|
||
Mutluluk mu hüzünün parçası yoksa hüzün mü mutluluğun? Yoksa bunlar tamamen ayrı şeyler de sadece raslantı eseri mi sıralı geliyorlar? Mutlu olduğumuz saatler kadar üzüntü bizi bekler bana göre. Hem de arayı çok açmadan kendini gösterir Sokrates der ki: "Tanrılardan biri hazla elemi birleştirip karştırmak istemiş, bunu başaramayınca bari şunları kuyruklarından birbirine bağlayalım demiştir" Bence tamamen birleştirmeye başarmış buna kim uğraştıysa... |
||
|
||
| hayatın nefesini tuttuğu yerler hüzün...nefes aldığı yerlerse mutluluk-bana göre tersi- beir besteden es verdiği yerlerin söküp atılamaması gibi birbirlerini içerek ilerlerler-birbirilerinin kanında yetişirler. |
||
|
||
| ikisinin de ayn duyguya farklı zamanlarda verilmiş farklı tepkilerdir.. | ||
|
||
| mutluluk ve hüzün, oyunda rol alan as oyuncu ve figüranlar gibi... mutluluğun rolü çok az, sahnede ağırlık hüzünde... replik ve düpliklerle sürüyor oyun, taa ki perde kapanıncaya dek... | ||
|
||
| yüzünde bir gülümseme hiç eksik olmuyor kahkahaya dönüşüyor bazen coşku doluyor, bir ömür değerinde adın mutluluk olsun... omuzlar düşmüş, yorgun gölgeler gibi gözlerde, puslu bir derin bakış çekilmiş kenarları, su yolu açar gibi sanki dağı sis basmış başında kar var gibi adın hüzün olsun... |
||