SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: RenaultFerrari'den seçmeler...

Sayfa: [ 1 ] 2

RenaultFerrari 28.06.2005 23:24:54
İnsanın ömrü bütün emellerini meydana getirmeye kafi değil
O halde Zaruri olarak bir beka meselesi var
yani ebedi hayat
buraya bağlanmadıkça
buda söz halinde değil
taklidi bir inanmak değil
hatır için evet değil
gönlünden o sözü duymak kalbinde Onu sıcaklığını hissetmek
yoksa telkinle
onların hiç faydası yoktur
kendi aslını aramaklık zevki geldiği vakitte
kendisinin nerden geldiğini niçin getirildiğini ne olacağını hayat nedir memat  nedir.
Hadisatta ki yükler bana niçin yüklenmiştir.
Binaenaleyh bir alemi insaniyetin yanisi insana verilen kuvveyi tedbiriye elektriklenince
Bütün alemin altına üstüne getirmekliği imkanları olabiliyor
bir ufacık bir varlıkta
koca bir varlık böyle
ne bileyim işte sen anla ne demek istediğimi
o halde bende geniş bir varlık var
Ben bir yerin naibiyim vekiliyim
Şimdi o halde bu kudret bu azamet muvakkat olur mu olmaz mı geçici olur mu olmaz mı ?
içinden alacağın sesle Hayır
anlatamıyor muyuz
ben öyle bir harikayı fıtratım ki
yani olanın içinde en harika olanım ki
en muhkem kuvvetleri bana verilen ufak tedbirlerle altını üstüne getirebiliyorum
O halde ben kimim

neyim ben
doğduğum andaki tecellimde
en aciz bir hayvandan daha aşağıyım
çünkü nihayet bir hayvan bir kaç gün sonra annesinin babasının yaptığını yapabilir
Ben 8 10 sene geçer gine kendimi kurtaramam
Fakat sonraaa.. ((((((bana bir varlık geliyor Bu kalıbımın haricin de bir iş var))))) bu nedir ?
İşte Burasını aramaya başladı mı Beka denilen şey kendi vücudunda hissettirir ona
Beka arzusu O hissedilmedikçe Ahlak yerini tutmaz
gelmez
Dahilinde ki kuvveyi muharikke elektriklendiği vakitde insanın 
ne oluyor kainat
Ve Kendinin midir O
Bunun kudret ara sırada dersini kaçırmıştır
Mesela bir şey konuşurken şimdi unuttum dersin
biraz sonra hatırıma gelsin söylerim
Nereye gitti
nerden gelecek

Demek ki senin değil
o halde bir rabıta var çözme onu
mevzuun tarifte en zor olan kısmını İnsan mefhumu teşkil etmekte ahlakta
mevzuu başlıca iki kısma ayrılır
Vazife doğan ahlak bir de Aşktan doğan ahlak
Tabi burada ki aşk romanda okunan aşk manasına değil
Ruhta hasıl olan muhabbet başkadır
Nefiste hasıl olan muhabbet başkadır
Ruhta hasıl olan muhabbete Aşk derler ondan şevk vardır kesilmez artar
nefiste hasıl olan muhabbete aşk denmez
fakat örf onu da aşk diyerekten tesviye eder yani düz hesaplar
O şehvettir
oda iki kısma ayrılır bir kısmı makbul olan şehvettir
Bir kısmı da mezmum olur insanlığı süfliyata mahva sevkeden şeylerdir
Bizim ahlak mevzuda ki Aşk Ruhta hasıl olan muhabbet
Var mı yok mu ?
Biraz zor iş
Evvela makamı hayvaniyetten ademiyete ayak basacak kişi
sonra sualleri soracak
ben kimim diyecek
nerden geldim
niçin getirildim
gelip gitmemdeki gaye nedir ve bu gelip gitmede ihtiyarım var mıdır
işte bu kısım dikkat ederseniz çok tekrar edilmesi lazımdır
bu kısım yayılması icap eden kısımdır
insanlık buraya kendisini sokmadıkça
Huzur filan bunlar laf halin de kalır
Hırsla tamala açgözlülükle adalet ictima etmez bir araya gelmez
Bunları da öğrenmeden bu ikisinin de farkına varılmaz
Bak hiçbir vakit haris bir adamda adalet olmaz
Hiçbir vakit tamakar bir adamda adalet olmaz
Bunlar ateşle su gibidir ikisi ictima etmez
Bu baislerinde insanın kendi halinde tecellisi görülmedikçe bunlarla da amel edilmez

Soracak kendisine kendi kendine
İnsan hiç asude kalmaz mı
Bir an hadisattan İç alemini bir an için azade edemez mi
O azade kaldığı vakitte
Ben kimim neyim nerden geldim nereye götürülüyorum
Gelmemde gitmem de gaye ne
Abes yaratılmış hiç zerre olmadığını bu gün fen mevzuu da bilimde ikrar etmekte
Daha henüz ilerlemenin bir noktasında olduğu halde İkrar etmekte
eskiden hayvanlar arasında ki olaylarda bu ne vahşet bir şey diyordu
Şimdi bunların her biri vazifeye bağlı olduğunu ve büyük küçüğe küçük büyüğe birbirine yardım ettiğini ikrar etmekte
Eh ya sen
büyük bir varlık başı boş mı bırakılmışsın senin vazifen yok mu
Her zerrenin vazifesi var vücudundaki her azanın beynin kalbin ciğerlerin hepsinin bir vazifesi var Ya senin

