|
||
| RASH, yani "Red and Anarchist Skinheads". Bu komünist ve anarşist dazlak topluluğu sokak sokak dolaşıp, buldukları faşistleri beyzbol sopalarıyla feci şekilde dövüyorlar (ellerine sağlık). Bir iki link; RASH RASH Madrid Ankara'da da varmış böyle bir oluşum, hatta siteleri de var ama yapım aşamasında; RASH Ankara |
||
|
||
| doğru şeyler değil. önemli olan adaletle hareket etmektir. |
||
|
||
| Bir faşistin kemiklerini kırmak adaletsizce mi? (faşistten kastım mahallelerde dolaşan miroğlu kılıklı "delikanlı" tayfa ya da mhp sempatizanı standart vatandaş değil, fakat ülkü ocaklarında takılan ve ciddi bir tehdit oluşturan şahıslar) | ||
|
||
| Saçma! |
||
|
||
| bu arkadaşlara insanlar hakkında aşağıdaki yargılara varma ve infaz etme yetkisini kim veriyor ? kimler faşisttir ? faşist olmanın suç olma durumu ve uygulanacak cezalar ? .. yarın benim yada senin faşist olma hükmü ile gelip kafamızı kırmak için uğraşırlarsa şaşmamalıyız. |
||
|
||
| bana göre adil olmayan bir yargı her zaman suç işler. ister bunu devlet yapsın ister devlet muhalifleri isterse yandaşlar(ımız). |
||
|
||
| Sokak sokak dolaşıp faşit aramak sonra da bulunca kemiklerini kırmak ile sokak sokak dolaşıp asyalı afrikalı göçmen, çingene, yahudi yada anti-faşist aramak ve bulunca da beyzbol sopaları yada satırlarla saldırarak kemiklerini kırmak arasında ne fark var? Faşistlere karşı şiddet kullanılmasın demiyorum, tersine onlar ancak şiddetin dilinden anlarlar. Ancak anti-faşit örgütlenmeler şiddet temelinde değil gerektiğinde şiddeti de içerebilecek öz-savunma temelinde olmalıdır. Bu "şiddet kötü bir şeydir ama bize saldırıldığında kendimizi savunmak için ona başvurmaktan kaçınmayız" demektir. Sokak sokak gezerek faşist aramak ve bulduğunda da kemiklerini kırmak ise "bizim de aslında yöntemlerimiz faşistlerden farklı değil hayat böyle kimin kime gücü yeterse o haklıdır" demektir. Ki bu da önemli bir etik fark. Batıdan ithal gelen anarşizmin ve anti-faşizmin bile tadı yok. Nerde etik nerede felsefi derinlik? Bir (alt kültür olarak) sistemin tortusu olmayı kabullenerek bir reddiye ortaya koymak mümkün değil. Bana bu yüzden hep naif diyorlar desinler varsınlar. Ben umudumu ve insana saygımı yitirmeyeceğim. mevzu çok derin aslında...
|
||
|
||
| bu konuyla ilgili plastik'e ve nihilast'a verilecek bi cevabım yok çünkü onların bu dünyayla ilgili bi sorunları ve çözümleri yok... ancak ateş hırsızı yazdıklarından tanıdığım kadarıyla politik görüşleri olan ve kendini anarşist olarak nitelendiren biri. şimdi rash aslında bir tepki hareketidir. tam da ateş hırsızının dediği gibi sokaklarda göçmen avlayan faşistlere şiddetin nasıl olacağını göstermek ve anti faşist gençliği militanlaştırıp örgütlemeyi hedeflemektedir. ve devrimcilerin savunma pozisyonundan çıkıp gerektiğinde saldırabileceğini ve saldırması gerektiğini de gösterir. bugün bu topraklarda da faşist saldırganlık kudurmuştur ve her yerde karşı saldırılarla püskürtülmelidir. satırsa satır, döner bıçağıysa döner bıçağı. araçların bir önemi yoktur. solu ve kürtleri sindirmeye yönelik her hareket şiddetle yanıtlanmalıdır.daha 3 gün önce dtcf de 3 devrimci faşistlerin satırlı saldırılarına uğramıştr ve içlerinden biri ciddi biçimde yaralıdır. devrimin ahlakı devrimin işine yarayan ahlaktır. faşistleride insan olarak görüp anlamaya çalışmak ve onlara insan muamelesi yapmak insanlığın geleceğine ihanettir. bütün faşistlere ölüm. |
||
|
||
