|
||
| İnsanın ömrü bütün emellerini meydana getirmeye kafi değil O halde Zaruri olarak bir beka meselesi var yani ebedi hayat buraya bağlanmadıkça buda söz halinde değil taklidi bir inanmak değil hatır için evet değil gönlünden o sözü duymak kalbinde Onu sıcaklığını hissetmek yoksa telkinle onların hiç faydası yoktur kendi aslını aramaklık zevki geldiği vakitte kendisinin nerden geldiğini niçin getirildiğini ne olacağını hayat nedir memat nedir. Hadisatta ki yükler bana niçin yüklenmiştir. Binaenaleyh bir alemi insaniyetin yanisi insana verilen kuvveyi tedbiriye elektriklenince Bütün alemin altına üstüne getirmekliği imkanları olabiliyor bir ufacık bir varlıkta koca bir varlık böyle ne bileyim işte sen anla ne demek istediğimi o halde bende geniş bir varlık var Ben bir yerin naibiyim vekiliyim Şimdi o halde bu kudret bu azamet muvakkat olur mu olmaz mı geçici olur mu olmaz mı ? içinden alacağın sesle Hayır anlatamıyor muyuz ben öyle bir harikayı fıtratım ki yani olanın içinde en harika olanım ki en muhkem kuvvetleri bana verilen ufak tedbirlerle altını üstüne getirebiliyorum O halde ben kimim neyim ben doğduğum andaki tecellimde en aciz bir hayvandan daha aşağıyım çünkü nihayet bir hayvan bir kaç gün sonra annesinin babasının yaptığını yapabilir Ben 8 10 sene geçer gine kendimi kurtaramam Fakat sonraaa.. ((((((bana bir varlık geliyor Bu kalıbımın haricin de bir iş var))))) bu nedir ? İşte Burasını aramaya başladı mı Beka denilen şey kendi vücudunda hissettirir ona Beka arzusu O hissedilmedikçe Ahlak yerini tutmaz gelmez Dahilinde ki kuvveyi muharikke elektriklendiği vakitde insanın ne oluyor kainat Ve Kendinin midir O Bunun kudret ara sırada dersini kaçırmıştır Mesela bir şey konuşurken şimdi unuttum dersin biraz sonra hatırıma gelsin söylerim Nereye gitti nerden gelecek Demek ki senin değil o halde bir rabıta var çözme onu mevzuun tarifte en zor olan kısmını İnsan mefhumu teşkil etmekte ahlakta mevzuu başlıca iki kısma ayrılır Vazife doğan ahlak bir de Aşktan doğan ahlak Tabi burada ki aşk romanda okunan aşk manasına değil Ruhta hasıl olan muhabbet başkadır Nefiste hasıl olan muhabbet başkadır Ruhta hasıl olan muhabbete Aşk derler ondan şevk vardır kesilmez artar nefiste hasıl olan muhabbete aşk denmez fakat örf onu da aşk diyerekten tesviye eder yani düz hesaplar O şehvettir oda iki kısma ayrılır bir kısmı makbul olan şehvettir Bir kısmı da mezmum olur insanlığı süfliyata mahva sevkeden şeylerdir Bizim ahlak mevzuda ki Aşk Ruhta hasıl olan muhabbet Var mı yok mu ? Biraz zor iş Evvela makamı hayvaniyetten ademiyete ayak basacak kişi sonra sualleri soracak ben kimim diyecek nerden geldim niçin getirildim gelip gitmemdeki gaye nedir ve bu gelip gitmede ihtiyarım var mıdır işte bu kısım dikkat ederseniz çok tekrar edilmesi lazımdır bu kısım yayılması icap eden kısımdır insanlık buraya kendisini sokmadıkça Huzur filan bunlar laf halin de kalır Hırsla tamala açgözlülükle adalet ictima etmez bir araya gelmez Bunları da öğrenmeden bu ikisinin de farkına varılmaz Bak hiçbir vakit haris bir adamda adalet olmaz Hiçbir vakit tamakar bir adamda adalet olmaz Bunlar ateşle su gibidir ikisi ictima etmez Bu baislerinde insanın kendi halinde tecellisi görülmedikçe bunlarla da amel edilmez Soracak kendisine kendi kendine İnsan hiç asude kalmaz mı Bir an hadisattan İç alemini bir an için azade edemez mi O azade kaldığı vakitte Ben kimim neyim nerden geldim nereye götürülüyorum Gelmemde gitmem de gaye ne Abes yaratılmış hiç zerre olmadığını bu gün fen mevzuu da bilimde ikrar etmekte Daha henüz ilerlemenin bir noktasında olduğu halde İkrar etmekte eskiden hayvanlar arasında ki olaylarda