Hayat ne
memat ne
hadisat ne
Sonra gelmende gitmende ihtiyarın var mı en mühim mesele bu
Bazı insanlar vardır ki ben kainatı doldururum diye yaşar
Biçaredir o acınacak sınıf çok
Kudrete karşı muhtaç olduğunu bilmez de herkesin bana ihtiyacı var der
Ne kadar zavallı ne kadar aciz
Alemi kudret hiçbir vakit hüccet istemez ihtiyaç bekler kardeşim
Tabire dikkat et
Sakın babı kudrete hüccetle falan gitme istemez onların hiç birini
İblis ondan yıkıldı

Aklına güvendi hüccet serdetti kudrete karşı
Halbuki Alemi kudret hiçbir vakit hüccet istemez
Dikkat ((Hiçbir vakit istemez))) daima ihtiyacını arz etmesini ister bak vahdeti vücutta böyle
Ne hücceti göstereceksin

Alemi kudretlen benim alakam yok
Bak sen Yamamı var
Senin İki vücudun var
birisi alemi kudrete bağlanmış biri alemi şehadete alemi hilkate yani ya
ikisi birbirine bağlı bunların
neyse

kendi iklimi Vücudunun çobanı olmak
En büyük terbiyeci öyle söylemiştir
En büyük ahlakçı

Her biriniz çobansınız her Çoban kendisine teslim olunan malından mesuldür
Bir aile reisi o ailenin Çobanıdır ve mesuldür
Evladından karısından hizmetçisinden şusundan busundan

Eh bazısı derki ben hamd olsun bunların hiç birine sahip değilim
Niye
neyse işte kudret bizi böyle getirdi benim bir dikili ağacım bile yok
Yavrum var nasıl yok ya
Namütenahi varlığa sahip olan bir vücudun var
Her zerresinde mesulsün
Evvela elini ıslah ettin mi etmedin mi
Bu elinin çobanısın
Gözünü ıslah ettin mi etmedin mi
Bu gözünün çobanısın
Dilini ıslah ettin mi etmedin mi
Bunun çobanısın kurtuluş yoktur

Yalnız tehlike şey nedir biliyor musunuz
Eğer Çoban kurdun yapacağı şeyi yaparsa

Böyle emrolunmuş her biriniz Çobansınız herkes kendisini teslim edilen reyinden fikirinde oyundan etrafından muhitinden mesuldür üzerinde tirtir titreyeceksin
Nasıl dikkatli bir Çobana bir sürü teslim ederler kurttan muhafaza için daima onun etrafında
Lazım gelen tedbirlerini alır
Nerdeeee…
Çoban Kurt olmuş
Kurdun muamelesini yaparsa
Ki koyunu muhafaza edeceği yerde kendi kurt olurda yırtarsa
İşte zor olan kısmı bu

İslam 15 asır evvel demokrasinin esasını kurmuş baştan aşağı her ferdi mesul tutmuştur
Her biriniz Çobansınız her Çoban kendisine emanet olunandan mesuldür
Kanunu ile demokrasinin esasını kurmuş
Halıka (her hangi bir yerde herhangi birinin Hakkına) isyan çıkan yerde Mahluka itaat edilemez 
Kanunu ile de herkese adaletle sınırlandırılmış Hürriyet bahşeylemiştir
Cenabı Hakta  bu din için Onu biz indirdiğimiz gibi biz koruyacağız buyurmuştur

her birimiz Çobansınız reyinin fikrinin elinin dilin bu emanet edilen şeylerden mesulsünüzdür
Ama ya Çoban Kurt olursa
Herkes herkesten ve kendisinden Şikayetçi olur
Huzur kalb aleminde rahatlama bunlar laf halinde kalır
Trilyonların olsa ilminde olsa yine pencerenin önünde kaşın çatık etrafa Bakarsın
Belki 10 dakka rahatlarsın sonra yine patlarsın
bazen 1 gün rahatlarsın sonra yine kaşın gözün belli değil
huzur filan bunlar laf halinde
rahatlama oldu mu kaşın gözün yüzün belli olur
evet bu gün insanlık hiçbir şey meydana getiremiyor kardeşim yüzlerine bak
tenekecilik değildir ilerlemek
bas düğmeye hamile, piri fani, çoluk çocuk bir anda imha olsun
bu ne bu kendinizi kandırmayın iyi bir şey değil ki uyutmak
haaa yanlış anlama ben yapma demek istiyorum sen daha üstününü yap
o düğmeye basacak olan senin yaptığın şeyden korksun o düğmeye basamasın

Bu Dinin Büyük Peygamberi Ne buyuruyor
Kendilerini bana nisbet ettikleri halde
Dünya üzerinde İlim ve eğitim öğretim yani maarif nokta-i Nazarından kendilerini bana nisbet etmeyenler onlardan üstün bulunacak olursa geri kalanların benimle hiçbir nisbeti yoktur
Ben onların peygamberi değilim

