SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Allah görmez, duymaz

Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6 7

13.06.2005 22:59:39
müjde size be. neden mi bugün bir istidlal yapmışım ki üfffffffffffff önce şunu söylüyeyim konu şu: Allahın görmesi ve duyması ben diyorum ki Allah görmez ve duymaz neden mi bak şimdi : mesela Allah bir insan yürüdüğünde görüyor mu yoksa daha evvelde görmüşmüydü? eğer görmüştü demezsen Allahın görmesinin ezeli olduğunu reddettin demektir. eğer Allahın görmesine ezeli dersen bak şimdi problemlere: bir insan 1 yaşındayken ve 90 yaşındayken bin türlü hali oluyor mesala o kişi banyoda çıplakken ve dışarıda giyinikken ki hallerini ele alalım eğer Allahın görmesi ezeli derseniz bu çıplak hali ile giyinik hali ise birbirine zıt durumlardır bunlar birleşmez ve ezeli olarak milyarlarca bu değişik durum nasıl cem olur yani birleşir ve manası olur. bu sefer yok Allah hadiseleri olduğunda görür ondan önce görmez derseniz mesela adam yürüyor ya Allalh o yürürken onu görüyor yürümeden önce görmedi dersen yine sorarım Allah o adamın yürüyeceğini yürümeden evvel biliyormuydu evet dersen yine sorarım peki onun yürürken ki görüntüsünü bilyormuydu evet dersen halbuki Allahın ilmide ezeli o zaman bu görmeside ezeli demiş gibi oluyorsun. lafın özü çok düşündüm ve şu kanaate vardım . görmesini ve duymasını onun ilmine raci edip yani o meydana çıkan görüntüleri ve sesleri zaten Allah yaratıyor ve yaratanda ne yaratacağını bilir o bakımdan bu işler böyle yani Kuranda geçen Allahın görmesi ve duyması mecazidir. nasıl ki Kuranda Allahın yüzünden ve elinden bahsedyor bunlar nasıl mecazi ise bunlar da öyle. bir delil daha: bu hususta iyi dinleyin: görünen herşey mekandadır zaten ben ruyetulllahı ( Allahın görülmesi) bu ve benzer delillerle inkar ettim ama şuna dikkat: görende ancak bir yönden ve bir mekandan görebilir halbuki Allah yönde ve mekanda bulunmaktan münezzehtir. o bakımdan Allah görmez duymaz . daha iyi inceleyip detaylı olarak yazmayı düşünüyorum. helhalde siteye yazarım .orjinal görüştür hiçbir kitapta okumadım yani. Kurandaki Allahın görmesi ve duyması mecazidir dedim izahı: yani insanlar Allah görür ve duyar deyip günahlardan sakınır ya, ha işte bu bir mecazdır yani Allah onların böyle deyip kendinden sakınmalarını istemiştir gibi bir tevil aklıma geldi daha detaylı düşüneceğim inşaallah

Allahın görmesi ve duymasıyla ilgili bu aralar çok önemli bilgiler elde ettim. bunlardan biri şu ki mutezile mezhebi de Allahın görme ve duymasını inkar ediyorlarmış ve bu konudaki ayetleri duyulan ve görülenleri bilmek anlamında olduğunu söylüyorlar. bu aralada şöyle bir delil de öğrendim işte soru: Allahın görmesi var mıdır? vardır dersen soruyorum peki bu görme de ezeli mi? evet dersen (zira kitaplarda ekseriyetle ezeli diye geçiyor) soruyorum o halde ezelde alem yoktu yani dünya , kainat gibi yani( alem demek Allahtan başka herşey demektir) o halde soruyorum bu pozisyonda yani ezelde Allah neyi görüyordu? eğer alemi bu durumda görmüyordu, yarattığı zaman gördü derseniz yine çelişkiye düşüyorsunuz. çünkü ezeli olan şey de değişme olmaz. halbuki demenize göre önce görmüyor dünyayı sonra görüyor dünyayı. bu ise değişme manasına gelir ki ezeli olan zaten değişme kabul etmez yaaaaaaaaaaaaaaaa anladınız mı ? yorumunuz nedir?
şimdi delil: ben Allahın görmesi ve duymasını inkar etmiştim ya. o konu: bakın kitapların ekserisinde diyor ki Allahın görmesi ve duyması vardır ve bu sıfatları ezelidir derler bakın şimdi: bu kitaplar hem aleme yani Allahtan başka herşey dünya, uzay gibi) hadis diyor yani sonradan olan. şimdi bakın o halde alemin olmadığı bir durum var demektir. o halde bu durumda Allah alemi görmüyor muydu? yani dünyayı görmüyor muydu? yaaaaaaaa. eğer görüyordu dersen sorarım daha meydanda olmayan şey nasıl görülür? devam ediyorum: derseniz ki dünya yokken Allah görmiyordu ama onu yaratınca gördü derseniz bak ne oldu o halde : bu Allah ta değişmeyi savunmak olur. çünkü önce görmüyor dünyayı sonra görüyor olur. bu ise bir değişmedir. ve Alllahın zatına bir eklenmedir halbuki en basit bir mantıkla belli ki ezeli olan şey de değişme bozulma olmaz. değişme, eklenme olmaz çünkü o ezeli ve başlangıcı yok dolaysıyla onu etkileyecek bir şey yok. yani etkilemek için etkileyen etkilenenden önce gelmelidir. eee ezeli ise öncesiz demektir ve öncesizin öncesi olmaz ki onu etkileyen, değiştiren bulunsun.( zira her değişim bir değiştiren ve etkilemme de bir etkileyen gerektirir) o halde bir şey ezeli kabul edildiğinde onda değişme olmaz denmelidir. bunlar ne demek durumunda kalıyorlar: " önce görmez dünyayı sonra yaratığında görür." deyince bu ise açıkça bir değişme bu ne şimdi çelişki değil mi? . yaaaaaaaaaaa aynı delil duyma içinde söz konusu. yine anlatamadım mı .............