bu ne vahşet bir şey diyordu Şimdi bunların her biri vazifeye bağlı olduğunu ve büyük küçüğe küçük büyüğe birbirine yardım ettiğini ikrar etmekte Eh ya sen büyük bir varlık başı boş mı bırakılmışsın senin vazifen yok mu Her zerrenin vazifesi var vücudundaki her azanın beynin kalbin ciğerlerin hepsinin bir vazifesi var Ya senin Hayat ne memat ne hadisat ne Sonra gelmende gitmende ihtiyarın var mı en mühim mesele bu Bazı insanlar vardır ki ben kainatı doldururum diye yaşar Biçaredir o acınacak sınıf çok Kudrete karşı muhtaç olduğunu bilmez de herkesin bana ihtiyacı var der Ne kadar zavallı ne kadar aciz Alemi kudret hiçbir vakit hüccet istemez ihtiyaç bekler kardeşim Tabire dikkat et Sakın babı kudrete hüccetle falan gitme istemez onların hiç birini İblis ondan yıkıldı Aklına güvendi hüccet serdetti kudrete karşı Halbuki Alemi kudret hiçbir vakit hüccet istemez Dikkat ((Hiçbir vakit istemez))) daima ihtiyacını arz etmesini ister bak vahdeti vücutta böyle Ne hücceti göstereceksin Alemi kudretlen benim alakam yok Bak sen Yamamı var Senin İki vücudun var birisi alemi kudrete bağlanmış biri alemi şehadete alemi hilkate yani ya ikisi birbirine bağlı bunların neyse kendi iklimi Vücudunun çobanı olmak En büyük terbiyeci öyle söylemiştir En büyük ahlakçı Her biriniz çobansınız her Çoban kendisine teslim olunan malından mesuldür Bir aile reisi o ailenin Çobanıdır ve mesuldür Evladından karısından hizmetçisinden şusundan busundan Eh bazısı derki ben hamd olsun bunların hiç birine sahip değilim Niye neyse işte kudret bizi böyle getirdi benim bir dikili ağacım bile yok Yavrum var nasıl yok ya Namütenahi varlığa sahip olan bir vücudun var Her zerresinde mesulsün Evvela elini ıslah ettin mi etmedin mi Bu elinin çobanısın Gözünü ıslah ettin mi etmedin mi Bu gözünün çobanısın Dilini ıslah ettin mi etmedin mi Bunun çobanısın kurtuluş yoktur Yalnız tehlike şey nedir biliyor musunuz Eğer Çoban kurdun yapacağı şeyi yaparsa Böyle emrolunmuş her biriniz Çobansınız herkes kendisini teslim edilen reyinden fikirinde oyundan etrafından muhitinden mesuldür üzerinde tirtir titreyeceksin Nasıl dikkatli bir Çobana bir sürü teslim ederler kurttan muhafaza için daima onun etrafında Lazım gelen tedbirlerini alır Nerdeeee… Çoban Kurt olmuş Kurdun muamelesini yaparsa Ki koyunu muhafaza edeceği yerde kendi kurt olurda yırtarsa İşte zor olan kısmı bu İslam 15 asır evvel demokrasinin esasını kurmuş baştan aşağı her ferdi mesul tutmuştur Her biriniz Çobansınız her Çoban kendisine emanet olunandan mesuldür Kanunu ile demokrasinin esasını kurmuş Halıka (her hangi bir yerde herhangi birinin Hakkına) isyan çıkan yerde Mahluka itaat edilemez Kanunu ile de herkese adaletle sınırlandırılmış Hürriyet bahşeylemiştir Cenabı Hakta bu din için Onu biz indirdiğimiz gibi biz koruyacağız buyurmuştur her birimiz Çobansınız reyinin fikrinin elinin dilin bu emanet edilen şeylerden mesulsünüzdür Ama ya Çoban Kurt olursa Herkes herkesten ve kendisinden Şikayetçi olur Huzur kalb aleminde rahatlama bunlar laf halinde kalır Trilyonların olsa ilminde olsa yine pencerenin önünde kaşın çatık etrafa Bakarsın Belki 10 dakka rahatlarsın sonra yine patlarsın bazen 1 gün rahatlarsın sonra yine kaşın gözün belli değil huzur filan bunlar laf halinde rahatlama oldu mu kaşın gözün yüzün belli olur evet bu gün insanlık hiçbir şey meydana getiremiyor kardeşim yüzlerine bak tenekecilik değildir ilerlemek bas düğmeye hamile, piri fani, çoluk çocuk bir anda imha olsun bu ne bu kendinizi kandırmayın iyi bir şey değil ki uyutmak haaa yanlış anlama ben yapma demek istiyorum sen daha üstününü yap o düğmeye basacak olan senin yaptığın şeyden korksun o