Tabi kiliseye gelince o kendi mensubiyetinden başkasına ilim tahsilini yasak etmişti
Müsbet ilme düşman idi hata saliklerini yakıyordu dahi Galila yaktığı gibi

İşte Laiklik Kilisenin bu zorundan doğdu Din ile dünya ayrıldı
İslam da ise laiklik içtihad ile fikir ile değil çok açık aleni aşikar Kuranı kerimin ayetinden delilli şekilde
La ikrahe fiddin
Leküm diniküm veliye din fermanı ile vardı


RenaultFerrari 22.03.2006 16:46:23

bu adreste ilginç şeyler var bakın
http://www.dinlertarihi.com/dergi/sayi4/besair.pdf
http://www.dinlertarihi.com/dergi/sayi4/besair.pdf
adresten alıntı

Sizin dediğiniz yolda manevi istifade İslamın nazarı dikkatini
celp etmediğinden bu menfaatin icabı olan ''propaganda''işine
yani Katolik ve Protestan misyonerlerinde görüldüğü şekliyle mezhebin yayılması meselesine ehemmiyet vermemişlerdir. Bunun için ''İslam dininde zorlama yoktur''prensibi gibi birçok dini esasın
dışında bir de şu nazariye vardır ki İslamiyet büyük bir nimettir.
Ondan mahrum olanlar ona can atmalıdırlar
. İşte bu nazariye gereğince propaganda yöntemine gerek görülmemiştir.
Eğer biz de propaganda gayreti olsa idi o gayretten iki şeyin tevellüt eylediği görülmeli idi. Birincisi kudreti seyf ikincisi kudreti kalem! VakIan bazI yüzeysel şeylerle uğraşan AvrupalIlar İslamın kılıç kuvvetiyle ikame olunduğu hükmünde bulunurlar ise de tarihi gerçekler onlara aykırıdır. İslamın yayılması için o kuvvetten istifade lazım gelse idi İslam memleketlerinde hiçbir Yahudi ve hiçbir Hıristiyanın kalmamış olması gerekirdi. Hakikat budur ki daha İslamın başlangıcından itibaren ehli kitap şer'i himayeye nail olmuştur.
Tercümesini verdiğimiz peygamber emannamesi bunu ortaya koyduğu gibi, İspanya'da barınamayan Yahudilerin bize hicretle hala varlıklarını sürdürmesi dahi bunu teyit etmektedir. Bazı Rum vilayetleri ahalisinin İslamı kabule zorlanması, devlet tarafından siyasi olarak gerekli görülmüş olduğu halde, din uleması tarafından itiraz edildiği tarihlerimizde açıktır. Ama evvelce dahi dediğimiz yönüyle bizim kendi görüşümüze kalsa idi ''keşke bizde de propaganda gayreti olsaydı da İslam hükümeti havzasına giren kavimlerin hepsi Müslüman edilmiş olsalar idi'' diyerek kılıç kuvvetinden istifade aranmak şöyle dursun, aksine kılıç şeriatı Yahudiliği ve Hıristiyanlığı  korumak için bir dayanak hükmünü almıştır. Kalem kuvvetinden de bu noktada istifade aranmamıştır. Yalnõz İslamın ilk ortaya çıktığı dönemde Resulullah efendimiz hazretlerinin tenzîr ve tebşirleri bir davet olup, ondan sonra muharebelerde İslama davet anı müteakiben cizyeyi kabule davetle beraber gider idi. Bundan öte Yahudi ve Hıristiyanları İslamiyeti kabule teşvik yolunda hiçbir risale bile yazılmamştır. Velev ki böyle bir gayret bulunsa idi bile, yazılacak olan şeylerin ya Arapça ve yahut yabancı ve Osmanlı lisanlarıyla yazılmaları lazım gelirdi. Belki bugün misyonerlerin yaptıkları gibi bizim de o zaman Rumca Ermenice, Bulgarca, Yahudice, Arnavutça, Moldovanca, Eflakça, Macarca, Hõrvatça, İtalyanca, Almanca, Lehçe, Rusça, Gürcüce, bu yolda neşriyatta bulunmamız icap ederdi. Öyle ki bu lisanları konuşan Hıristiyanların hepsinden tebaamz mevcut olmuş ve hatta onlardan birçokları rızalarıyla Müslüman olarak, gerek tariki mülkiye ve askeriye ve gerekse tariki ilmiyemizde yüksek mertebelere ulaşmışlardı. Bu nedenle zikredilen neşriyat bizce
maksat olsa idi, türlü kitaplar vücuda getirmek içten bile değil idi.
Ama Hıristiyanlarca az önce beyan ettiğimiz menfaatin mevcudiyeti
sabittir. Fransz lisanıyla, birisi ''Soirée des Carthaginoise'' yani
''müsamere-i kartâciye'' diğeri ''La clé du Coran'' yani ''Miftâhul-Kuran'' isimli kendi kütüphanemizde iki kitap mevcuttur ki bunlar Fransız lisanına vakıf olan Katoliklerin İslamı kabul etmelerine engel olmak üzere yazılmıştır. Elbette diğer Avrupa dilleri ile de böyle şeyler yazılmıştır.
Katolik dostumuz tarih gerçeklerine vakõf bir adam olduğu için
şu meselede bizi daha fazla üzmeyerek dedi ki:


