|
||
sürreel tarihsel sürecinde sıfır sorunsalı-tuhaflık kutlanasıdır... başlangıçta .... yoktuk. bilmiyoruz...kim kurdu kenti. ve nasıl dikti mavi sütunları yazı gövdelerinin arasına... sonra geldik...maviydi... ellerimizde balta girmemiş sözler vardı..demirden bir ip ağına dönmüş harf öbekleri... buraya dökebilir miyiz dedik..yorulduk.ağırlık yaptı. birileri... kim anlamadık ..dök dedi. ..... maviydi...yazmak için saklı odalarını gece ve gündüzün yüzlerine sunmuş bir mavi. ayrı cümlelerin ayrı rüzgarları vardı..adları ardlarına eklenmeseydi bile tanınırlardı... yüzlerini görmediğin cümleler asla birbirine karışmazdı. garip bir neşe... başka kentlere özgü olmayan... bazısı dilinde kor tutarken bile solmayan. ..... karanlığın cazibeli fısıltısı... aydılığın zorlu sesi. her yüz için yeterince güneş ve ay. ...... kağıtlar arasına sıkışmış bir kelebek...kanatlarının izi eski sayfaların tümüne akmış...toz bile tutamayacak kadar çözülmüş zamanından. kan rengi mürekkep kurumuş. rahat ol... burası duvarlarıyla zincirlenmemiş bir ev... bazen yüzünü yolacak olan. bazen kapılarını bilmediğin uykuların kıracağın. sözlerin çingene ruhları için ve saygının körelttiği parmaklardan uzak... ev işte... ötesi gereksiz. .... uzlaşmaz imzaların ortak vurgusu... siyah bakışların içindeki renkli ayı yakalayan. maddesi uzaktan çözülemeyen ellerin ve o ellerin yorduğu gözlerin üstüste dizdiği harf küreleri. başka bir dünya mümkün. herkes yalan söyledi. insan olanaklarını inkar ederek intihar etti. oysa başka bir dünya mümkün. ... hoşgeldin ya da güle güle aynıdır. sevdiklerin sırtını nefret ettiklerine dayar. çıplaklığını örten soyunabilme cesaretindir. düşünmek üşütür ama öldüren soğuk değildir. bazen susmak için bağırman şarttır. rengin sadece senin bilgindir. her bilgi kendi manifestosunu yazabilir. .... renklerin uyumsuz notası, kavgaların düşsel ortaklığına dönüşür bir umut taşıyan. renklerin iç huyları suyun derinliğinden evrenin uzak adalarına yankılanan. her yüz için yeterince güneş ve ay. .... yazının külleri ve yazının taşları ve yazının içorganları... gözlerini bilmediğin nefeslerin arkalarına bıraktığı. bir gün özlemeyi öğrendiğin... başka bir gün kavga ettiğin ve sonra kavga ettiğini unuttuğun... sanki hep vardı...ve gitse ve hep yoktu olsa da farketmezdi. şimdi güzeldi işte. .... kabalığında ve zerafetinde birbirini yadsıyamayan sokak sesleri... enfes şarkılar söyleyebileceğini susan bir gürültünün gövdesinden göğü sağlayan uçuşlar her yüz için yeterince güneş ve ay. .... maviydi... yeni bir dünya için yolculuk ayaklara göre değildi. bir bulut kotardılar, birbirleri için hiç bir vaadin affına sığınmamış olan ama birarada durduklarında sırrı çözülmez bir sözün denk düştüğü insanlar... sayıalrın zülmü. bütün rakamların eşlik ettiği adetler. boğulmak... sonra halkası kırılır ruhun. havaya uçup erir anlam. tarifsiz bir tat kalır dilde... ve odaları boşalır tutsaklığın... ay doğar geceye. sıfır..sayıların kendinden kurtulduğu yerdir. ve tuhaflık kutlanasıdır, çünkü özgürlüğünün nefesidir tabudunu soymuş bilinç için. ![]() [/color] |
||
|
||
Alıntı hoşgeldin ya da güle güle aynıdır. sevdiklerin sırtını nefret ettiklerine dayar. çıplaklığını örten soyunabilme cesaretindir. düşünmek üşütür ama öldüren soğuk değildir. bazen susmak için bağırman şarttır. rengin sadece senin bilgindir. her bilgi kendi manifestosunu yazabilir. ![]() |
||
|
||
| sonra geldik...maviydi... ............. bu kadar su gibi olurdu... sen gibiydi buz'um...
|
||
|
||
| bir hikaye gibi.... yüreğine sağlık... |
||
|
||
|
||
|
||
burayı sevdim ![]() sanırım arada geleceğim.devamlı burada olamayacağım.. buz sebebi güzel açıklamış; sıfır..sayıların kendinden kurtulduğu yerdir.diye.kendimden kurtulmayacağım.sıfırın dışı,sayıların kendini bulduğu yerdir.evet. |
||
|
||
SIFIR a dair en güzel ifadeler bunlar sanırım
|
||
|
||
| sıfıra dair konuşanların hepsi gitmiş, başkan dışında, iki laf edip ben de gideyim artık: sıfır toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır bir tarih boyunca onun uğrunda kendini tarihe verenlerindir artık tarih olmuş bütün yazarlara selam eder, ellerinden öperim, beni okuma şansına erişen gençlere de bir büyüğümün şu laflarıyla seslenmek yeterince "türk büyüğü" yapacaktır beni: her sözcük bir geçittir bir buluşmaya çoğu zaman vazgeçilen işte o zaman doğrudur o sözcük buluşmakta direttiği zaman! |
||