|
||
| yazının puslu doğası gereği kişiler olmadıkalrı rollere bürünüp kendi kimliklerini dilin olanakalrıyla yeni şekillerde sunabilir mi... yazı insana dair yanıltır mı yoksa tam tersi saklandıkça açığa çıkartan bir ayna mıdır... edebi yalanlar riyakarlıktan sayılır mı... bu yalanlara karşı hangi gerçek panzehir olabilir ki. kurgulanmış cümleler sinir bozucu bir alaycılıkla insanı sersemletir mi... ya da sözcükler çok hain midir ...onları sıkı sıkıya zaptedip edebiyatın özgün atmosferinden kaçırmalı mı... edebi evrenin bu evrene karşılık savunulası yanları var mıdır...yoksa linç etmeli mi bu beyni tütsülenmiş dil hainlerini...
|
||
|
||
| sinsidir bazen yazmak..kaptırıp gittiğinde farkedersin ki hiç aklından gecmedigini dusunduklerini yazmıssın..ve korkarsın o an..cunku gercek, aklından gecitigidir..zamanın herhangi bir diliminde herhangi kaybolmus bir anda dusunmussundur o yazdıklarını.. bu nedenle ne kadar rol kesersen kes senden caldıgı seyler vardır yazılarin..en fazla suslemek yada inkar etmek secenegi kalır sana.. ve sen birini secersin..asıl yalanları suslerken soylersin..ve farkındasındırda..garip olan.. |
||
|
||
| harfler işgalci....senle savaşır ve seni yenmek ister. tuhaf olan harflerin önünde ve arkasında aynı anda nasıl olduğun. sonunda ortaya çıkan gerçeğin aksi değil...en fazla alternatifi bence. gerçek şaka gibi..edebiyat da bu espriyi anlamak olabilir. |
||
|
||
| Birde iyi yanlarına bakalım, Konuşurken insanı kısıtlayan bir çok şey var [/list]
Klavyenizin/kalemizinin sınırları sizlerin sınırlarını belirliyor.Tutarlı olmak yada olmamak ayrı mesele.Harflerin suçu yok ki sonuçta onları siz yazıyorsunuz.Onların kendilğinden "yalanlaşabilme" özellikleri yok. Ama edebi yalanlar kişiyi riyakar yapar bu edebiyatın fonksiyonlarından değil bizzatihi kişisel çıkarlardan kaynaklanmaktadır. |
||
|
||
| edebi yalanlar yoktur ki...edebiyatın gördüğü ve anlattığı vardır...bu yüzden riyakar olmaz. yazdığı mı yaşadığı mı insanın kendisi sorusu var bir de. ben ikisiinn denk düştüğünü -kendimde ya da - düşünürüm. |
||
|
||
| Zaten edebiyat yalan olmaz ;yalan edebi olur. Ve riyakarda olmaz ; insan riyakar olur. Denk düşme meselesinde ne demek istediğini anlamadım ? |
||
|
||
| yalan edebi bir varoluş çabasıdır kısmen. demek istediğim şu; yazdıkalrıyla kişi bir portre çizer...biri gibi gözükür. Bir de kendi olduğu vardır.İkisi ayrıymış gibi ele alınır.Oysa bence aynıdır.Ya da yazdığı esasta gözüktüğüne baskındır...sadece saklanıyordur. kendini yazdığına kaptırmak harici tabi.Bu edebiyatın yarattığı zaaftır.Yazmak bu zaafa karşı tetik de olamyı da içeriyor olmalı hatta. |
||
|
||
| Yoksa yazarak kişi kendini yalnız mı bırakır http://www.kalpevi.com/foto/displayimage.php?album=1&pos=2 |
||
|
||
| yazı harf harf kabaran büyülü denizlerin karanlık mavisidir. derinlik sarhoşunun vurgun yemiş bilinci kendini boğmadan çıkmaz yüze. kıyıda karşılaştığın yazarın riyakarlığı budur.. |
||
|
||
| Edebiyat bir sanat dalıdır, anlarılmak isteneş şeyde ciddi maddi (yer, tarih, nitelik vs.) yalışlar yoksa bunları yalan olarak görmek doğru değil. Nasıl ki, bir tabloda, heykelde, sinemada, tiyatroda vurgu yapmak ve dikkat çekmek için abartılı şeyler yapılıyorsa, edebiyatta da bu kadarının yapılması normaldir diye düşünüyorum. |
||
|
||
| hmm? bende abartı gördüğümde ''hah,yalanlar başladı'' diyorum nedense.. |
||