RenaultFerrari 25.03.2006 11:14:09
diyanet
nahl 61. Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.


ey kurana inananlar İnsan nedir
kim tarif edebilir İnsanı
İnsan sedece bu elli atmış kiloluk kan ve kemik torbasından ibaret değildir
öyle olsaydı yeryüzünde bir canlı kalırdı herhalde

bir köpek kasapın önünde et bekler koklar tekmeyi yer
aynı cins köpek kuş tüyünde yatar bir yerden bir yere giderkende lüks bir arabayla gider

işte düşünün bu günün felsefesi tüm insaların aklına şaşkınlık veriyor
hayrette kalıyorlar yeni keşiflerle anlaşılan şeylerle
ve kuranda bak ne diyor

nahl 61. Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.

islam insanların tasavvur edebileceği hiç bir hakikati hariçe bırakmamıştır
bir köpek kasapın önünde et bekler koklar tekmeyi yer
aynı cins köpek kuş tüyünde yatar bir yerden bir yere giderkende lüks bir arabayla gider

yani o köpek mesülmuydü ki dahha evval yapmış olduğu işlerin mükafatını görüyor ötekiside mesulmüydüki evvelden işlediği şeyin cezasını görüyor
bu mechuldür ama islamda mechul değildir
akılla bu işi hallet haledemezsin demek istedim
islam felsefesinde mechul yok  Wink
maksat istek oldur ki sen o yola gir niyet et Kurana can kulağını ver  Wink

RenaultFerrari 11.04.2006 10:18:10
bu devirde önemli olan büyük zatların isimlerini telafuz etmektir
bu devirde Allah nice yaptığı ibadete bakmaz
çünkü zamanın imtihanı keyfiyet imtihanıdır

bak millet nicelizim 'in nicesinin ismini telafuz eder
sen realde öyle bir ortamda Ömer demesin Ebubekirden bahsetmezsin
neden ayıplarlar diye
işte bunu düşündüpğün an
derhal iman kaydın defterden silinir
böyle sevgi mi olur böyle aşk mı olur
aşık maşukunun halinden haberdar olması lazım değil mi

oruç tutuyorsun oruç tuttuğunu bilseler bulunduğun mekanda çevrede
seni ayıplayacaklar hakir bakacaklar geri kafalı bakacaklar
yahut şöyle bir surat yapacaklar
biri herkese bir şey ikram ediyor
seni ayıplamasınlar diye sen Allah kavramını kullanrak
ne yapalım Allah emretti ben oruçluyum dedin mi
hemen derhal iman kaydın defterten silinir
milyar sene oruç tutsan hiç bir kıymeti yok

birde şöyle
oruç tutmuyorsun
bir şey ikram ettiler
o ortamda sen
ben Allahın emirlerine karşı çok saygılıyım bunu ben yemem
dedin mi işte gel bakayım sen

yani keyfiyet önemli kemmiyet değil
niceliğin önemli değil keyfiyetin önemli

yahu neden Hazreti Ömerden misal gelir aklına ama sana geri kafalı diyecekler diye seni etkileyen o ortamda bahsetmezsin

işte keyfiyet imtihanı
oruç tutmaktan kıl kadar incel
alnını secdede çürüt hiç bakmaz

heee yapma demek istiyorum hayır yanlış anlama
keyfiyetten bahsediyorum
 

neden bakmaz

şimdi sen ailenden çok sevdiğin birini üzmüşsün
bak ben kendime eziyet ediyorum
beni affet

yahu sen ona o şekilde kendi affettirebilirmisin
hayır
sen ona o ortamda onun tarafını tutarak
hemde ne yapalım diyerek değil
canı gönülden seni affetsin diye şekiller yapman lazım ki o ortamda
sevdiğim o insan sen affetsin

işte verdiğim keyfiyet örneğide bunun gibi




11.04.2006 10:38:32
asla uğraşma aşkını anlatmaya,
aşk varolur yalnızca dile gelmeden;

nasıl hareket ederse soylu rüzgar
sessizce, görünmeden.

 Wink

RenaultFerrari 18.04.2006 09:41:30
arkadaşlar bizler burada konuşuyoruz güzel
bazıları islam dini ile klise dini birbirine karıştırıp
bilimin ilerlemesiyle Dinin zayıflayacağını düşünüyorlar ki
kilise dini zayıflar islam dini zayıflamaz bilakis güçlenir