| Herkes yorumlarında haklı bir bakıma. Tamam, ben de kabul ediyorum ki Komünizm ya da Anarşizm gibi kocaman birer özgürlük hareketini böylesi bir oluşumla sınırlandırmak, ya da böyle bir oluşuma indirgemek yanlış. Fakat günümüz muhalif, anti-kapitalist hareketlerine bir göz atarsak, yine Batı'nın etkilerinin hakim olduğunu görebiliriz (radikal devrimci sol örgüt ve hareketler hariç); bunlar batı tarzı burjuva hümanizm, çağdaşlık, adalet, vb... ilkelerden hareketle siyaset yürüten oluşumlardır. Bütün bu ilkeleri teker teker ele aldığımızda, ilerici ve doğru ilkeler olduğu sonucuna varıyor olabiliriz. Fakat tümel olarak bu ilkelerin toplandığı oluşumlara bakarsak, muazzam bir rezalet'in (!) hakim olduğunu - kendimizi kandırmazsak - görürüz. Ne kadar "medenilik" ve "adaletlilik" varsa, o derece de kaypaklık, konformizm, oportünizm, ve egoizm vardır. Topraklarımızda, ne legal sol partilerden, ne de var olmaya başladığı günden itibaren devlet ve sermaye'ye karşı ciddi ve tehdit unsuru yaratacak tek bir eylem bile gerçekleştirmemiş olan anarşist hareketlerden ne ben, ne de birçok insan medet ummuyor (bu benim şahsi görüşüm). "Hümanizm" ve "adaletlilik" gibi bu oluşumlar bazında değişken olması dolayısıyla muğlak sıfatını hakeden bu kavramların hakim olduğu bir muhalif camianın boş ve sıkıcı olduğunu düşünüyorum. Kim ne derse desin, millet için dergiler, fanzinler çıkartmak, söyleşiler ve "panayırlar" düzenlemek hoş, güzel... fakat kimse bu düzene karşı somut bir adım atmaya meyilli değil (devrimci sol örgütleri kastetmiyorum). Çünkü konuşmak, tartışmak, hatta entellektüel orgazma varmak yeterlidir... halbuki sokağa çıkıp gerçek bir eylemde bulunmak biraz yürek ister. Bu yüreği kendinde bulamamak ve bundan dolayı bir eylemde bulunmamak ayıp değildir. Fakat ayıp, iğrenç ve rezilce olan, kendi konforu, kendi sosyal statüsü ve ufak hayati çıkarlarını merkeze alarak, Komünizm ya da Anarşizm gibi kocaman birer özgürlük hareketini buna göre biçimlendirmektir! Hem birşeyler yapmak istemek, hem de bunları yaparken riske girip elde bulunan sosyal ve maddi seviyeden birşeyler kaybetmemek, yaşam kalitesinden birşeyler kaybetmemek (en basit örnek hapse girmek). Herşeyin bir bedeli vardır. Böylesi bir muhalif camianın hakim olduğu yerlerde RASH gibi oluşumların ortaya çıkmasını hem sevindirici, hem de umut verici buluyorum. Şiddetten başka bir dilden anlamayana en güzel ve doğru cevap şiddettir. RASH'ın derinliği belki bir Leninist ya da Bakuninci devrimci örgütten geridir, fakat bu da RASH'ın ille de ilkel ve saçmasapan bir "vandalizm" (burada vandalizmi basit ve popüler anlamında kullanıyorum) olduğu anlamına gelmez. Bana göre RASH, bu bürokratik-politik kokuşmuşluktan spontan bir tepki olarak çıkan bir harekettir, ve içi de boş olacak diye bir koşul yoktur, yeter ki doldurmasını bilsin insan. Faşist saldırıların arttığı bu dönemlerde, devrimci-demokrat insanların sokaklarda linç edilmeye çalışıldığı, üniversitelerde öğrencilere satırla saldırırldığı bir ortamda, neden faşizmi şiddetle ezmeye çalışılmasın? "Şiddetsiz, demokratik haklarımızı kullanarak, medeniyet çerçevesinde tepkimizi kamuoyuna sunalım" tarzı cümleler kurup, işi gücü çeşitli mitingler düzenleyip bildiriler dağıtmaktan ibaret olan (ki bu dönemde bu işlerinden de vaz geçmişler, ortada yoklar, malum göt korkusu...) oluşumlardan ne bekleyebiliriz? RASH, bu oluşumlara kıyasla, onlardan -batı'nın tabiriyle- bin kat daha hümanist (evet hümanist, çünkü insan hayatına önem verir, insanların sömürülmesine tepki duyuyor) ve adaletlidir (çünkü "adalet" salt "adaletsizliğe" tepki duymak değil, fakat aynı zamanda buna karşı somut ve anlamlı bir adımda bulunmaktır). |
||
|
||
| Sevgili sadece köpek, Sanıyorum tartışmanın ekseni kaymak üzere. Çünkü ben eleştirimi RASH 'a dair Azrail'in söyledikleri üzerinden yapmıştım. (RASH hakkında da fazla bilgi sahibi değilim.) Sonra Azrail daha detaylı olarak açıklamış, kaldıki söylediklerinin neredeyse tamamına katılıyorum. Benim karşı çıkışımın temeli Anti-faşistlerin faşişt saldırganlık karşısında meşru (hukuki değil) etik bir zemin içinde olmalarına ve kullanılan araçların aynılaşmamasına dair vurgu yapmaktı yoksa derdim insanların eli kolu bağlansın reformcu ve hukuki bir zeminde kalalım, aman kimse hapse girmesin yasaları çiğnemeyelim anlamına hiç gelmiyor. Geçmişte faşist hareket bu topraklarda yakaladığı her anti-faşisti