(evet baya düşündüm. hatta hala daha emin değilim.)
Devletin kuruluş tarihini inceleyecek olursak, bireyin haklarını koruma bahanesi altında bugünkü devletin oluştuğunu görürüz. Onun yasaları, mağdur bireyin korunması için görevlendirilmiş memurları, yasaların uygulanması için geliştirilmiş hiyerarşisi, hakkın kaynağının öğrenildiği üniversiteleri, hakkı kutsayan kilisesi, "düzeni" ayakta tutmaya yarayan sınıfları, ordu hizmeti için uygulanan baskı, tekelleri ve nihayet suçları ve tiranlığı; tüm bunlar ona tanınmış olan bu ilk yetkiden doğmuştur: Başka bir birey tarafından zarar görmüş olan bireyin haklarının korunması. kropotkin
burda sorun devletin bireyin haklarını ve dolayısıyla bireyi korumak için yola çıkmış görünürken daha yöntemde sınıfta kalmasıdır. yani yukarda bahsedilen araçlar (ki bunlardan biri hiyerarşidir) bireysellik için alan yaratmanın önünde engeller üretir.
hiyerarşi, en üst iktidar organının bireye ulaşabilmek, arzularını onun üzerinde veya onun aracılığı ile sağlamak için kurduğu yöneticiler silsilesinin adıdır.
bu hattın sağlıklı işlemesi için yasalar çıkarılır. hiyerarşi sisteminin aktörleri bireyden devlete giden yönetme/baskı kurma aracının kendi kısımlarına düşen yasaları işletirler.
devlet onaylı ve devlet hizmetindeki bu yasalara hiyerarşi içinde askeri, toplumsal, finansal, çalışma,... yasalarını örnek gösterebliriz.
|