düğmeye basamasın Bu Dinin Büyük Peygamberi Ne buyuruyor Kendilerini bana nisbet ettikleri halde Dünya üzerinde İlim ve eğitim öğretim yani maarif nokta-i Nazarından kendilerini bana nisbet etmeyenler onlardan üstün bulunacak olursa geri kalanların benimle hiçbir nisbeti yoktur Ben onların peygamberi değilim Tabi kiliseye gelince o kendi mensubiyetinden başkasına ilim tahsilini yasak etmişti Müsbet ilme düşman idi hata saliklerini yakıyordu dahi Galila yaktığı gibi İşte Laiklik Kilisenin bu zorundan doğdu Din ile dünya ayrıldı İslam da ise laiklik içtihad ile fikir ile değil çok açık aleni aşikar Kuranı kerimin ayetinden delilli şekilde La ikrahe fiddin Leküm diniküm veliye din fermanı ile vardı |
||
|
||
bu adreste ilginç şeyler var bakın http://www.dinlertarihi.com/dergi/sayi4/besair.pdf http://www.dinlertarihi.com/dergi/sayi4/besair.pdf adresten alıntı Sizin dediğiniz yolda manevi istifade İslamın nazarı dikkatini celp etmediğinden bu menfaatin icabı olan ''propaganda''işine yani Katolik ve Protestan misyonerlerinde görüldüğü şekliyle mezhebin yayılması meselesine ehemmiyet vermemişlerdir. Bunun için ''İslam dininde zorlama yoktur''prensibi gibi birçok dini esasın dışında bir de şu nazariye vardır ki İslamiyet büyük bir nimettir. Ondan mahrum olanlar ona can atmalıdırlar. İşte bu nazariye gereğince propaganda yöntemine gerek görülmemiştir. Eğer biz de propaganda gayreti olsa idi o gayretten iki şeyin tevellüt eylediği görülmeli idi. Birincisi kudreti seyf ikincisi kudreti kalem! VakIan bazI yüzeysel şeylerle uğraşan AvrupalIlar İslamın kılıç kuvvetiyle ikame olunduğu hükmünde bulunurlar ise de tarihi gerçekler onlara aykırıdır. İslamın yayılması için o kuvvetten istifade lazım gelse idi İslam memleketlerinde hiçbir Yahudi ve hiçbir Hıristiyanın kalmamış olması gerekirdi. Hakikat budur ki daha İslamın başlangıcından itibaren ehli kitap şer'i himayeye nail olmuştur. Tercümesini verdiğimiz peygamber emannamesi bunu ortaya koyduğu gibi, İspanya'da barınamayan Yahudilerin bize hicretle hala varlıklarını sürdürmesi dahi bunu teyit etmektedir. Bazı Rum vilayetleri ahalisinin İslamı kabule zorlanması, devlet tarafından siyasi olarak gerekli görülmüş olduğu halde, din uleması tarafından itiraz edildiği tarihlerimizde açıktır. Ama evvelce dahi dediğimiz yönüyle bizim kendi görüşümüze kalsa idi ''keşke bizde de propaganda gayreti olsaydı da İslam hükümeti havzasına giren kavimlerin hepsi Müslüman edilmiş olsalar idi'' diyerek kılıç kuvvetinden istifade aranmak şöyle dursun, aksine kılıç şeriatı Yahudiliği ve Hıristiyanlığı korumak için bir dayanak hükmünü almıştır. Kalem kuvvetinden de bu noktada istifade aranmamıştır. Yalnõz İslamın ilk ortaya çıktığı dönemde Resulullah efendimiz hazretlerinin tenzîr ve tebşirleri bir davet olup, ondan sonra muharebelerde İslama davet anı müteakiben cizyeyi kabule davetle beraber gider idi. Bundan öte Yahudi ve Hıristiyanları İslamiyeti kabule teşvik yolunda hiçbir risale bile yazılmamştır. Velev ki böyle bir gayret bulunsa idi bile, yazılacak olan şeylerin ya Arapça ve yahut yabancı ve Osmanlı lisanlarıyla yazılmaları lazım gelirdi. Belki bugün misyonerlerin yaptıkları gibi bizim de o zaman Rumca Ermenice, Bulgarca, Yahudice, Arnavutça, Moldovanca, Eflakça, Macarca, Hõrvatça, İtalyanca, Almanca, Lehçe, Rusça, Gürcüce, bu yolda neşriyatta bulunmamız icap ederdi. Öyle ki bu lisanları konuşan Hıristiyanların hepsinden tebaamz mevcut olmuş ve hatta onlardan birçokları rızalarıyla Müslüman olarak, gerek tariki mülkiye ve askeriye ve gerekse tariki ilmiyemizde yüksek mertebelere ulaşmışlardı. Bu nedenle zikredilen neşriyat bizce maksat olsa idi, türlü