|
||
| ece temelkuran'dan.. çarpıcı, tokatımsı. sahi niye varız hem burda. düşündünüz mü okuyunca (bunu buraya yazmak saçma, görüyorum daha okumadınız ama, düşünün diye..) soğuk-şeffaf duvarlar çekmek için mi. daha iğrenç, kolaylık için mi.. konuşurken, kahkaha atıp bulunduğun mekanda üzüldüm deyip üzgün ikon yapıştırmak, ve ya da tam tersi umrunda olmayan yabancılara şefkat gösterisi.. kolay yoldan istediğine ulaşma talebi. yapmadın mı yoksa hiç birini? ve ya da bu kadar yalnız mıyız biz.. kafada idealize edilmiş yabancı karakterler. uzaktan bakıldığında karakter bile değil sadece tipler. üzerinde düşünmek için sadece. aynadan bakınca çarpık hayatlar çıkıyor da karşıya.. Onlar da sizin gibi birini aradığı için hiç "vakit" kaybetmeden arkadaş sahibi olabiliyorsunuz. Geceleri bilgisayar ekranlarının başında yazdıkça trajediye dönüştürdükleri hayatlarıyla insanlar "dokunmasız" ve güvenli ilişkiler kuruyorlar böylece. Arkadaşlıklar kimseye zarar vermeden, kimsenin işini aksatmadan, kafasını meşgul etmeden sürüp gidiyor. İnternetten çıktığınız anda arkadaşlarınız sizi rahatsız edemiyor. "Yok-Arkadaşlar Devri" denebilirdi bu devre eğer Türkiye arkadaşlık tarihi yazılıyor olsa idi. ... Pınar vardı. Lisenin bahçesinde ilk içtiğimiz sigaralarla elmaları aynı teneffüse sığdırmaya çalışırdık. Birbirimize tuhaf fikirlerimizi söyleyebilirdik çünkü arkadaştık. Elmayla sigarayı aynı anda bitirmeye çalışırken "Uzaklara gitmeye benziyor ikisinin tadı karışınca" dediğimizi hatırlıyorum birlikte. Birlikte okuldan kaçtığımızı, Liman Kahvesi'nde çay içtiğimizi, sabahın köründe, üniversite sınavı öncesi acayip bir barda Ihlara brendisi içtiğimizi... ... Kucağına yatıp boş boş konuşamadığınız kaç "arkadaşınız" var hayatınızda? Niye varlar hayatınızda? Niye bu kadar büyük bir "yok-arkadaşlar" kalabalığı var hayatlarımızda? |
||
|
||
| bazıları var ki olmadıklarında kendini bir nevi hasta hissedebiliyorsun... yazıyla temeli atılan ilişki bazen reelin olanaklarıyla mümkün olmayan bir yakınlık getiriyor galiba..bilmiyorum... |
||
|
||
| dusuncelerıne tamamı ıle katılıyorum egerkı dogruların soylendıgı ve karsı tarafı kandırılmadı surece reel dekı ınsan ılıskılerınden cok daha sıcagını sanal ortamda yakalayabılıyorsun... ben canlı kanıtım...
|
||
|
||
| Hepimiz kendimizi kandırmaktayız... | ||
|
||
| dünyanın sonu geldi değilmi dostum? | ||
|
||
| Dünyanın sonuna hergün biraz daha tanık oluyorum... | ||
|
||
Hepimiz kendimizi kandırmaktayız... iyi oynayan kazansın... ![]() gerçek bu sanki. |
||
|
||
| Gerçek bu, evet. İnsanların chat gibi ortamlarda arkadaş peşine koşması bir patolojidir, ama suç o insanda değil. Chat-arkadaşlık formatı taşımasa da örnek olarak sıfır forumu ele almak mümkün; ben aslında belki de adi bir orospu çocuğunun tekiyim, fakat sen bunun farkına varamazsın. Belki yazdıklarımda fire verip esasen adi olan karakterim hakkında açıklar verebilirim ve sen bunun farkına varabilirsin, fakat sonuçta benim çıplak halimden emin olamazsın hiçbir zaman, çünkü beni yüz yüze tanımıyorsun. İnsanoğlu reel hayatta herşeye o kadar çok yabancılaşmış, yalnız kalmış, iğrenmiş ki, genellikle bir "nefes alma" düşüncesiyle bu tür ortamlara atar kendini. Çünkü sanalda "kötü insan" genelde yok, herkes kendini tanıtıyor ve nedense herkes hoş, güzel yönlere