sündürerek beni içine çekiyor,ormana,karanlığa. Kadınları düşünmeliyim. Tüm erkeklerin en zaaflı oldukları alan o, orada felsefeye yer yok. Hadi güdülerinin peşinde koş. Ayaklarım uyuşuyor. Derin bir nefes alma ihtiyacı hissediyorum. Bana mı gülüyorsun. Hey bana mı gülüyorsun? Hayır dedi. Ama yalan söylüyor. Niye bana gülüyor acaba. Çok mu rezil bir durumdayım acaba. En iyisi susmak. Kimsenin dikkatini üzerime çekmek istemiyorum. Issız bir mezarlık var sanki gözlerim oraya varmış beni bekliyor. Onlar benden önce oraya vardılarsa onları nasıl görüyorum? Gözlerim zıplıyor peşlerinden gidiyorum. Fırla, hemen fırla evet yerindeler. Ama daha fazla bastırırsam sanırım onları patlatacağım. Korkma. Burada senden başka kimse yok. Kendimden korkuyorum zaten. En iyisi uyumaya çalışmak. Gözlerimi kapatmanın iyi bir fikir olmadığını hızla istiflenen kozaların bembeyaz yığınına bakarken yakaladığımda anladım. Ki bu yığın sonsuz bir uzunluk yaratıp kusturucu bir boşluk duyumsattığında bu kez siyah imdadıma yetişiyor. Evet her şey karşıtıyla vardır. Birbilerini itiyor siyah ve beyaz, dirençler eşit ve döngü başlıyor. Şu denge sembolü hızla kafamın içinde daireler çizmeye başladı bile. Offffffff. Camı açmak gerek. Temiz hava rahatlatabilir. Ama keşke 4, katta olmasaydık. Şimdi buradan atlama paranoyası yapacağım eminim. Boş boş konuşma paranoya lafını anma. Anmamam gereken başka kelimeler de varmıydı. Hayır hatırlamak istemiyorum. Dilinin ucunda söyle hadi. Hayır başka anmamam gereken kelime yok. Yardımcı olayım ş ile başlıyor. Düşünmeyi durdurmalıyım. Bir şeylere odaklan hemen. Hadi dostum alay mı ediyorsun benle şizofrensin işte. Kim konuştu? Kimsin sen.? Burada duralım. Beynim fren yapıyor. Birsürü nöron boşa gitti. Kaza yerine üşüşen hasar tarayıcılar. Sistem taranıyor yanıtı veriyorlar. En azından şu şizofren saçmalığından kurtuldum. Hayır hiçbi boktan kurtulamadın.SUS!!! _ camdan atla kurtulursun:yere bi sinek gibi yapış. Kafan parçalanmış bir karpuz gibi ha ha. Ne muazzam sanat eseri. Görmek istemezmisin. Camı kapatmalıyım. Ama oraya gittiğimde kontrolün kimde olacağı belli olamaz. Gerçek uzakta yitirilmiş bir karakutu sanki. Camı kapat. Dışarıdan atmosferin bedenimi çekmek istediğini duyumsuyorum. Camın yanına gidemem. İşte tam bu anda gerçekten güzel bir kadın beni pencerenin kenarına çağırıyor. Gel ve atla. Sesi derinden ve buğulu. O sesi takip etmeliyim. Gözlerinden içimi saran bir ateş çıkıyor sanki. Birden beynimde bir kelime çakıyor. Havai fişekler gibi sonradan belirginleşiyor anlamı. Ne yazıyor. Ş e y t a n. Kovala onu ama nasıl işte yeni bir adam yaşlı ve bir bilgin gibi. Sakallarıyla nede dingin. _ benim sözümü dinle ve buraya gel evlat. Gitsem mi. Sakın atlama diyor. Bunlar yalnızca sanrı. Basit sanrılar. Bende senin bir sanrınım. Ama sana şunu tavsiye ederim. Atlama meselesini bir daha düşün. Göz kırptı sanırım. ÇIKARIN BENİ BURDAN. Bana yardımcı olacak kimse yok. _ atla sandığın kadar zor değil. Yerde sürüklenerek gidiyorum cam kenarına ve kolumu kaldırarak güçlükle camı kapattım. Ama bu içerdeki tüm oksijeni bitirmez mi? Hayır odada bana bir ay yetecek oksijen var. Yanıldığımı anlamam uzun sürmedi. Kendimi nefes alamazken yakalıyorum. Evet nefes almayı unutuyorum. Bu inanılmaz. Benzim sapsarı oldu sanırım. Bu gece boğularak öleceğim. Omurilik devre dışı kaldı galiba. İstemsiz davranışlarımızı düzenleyen omurilik nerdesin. Ben sana komut vermeden alman lazım olum o nefesi. Hadi biraz oksijen getir bana. _ omurilik yanıt vermiyor efendim. Bu bir kabus mu ? çıldırmak bu kadar kolay olmasa gerek. Bağlantıyı yeniden deneyin. _ omurilik ve tüm sinir sistemi ağır hasar aldı efendim. İşte bu gerçekten sinir bozucu: Akciğerden rapor isteyin. _ akciğer yetersiz oksijen mesajı yolladı efendim. Siktirtmeyin efendinizi de bişeyler yapın. Efendiymiş. İçi