|
||
| Nietzsche'nin Güç İstemi Felsefesi “Yaşamla karşılaştığım her yerde güç istencini buldum: Boyun eğen kişinin iradesinde bile efendi olma iradesini buldum; der Zerdüşt. ” Nietzsche bütün insanların içinde güce sahip olma ve egemen olma isteğinin bulunduğunu ileri sürer. İnsanlar birbirlerinden ne kadar farklı olursa olsun, birbirlerine ne kadar zıt olursa olsun hepsinin içinde güçlü olma dürtüsü vardır. “Ona göre, bütün varlığın temelinde daha güçlü olmaya yönelmiş bir istek vardır. Nietzsche canlı olanın, yaşayanın bulunduğu her yerde güçlü olma isteğinin bulunduğunu söyler. Yaşamın temel nedeni, güçlü olma isteğidir. İnsanoğlu yalnızca kendini korumak ve yaşamak istemez; insanoğlunun asıl istediği güçlü olmaktır. Güç istemi kendisini hiçbir sınır tanımadan her yöne fırlamak, her tarafa saldırmak şeklinde gösterir. Fakat bu, hayvani ve vahşi olan bir şeydir. Oysa insanı insan yapan şey, kendisinde ki güç istemini koruyup yönlendirebilme yeteneğidir. Üstinsan, başkalarından çok kendisini aşabilen; başkalarının değil de kendi kendisinin efendisi olabilen insandır. Nietzsche’ye göre yaşamın temelinde güçlü olma isteği bulunduğundan eşitlik, toplumsal barış ve çıkarlarda uyum söz konusu olamaz. Nietzsche Hristiyanlığın ahlak anlayışının bir yanıltmaca olduğunu söylemiştir. Nietzsche acıma ve sevgi ahlakını güçlü insanı yolundan çeviren, onu güçsüz insanlar düzeyine indiren bir tuzak olarak görmüştür. ” Nietzsche’ye göre iki tip ahlak anlayışı vardı: Efendi ahlakı ve köle ahlakı olarak. Hristiyanlık ona göre bir köle ahlakıydı. “Köleler eşitlik şampiyonuydular ve herkesin öyle olmasını istiyorlardı. Köle ahlakı,değer yargıları üretemez ancak daha önce varolanlara boyun eğer ve yasa korkusu içinde yaşardı. ” Nietzsche’ye göre köle ahlakı insanın üstinsana ulaşmasında ki engellerden birisidir. Üstinsan acıma ve sevgi duygularına sahip olmayan, efendi ahlakı ile donatılmış insandır. Köle ahlakına sahip insanların içinde bile güç istenci vardır. |
||