SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Milli mücadele dönemi ve komünizm....

Sayfa: [ 1 ]

04.07.2005 22:12:57
  sadece  düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum bu ülkenin komünist geçmişi hakkında ki düşüncelerinizi 1919 ların komünistlerinin tutarlılığını ,halkın komünizm benimsemeye çalışmasının nasıl olduğunu kimlerin gerekli alt yapıyı sağlamaya çalıştığığını merak ediyorum size soruyorum by kom[iüuıoıenidfghjkliazcvnbmö)nist

ay_danscisi 11.12.2005 15:05:25
http://sifirforum.com/forum/index.php?topic=1815.msg77025#msg77025

penche 10.06.2007 16:54:36
ya arkadaşlar şu bir gerçektir ki kurtuluş savaşı komünistler sayesinde kazanılmıştır

07.07.2007 20:48:52
 
Türkiye Komünist PartisiOsmanlı İmparatorluğu döneminde Sosyalist gruplar olmasına rağmen bunlar geniş kitle örgütlerine dönüşememişlerdi. Bu gruplar genelde küçük ve sosyalist düşüncenin taşıyıcıları oldular. Özellikle Selanik ve İstanbul merkezli idiler. Bir kısmı kurulacak olan TKP'ye katılmıştır. Özellikle de Şefik Hüsnü'nün liderlik ettiği Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Fırkası(TİÇSF) bunlardan biridir. İttihat ve Terakki Hükümeti'ne muhalefetten Sinop'a sürgün edilen Mustafa Suphi buradan Çarlık Rusyasına geçti burada Ruslara esir düştü. Esirliği sırasında tanıştığı mahkum devrimcilerin ve Ekim Devrimi'nden sonra "Bolşevizm"in etkisi ile 1918 yılında "Sosyalist Müslüman Doğu Halklar Kurulatayı"nın ardından sürgündeki askerler ve Türkiye'deki gruplarla beraber 10 Eylül 1920 yılında Bakü de yapılan kongre ile TKP (TKF) kuruldu. Musta Suphi ve arkadaşları Anadolu da gerçekleşen Kurtuluş Savaşı'na destek vermek için önce Mustafa Kemal ile irtibat sağlamışlardır. Musatafa Kemal'in daveti ile Ankara'ya gelmek için yola çıkmışlardır. TKP'nin Azerbaycan'da oluşturulmuş bir grup silahlı birliğide Kurtuluş Savaşı'nın desteklemek için gönderdiği söylense de kesin bilgileri bulunmamaktadır.TKP üyelerinin yurda girmeleri ile protestolar gerçekleşmiştir. Kimi kaynaklarda bu protestoların 9. Kolordu (?) Komutanı Kazım Karabekir tarafından tertiplendiği iddia edilmektedir. Kars ve Erzurum'dan sonra Kazım Karabekir'in yönlendirmesi ile Tarabzona geçmişlerdir. Mustafa Suphilerin amacı buradan gemi ile Samsun'a geçip Ankara'ya ulaşmaktadır. Ama Kazım Karabekir'in ise Rusya'ya geri göndermeyi istediği iddia edilmektedir. Gemi Karadeniz'e açıldıktan sonra Trabzon kabadayılarından Yahya Kahya ve adamları gemiye arkadan yetişip Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürmüşlerdir. Bu cinayette genel kanı planlayanın Kazım Karabekir olduğudur. Bir diğer iddia ise Kazım Karabekir'in Mustafa Kemal'den olur almadan bu işe girişmeyeceğidir. Gizli yazışmalar/telgraflar ancak bunu kanıtlayabilir ki bunlar hala açıklanmamıştır. Bir süre sonra Yahya Kahya, Mustafa Kemal'in koruması Topal Osman tarafından öldürülmüştür. "Topal Osman, bir başka yerde Mustafa Suphi ve arkadaşları, 28/29 Ocak 1921 gecesi, Kayıkçılar Kahyası olan Yahya ve adamları ile Faik Reis tarafından öldürülmesi olayında da ortaya çıkar. Türkiye'nin politik tarihine kara bir leke olarak geçen bu cinayetin arkasında da Topal Osman vardır. Bu cinayeti işleyenlere karşı tepkiler artınca Kahya Yahya, Sivas'ta kurulan göstermelik bir mahkemede 'yargılanır' ve 'delil' yetersizliğinden beraat eder. Kahya Trabzon'a döndüğünde üzerindeki psikolojik baskılar devam edince, suç ortaklarını tehdit etmeye başlar. Sağda solda 'Sanki bütün işlerde ben tek başına mı idim. Daha üstüme varırlarsa her şeyi olduğu gibi ortaya dökerim' demesi Kahya Yahya'nın arkasındaki güçleri rahatsız eder. Kahya'nın ortadan kaldırılmasına karar verilir. Ansızın Trabzon kışlasına yakın bir yerde Kahya Yahya, adamlarıyla birlikte pusuya düşürülür ve öldürülür." (Ömer Ağın http://imranlider.org.tr/editorden/kasim/D%C3%BCn%C3%BCn%20Topal%20Osmanlari.htm ) Mustafa Suphiler Kurtuluş Savaşı'na yardım edemeselerde Sovyet Rusya'nın (1924 e kadar böyle adlandırılmaktadır.) silah ve altın yardımını sağlamıştır. Daha sonra Türkiyedeki kadrolar Kemalizm'e karşı direkt bir tavır almasalarda bu cinyetlerden dolayı mesafeli durmuşlardır.