coşkuyla doldurulan bir balon gibi aniden oksijene boğuyorum akciğerimi. Sanırım geçici bir baygınlıktı. Evet hala odadayım. Birkaç kişi sızmış. İyi kimseye dokunmayım. Gözlerini açık tut. Tutamıyorum. Gözlerden rapor isteyin. Mesaj: Gözkapakları kası çalışmıyor. Nası ya? Evet öyle olmalı. Tanrım bana yardım et? Sonunda varlığımı kabul ettin ha ha? Başka şansım yok. Bana bu gece lazımsın adamım. Hadi bişeyler yap. Gel sana sistemi gezdireyim diyor. Hangi sistemi? İşte burası tüm davranışlarının toplandığı bilgilerin alındığı sinyal merkezi. Evet inanılmaz büyüklükte dev alıcılar var burada üzerinde çalışmışsınız belli. Hepsi sizler için diyor, kırmızı başlıklı kız gibi hissediyorum kendimi. Bilgi alışverişini görebiliyor musun diyor bana. Tanrının elleri omzumda ve babacan bir tavrı var. Evet görüyorum. Sesim mi titriyor yoksa? Sistem gerçekten büyüleyici. Milyonlarca tuhaf küçük parcacık inanılmaz bir uyum içinde çalışıyor. İşte bunlar tanrının pistonları. Sonra utangaç ve yaramaz bir çocuk gibi tanrıdan 25 yıllık bir günah sevap çetelesi istiyorum. Hım diyor. Gel o zaman arşive götüreyim seni. Arşiv odasında dev bir faksı andıran bir makine transkliptimi çıkarmaya başlıyor. Kontrol edip itiraz edebilirsin diyor. 26 nisan 1986 başlıklı güne bir göz atıyorum. Saniye saniye işlenmiş her şey. Günah veya sevaba not düşülmemişse notr bölümü işaretlenmiş. Bu ne diyorum. Ne yani diyor işerken veya uyurken sevap veya günah kazanamazsın ya. Ne olacak bunlar diyorum. Karşıyı uçsuz bucaksız bir alanı gösteriyor. Tercihini belirleyecek. Cennet ve cehennem. Koşup cennetin kapılarına dayanıyorum. İçerisi görünüyor şeffaf bir örtünün arkasında. Ama içeri girmek imkansız. _Başlatma lan tanrısından. Faust merhaba koçum. Faust.? Bu isimde birini tanımıyorum. Gitmek istiyorum. Anne kurtar beni. Sabah olmayacak mı bu gece. Zihnim çürüyor. Zihnim çürüyor. Hayatım, üstüme kapaklanan dev bir fil leşi gibi. Bu muhasebeden zarar çıkar ancak. Sonra soğuk suyu üzerime boca ettim ve arkadaşlarımın korku dolu bakışları içinde bir müddet daha hayatta kalmaya çalıştım. Onlardan nefes alamadığım anlarda beni nefes almam için uyarmalarını istedim. Sonra ağlıyordum evet. Ve gözyaşlarım birer havan topu gibi ağırlaşıp yüzümü yakıyordu. Şu ağlama faslından kurtulmak lazım. Yaz emir: göz pınarları hemen faaliyetlerini durduracak. _ mesaj iletilemiyor. Bölge düşman işgali altında. Burada acı dolu bir tebessümle kendi hayatımın geri kalan kısmına baktım ve dedim ki işte sonuç bu. Delirmek. Ertesi gün uyandım ve her şey bitti sanıyordum. Ama bitmemiş. Ayıkken görülen düşler ve aklın ölümü ikinci bölümde. İkinci bölüm yakında. |
||
|
||
| Marcel sıfırda okuduğum en iyi yazılardan biri buydu. | ||
|
||
| zekamın zehirlenmesini istiyroum... bütün kıvrımlarının yakan ve asla boşluk bırakmayarak beni kendim için yabancılayan bir tükenişte elden geçirilmesini istiyorum. zekamın her nefes alışının ciğerlerimde bir patlamaya dönüşüp kanserleşmesini istiyorum..düşünce oluşurken eylemin geçtiği yer sonuna kadar talan edilmeli. sağlıklı düşünceler sağlıksız toplumların ucu işlemeli maskesidir. sorular cevaplara baskın çıkmalı. hijyenik olmayan bir düşünüş tabutsudur ama bilgi de yerini ancak orada bulur.. devamını merak ediyroum ben de..
|
||
|
||
| dostum, o gece yaşadıklarını nasıl hatırlayabildiğine şaşırıyorum. en büyük kaybın ve kazancın bu sanrım. iyi yakalamışsın. | ||
|
||
| bencede yazı çok güzel.... zehirlenmenin tedavisi de vardır, eğer bir zehirlenme durumu varsa |
||
|
||
hijyenik olmayan bir düşünüş tabutsudur ama bilgi de yerini ancak orada bulur.. zeka tomurcukları da koparılmalı, yeni kıpırdamalar varoluşu kökünden zehirlemekle tehdit eder, sonlarda aranmalı ilk deneyimler, belki bu sayede uyuyabiliriz toprağın üstünde ve uyandırabilecek bir hayatı bu sayede yakalayabilriz. |
||