SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Hukuk Felsefesi

Konu: Almanya da Hukuk

Sayfa: [ 1 ]

deniz 16.06.2005 09:02:39
Anayasa

    “İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır. Tüm devlet erki ona saygı göstermek ve onu korumakla görevlidir” (GG, Madde 1, Paragraf 1).

    (1)”Federal Almanya Cumhuriyeti, demokratik ve sosyal bir federal devlettir. (2) “Egemenlik tümüyle halkındır. Halk, egemenliğini, seçimler ve oylamalar aracılığıyla ve yasama, yürütme ve yargı yetkileriyle donanmış özel organlar eliyle kullanır. (3) Yasama anayasal düzene, icra kuvveti ve yargı yasaya ve hukuka bağlıdır.” (GG. Madde 20, Paragraf 1,2 ve 3).

“Das Grundgesetz” (kısaltılmış: GG) Federal Almanya Cumhuriyeti’nin anayasasıdır. Devletin temel sistem ve değer kararları diğer Alman yasalarını bağlayıcı şekilde maddeler halinde anayasaya yazılmıştır. Bunlar özellikle kişinin anayasa tarafından garanti altına alınan temel haklarını kapsar. Anayasa, sadece parlamento üyelerinin ancak üçte iki oy çokluğuyla ve Federal Konsey’in (Bundesrat) üçte iki oy çokluğuyla değiştirilebilir.

Hukuk Devleti

Kuvvetler ayrılığı prensibi ve devlet gücünün yasalara ve anayasaya bağlılığı hukuk devletinin ana özelliğini oluşturur.

Yasama, yürütme ve yargı organları arasında işlevsel ayrım vardır. Bağımsız devlet organları (parlamento, hükümet, mahkemeler) bu işlevleri üzerlenir. Alman anayasasına göre, yürütme de dahil olmak üzere tüm devlet organları anayasal düzene tabidirler. İdari birimler ve mahkemeler yasa ve hukuka bağlıdır. Tüm devlet erki insanın onur ve haysiyetini korumakla (Federal Almanya Anayasası, Madde 1) yükümlüdür. Herkes temel haklara sahiptir ve bu çerçevede devlete karşı hakkını arayabilir. Eğer kişiler devlet organlarınca temel haklarına zarar verildiği kanısına varırlarsa, anayasa mahkemesine kadar uzanan yolda yasal haklarını arayabilirler. İdarenin aldığı kararların doğruluğunu bağımsız mahkemelerde kontrol ettirme olanağı da vardır.

Federal Almanya’da yargı yetkisi beş bölümden oluşur:

    * Evlilik ve aile hukuku gibi konuları da kapsayan medeni ve ceza hukuku davalarına bakan sulh mahkemeleri.
    * İş ilişkileriyle ilgili anlaşmazlık konularına bakan iş mahkemeleri.
    * İdari mahkemeler idare hukuku ile ilgili tüm kamu davalarına bakarlar.
    * Sosyal sigorta sistemi çerçevesinde oluşan anlaşmazlıklara bakan sosyal mahkemeler.
    * Vergi ve harçlarla ilgili davalara bakan vergi mahkemeleri

Almanya’da yargısal karar verme yetkisi meslekten hakim bağımsız kişiler tarafından kullanılır. Hakimlerin büyük çoğunluğu ömür boyu atanmıştır ve sadece yasa ve hukuka bağlı olarak karar verirler

Savcılar ceza davalarıyla ilgilenirler. Cezai durumla ilgili şüpheli olayları araştırıp, aydınlığa çıkarmakla görevlidirler

Avukatlar bağımsız danışman ve savunucu olarak her türlü yasal durumla ilgilenirler. Avukatlık ücretleri tespit edilmiş harç tarifelerine göre ödenir. Düşük gelirliler adli yardım isteminde bulunabilirler.

Çoğulculuk ve Alternatif Destekçilik

Politik ve toplumsal tartışmalar esasta siyasi partiler, ekonomik ve mesleki çıkar gurupları, halk girişimleri, bilimsel kurumlar ve basın yayın organları tarafından belirlenir ve yürütülür. Toplumsal tartışmalarda ve düşünce oluşmasında genel bir çoğulculuktan bahsedilir. Haberlerde isimleri sık geçen tanınmış ve büyük kuruluşların listesi ekte verilmiştir. Aynı politik, sosyal, ekonomik veya kültürel amaçlara ulaşmak için vatandaşların kurduğu birliklere halk girişim gurupları (Bürgerinitiative) denir. Alternatif destekçilik (Subsidiarität) toplumsal-etik bir kuraldır ve kişisel becerilerin, sorumluluğun ve özgür karar verme yeteneklerinin gelişmesini destekler. Bu kural çerçevesinde Almanya’da kamuyla ilgili bir dizi görev sivil kuruluşlar ve kiliseler tarafından yürütülür. Bu tür sivil kuruluşlar Almanya’da da İngilizce kısaltılmış şekliyle NGO (Non-Govermental-Organisation) olarak anılır. Polis emniyet görevi, yasal düzen ve ülke savunması gibi egemenlik haklarının dışında devlet, kamuyla ilgili olduğunca fazla görevi sivil kurum ve kuruluşlara (NGO’lar gibi) vermelidir. Bu tür görev dağılımına ‘Subsidiarität’ (ek destekleme) kuralı denir. Devlet ancak sivil kurumlar ve NGO’lar görevlerini başaramazsa veya başarmada yetersiz kaldıklarında devreye girmelidir. Sosyal ve kültürel alanda çalışan bu kuruluşların finansmanı çoğunlukla devlet tarafından karşılanır.