TKP’nin kurucusu Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı Ocak 1921 yılında öldürüldü. Bu olay TKP’nin siyasi iktidara karşı illegal mücadelesinin de başlangıcını oluşturdu..[kaynak belirtilmeli] 1920’li ve 1930’lu yıllarda TKP illegal mücadeleyi devam ettirdi. 15 Ağustos 1922'de Hükümetin yasaklaması üzerine Ankara'da gizli olarak gerçekleştirilen 2. Kongre'de Genel Sekreterliğe Salih Hacıoğlu getirildi. Kongreden yaklaşık üç hafta sonra 12 Eylül 1922'de, Ankara Hükümeti o güne kadar yasal çalışma yürüten TKP'yi kapattı. Yasal çalışma olanağı ortadan kaldırılan TKP'nin üçüncü kongresi 31 Aralık 1924-1 Ocak 1925'de İstanbul Akaretler'de illegal olarak toplandı ve Şefik Hüsnü genel sekreterliğe getirildi. Kongreden sonra, Şeyh Said İsyanını bahane eden Hükümet Takrir-i Sükun kanunu çıkartarak ülkedeki CHP harici tüm siyasi oluşumları kapattı..[kaynak belirtilmeli] Çok geniş tutuklamalar ve yargılamalar yapıldı. 1925'de yapılan tutuklamalarının yol açtığı dağınıklığı kargaşayı durdurmak üzere, 1926 yılının mayıs ayında, Şefik Hüsnü'nün girişimiyle, Viyana'da bir parti konferansı yapıldı. Yeni bir faaliyet programının taslağı hazırlandı ve Vedat Nedim Tör genel sekreterliğe getirildi. Vedat Nedim Tör, Burjuvazi ve Kemalizm ile uzlaşarak ılımlı bir politika izledi. 1927 yılında Vedat Nedim Tör ve Sevket Süreyya Aydemir partiden ayrılarak Kemalist Kadro dergisini çıkardı. Ayrılışları parti kayıtlarına parti arşivini emniyete teslim ettikleri gerekçesi ile ihanet olarak geçti. Parti işçi sınıfı içerisinde belli bir örgütlenme yakaladıysa da(tütün işçileri ve demiryolu işçileri), parti içi problemlerŞablon:Komiternin partiyi likide etme kararı eklenmeli daha güçlü bir etki yaratmasının önüne geçti. Komünist şair Nazım Hikmet partiye üye oldu ve partiye olduğu kadar Türkiye'deki Komünizm hareketine de önemli katkılarda bulundu.

Parti, 1940'ların başında yeniden örgütlendi. Reşat Fuat Baraner'in Teşkilat Sekreterliğinde 2. Dünya Savaşı boyunca Faşizm karşıtı bir politika izledi. Şablon:2. Dünya Savaşı sonrası legal parti açılımları eklenmeli1950'lere kadar Dr. Şefik Hüsnü denetiminde faaliyetlerine devam etti. 1951 tutuklamalarını ve Şefik Hüsnü'nün 1959 yılında hapis sonrası sürgüne gönderildiği Manisa’da ölmesini takiben, Yakup Demir (Zeki Baştımar) ve bazı TKP kadroları 1960 yılında yurtdışına çıkarak partiyi yurtdışında yeniden örgütlediler.


ruhumyok 07.07.2007 21:07:16
evet kurtuluş şavaşı döneminde kominizmin rolü çok büyük hatta mustafa kemal mustafa suhhilerle hareket ediyor sovyetlere emperyalistlere karşı sosyalist mücadele sözü veriliyor sscb maddi askeri yardım yapıyor ama sonra ne oluyor mustafa kemal ve hükümeti bir kaç kazanım ve tavizle ingilizlerle masaya oturuyor ve bütün devrimci sözler emperyalist masada unutuluyor sonramı ne oluyor mustafa suhpiler hakkında yakalma emri çıkarılıyor ve onlar ülke dışına çıkmaya çalışırken karadeniz açıklarında ölüyorlar neden ve nasıl kim tarafından? büyük soru  işaretleriyle

07.07.2007 21:08:26
eh politika da böyle bir şey.

ruhumyok 07.07.2007 21:10:22
çirkin politikalara kirli siyasetlere hiç alışamak istemiyorum

07.07.2007 21:11:02
temiz politika mı olur?

ruhumyok 07.07.2007 21:12:18
ya olamlı ne kadar ütopikte gözükse dünya halklarının hepsini gözeten kültür yok etme değil ama kardeşliğinin savunulduğu bir politika olmalı yoksada yaratılmalı

07.07.2007 21:13:25
başkalarının hayatları üzerine teori kurma işi bu iş.. sakat..

ruhumyok 07.07.2007 21:17:27
o zaman bütün ideolojiler s akattır ki bilmiyorum nederece doğru olur bu  sav

07.07.2007 21:18:17
aynen onu dedim.


Sayfa: [ 1 ]