deniz 13.06.2005 23:52:44
ezel ebed diye bişey yok ki

sen önce o konuyu çöz.

17.06.2005 23:05:03
bakın şimdi size süper delil: Allah görür diyorsunuz ya soruyorum: Allah bizi görür mü?  evet derseniz soruyorum: bizi yukardan mı yoksa aşağıdan mı görür yoksa sağdan mı yoksa soldan mı görür yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa?    gördünüz mü işler nereye varıyor? öyle bodoslama gitmek olmaz. düşüneceksiniz,   "ben bir şey diyorum  ama bunun   gerisi nedir? yani bu laf nereye gider?"  bunu ekseri düşünemiyor sunuz...   bak bu işler kolay değil. ha nediyordum: evet düşünelim ( düşünmekten korkmayın) evet görme olayından bahsediyorsak görülenin bir yönde ve yerde olması gerektiği gibi görenin de  bir yönde ve yerde olması gerekir.  bu da sonuçta görenin cisim olmasına ve şekli şemali olmasına varır bu laf ona göre yani.      eğer derseniz "yok Allah heryerden bizi görüyor." bak şimdi bir insan düşün bu insanı her yerden görmek ne demek? bak üstten görünümü düşünün ha,  şimde alttan görünüşünü düşünün ve sağdan ve soldan  ve böyle düşündünüz mü? ha şimdi bu farklı açılarda görüntüleri birleştirin,  birleştirdiniz mi?  ne birleşmiyor mu?  tabii ki birleşmez.  ha evet birleşmez yani bu farklı açılardan görünüşlerin görüntüleri birleşmez.  birleştirmeye kalksan da zaten bir mana ifade etmez.      demek ki Allah görmez.  o halde Kurandaki görme ile ilgili ayetler ne yapacağız mı diyorsunuz?  cevap: bu ayetlerin manası görülebilecekleri ve duyulabilecekleri bilmek manasına alırız.  ha bu sadece benim görüşüm değil unutmayın.   bir örnek vereyim de sizin kafa yapınızın nereye vardığını görün: soruyorum o zaman Allahın eli var mıdır?    ha  yaaaa   yok mu diyorsunuz yoksa var mı diyorsunuz? hani Kuranda ayetler var.  Allahın elinden yüzünden gözünden bahseden ayetler var.  arşa istiva etti deniyor.  istivanın manası ise oturmaktır, yerleşmektir,  karar kılmaktır yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.     daha   yani bu ve benzeri ( insan biçimci) ifadeler Kuranda çoktur.  o halde ne yapacağız ha Allahın eli, gözü,  yüzü var mı diyeceğiz?  bu o zaman Allahı insan gibi düşünmek demektir.   ama bir taraftan da ayetleri inkar edemeyiz.  o halde ne yapacağız  yaaaaa işte şunu yapacağız" tevil "  : tevil demek akli deliller ile sabit olan bir gerçek ile  bu akli delile nassın (yani ayet, hadis) zahir (yani görünüşü, dış anlamı) eğer çatışma ve karşılıklı oluş, zıtlaşma varsa ne yapacacağız?  dikkat:     evet akli delili alacağız ve nakli delili yani (ayet ve hadis) akli delile göre yorumlayacağız.  işte bu işleme tevil denir.  tevili  bilmeyen  ayvayı yemiştir..       yani eli  ifadesini kudret, nimet manasında.  yüzü ifadesini zatı manasında istivayı ise mülkünün hükümdarı manasında.    görmesini ve duymasını da bilmesi manasında,  iradesini ilmine göre yaratması manasına yine kudretini aynı şekilde yaratması manasında alırız.    böyle bu işler yani.  yorumlayın şu yazıları yaaaaaaaaaaaaaaaaa bu ne yaaaaaaaaaaaaaa.