Sendikalar ve İşverenler

İşverenler ve sendikalar, işverenlerin ve işçilerin haklarını ve sorumluluklarını pazarlık edip, yazılı bir sözleşme (toplu iş sözleşmesi) yapma hakkına sahiptir (Toplu iş görüşmesi özgürlüğü). Bu hak anayasa tarafından korunur. Toplu iş sözleşmelerinde minimum standartlar belirlenmiştir. Bu standartlardan farklı bir sözleşme maddesine, sadece işçilerin yararına ise izin verilir. Toplu iş sözleşmelerinde belirli iş karakteristikleri tanımlanarak ilgili ücret ve maaş grupları için geçerli ücret miktarları tespit edilir (ücret sözleşmesi). Ayrıca çalışma koşulları, çalışma süreleri ve izin hakları da tespit edilir.

Toplu sözleşme tarafı olan sendikalar, bağımlı olarak çalışanların (işçiler, memurlar, resmi memurlar, çıraklar) sosyal ve ekonomik çıkarlarını temsil ederler. Almanya’daki sendikalar devlete ve partilere bağımlı değildir. Endüstri birliği prensibine göre organize olmuş tek tip sendikalardır. İşveren sözcüğü çoğu zaman işveren birliklerinin kısaltması olarak da kullanılır, örn. Federal Alman İşverenler Birliği (BDA) veya Federal Alman Endüstri Birliği (BDI).

alıntı

deniz 10.06.2006 01:41:41
batılı devletlerdeki hukuk anlayışlarındaki farklılıkları  merak ediyorum..

bir de biz neden hukuğu italyadan kopyalamışız..

hukuda ön plana çıkarılan amaçlar nedir bu farklı ekollerde ??

...σzαη... 10.06.2006 02:10:12
ben isvicreden kopyaladik diye biliyodum............

torq 22.03.2007 22:42:56
Almanya'da dayak yiyen kadının boşanma isteğini 'Kuran'a göre erkek dövebilir' diye reddeden yargıç davadan alındı

BERLİN - Almanya, kocasından dayak yiyen ve ölüm tehditleri alan iki çocuk annesi 26 yaşındaki Fas kökenli kadının boşanma tarihinin erkene çekilmesi talebini, kadın yargıcın "Kuran'a göre erkek kadını döverek cezalandırabilir" diyerek reddetmesinin şokunda. Olayın medyaya yansıması üzerine kadın yargıç davadan alındı. Ama Sosyal Demokratlar yargıça en azından disiplin cezası verilmesini talep etti.
Fas kökenli Alman vatandaşı kadının avukatı Barbara Becker-Rojczyk, ekimde yaptıkları acil boşanma başvurusuna, ocakta "Fas kültüründe bunlar normal. Kuran'ın Nisa Suresi'nin 34. ayetine göre kadın üzerinde erkek hâkimiyeti var" yanıtı alınca, kadın yargıcı önyargılı baktığı yönünde uyardı. Buna "Kuran'a göre iffetsiz davranan kadın erkeğin onurunu yaralar. Davacı, Fas'ta yetişmiş davalıyla evlenirken bunu hesaba katmalıydı" yanıtı alan avukat, "Almanya'da Kuran'ın referans alınması hukuk skandalı. İncil hükümlerini uygulamıyoruz ki" diyerek reddi hâkim istedi. Talebi reddedilen avukatın derdini döktüğü Frankfurter Rundschau gazetesinin olayı duyurması üzerine, dün kadın yargıç önyargılılık gerekçesiyle davadan alınabildi.

Hukukçular ayağa kalktı
Hukukçular ve insan hakları savunucuları, olaya tepki gösterdi. İktidar ortağı Sosyal Demokratların parlamento sözcülerinden Dieter Wiefelspütz "Bu davanın alınmasıyla kalamaz. Bu hukuk devletinin ayaklar altına alınmasıdır" derken, vekil Lale Akgün "Paralel toplum, paralel hukuk yaratmaya dönük büyük tehlike" uyarısı yaptı. Başörtüsünü eleştirmesinden beri polis korumasında yaşayan Yeşiller vekili Ekin Deligöz, dehşete düştüğünü belirtti. Sol Parti/PDS blokundan Sevim Dağdelen "Alman hukukunun çiğnenilmesi inanılmaz. Ayrıca kadına şiddeti Kuran'la haklı gösteremezsiniz" dedi. (Der Spiegel)
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=216307


Sayfa: [ 1 ]