kitaplar vücuda getirmek içten bile değil idi. Ama Hıristiyanlarca az önce beyan ettiğimiz menfaatin mevcudiyeti sabittir. Fransz lisanıyla, birisi ''Soirée des Carthaginoise'' yani ''müsamere-i kartâciye'' diğeri ''La clé du Coran'' yani ''Miftâhul-Kuran'' isimli kendi kütüphanemizde iki kitap mevcuttur ki bunlar Fransız lisanına vakıf olan Katoliklerin İslamı kabul etmelerine engel olmak üzere yazılmıştır. Elbette diğer Avrupa dilleri ile de böyle şeyler yazılmıştır. Katolik dostumuz tarih gerçeklerine vakõf bir adam olduğu için şu meselede bizi daha fazla üzmeyerek dedi ki: |
||
|
||
| diyanet nahl 61. Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. ey kurana inananlar İnsan nedir kim tarif edebilir İnsanı İnsan sedece bu elli atmış kiloluk kan ve kemik torbasından ibaret değildir öyle olsaydı yeryüzünde bir canlı kalırdı herhalde bir köpek kasapın önünde et bekler koklar tekmeyi yer aynı cins köpek kuş tüyünde yatar bir yerden bir yere giderkende lüks bir arabayla gider işte düşünün bu günün felsefesi tüm insaların aklına şaşkınlık veriyor hayrette kalıyorlar yeni keşiflerle anlaşılan şeylerle ve kuranda bak ne diyor nahl 61. Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler. islam insanların tasavvur edebileceği hiç bir hakikati hariçe bırakmamıştır bir köpek kasapın önünde et bekler koklar tekmeyi yer aynı cins köpek kuş tüyünde yatar bir yerden bir yere giderkende lüks bir arabayla gider yani o köpek mesülmuydü ki dahha evval yapmış olduğu işlerin mükafatını görüyor ötekiside mesulmüydüki evvelden işlediği şeyin cezasını görüyor bu mechuldür ama islamda mechul değildir akılla bu işi hallet haledemezsin demek istedim islam felsefesinde mechul yok ![]() maksat istek oldur ki sen o yola gir niyet et Kurana can kulağını ver
|
||
|
||
| bu devirde önemli olan büyük zatların isimlerini telafuz etmektir bu devirde Allah nice yaptığı ibadete bakmaz çünkü zamanın imtihanı keyfiyet imtihanıdır bak millet nicelizim 'in nicesinin ismini telafuz eder sen realde öyle bir ortamda Ömer demesin Ebubekirden bahsetmezsin neden ayıplarlar diye işte bunu düşündüpğün an derhal iman kaydın defterden silinir böyle sevgi mi olur böyle aşk mı olur aşık maşukunun halinden haberdar olması lazım değil mi oruç tutuyorsun oruç tuttuğunu bilseler bulunduğun mekanda çevrede seni ayıplayacaklar hakir bakacaklar geri kafalı bakacaklar yahut şöyle bir surat yapacaklar biri herkese bir şey ikram ediyor seni ayıplamasınlar diye sen Allah kavramını kullanrak ne yapalım Allah emretti ben oruçluyum dedin mi hemen derhal iman kaydın defterten silinir milyar sene oruç tutsan hiç bir kıymeti yok birde şöyle oruç tutmuyorsun bir şey ikram ettiler o ortamda sen ben Allahın emirlerine karşı çok saygılıyım bunu ben yemem dedin mi işte gel bakayım sen yani keyfiyet önemli kemmiyet değil niceliğin önemli değil keyfiyetin önemli yahu neden Hazreti Ömerden misal gelir aklına ama sana geri kafalı diyecekler diye seni etkileyen o ortamda bahsetmezsin işte keyfiyet imtihanı oruç tutmaktan kıl kadar incel alnını secdede çürüt hiç bakmaz heee yapma demek istiyorum hayır yanlış anlama keyfiyetten bahsediyorum neden bakmaz şimdi sen ailenden çok sevdiğin birini üzmüşsün bak ben kendime eziyet ediyorum beni affet yahu sen ona o şekilde kendi affettirebilirmisin hayır sen ona o ortamda onun tarafını tutarak hemde ne yapalım diyerek değil canı gönülden seni affetsin diye şekiller yapman lazım ki o ortamda sevdiğim o insan sen affetsin işte verdiğim keyfiyet örneğide bunun gibi |
||
|
||
| asla uğraşma aşkını anlatmaya, aşk varolur yalnızca dile gelmeden; nasıl hareket ederse soylu rüzgar sessizce, görünmeden.