17.06.2005 23:14:58
Smiley

şimdi bizim gözlerimiz var ve bunun sınırlı görme eylemi.

yılanın gözleri var..ona özgü görme eylemi.

Yaratıcı'nın neden sınırsız görme olanağı olmasın ki...

Belki insanda beden yükünü atınca daha boyutlu çoklu,üstten alttan vs bir görme olanağına kavuşacak.

Kur'an da geçen el gibi kavramalrın mecazi alınacağı genelde bilinir aslında.Onlar insan algısı için özel formüle edilmişlerdir.

Ezel ve ebed konusu ama ilginç..Öncesizlik ve sonrasızlık.

İnsan bunu çözmek için neyi referans alabilir.Bildiği herşey önceli ve sonralıdır.

Oysa bildiği herşey çok azdır.Ona bakarak sadece kendinden yararlanarak bu kavramı açamaz.Ne yapılır o zaman ?

17.06.2005 23:37:45
Mantık kaygan zemin üzerinde hareket eder. O sizi istediğiniz şekilde hareket ettirirebilir veya siz onu kendinize göre yönlendirebilirsiniz. Eh, bende şunu diyebilirim: Alttan mı yönlendirelim, yoksa üstten mi?

Belirsiz çıkarımlar ama üzerinde düşünülmez değil. Gerçeğin, ağzıma bile almak istemediğim bu tanımsızlık biçimi, bu şekilde buraya nakşedilemez!

