SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İnsan

Konu: Neden önce kadınlar ve çocuklar ?

Sayfa: [ 1 ] 2 3

torq 26.06.2005 18:50:36
Bir kaza sırasında kurtarılacaklara öncelik verildiğinde, bu kişiler genellikle kadınlar ve çocuklar olur. Bunun nedeni erkek egemen toplumda kadın ve çocukların zayıf olduğu düşüncesi midir? Acaba başka bir nedeni olabilir mi ?

26.06.2005 23:24:32
erkek egemenliği ile ilgisi olduğunu sanmıyorum.kadın ve çocuk daha güçsüz ve savunmasız erkeğe göre..erkek geç başlasa da başının çaresine bakma şansı diğerlerine göre daha çok,bu yüzden...bi çeşit centilmenlik anlaşması...

27.06.2005 04:03:29
mesela boğulmak adildir...erkek de kadın da çocuk da eş derece de boğulabilirdir.canlıdır.

doalyısıyla daha dayanıklı olduğu için erkeği batan bir gemide arkada bırakmak onu ölüme terketmektir.

ya da iki hastadan önce çocuğa bakmak için gerekçe mesela  yetişkin daha çok yaşadı yeter artık gibisine bir  safsata halinde olur.

yetişkin de diyebilir ki...e iyi işte o az yaşamış daha az bağlı...

27.06.2005 13:03:04
Alıntı
Bir kaza sırasında kurtarılacaklara öncelik verildiğinde, bu kişiler genellikle kadınlar ve çocuklar olur. Bunun nedeni erkek egemen toplumda kadın ve çocukların zayıf olduğu düşüncesi midir? Acaba başka bir nedeni olabilir mi ?

erkek egemenliği değil de bu belki de kendini tatmin etme duygusu olabilir mi?

hani "erkek" ya. illa ki erkekliğini kanıtlayacak. fedakar; arkasından, kadınlar ve çocuklar için kendini feda etti dedirtmek adına kimi zaman kahramanı oynamaya bayılırlar. onlar erkektir ve her koşulda erkekliklerini kanıtlamak zorunda hissederler kendilerini.

ne gereği varsa ...

ee böyle salakça bir düşünceyi kendi çıkarlarına adına kullanır elbette ki kadınlarda  coolsmiley


 

27.06.2005 13:10:38
tamamen biyolojik..
türün devamı açısından, kadınların ve çocukların önceliği önemlidir.

deniz 27.06.2005 14:48:04
bu erkeğin rolünden başka bişey değil.

erkek daha zayıf olan kadın ve çocukları korur. böyle bir olayda da olayla başa çıkabilen daha çok olayla muhatap kalmaya uygundur.

kucağınızda çocuğuınuz yada yanınızda eşiniz varken ormanda yürüdüğnüzü düşünün.

onları bırakıp kaçar mısnız ?

27.06.2005 15:11:35
biyolojik olması saçma
türün devamı için erkeklerde kadınalr kadar önemlidir

ok. meseleyi açalım..
diyelim ki dünya üstünde bin kadar insan kaldık..
400 kadın
400 erkek
200 çocuk

grubumuz, mesela daha güzel yeni bir yerleşim yeri aramak için ana kamptan ayrılır. kampta nöbetçi olarak beş erkek kalır.. beş kadında yaşı keşfe katılamayacak kadar olan çocukların bakımını üstlenmiştir..
(iyi hikaye olacak bu.. filmi bile çekilebilir)

keşif grubu ani bir tehlike ile karşılaşır ve.. "önce kadınlar ve çocuklar"..
niye böyle dersen ana kampta kalan beş erkek olayı götürür derim ben sana..
üstelik kadınlar ölürse, ana kampta kalan beş kadın için erkeklerin birbirlerini öldürmekten çekinmeyecekleride açıktır. yada radikal bir dönüşüm geçirebilirler ki, buda türün devamını kesinlikle sağlamaz.
çocuklar zaten malum, onlar bizim yarınlarımız..

kısacası beş kadın kalmasındansa beş erkek kalması türün devamı için daha elzemdir.

(düşündümde bunun filmi çekilmese daha iyi olur buck2)

torq 28.06.2005 15:37:00
Sorunun yanıtını en güzel darkmoon vermiş. Bu davranış da öteki davranışlarımız gibi türün devamını sağlamaya yönelik bir düşüncenin ürünüdür. Bir türün devamını sağlayan kadınlarsa eğer, o en değerli ve en çok korunması gerekendir.