|
||
|
||
| arkadaşlar bizler burada konuşuyoruz güzel bazıları islam dini ile klise dini birbirine karıştırıp bilimin ilerlemesiyle Dinin zayıflayacağını düşünüyorlar ki kilise dini zayıflar islam dini zayıflamaz bilakis güçlenir şimdi böyle olduğu halde islam haber verir ki bu bildiğimiz bilmediğimiz bize milyarlarca ışık yılı uzakta olan mesefaler ve bilemeyeceğiz kadar uzak olan yerler bilmediğimiz nemütenahi şeyleri içinde bulunduran bu uzayın hariçinede çıkılacağını 15 asır evvel beşeriyetin fahri ebedisinin getirmiş olduğu kitapta beyan edildi yani islam diyor ki insanlık uzayın hariçine de çıkacaktır şimdi düşünün uzayın hariçine çıkabilmek için ne kadar yüksek bir teknolojiye ihtiyaç var belki o mesafeleri kat edebilmek için uykudan yararlanılacak belki zaman içinde zaman mekan içinde mekan vardır diyen İslam dinin bu emri ile bu işler yapılabilecek bir sokaktan bir sokağa geçer gibi insanlar uzayın hariçine çıkacaklar şimdi buralara kadar heber veren islam dinine meydana okuyabilirmisin karşısına çıkabilirmsin ben seni dünyada sileceğim azametiyle onun karşısına çıkabilirmisin sen islam dini ile azamet yarışına çıkabilirmisin çıksanda onu geçebilirmisin islam uzayın hariçine çıkılacağı zamanlardaki insanlara hitap ediyor İşte Allah resmen islam dininde beyan ediyor ben size dünyanın semasını böyle süsledim şimdi taaa o zamanlara kadar uzanan bir dine elinden geldiği kadar olanca kuvvetinle alyhinde olsan kendine pek büyük bir zulüm etmiş olmaz msın kendini kadırıyor olmaz mısın Zira İslama bir şey olmaz sen kendin karanlıkta kalırsın öyle değil miii o halde neden dönmüyorsun kaynak : Muhammed Şems-Üd-Din Yeşil Efendinin 1950-60 lı yıllarda söylemiş olduğu şü cümleleri : Dünya semasının hariçinede çıkılacaktır ben size dünyanın semasını böyle tezyin ettim der evet bilmediğimiz namütenahiyi... |
||
|
||
insanda hürriyeti vicdanı ilk tanıyan manadadır ebediyettir Allahtır sendeki hürriyet-i vicdanın hürriyetini ilk tanıyanı sen tanımazsan huzur bulabilirmisin tanıdım demeklede tanımak olmaz bir çok kimsede buradan aldatır kendisini (neden ? ben tanıyanlardanım) yooook öyle şey olur mu Onun imtihanları ağardır mesela Allah bu asırda tercih imtihanı yapıyor başka sual sormuyor bir tek suali var tercih kim beni ve beni sevdiğimi tercih edebilirse felahı ebedidedir bir tek sual açmıştır ama ne kadar da ağırdır en ağır sual talihimize bize çıktı en mühim sual kim tercih edebiliyor hiç başka bakmıyor şusu varmış (yani arkadaşlar 5 vakit namazı varmış) busu varmış şusu eksikmiş (namazı eksikmiş oruç tutmazmış) busu eksikmiş (yani arkadaşlar hiç birine bakmaz) tercih etti diyor sual sorulmaz artık diyor ama tercih etmek zor en ağır sual (yani arakadaşlar böyle bir ağırlık yaşamamışsan öyle bir tercih yapmamışsın demektir herkes kendini bilir böyle ağar bir şey yaşadın mı kaldırdınmı) bir defa düşünmeli İnsandaki Hürriyeti insana Allah vermiş ve utanır emanet dediğide Odur o vermiştir hürriyeti vicdanı ilk tanıyan Allahtır Allah her insanı bir halkın mahluku bilen vicdan bütün hukuku o emnbahta birleştirir ve o vakit kıymet-i hakkı bilir onsuz kıymet bilinir mi ben fırsat bulunça seni yerim sen fırsat bulunca beni yersin.......... ---------------- 75:26 :Doğrusu, (nefis) boğaza dayandığı 75:27: "Çare bulan var mı?" dendiği zaman insan acaip en son yere gelinceye kadar ümiti kesilmiyor Bütün azayi cevarih gitmiş can buraya gelmiş hırltı başlamış yine ümiti kesilmiyor dönerim belki diyor insan acaip belki tekrar dönerim bunu söylüyor o azametli manzumeyi kuvvayi ilahiyi başlarından bir büyük mahiyetiyle gelir biz bunu alacağız amma istişare yapıyor kuderetin saltanat icabı acaba ikaba mı tertk edeceğiz rahmete mi terkedeceğiz biliyor onu ama mesela bir şaki hakkında konşuyor biz bunu şimdi alacağız azaba mı terkedeceğiz yoksa rahmete mi ? bunu (Azrail)niye konuşur ? belki rahmeti ilahiye tecelli eder Allahın rahmetini celb etmek için mahsus konuşur olur ki rahmeti ilahi tecelli eder o istaişareyi O insan duyar hah eyvah artık dönme yok tam ayrılık onlar öyle konuşurken eğer merhamet tecellisine layık değilse yani bu alemde bir insanı inletmişse bir adam neden merhamete layık olmaz mahlukata nazarı hakaretle bakmış canım o sana layık mı dedi yandı uğramaz merhameti ilahiye... devamını dinlemek isteyen www.yesilhoca.com/sohbet.htm 121 kaset |