18.06.2005 22:05:37
samimiyetime inanıyorsanız şunu samimiyetimle söylüyorum: şimdi söyleyeceklerim hakikaten bir çok kişilerce kabullenilmesi zor olduğunu düşündüğüm şeylerdir: bu açıklamayı yaptıktan sonra söylüyorum: Allahın sıfatları bahsini uzun zamandır yazıyorum ve uzun zamandır bu konuyu itikadi mezheplerden ve filozofların kitaplarından inceliyorum ve durumun tahminlerimden de ince olduğunu gördüm. evvelden söylediğim gibi Allahın görmesini, duymasını, iradesini, konuşmasını inkar etmiştim ve bu aralar Allahın ilmi ve kudretini düşünüyordum ve bugün aldığım bir kararla Allahın kudretini de inkar ettim. ve bütün bu inkar ettiklerimi Allahın ilmine racidir ( dönücü) dedim ilmine raci ettim. zaten geçenlerde hrıstiyanların da Allahın görme ve duymasını inkar edip, bunu bilme, mutlak bilme manasında kabul ettiklerini öğrendim. ben böyle bu sıfatları ilme raci ettim yani ilmine döndürdüm ( bunu farabi ve ibni sina da kabul etmişler). çünkü şöyle bir problem vardır ve incedir inceliklerini bu aralar öğrendim : "Allahın sıfatları zatının aynı mıdır yoksa gayrımıdır" gibi bir soru vardır eşariler ve maturidiler derler ki sıfatlerı Allahın ne aynıdır ne de gayrıdır derler ve bu sıfatları Allahın zatı ile birlikte ayrıca ezeli olarak kabul ederler buraya kadar tamam mı. fakat mutezile mezhebi tevhid adı altında prensipleri vardır ve derler ki ezeli olan bir tanedir bir den fazla ezeli olmaz dediler ve kudreti ( aklımda kaldığı kadarıyla kudretine de ezeli diyorlardı emin değilim) ve ilmi ezeli dediler. iradesi hadis ( sonradandır) dediler. neyse yani bu ilim ve kudret sıfatları ezelidir dediler. ama bu sıfatları Allahın zatının aynıdır dediler. fakat bu da tam beni tatmin etmedi. madem ezeli bir tane o zaman ilim ve kudret ise iki tanedir. sonra baktım ki farabi ve ibni sina ise bütün diğer sıfatları inkar edip ilmini kabul etmişler. bugün düşündüm ve Allahın kudretini inkar ettim. teaddüdü kudema yani (ezelilerin çoğalması) problemi vardır. halbuki ezeli bir tanedir. yani ben Allahın kudretini de inkar ettim ve dedim ki Allah ilmine göre yaratıyor. ilmi yeterlidir dedim. pek anlatamadım ama şunu diyorum: yani olacak olanlar zaten Allahın ezeli ilminde var. işte Allah ilmine göre yaratıyor. yaratması ise: ilmindekilerin meydana çıkmasıdır. dolayısıyla kudret sıfatına gerek yok. ben de "Allahın ilmi zatını aynıdır" görüşünü kabul ediyorum. yani Allahın ilmi aynı zamanda Allahtır . bana tahminim çok kızarsınız. ama inanın ki ben samimiyetle araştırıyorum bu konuların üzerine daha da düşmeliyim.............
   mesela en son ne dedim: Allahın gücünü kudretini inkar ediyorum dedim. değil mi? şimdi bakıldığında bu nasıl laf diyorlar değil mi? halbuki bu işin derinlerinde acayip detaylar mevcuttur. mesela kudret sıfatına ezeli denirse ve Allahın yaratması bu kudretiyle olur denirse bak ne oluyor : mesela dünyanın yaratılışı benim yaratılışımdan önce ya, bak ne oldu? önce dünyayı yatattı sonra beni yarattı. neyle yarattı? kudret sıfatıyla yarattı denirse ve bu kudret sırfatı ezeli denirse bakın probleme : önce beni sonra dünyayı yarattı dendiğinde bu açıdan bakıldığında kudret sıfatında değişim oluyor. yani önce farklı sonra farklı şey yaratılıyor. yani kudretin taalluku yani ilintisi, bağlılığı farklı şeylere oldu demektir. ama ezeli olan şey de değişme olmaz ki........ bu kabul edilemez ve bu görüş Allahın zatında değilmeyi kabul etmek demektir. halbuki Allah ta değişme olmaz. bunu da anlatamadım ama ne kadar zor olduğunu işin içinde çok iş olduğunu herhalde biraz anlatabildim (sanmıyorum ama).
       yukarıda Allahın eli diye geçen ayetleri kudreti şeklinde anlamamız gerekir demiştim. lakin sonra hata ettiğimi anladım.  evet piyasadaki kitapların tamamına yakını bu ayete bu manayı veriyorlar.  ancak ben Allahın kudretini lnkar ettiğimden dolayı bu manayı veremem.  onu söylemek istedim.   neden bunu inkar ettiğimi de yukarıda anlatmaya çalıştım.

bağırmadan,  çağırmadan.   düşünelim değil mi?  NAMAZ KILAN BİRi OLDUĞUMU YİNE BİLDİREYİM DE YANLIŞ ANLAMAYIN BENİ

18.06.2005 22:44:02
senin namaz kılman YANLIŞ yapmana engel teşkil etmiyecektir.sen bu beyin yapısıyla KUDRETİN ve ALLAH ın tanımını yapamazsın ve onu eleştirmek için değişik fikirler üretemezsin..bizler bu beyin yapılarımızla İNSAN denen varlığın kendi yaşamında ve kendisini ilgilendiren hatta gözümüzün gördüğü bazı konularda açıklama getirmekte zorlanırken sen bu konuda bu kadar kolay sıyrılıp sadece kitablardan aldığın bilgilerden oluşan bu metinleri yazıp inanmam bir ANLAŞILMAZLIK KURAMI içinde olduğunu gösterir.sen de bakarsın ki kendinle tezata düşmen olası bir andır.bence bu konulardan önce daha bir çok tartışabileceğimiz ve sonuca uluşabileceğimiz bir sürü ortak konumuz var....

18.06.2005 23:48:42
bana kızdın mı?

18.06.2005 23:55:38
Allah'ın kudretini inkar ettiğin zaman onun yapabilme yeteneğini de sonucunda yaratabilmesini de inkar etmiş olmaz mısın...sanırım dediğin gibi anlamadım..

açamaz mısın..yani kudreti yoksa nasıl yaratıyor...