şimdi böyle olduğu halde
islam haber verir ki
bu bildiğimiz bilmediğimiz bize milyarlarca ışık yılı uzakta olan mesefaler ve bilemeyeceğiz kadar uzak olan yerler bilmediğimiz nemütenahi şeyleri içinde bulunduran bu uzayın hariçinede çıkılacağını 15 asır evvel
beşeriyetin fahri ebedisinin getirmiş olduğu kitapta beyan edildi

yani islam diyor ki insanlık uzayın hariçine de çıkacaktır

şimdi düşünün uzayın hariçine çıkabilmek için ne kadar yüksek bir teknolojiye ihtiyaç var
belki o mesafeleri kat edebilmek için uykudan yararlanılacak
belki zaman içinde zaman mekan içinde mekan vardır diyen İslam dinin
bu emri ile bu işler yapılabilecek

bir sokaktan bir sokağa geçer gibi insanlar uzayın hariçine çıkacaklar

şimdi buralara kadar heber veren  islam dinine meydana okuyabilirmisin
karşısına çıkabilirmsin ben seni dünyada sileceğim azametiyle onun karşısına çıkabilirmisin
sen islam dini ile azamet yarışına çıkabilirmisin
çıksanda onu geçebilirmisin

islam uzayın hariçine çıkılacağı zamanlardaki insanlara hitap ediyor 
İşte Allah resmen islam dininde beyan ediyor

ben size dünyanın semasını böyle süsledim


şimdi taaa o zamanlara kadar uzanan bir dine elinden geldiği kadar olanca kuvvetinle alyhinde olsan kendine pek büyük bir zulüm etmiş olmaz msın
kendini kadırıyor olmaz mısın

Zira İslama bir şey olmaz sen kendin karanlıkta kalırsın

öyle değil miii
o halde neden dönmüyorsun


kaynak :
Muhammed Şems-Üd-Din Yeşil Efendinin
1950-60 lı yıllarda söylemiş olduğu şü cümleleri :

Dünya semasının hariçinede çıkılacaktır
ben size dünyanın semasını böyle tezyin ettim der
evet bilmediğimiz namütenahiyi...

RenaultFerrari 19.04.2006 15:20:43

insanda hürriyeti vicdanı ilk tanıyan manadadır ebediyettir Allahtır
sendeki hürriyet-i vicdanın hürriyetini
ilk tanıyanı sen tanımazsan huzur bulabilirmisin
tanıdım demeklede tanımak olmaz
bir çok kimsede buradan aldatır kendisini (neden ? ben tanıyanlardanım) yooook öyle şey olur mu

Onun imtihanları ağardır mesela Allah bu asırda tercih imtihanı yapıyor başka sual sormuyor
bir tek suali var tercih
kim beni ve beni sevdiğimi tercih edebilirse felahı ebedidedir
bir tek sual açmıştır ama ne kadar da ağırdır
en ağır sual talihimize bize çıktı
en mühim sual  kim tercih edebiliyor
hiç başka bakmıyor şusu varmış (yani arkadaşlar 5 vakit namazı varmış) busu varmış şusu eksikmiş (namazı eksikmiş oruç tutmazmış) busu eksikmiş (yani arkadaşlar hiç birine bakmaz)
tercih etti diyor sual sorulmaz artık diyor ama  tercih etmek zor
en ağır sual (yani arakadaşlar böyle bir ağırlık yaşamamışsan öyle bir tercih yapmamışsın demektir herkes kendini bilir böyle ağar bir şey yaşadın mı kaldırdınmı)
bir defa düşünmeli İnsandaki Hürriyeti insana Allah vermiş ve utanır
emanet dediğide Odur o vermiştir hürriyeti vicdanı ilk tanıyan Allahtır Allah
her insanı bir halkın mahluku bilen vicdan bütün hukuku o emnbahta birleştirir
ve o vakit kıymet-i hakkı bilir
 onsuz kıymet bilinir mi
ben fırsat bulunça seni yerim
sen fırsat bulunca beni yersin..........

----------------
75:26 :Doğrusu, (nefis) boğaza dayandığı
75:27:  "Çare bulan var mı?" dendiği zaman

insan acaip en son yere gelinceye kadar ümiti kesilmiyor
Bütün azayi cevarih gitmiş
can buraya gelmiş hırltı başlamış yine ümiti kesilmiyor
dönerim belki diyor insan acaip belki tekrar dönerim bunu söylüyor
o azametli manzumeyi kuvvayi ilahiyi başlarından bir büyük mahiyetiyle gelir
biz bunu alacağız amma istişare yapıyor kuderetin saltanat icabı
acaba ikaba mı tertk edeceğiz rahmete mi terkedeceğiz
biliyor onu ama
mesela bir şaki hakkında konşuyor biz bunu şimdi alacağız azaba mı terkedeceğiz yoksa rahmete mi ? bunu (Azrail)niye konuşur ? belki rahmeti ilahiye tecelli eder Allahın rahmetini celb etmek için mahsus konuşur olur ki rahmeti ilahi tecelli eder
o istaişareyi O insan duyar
hah eyvah artık dönme yok tam ayrılık
onlar öyle konuşurken eğer merhamet tecellisine layık değilse yani bu alemde bir insanı inletmişse
bir adam neden merhamete layık olmaz
mahlukata nazarı hakaretle bakmış
canım o sana layık mı dedi yandı
uğramaz merhameti ilahiye... devamını dinlemek isteyen
www.yesilhoca.com/sohbet.htm
121 kaset