||
|
||
| Hak ile mücedele edenlerin ahlakı varsada o ahlak Ahlak-ı seyyiedir Ahlak-ı hasene elmasa pırlanta benzer ahlakı seyyiede adi taşa benzer ne vakit ki bir cemiyetin bina-i ruhu AHLAKI HASENE İle taalluk eder onun Teali ve Terakkisi gayet çabuk olur çünkü elinden Allah tutar M.S.Y' nin teşbih o kadar güzel ki ancak o kadar olur ben bunu yorumlayayım isterseniz sizede yorumlayın Ahlakı hasene elmasa pırlata benzer Ahlakı seyyiyede adi bir taşa benzer taş teneke biçimli cicili boyuyanıp senin ilgini beğeneni çekebilirama o taştır bir de elmas pırlanta vardır O elmas ile O Adamın ahlakını satın alabilirsin yine taş ile elması parçalarsın ama taş yine taştır değeri artmaz mesela Ahlak-ı hasene göre kimde Ahlak-ı seyiyye vardır bir zat var onun ismi anıldı mı Avrupalılar bile o yalnız müslümanların profesörü değil bizimde profösörümüzdür diye şapka çıkarırlardı Müslümanlar ise büyük adam büyük alim derler bu zat Asrın teki büyük adam Fahrettini Razıdır Ama O bile Ahlak-ı haseneye göre Ahlak-ı seyiyye sahip Bir Zat artık öbür tarafını sen kendin düşün ![]() İslamın Ruhiyatının bahsetmiş olduğu Ahlak işte bu ahlak neylerin kişmiri neylerin ..ali kibriyayı aşkın aşkın fabali çekerim yayın tanımazam mezhep bilmesem ayin (ben burada duyduklarımdan hatırımda kalanlarını mırıldandım bi şey anlatmak için yani salladım) Allahın yanında ne mezhep var ne ayin var ne sema var ne yer var ne tane var ne evlat var benlikten kurtulmak öyle kolay değil bu kubbe böyle insanlar çok yetiştirmiş beyazatı bestami ibrahim ibni etem Mevlana Muhayyidini arabi necmettini kübraa peygamberimiz bu aleme teşrif etmeden evel meşhur hatem taiiler biüfff dolu bu lacivert kubbe neler yetiştirmiş neler beslemiş Ahlakı haseneye sahip İnsanlar |
||
|
||
| O elmas ile O Adamın ahlakını satın alabilirsin - allahım biliyor ya yarattığının ne mal olduğunu walla billaha ya....
|
||
|
||
| satın alacaksın ona ne vereceksin sende olanı vereceksin yani insana sahip olacaksın insana değil mi canım kardeşim Zerdüşt |
||
|
||
| şehvet zevk eğlence Din Medeniyetinde yok mu ? İslamın sorduğu ve kendi sorduğu bu soruya verdiği cevap gayet güzeldir şehvet yani nefsin istekleri baliğan ma baliğ ziyadesiyle bol bol vardır fakat gaye olarak değil Üçret olarak vardır der nasıl ? Şöyle Ki Allah der ki İnsan kadar terbiyesi güç bir varlık yoktur evet bir koyuna bu kurt senin düşmanındır demeden kurttan kaçar fakat insana bu senin düşmanındır senin mananı çalacak müebbed istikbaline zararı olacak desen dinlemez bile İşte Allah diyor ki bir kimse ben kendimi yetiştireceğim hadim-i insan olacağım derse bu yetiştirmek terbiyesi gibi çok zor bir vazifeyi üzerine alana bende şehvet yani eğlence nefsin isteklerini bu çabalamada Üçret olarak verdim der bol bol yarattım gaye olarak değil hadim-i İnsan Olacağım çabalamasında karşılaştığın sıkıntılarda yorugunluklarda bıkıpta hiç bir şey alamıyoruz diye hiç bir netice duyamıyoruz diye veryansınlar olur işte sana zevk ve eğlenceyi bunun için bol bol üçret olarak yarattımda sıkılıpta bıkıpta hadim-i insan olacağım kendimi yetiştireceğim vazifesinden istifa etme ve huzurum da mazeret göstermemen için yarattım zevk ve eğlenceyi nefisin isteklerini tabi ben bu üçretle kanmam dersen göreyim o halini sana lazım olan evliyaullahlar halini veririm diyor eskiden çok pahalı veriyordum bu asırda pek ucuz veriyorum eskiden bu kadar zevk ve eğlence nefsin çoşturacak şeyler yoktu onun için bu asırda pek ucuza veriyorum der çabala zevk ve eğlencede üçret olarak var nasıl güzel değil mi |
||
|
||