19.06.2005 23:41:24
evet ben ne dedim bütün bu yapılanlar Allahı birlemek ve tevhid inacı gereğidir yani Allah, ilmidir ve ilmi aynı zaman da Allahtır.    o halde Allahın ilmi nedir? bu forumda Allahın ilmi  ve zorunluluk başlığı altında Allahın ilmin anlattım ve Allahın  ilmi yeterlidir. çünkü Allahın imli fiili bir ilimdir yani etkin  bir ilimdir.  Allah bir hadisenin olmasını olmadan önce bilir ve Allahın ilmi cahilliğe dönemez o  halde bildiği hadise meydana gelecektir.  ayrı yeten bir  kudete ihtiyaç yoktur. zaten kudret kabul edildiğinde oluşan problemleri anlatmıştım.  yaratması ise yine bilmesidir.  yani ilmi etkin sebeptir ve bildiği gibi hadiseler olur. olay bu. fakat bu konudaki araştırmalarım sürmektedir.  ancak gelişmeleri size bildirmek istemekteyim. i zaten "yaratmak" düşüncesi....   nedir bu yaratmak? eğer bu yaratmak sonradan ise onu ne yarattı?    yok eğer dersen ki "yaratmak" ezelidir.   halbuki bugün oluşan yani bu zamanlarda oluşan şeyler var:  ağaçlar gibi..  bunları Allah yarattığına göre ve siz Allahın yaratmasına ezeli derseniz o halde yaratılanlarında ezeli olması gerek.  halbuki  bu imkansızdir.    çünkü ben yaratıldım ama ben ezeli değilim.   yani "yaratmak" ifadesini de bir çoğu kullanıyor ama neyi kasdettiğini birmiyorlar. "yaratması da bilmesi" dersen ki farabi de bu görüşte imiş.  problem çözülüyor.  bu konuda tekrar genişçe yazmayı düşünüyorum.     sizin beni dikkate aldığınızı görmekteyim.     unutmayın Allahın  lmi ezelidir ve ezeli ilim sonradan olan ilime benzemez.  bizim ilmimiz etkilenendir oysa ezeli  ilim etkileyendir.    ve nedensizdir. zira ezeli olanın nedeni yoktur.   bunu da geniş izahı gçmişti.  sonra genişçe bu konuya yazmayı düşünmekteyim.

...σzαη... 17.10.2006 16:23:58
bir zamanlar ne güzel yazarmis bu kürsat...adami deli ettiniz burda,katillerrrr........Smiley

evet kürsat senden böyle yazilar bekliyorum...devam et....
bir gün ereceksin huzura....

ben her seyi bir rüya biliyorum.....ben bir hicim......ölüyüm...

ölünce dirilecegim ve rüyadan uyanacagim.... ve Allah bana soracak ...ne yaptin dünya da diye...bende ya rab ,sen ne dedinse onu yaptim diyecegim....

cünkü onun izni olmadan dalindan bir yaprak bile düsmez...hal bu iken ben kim oluyorumda benim kudretim ve kuvvetim olsun...

la havle ve la kuvvet.....illa billahi aliyül azim..
yok güc ve yok kuvvet...ancak yüce allah....

RenaultFerrari 17.10.2006 16:39:24
kardeşim Kozzik
bir karakolda komserin huzurun çıkarıldığın zaman şeklin lisanın heşeyin değiş bilmem ki Allahın huzurunda nasıl duracaksın bu kadar rahat olabilecekmisin

şeytanda öyle dedi ben dedi sana isyan ettim eğer etmeseydim ilmin olmazdı dedi neler demedi ben sana aşık idim hem ona hem sana secde edemezdim dedi ama dinletemedi


Alıntı
Benim için, bu bir ceza değil. Karşı çıkmamla, senin katıksızlığını onaylıyorum Âdem'in sana benzerliği nedir ve ben ki İblis'im, senden farkım nedir?>>

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0blis

...σzαη... 17.10.2006 16:51:51
allahin huzurunda simdi durdugum gibi duracagim...simdi nerdeyim ben sana göre...

verdigin link cok güzel sagol.....ama bu benim dediklerimi tasdik eden bir yazi....

yani sen insanda irade oldugunu mu düsünürsün....?

ayet ne diyor...yaprak bile düsmez....sence bunu yorumlamaya gerek varmi....?

...σzαη... 17.10.2006 16:54:33
hem ibilis allahtan gayri degildir...bunu söylemek ikilik yapmaktir....


her nereye bakarsaniz bakin....allah orda....

RenaultFerrari 17.10.2006 16:58:00
o halde Allah insanı nasıl mesul tutuyor  ? Kozzik
....



Sayfa: [ 1 ] 2 3 4 5 6 7