RenaultFerrari 20.04.2006 18:30:05
Hak ile mücedele edenlerin ahlakı varsada o ahlak Ahlak-ı seyyiedir
Ahlak-ı hasene elmasa pırlanta benzer ahlakı seyyiede adi taşa benzer
ne vakit ki bir cemiyetin bina-i ruhu AHLAKI HASENE İle taalluk eder onun Teali ve Terakkisi gayet çabuk olur çünkü elinden Allah tutar



M.S.Y' nin teşbih o kadar güzel ki ancak o kadar olur

ben bunu yorumlayayım
isterseniz sizede yorumlayın

Ahlakı hasene elmasa pırlata benzer
Ahlakı seyyiyede adi bir taşa benzer

taş teneke biçimli cicili boyuyanıp senin ilgini beğeneni çekebilirama o taştır
bir de elmas pırlanta vardır
O elmas ile O Adamın ahlakını satın alabilirsin
yine taş ile elması parçalarsın ama taş yine taştır değeri artmaz

mesela Ahlak-ı hasene göre kimde Ahlak-ı seyiyye vardır

bir zat var onun ismi anıldı mı Avrupalılar bile o yalnız müslümanların profesörü değil bizimde profösörümüzdür diye şapka çıkarırlardı
Müslümanlar ise büyük adam büyük alim derler
bu zat Asrın teki büyük adam Fahrettini Razıdır

Ama O bile Ahlak-ı haseneye göre Ahlak-ı seyiyye sahip Bir Zat
artık öbür tarafını sen kendin düşün  Wink

İslamın Ruhiyatının bahsetmiş olduğu Ahlak işte bu ahlak





neylerin kişmiri neylerin ..ali kibriyayı aşkın aşkın fabali
çekerim yayın tanımazam mezhep bilmesem ayin


(ben burada duyduklarımdan hatırımda kalanlarını mırıldandım bi şey anlatmak için
yani salladım)

Allahın yanında ne mezhep var ne ayin var ne sema var ne yer var ne tane var ne evlat var
benlikten kurtulmak öyle kolay değil

bu kubbe böyle insanlar  çok yetiştirmiş
beyazatı bestami
ibrahim ibni etem
Mevlana
Muhayyidini arabi
necmettini kübraa
peygamberimiz bu aleme teşrif etmeden evel meşhur hatem taiiler biüfff dolu

bu lacivert kubbe neler yetiştirmiş neler beslemiş
Ahlakı haseneye sahip İnsanlar



20.04.2006 18:37:52
O elmas ile O Adamın ahlakını satın alabilirsin
- allahım biliyor ya yarattığının ne mal olduğunu
walla billaha ya.... Wink

RenaultFerrari 20.04.2006 18:40:39
satın alacaksın ona ne vereceksin sende olanı vereceksin
yani insana sahip olacaksın insana değil mi canım kardeşim Zerdüşt

RenaultFerrari 13.06.2006 12:14:29
şehvet zevk eğlence Din Medeniyetinde yok mu ?
İslamın sorduğu ve kendi sorduğu bu soruya verdiği cevap
gayet güzeldir



şehvet yani nefsin istekleri baliğan ma baliğ ziyadesiyle bol bol vardır
fakat gaye olarak değil
Üçret olarak vardır der

nasıl ?
Şöyle Ki
Allah der ki
İnsan kadar terbiyesi güç bir varlık yoktur
evet bir koyuna bu kurt senin düşmanındır demeden kurttan kaçar
fakat insana bu senin düşmanındır senin mananı çalacak
müebbed istikbaline zararı olacak desen dinlemez bile

İşte Allah diyor ki
bir kimse ben kendimi yetiştireceğim hadim-i insan olacağım derse
bu yetiştirmek terbiyesi gibi çok zor bir vazifeyi üzerine alana bende
şehvet yani eğlence nefsin isteklerini bu çabalamada Üçret olarak verdim der

bol bol yarattım gaye olarak değil
hadim-i İnsan Olacağım çabalamasında karşılaştığın sıkıntılarda yorugunluklarda bıkıpta hiç bir şey alamıyoruz diye hiç bir netice duyamıyoruz diye veryansınlar olur
işte sana zevk ve eğlenceyi bunun için bol bol üçret olarak yarattımda
  sıkılıpta bıkıpta hadim-i insan olacağım kendimi yetiştireceğim vazifesinden istifa etme ve huzurum da mazeret göstermemen için
yarattım zevk ve eğlenceyi nefisin isteklerini

tabi ben bu üçretle kanmam dersen
göreyim o halini sana lazım olan evliyaullahlar halini veririm diyor

eskiden çok pahalı veriyordum bu asırda pek ucuz veriyorum
eskiden bu kadar zevk ve eğlence nefsin çoşturacak şeyler yoktu
onun için bu asırda pek ucuza veriyorum der

çabala
zevk ve eğlencede üçret olarak var
nasıl güzel değil mi

RenaultFerrari 01.07.2006 16:28:29
Alıntı
2:164) Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanlara yarar sağlayacak şeylerle denizde seyreden gemilerde, Allah'ın gökyüzünden indirip kendisiyle ölmüş toprağı dirilttiği yağmurda, yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgarları ve gökle yer arasındaki emre amade bulutları evirip çevirmesinde elbette düşünen bir topluluk için deliller vardır


Alıntı
ibrahim 32: ....  emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri emrinize verendir.