Alıntı 2:164) Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır. Alıntı ibrahim 32: .... emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize verendir. Alıntı Nahl Suresi 14 O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. Alıntı isra 66 sizin için denizde gemiler yürütendir Alıntı hud 65 Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir Alıntı Müminun 22 22. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. Alıntı Rum 46 O bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması.. Alıntı Lokman 31 Görmedin mi ki, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır. Alıntı Fatır 12.. gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. Alıntı Yasin 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık. Alıntı Mümin 80 ....onlarla ve gemilerle taşınırsınız. Alıntı Şura 32 Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O'nun varlığının delillerindendir. Alıntı Zuhruf 14 ...sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır Alıntı Caziye 12 Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. Allah bir çok yerde söylüyor bunu yani adi bir şekilde gözünün önünde cereyan ettiği için pek kıymet vermezsin diyor ama onun üzerinde esaslı bir düşünsen kafidir diyor Arişimet M önce yaşamıştır yani bence kanımca Arşimetin dediği gibi yanlara itilen suyun kaldırma kuvveti değil taşırdığı suyun ağırlığına eşit olduğu için değil kanımca tamam belki geminin yüzmesiyle bu böyle gözüküyorsada gemin o nedenle yüzdüğünden dolayı değildir kanımca kocaman dünya kocaman ve sayıya girmeycek şartlar ve kocaman deniz ve dalgalar bir küvette yüzmüyor ki bu zıbırtı yada ne bileyim kardeşim işte anlayın yani burada sanki başka bir şey var Allah bunun üzerinde çok duruyor durun diyor |
||
|
||
bu günkü hürriyet yada milliyetin verdiği Bilim dergisine bakın orada sanki aşağıdaki ayetin işaret ettiği bir yer bulunmuş gibi ama bizim kitabımız taaaaaaaaaaaaa 15 asır evvel söylüyor hemde daha da ne söylüyor kalın yazdım Talak Suresi Ayet !2 (Allahülleziyn haleka seba Semavatin ve minel ardı MİSLEHÜNNE....) (Allah Semavatta Arz Üzerinde Yaratmış olduğunun Bir Mislini daha Yarattı) şimdi Soruyorlar Hazreti Aliye Bu ne demek diye -Açık diyor bu bunun Ne demeği var mı ? Muhkem Ayat Bunun Tevili Filan İşaretleri Yok Apaşikare -Yine anlamadım diyor -Bu gün diyor o alemde benim gibi bir Aliyebni Ebi Talib Senin Gibi de Bir İbni Abbas Yaşıyor diyor ya evet benim gibi bir renautFerrari yahut torg gibi biri yahut adnan abi gibi biri yahut deniz gibi biri aynısı şu an o alemde yaşıyor yaaa daha bilim neleri keşfedecek ben size keşfetmeden söylüyorum kıymetimi bilin haaaa hihiiiii |
||
|
||
| Cenabı Hakka insanın elinden ne vakit tutar her müşahade bir fikr her fikir bir meyil her meyil bir amel husule getirir. insanın fikri bile akaidine tabidir Cenabı Hak insanın ne vakit elinden tutar İnsan Cenabı Hakkın istediği bir ameli yapsa ve nice nice yapsada bu ameli hangi nitelikle yapıyor sen istediğin kadar kendini zorlayarak bir amel husule getir makbul olmaz peki ne yapacazda layık olabilelim aşk tedarik etmelisin sevdiğini gösternelisin filan yerde ayıplarlar söyle derler falan filan bunları geçeceksin ondan sonra aklına güvenmeyeceksin yani ben şu niyetle bir iş yaptım ama bak öyle oldu... e tabi öyle olacak çünkü 1-Akla dur bakalım derler aşk ve iman ile yol alabilirsin 2- Allah senin her yaptığında nefsine göre helva çıkarsaydı babamda yapardı belayı bal yapmanın sırrını hazreti Muhammed öğretmiştir nedir o sır diye temeniler varmı bizde dederimizde ne temeniler vardı oradaymışsın gösterde görelim göstermezmisin .. ne temnnileri vardı zira Allah kadar nazik kimse yoktur çok naziktir evet bak Allah bize tenezzül eder ve tenezzül ettikten sonrada Kitabullahta bize yemin eder vallahi billahi böyledir der.... dipnot :Bu yazı RenaultFerarrinin kendi gözlemleri ve işittikleri ile ve kendi şahsi yorumu ile yazılmıştır |
||
|
||