sahip. Kısacası, insan reel hayatta istediğini olamamasının acısını burada çıkartıyor, kendine yepyeni bir kimlik yaratıyor, ya da burada sosyal yoksunluğunu gideriyor. Bunun dışında da şu ikonlar; ;D Karşıdaki insanın gerçekten mutlu ya da hüzünlü olduğunu nereden bilebilirsiniz ki? Ama bu umurumuzda değil, çünkü o ikonu koyduğu için o üzgündür, kafamızda o algı yer ediniyor o anda ve herşey yolundadır... istediğimizi almışız, gerisini düşünmeye ne gerek var. Sanalda tanıştığınız insanlarla reelde de bir tanışın, o zaman anlarsınız dürüstlüğünü ve gerçek karakterini. Ben birkaç kişiyle tanıştım öyle, bazıları harbiden de düşündüğüm gibi, kendilerini yansıttıkları gibi çıktılar, bazıları ise tam bir fiyasko... Bu tür "fiyasko"lar genelde chat-arkadaşlık ortamlarında yaşanır, zaten ece Temelkuran'ın yazısı mirc, icq ve benzeri chat ortamları için yazılmış, sıfır forumda millet genellikle felsefe ve düşünce tartışmak amacıyla girdiği için, sanmıyorum rezil heriflerin yüksek sayıda olduğunu... |
||
|
||
| İnternet arkadaşlıklarının düşünsel paylaşımlardan, başladığı bir gerçek. Gerçek hayatta, sadece kendi çevremizdeki insanları tanımak ve arkadaş olmak gibi bir zorunluluğu varken (İş, okul, komşu, akraba vs.) sanal da, insanların düşüncelerini süzgeçten geçirip, düşünsel dünyamızdaki yerine koymak daha kolay gibi geliyor. Fakat burada da ciddi sorunlar olabiliyor. Düşünsel olarak paylaşabildiğimiz insanlara o paylaşımlardan yola çıkarak, misyon yükleyebiliyoruz. "Bak bu konuda aynı şeyleri düşünüyoruz, o yüzden filanca konuda da böyle düşünüyordur mutlaka" gibi öngörülerde de bulunabiliyoruz. Bu işin sanal tarafı, birde gerçek tarafı var. Uzun bir sanal paylaşımdan sonra arkadaşlığı gerçeğe taşıma kararı alınabilir. Olağan bir şey. Ama, sanalda ister istemez paylaşılabilen konular, gerçekte giderek zorunlu konulara dönüşmeye başlar. Ve sanırım sorun da burada başlayabilir. Bu zorunlu konulara bakışta her türlü alternatif mümkündür. Sanaldaki uyumun devam etmesinden başlamak kaydıyla, aslında sanalda paylaşılanların bile gerçek hayatta uygulanmadığı, sadece konuşurken savunulduğu gerçeğine varıncaya kadar, bir çok seçenekle karşılaşılabilir. İşte sorun burada başlayabilir. Eğer sanalda çok uzun bir süre paylaşımlar yapıp, bundan yola çıkarak sanal arkadaşlığa gerçek misyonlar yüklediyseniz, gerçek hayatta olmayacak kadar, büyük tahribatlar yaratabilir. Çünkü gerçek hayatta, her insanla yapılan arkadaşlığn seviyesini gerçek ilişkilere göre ayarlıyoruz. Bu bir otokontrol. Ama sanalda çok rahatlıka ileri düzeye taşınabiliyor. Bazen çok yakınımızdaki bir insanla bile paylaşmakta sakınca gördüğümüz konuları sanal arkadaşımızla kendiliğinden ve rahatlıkla paylaşabildiğimizi görüyoruz. Arkadaşlığın gerçeğe dönüşmesi ve belli uyumsuzlukların farkedilmesinden sonra paylaşılan bazı şeylerin aslında paylaşılmaması gerektiğini düşünürüz. Olumlu alternatif ise, sanaldaki paylaşımların gerçek hayatta da yaşandığının görülmesi ve başka konularda da, sanalda paylaşılan diğer konulara parelel bir seyir izlediğinin anlaşılarak, arkadaşlıkların gerçeğe de taşınabilmesidir. Burada da ince ayrıntı şudur; sanalın düşünsel paylaşımlarını, gerçeğin zorunluluklarıyla örtüşüp örtüşmediğini iyi tahlil etmek ve olabilirlikler üzerinden arkadaşlıklar kurmak, devam ettirmek. |
||