Alıntı
Nahl Suresi 14 O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.



Alıntı
isra 66 sizin için denizde gemiler yürütendir


Alıntı
hud 65 Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir



Alıntı
Müminun 22 22. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız. 



Alıntı
Rum 46 O bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması..




Alıntı
Lokman 31 Görmedin mi ki, gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.




Alıntı
Fatır 12.. gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.



Alıntı
Yasin 42 Biz onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.


Alıntı

Mümin 80 ....onlarla ve gemilerle taşınırsınız.



Alıntı
Şura 32 Denizde dağlar gibi yüzen gemiler, O'nun varlığının delillerindendir.



Alıntı
Zuhruf 14 ...sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır


Alıntı
Caziye 12  Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, onun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir. 





Allah bir çok yerde söylüyor bunu
yani adi bir şekilde gözünün önünde cereyan ettiği için pek kıymet vermezsin diyor ama onun üzerinde esaslı bir düşünsen kafidir diyor

Arişimet M önce yaşamıştır
yani  bence kanımca Arşimetin dediği gibi yanlara itilen suyun kaldırma kuvveti değil
taşırdığı suyun ağırlığına eşit olduğu için değil kanımca

tamam belki  geminin yüzmesiyle bu böyle gözüküyorsada
gemin o nedenle yüzdüğünden dolayı değildir kanımca
kocaman dünya kocaman ve sayıya girmeycek şartlar ve kocaman deniz ve dalgalar
bir küvette yüzmüyor ki bu zıbırtı
yada ne bileyim kardeşim  işte anlayın

yani burada sanki başka bir şey var
Allah bunun üzerinde çok duruyor durun diyor
 



RenaultFerrari 05.08.2006 17:56:35

bu günkü hürriyet yada milliyetin verdiği Bilim dergisine bakın orada sanki aşağıdaki ayetin işaret ettiği bir yer bulunmuş gibi
ama bizim kitabımız taaaaaaaaaaaaa 15 asır evvel söylüyor hemde daha da ne söylüyor
kalın yazdım

Talak Suresi Ayet !2
(Allahülleziyn haleka seba Semavatin ve minel ardı MİSLEHÜNNE....)
(Allah Semavatta Arz Üzerinde Yaratmış olduğunun Bir Mislini daha Yarattı)

şimdi Soruyorlar Hazreti Aliye Bu ne demek diye

-Açık diyor bu
bunun Ne demeği var mı ? Muhkem Ayat Bunun Tevili Filan İşaretleri Yok Apaşikare

-Yine anlamadım diyor
-Bu gün diyor o alemde benim gibi bir Aliyebni Ebi Talib Senin Gibi de Bir İbni Abbas Yaşıyor
 diyor


ya evet benim gibi bir renautFerrari
yahut torg gibi biri yahut adnan abi gibi biri yahut deniz gibi biri aynısı şu an o alemde yaşıyor

yaaa daha bilim neleri keşfedecek ben size keşfetmeden söylüyorum kıymetimi bilin haaaa
hihiiiii








RenaultFerrari 10.08.2006 12:18:25
Cenabı Hakka insanın elinden ne vakit tutar
her müşahade bir fikr her fikir bir meyil her meyil bir amel husule getirir.
insanın fikri bile akaidine tabidir
Cenabı Hak insanın ne vakit elinden tutar
İnsan Cenabı Hakkın istediği bir ameli yapsa ve nice nice yapsada
bu ameli hangi nitelikle yapıyor
sen istediğin kadar kendini zorlayarak bir amel husule getir
makbul olmaz

peki ne yapacazda layık olabilelim
aşk tedarik etmelisin
sevdiğini gösternelisin filan yerde ayıplarlar söyle derler falan filan bunları geçeceksin
ondan sonra aklına güvenmeyeceksin yani ben şu niyetle bir iş yaptım ama bak öyle oldu...
e tabi öyle olacak çünkü 1-Akla dur bakalım derler aşk ve iman ile yol alabilirsin
2- Allah senin her yaptığında nefsine göre helva çıkarsaydı babamda yapardı
belayı bal yapmanın sırrını hazreti Muhammed öğretmiştir nedir o sır diye temeniler varmı bizde
dederimizde ne temeniler vardı
oradaymışsın  gösterde görelim göstermezmisin .. ne temnnileri vardı
zira Allah kadar nazik kimse yoktur çok naziktir

evet bak Allah bize tenezzül eder ve tenezzül ettikten sonrada Kitabullahta bize yemin eder vallahi billahi böyledir der....




dipnot :Bu yazı RenaultFerarrinin kendi gözlemleri ve işittikleri ile ve kendi şahsi yorumu ile yazılmıştır

RenaultFerrari 26.02.2008 22:33:12
Men arefe nefse fekad arefe rabbe
(arafe kelimesi ilm ilen değildir...  yani bilim ilen değil)
....