| Men arefe nefse fekad arefe rabbe (arafe kelimesi ilm ilen değildir... yani bilim ilen değil) .... insan kendi nefsini bilirse... ondan evvel Allahı bildiğine işaret vardır.. şimdi bu cümlenin bir manası üzerin de ahlak konuşuyorum... sebebi : her vakit söylediğim gibi.. beşer şu hayatta artık huzursuzluğa...... MEDENİYET İFLAS ETTİ.... BUNU AÇIKCA SÖYLEMELİ MEDENİYET İFLAS ETTİ.. beşerin ah sesini dindiremiyor (ah aşığım seviyorum şöyle böyle of olmuyor) yok... kafalar... zeki kafalar.... kıvırçıklar kafalar... büyük büyük iktisatcılar... muazzam muazzam terbiye tezgahları.. inzibat emniyet teşkilatı.... çalışıyor çabalıyor... ne bileyim büyük büyük teşkilatlar... beşere.. kırık kalbine... melhem bulamıyor... yok... iflas muhakkak... üç günlük hayat da insan ah sesini dinderemeden gidiyor ve dindiremeyecekte... taa ki rücu etmedikce.... biraz tenekecilikte ilerledi... (göremediği nerde satılır nerde bulunur o göremediği) akılla.... biraz bir şeyler yaptı... madde sahasında... kudretle azamet yarışına çıktı kudret musluğu sıktı... hadi bakalım. buyurun.. saha sizin..... verin insanlık alemine huzur.... hakiki demokrasiyi sen koymuşundur dünyaya.. bilemedinde aleme verildi.. akl-ı hazıra mal etmeye çalışırsın... Büyük Kitap Hukuku ibad diye bağırır İnsan hakları... işte demokrasi... reyine muvaffık hiç bir rey bulunmayan bir zatı aliye... ve şavirhüm fil emr (Ali İmran 159) der... insanlarla müşevare et öyle yap der.. işte demokrasi... ne kadar zengin mallarımızı biz alem verdik... hakiki olanlarını... senin.. hepsi senin... dünyada iylik ne varsa hepsi senindir... neyse bize lazım olan orası değil.. şimdi faydası yok bunların... medeniyet iflas etmiş... beşere bir şey veremiyor... felah kapısını bocalıyor.... çalışıyor evet cabalıyor bir şey olsun diyor ama... yoook kendin kendine olmaz ki.. bir kimse kendi zatını... aczini.. şu yaratırım sevdasından vaz geçsin... elini cebine koyupta gerilmesin... semayi deler gibi bakmasın.... yeri ezer gibi basmasın...baş parmağını koyupta şöyle etrafına karşı edalanmasın.... fayda yok bunlarda bir şey yok.. yer adamı yer.. dünyada hangi sakf-ı ali vardır ki yere düşmemiş onun için nemrut olmaktansa ibrahim ol... firavun olmaktansa musa ol bunların hepsi bu sahnede geldi gitti... ... kendisinde ki varlığın abes olmadığını.. ve mensi muhmelde bırakılmayacağını... netice itibariyle bir cephesi çok kavi gözükür... fakat bir cephesinde hiç bir şey bulunmadığını idrak ettiği dakikadan itibaren... Allaha karşı ihtiyacını ilan etmiş olur.... ağzıyla olmuycak bunlar... halen... o vakit.... beni bana bırakma der... malın asıl sahibide odur.... gelir sende seni tasarruf etmeye başlar..... işin şekli değişir... İnsanlık alemi bundan uzaklaştı şimdi acaba anlatabiliyormuyum buna nasıl dönebilir... nefsinin zatını bildiği vakitte.. hakka karşı olan ihtiyaç aşikar olur... işte men arefe nefse fekad refe rabbe manası bu.. bir manası... ikinci bir manasını daha söylim ufak bir cümleye ne çok geniş manalar gizlenmiş biz nefsimizin efsafından.. fiillerimizden... bir şey yaparda... onu biri tenkid ederse kızar mıyız kızmaz mıyız ?!?.... şunu yaptın meydana getirdin .... birisi tenkid ediyor.. beğenmiyor... kızar mısın kızmaz mısın?!?! kızarsın... sen ki bütün noksanıyla kendi efalinden bir şey yapıldığı vakitte birisi tenkid eder beğenmezde kızarsın da... ya bütün kemalatı ile tecelli eden Allahın efaline ne diye canın sıkılır senin hakkında ki kazasına niçin haddi zatından kaşlarını çatarsın bildin mi bunlar kalkar men arefe nefse fekad arefe rabbe orta yede kalkar.. bunlar kalkınca ne olur.... ünsiyet olur.... enisin munisin yarın nigarın hak olur o vakit haksız hiç bir zerre olmadığını... her zerrede hakkın vücudunun varlığına.. gönlünde bir zevk hasıl olur.... yek vucud olarak yaşar insanlar..... ben seni hak tanırım... ağzımla değil.. bugünkü cali iltifatlarla değil... böyle samimi bir eda ile... aşk derecesinde bir muhabbetle.... o vakit sana yalan söyleye bilir miyim ?! sana fenalıkta buluna bilir miyim!?!? ... hak tanıyorum artık .......sende.. benden sıfat senden tecelli ederse.. sende beni hak tanırsın.. sende bana yapamazsın.. işte huzur meydana gelir başka türlü olmaz... kaynak : Hazreti Muhammed Şems-üd-din Yeşil .... 37 nolu kaset |
||