Biyolojik açıklamasının da şu şekilde olması gerektiğini düşünüyorum; eğer bir toplumdaki erkeklerin tümü ortadan kalkar ve sadece bir erkek kalırsa, geride kalan kadınlarla türün devamını sağlamak mümkün olur. O erkek bütün kadınları dölleyip çocuk doğurtur ve böylece nüfusun artışı sağlanmış olur, çünkü erkekteki sperm her gün milyonlarca üretiliyor. Tersini düşünürsek, bütün kadınların öldüğü ve bir kadının kaldığı durumda, bütün erkekler aynı kadını döllese bile kadının 9 ayda bir çocuk doğurması gerçeği nedeniyle her yıl bir çocuktan fazlası doğamaz. Bu durumda ölecek olanları da hesaba katarsak türün devamını sağlamak çok riskli ya da neredeyse olanaksız hale gelir. Bu nedenle öncelikle kadınların yaşaması gerekir.

Çocuklara gelince, onlar da türün devamı için hazır bekleyen canlılardır ve yeniden doğma riski taşımadıklarından korunmaları gerekir. Çünkü dölleme ve doğumun kendisi de zaten bir büyük risk anlamına gelmektedir. Hazır doğmuş ve büyümüş bir canlıyı biraz daha büyütürseniz kendi başına ayakları üzerinde durabilir. Bu nedenle ikinci kurtarılacaklar da çocuklardır.

Kadınlar ve çocukların birlikte kurtarılmalarının ayrı bir nedeni de, kadındaki koruma içgüdüsünün çocuğu en iyi şekilde canlı olarak tutabilme becerisinden kaynaklanır. Bir an için önce erkekler ve çocuklar denilmiş olsa ve kurtarılan çocuklar erkeklere emanet edilmiş olsaydı, çocukların yarısından fazlası kötü beslenme, bakımsızlık ve öteki nedenlerle ölürdü. Üstelik erkeklerin süt verme gibi bir yetenekleri de yok. Ama kadınlar bir çocuk için gerektiğinde kendi canlarını bile tehlikeye atabilecek nitelikteki yaratıklardır ve kesinlikle çocuğu erkekten daha iyi korurlar.

 

nicom 28.06.2005 15:43:00
şimdi mıke kaza sırasında demis..
bu tur durumlarda biyolojik etken aramak biraz garip..siz gitmisiniz dunyayı batırıyorsunuz..
sonucta kaza mahali terkedilginde kadınlar yeni erkekler bulucak..
ornegin titanic battı..kadınlari cocukları yolladılar onden..(zengin kadınları cocukları nys konu bu dgl)
adamlar öldü..sonra yeniden zamanla yeni hayatlar kuruldu..kadınları yeniden evlendi yeniden cocuklar geldi dunyay..
bence erkeklerin bu tur durumlarda kanlarındaki kahramanlık hormonları atağa geciyor ve gaza geliyorlar..sonra ölüp gidiyorlar..zaten birazda vicdan meselesi..simdi ufacık cocugu arkada bırakmanın vicdani yukumlulugude olabilir..olabilirde olabilir yani..

28.06.2005 16:04:24
torq mevzuyu pek güzel anlatmış..

ama galiba hikaye burda bitmez Wink
........
Bir felaketden daha kurtulmayı başaran erkekler yorgun, yıpranmış, harap vede bitap kampa ulaşırlar. Kadınlar ve çocuklar kurtulmuştur.. buruk bir sevinç havası esmektedir..
yaralar sarılır.. kış biter bahar başlar, keşif zamanı gelir çatar.. erkekler son gece toplantı halindedir, önemli bir konu hakkında tartışmaktadırlar. Kadınlar ancak sabah öğrenirler olan biteni, yol için hazırlık yaparken karar kendilerine tebliğ edilir: Kadınlar ve çocuklar burada kalıyor… Niye? Çünkü “önce kadınlar ve çocuklar”
………

Şah.. sen o kadar yücesin ki.. orduların hizmetindedir.. sen adım atmaktan acizsin ne gam.. tahtada duruşun yeter senin..

28.06.2005 21:32:40
türü devam ettirme güdüsünden daha kuvvetli olmalı yaşama güdüsü.

nicom'un cevabı akla daha yatkın sanki...Şartlanma,kendini güçlü görme zorunluluğu...hani iflas ettiği için intihar eden işadamları gibi...

geçtiğimiz aylarda haberlerde kadınları açlıktan parçalayan erkeklerle ilgili izlediğimiz gemi kazası haberini düşünürsek bir de. Smiley

deniz 28.06.2005 21:54:04
ben toplumsal rol olayında ısrar ediyorum.

o an oluşan erkek rolü bunu belirliyor.

mesela o kargaşada birkaç erkek çıkıp ben de kayıklara bincem dese pek çok erkek de onları takip ederdi.