gözünün yaşına bakmadan indirirken anti-faşist mücadelenin en sıcak biçimlerini yaşamış ve sokaklarda RASH tarzı reaktif faşist avına çıkmış biri olarak olarak bunları söylüyorum. Anti-faşist mücadele "insan olalım kardeş olalım" biçiminde hümaniter söylemler ile sürdürülecek bir şey değildir. Ancak hareketin kendisi meşruiyetini yitirdiği anda toplumsal desteğini yitirir ve yozlaşır. Toplumsal destekten kastım kitle kuyrukçuluğu yapmak anlamında değil sadece bizim eylemliliğimiz ile kitleler arasında oluşacak manevi bir bağı koparmama kaygısı gütmektir. Ben kullanlılan araçların çok tayin edici olduğunu düşünüyorum. Hele şiddet söz konusu olduğunda oturup bin defa düşünmek gerekir. Ayrıca faşizmin kendisi zaten tepkisel bir harekettir ona karşı alınacak tavrın tepkiselliği aşmış bir çerçeveye oturtulması ihtiyacı vardır. Şimdi biraz projeksiyon yapalım. Sokaklarda faşist avına çıkmak ve anti-faşist mücadeleyi siyasi-ideolojik alandan şiddet temeline kaydırmak kimin işine gelir? Haklı olmamız güçlü olduğumuz anlamına mı gelir? Devlet ve sistemin desteğini arkasına alan faşistler bir takım provakasyonlar düzenleyerek anti-faşistlere karşı topyekün bir imha hareketine girerlerse onlara gerekli yanıtı verebilecek siyasal, askeri, lojistik, fiziki koşullara sahipmiyiz? Geçtiğimiz aylarda bir bayrak yakma provakasyonundan sonra medya ve devlet desteğiyle anti-faşist ve devrimci, demokrat çevrelerin çevrelerindeki çemberin birden bire nerelere kadar daralabileceğini yaşayarak gördük. Bu yüzden tepkisellik düzeyinde verilecek bir mücadelenin fazla işlevsel olabileceğini, anti-faşist tepkiyi güçlendirebileceğini sanmıyorum ve özü itibarıyla sığ kalmaya mahküm olduğunu düşünüyorum. Ayrıca anti-faşist mücadele açısından bu toprakların zengin deneyimlere, birikimlere sahip olduğunu ve batıdan ithal modellere ihtiyacımızın olmadığını düşünüyorum. sağlıcakla, |
||
|
||
| Doğru söylüyorsun. Peki o zaman ne yapmalı? | ||
|
||
| sadece köpek: "solu ve kürtleri " derken kürt devrimini kastetmemişsindir umarım çünkü devrimin milliyeti olmaz. nese dediklerin bazı açılardan dogru. ama faşistleri döverek bişi elde edilemez bnce onlar ahmak adamlar. faşist dövmek gereksiz bi iş onlar devrimin önünde duran bi engelmiki. önemli olan fikirler, fikirler yayılırsa en gereksiz en mal adam bile yaşadıgı hayatın anlamsızlıklarını görebilirse ekmek kavgasından kafasını kaldırıp, ozmn devrim zaten engellenemez. |
||
|
||
faşist dövemek çocuk dövmek gibi ![]() kafası basmıyor abisi ne yapsın
|
||
|
||
Alıntı "solu ve kürtleri " derken kürt devrimini kastetmemişsindir umarım çünkü devrimin milliyeti olmaz. nese dediklerin bazı açılardan dogru. Dostum bence bu konu hakkında ezilen ulus milliyetçiliği hususu ile Lenin'in kaleme aldığı "Ezilen ulusların kendi kaderlerini tayyin hakkı"nı incemelisin.Alıntı ama faşistleri döverek bişi elde edilemez bnce onlar ahmak adamlar. faşist dövmek gereksiz bi iş onlar devrimin önünde duran bi engelmiki. Faşistler devrimin önünde duran en büyük engellerden biridir. Zira kapitalizm, gelişen koşullar doğrultusunda, elinin altında sürekli olarak beklettiği faşizmi kullanabilir. Bu bahsettiğimiz koşul devrim olasılığı olduğunda, faşistleri iktidara getirmekten de çekinmez (örn. Hitler). Faşizm, mahalle kahvelerinde fink atan jöleli genç çocuklardan ibaret olduğunu düşünmek büyük bir yanılgıdır.Alıntı faşist dövemek çocuk dövmek gibi o zaman buyur baba bilgisayar başından bi kalk, bir kere de meydanda görelim seni... lafla olmuyor bu işler. Okuyan da cengaver sanacak mübarek
|
||
|
||
Alıntı Alıntı faşist dövemek çocuk dövmek gibi o zaman buyur baba bilgisayar başından bi kalk, bir kere de meydanda görelim seni... lafla olmuyor bu işler. Okuyan da cengaver sanacak mübarek sen yanlış anladın sanırım. kolay döverim döverim anlamında değil. zaten de dövemem. ![]() hem neden döveyim zavallıları. daha çocuk onlar (düşünsel seviyede) |
||