insan kendi nefsini bilirse... ondan evvel Allahı bildiğine işaret vardır..
şimdi bu cümlenin bir manası üzerin de ahlak konuşuyorum... sebebi :
her vakit söylediğim gibi.. beşer şu hayatta artık huzursuzluğa......
MEDENİYET İFLAS ETTİ.... BUNU AÇIKCA SÖYLEMELİ
MEDENİYET İFLAS ETTİ.. beşerin ah sesini dindiremiyor
(ah aşığım seviyorum şöyle böyle of olmuyor)
yok... kafalar...  zeki kafalar.... kıvırçıklar kafalar... büyük büyük iktisatcılar... muazzam muazzam terbiye tezgahları.. inzibat emniyet teşkilatı.... çalışıyor çabalıyor... ne bileyim büyük büyük teşkilatlar... beşere.. kırık kalbine... melhem bulamıyor...
yok... 
iflas muhakkak... 
üç günlük hayat da insan ah sesini dinderemeden gidiyor
ve dindiremeyecekte...
taa ki rücu etmedikce....
biraz tenekecilikte ilerledi... (göremediği nerde satılır nerde bulunur o göremediği) akılla.... biraz bir şeyler yaptı... madde sahasında... kudretle azamet yarışına çıktı kudret musluğu sıktı...
hadi bakalım. buyurun.. saha sizin..... verin insanlık alemine huzur....

hakiki demokrasiyi sen koymuşundur dünyaya.. bilemedinde aleme verildi..
akl-ı hazıra mal etmeye çalışırsın...
Büyük Kitap Hukuku ibad diye bağırır İnsan hakları... işte demokrasi... reyine muvaffık hiç bir rey bulunmayan bir zatı aliye... ve şavirhüm fil emr (Ali İmran 159) der... insanlarla müşevare et öyle yap der.. işte demokrasi... ne kadar zengin mallarımızı biz alem verdik... hakiki olanlarını... senin.. hepsi senin... dünyada iylik ne varsa hepsi senindir...  neyse bize lazım olan orası değil.. şimdi faydası yok bunların...

medeniyet iflas etmiş... beşere bir şey veremiyor... felah kapısını bocalıyor.... çalışıyor
evet cabalıyor bir şey olsun diyor ama... yoook kendin kendine olmaz ki..
bir kimse kendi zatını... aczini.. şu yaratırım sevdasından vaz geçsin... elini cebine koyupta gerilmesin... semayi deler gibi bakmasın.... yeri ezer gibi basmasın...baş parmağını koyupta şöyle etrafına karşı edalanmasın.... fayda yok bunlarda bir şey yok.. yer adamı yer.. dünyada hangi  sakf-ı ali vardır ki yere düşmemiş
onun için nemrut olmaktansa ibrahim ol... firavun olmaktansa musa ol
bunların hepsi bu sahnede geldi gitti...
...
kendisinde ki varlığın
abes olmadığını..
ve mensi muhmelde bırakılmayacağını...
netice itibariyle bir cephesi çok kavi gözükür... fakat bir cephesinde hiç bir şey bulunmadığını
idrak ettiği dakikadan itibaren...
Allaha karşı ihtiyacını ilan etmiş olur....
ağzıyla olmuycak bunlar...
halen... o vakit.... beni bana bırakma der... malın asıl sahibide odur.... gelir sende seni tasarruf etmeye başlar..... işin şekli değişir...
İnsanlık alemi bundan uzaklaştı şimdi acaba anlatabiliyormuyum

buna nasıl dönebilir...
nefsinin zatını bildiği vakitte.. hakka karşı olan ihtiyaç aşikar olur...
işte men arefe nefse fekad refe rabbe  manası bu.. bir manası...
ikinci bir manasını daha söylim
ufak bir cümleye ne çok geniş manalar gizlenmiş

biz nefsimizin efsafından.. fiillerimizden... bir şey yaparda... onu biri tenkid ederse kızar mıyız
kızmaz mıyız ?!?....  şunu yaptın meydana getirdin .... birisi tenkid ediyor.. beğenmiyor...
kızar mısın kızmaz mısın?!?!
kızarsın...
sen ki bütün noksanıyla kendi efalinden bir şey yapıldığı vakitte birisi tenkid eder beğenmezde kızarsın da... ya bütün kemalatı ile tecelli eden Allahın efaline ne diye canın sıkılır
senin hakkında ki kazasına niçin haddi zatından kaşlarını çatarsın

bildin mi bunlar kalkar
men arefe nefse fekad arefe rabbe
orta yede kalkar.. bunlar kalkınca ne olur.... ünsiyet olur.... enisin munisin yarın nigarın hak olur
o vakit haksız hiç bir zerre olmadığını... her zerrede hakkın vücudunun varlığına.. gönlünde bir zevk hasıl olur.... yek vucud olarak yaşar insanlar.....
ben seni hak tanırım... ağzımla değil.. bugünkü cali iltifatlarla değil...
böyle samimi bir eda ile... aşk derecesinde bir muhabbetle.... o vakit sana yalan söyleye bilir miyim ?! sana fenalıkta buluna bilir miyim!?!? ... hak tanıyorum artık .......sende.. benden sıfat senden tecelli ederse.. sende beni hak tanırsın.. sende bana yapamazsın.. işte huzur meydana gelir başka türlü olmaz...

kaynak : Hazreti Muhammed Şems-üd-din Yeşil .... 37 nolu kaset







Sayfa: [ 1 ] 2