...

hani bedava ekmek, top filan dağıtan araçların yanında birbirlerini ezen insanlar vardır.
bu  insanlar kapı komşusudur. birbirlerine rolleri gereği günlük hayatta oldukça nazik davranırlar ama iş bedava dağıtılan bir top olunca hayvanlaşırlar ve güce bağımlı bir ilişkiye girerler.
bu iki durum arasında aynı olan insanda farklı tavırlar çıkmasına topluluk ruhu sebep olmuştur.

..

bence davranışları şekillendiren doğal olmasa da toplumsal rollerdir.

28.06.2005 22:12:28
Alıntı
nicom'un cevabı akla daha yatkın sanki...Şartlanma,kendini güçlü görme zorunluluğu...hani iflas ettiği için intihar eden işadamları gibi...
 
Acaba iflas eden iş adamı gerçekten de gücünü kaybettiğinden mi intihar ediyor? İş adamı da bu anlamsız hayatta manen ayakta kalabilmek için büyük çoğunluğumuz gibi kendine bazı hedefler seçmiştir ve hayatını buna kanalize etmiştir. Hepimiz bir yol biçip o doğrultuda ilerliyoruz... yok kimya mühendisi oluyoruz, kimimiz polis memuru, kimimiz bankacı olup, hayatta varlığımıza umutsuzca bir anlam katma çabasıyla bir "mücadele zemini" yaratıyoruz. Bu zemini sosyal statüsünden dolayı en baştan zaten yaratma şansı bulamayan da işçi olup gelecekte "büyük adam" olma hayalleri kurarark kendince o da bir zemin yaratmış oluyor. Lise'de çok sevdiğim din hocamın bir sözünü okumuştum okul dergimizde; "Hayatın tadı, mücadelesidir" diyordu. Bunu bir din adamından duymak beni ayrıca düşündürüp güldürür. Hakikaten de hayatın tadı mücadelesidir. Kanımca total yabancılaşmadan ibaret olan bu dünyada, var olabilmek için maalesef "mücadele zeminleri" yaratmak şarttır... anlamsızlığın yükü çoğumuza ağır gelir. Bundan dolayıdır ki çatışma yaşayan insanların bazıları mevcut düşünce paradigmalarından birine sığınmayı tercih eder en sonunda. Bu bahsettiğimiz suni zemin de ayağının altından kayarsa insanın, o zaman yapabilecek birşey yoktur... adios muchachos... işte bizim iş adamımız da hayatını anlamlı kılmak için onu senetler, bordrolar, portföy yönetim cartı curtu gibi anlamsız ıvır zıvırlarla doldurmak zorundadır. Bütün bunlar ayağının altından kayıp tuzla buz olunca da, intiharını anlamak bence kolay olur...

28.06.2005 22:25:29
Ama yeniden başlayabilir...yeniden kurabilir hayatını..Sıfırlanmak sanki orada sorun.

Geldiği yere şartlanmak ve daha alt bir seviye olarak gördüğünü reddetmek.

Kendini kafasın biçimlemiş olması başka biçimleri ölüm sanmasına neden oluyor.Ve reel ölümü gerçekleştiriyor.

Aynı şey kadına öncelik tanıyan erkek için de geçerli olabilir.Güçlülük saplantısı hayatıyla ödediği bir tercihe dönüşebilir.

Savaşa giden biri de benzeri psikolojidedir çoğun.

28.06.2005 22:36:54
Söylediklerine temel olarak katılıyorum. İş adamı intiharı vakaları genelde Japonlar'da görülür. Onların kültürleriyle alakalıdır. Gurur meselesinden intihar ediyor o iş adamları. Fakat sadece Japonları değil, hatta sadece iş adamlarını değil de herhangi bir mesleki iflas yüzünden intihar edenleri göz önüne aldığımızda, ne kadar o güç kaybı faktörü, yani toplumsal konumun ve maddi durumun dibe vurması, belirgin ise de, derinde bir anlam kaybı yatar. Zaten anlam kaybına aldırmayıp yeni yuollar peşinde koşan intihar etmiyor ki; biz intihar eden kesimden bahsediyoruz. İntihar edenlerin oranı gün geçtikçe artıyor, sosyal statüsü ne olursa olsun. Sebebini ciddi bir şekilde düşünmemiz gerektiği kanısındayım... Nietzsche'nin dediği gibi, "ancak aptallar mutlu olabilir".


Sayfa: [ 1 ] 2 3