SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sanat Çalışmalarımız

Konu: Gizli Kalmış Öyküler

Sayfa: [ 1 ]

11.06.2005 00:30:57
Sevgilisine kendini kanıtlamak için yalanlara başvuran bir adam kendini bu alışkanlığından kurtaramamış. Kız onda en nefret ettiği özelliğin bu olduğunu söyleyememiş uzun süre. Adamınsa elinde hiçbirşey yokmuş etkileyeceği. Birgün umutsuz bir anında boş sayısal kağıdıına eliyle şekil verirken ortaya hayatın en karmaşık konusunun özeti olabilecek bir heykelcik çıkarmış. Kısa bir süre yaptığı bu şeye bakıp atmış  eserini.Aradan uzun zaman geçmiş. Kendini değersiz hisseden adama kız en büyük hediyeyi vermeyi düşünmüş. Yeni bir hayat. Gizli bir dünyanın kapılarını açacak kişi o olacakmış. Seni bu gece almaya geleceğim demiş. Uykusunun en derin anında bir rüya içinde çıkıp gelen kız onu bu yeni dünyayı öğrenebilmesi ve hep orda yaşayabilmesi için yeni dünya müzesine götürüp insana varoluşu hiç unutturmayan eserleri göstermiş. Çünkü inanış ve gerçek bu yeni yerde varolabilmek için unutmamakmış yaşayabilmek için unutmamak. O garip yerde herkezin şaşkın gözlerle  incelediği şey adamın eseriymiş. Kız bak işte görüyor musun bunu evsiz üstü başı olmayan eski dünyadan biri yapmış Hem de  hiçbir beklentisi olmadan kendi hayatını kabullenerek demiş ardından buna iyi bakmanı istiyorum senden hepimize öğrettiği ama sana daha fazla öğreteceği bir şey var diyerek eklemiş. Çocuk ilk defa kızın etkilendiği birşeyin kendisinin olduğunu düşününce dayanamamış ve bunu ben yaptım demiş. kızsa eski alışkanlığını bu yeni yerde bile devam ettirdiğini sandığı adamı yalancı bir açgöz olmakla suçlayarak terk etmiş onu. Müze içinde çaresiz tek başına kalan adam eserine donuk gözlerle bakakalmış. Bir gemi altında iki siluet üç yüz. Günahkar, bilgin ve ikisinin arasına sıkışmış yüz: şaşkın. Bütün dünya insanlarının kafasına kazınan unutulmuş gerçek su yüzüne çıkmış adamda o an. Robotu ilk bitiren kazanır! Ama o yine kaybeden olmuş. Dışarı çıktığında açıklamak için kızı ararken ortalıkta onun geldiğini gören herkez yok olmuş çevresinden. Bu şekilde uyanan çocuk ertsi gün başka bir bahaneyle kendisinden ayrılan kıza hiçbirşey soramadan kabullenmiş kaybeden olmayı.

11.06.2005 01:01:41
Mutlu hayatta hep mutlu olmayı istemiş ve mutluluğu kendisinin gösterdiğini düşünen bir insanmış. Bunu düşünmekle de kalmaz yaşarmış. İlk varlık anlarında bir tek mutlu varmış gökyüzünde. Herkez onu aşağıdan izler onun mutluluyla yetinirmiş. O bütün güzel olanları gösterirmiş tepesinde. Bir yıldız gibi açarmış her an. Güçlü birisi bu oyunu bitirmek farklılık yaratmak için bir devrim gerçekleştirmiş. Belki onu kıskandığından peki bakalım o gerçekte de mutlu olabilecek mi diyerek ayakları sakat yüzü kırmızı çirkin ve irinli bir mutluyla birlikte gerçeği yaratmış. Mutluya inananlar bu küçük gösteriye ortak olmuşlar ve ses çıkarmamışlar çünkü ona güveniyorlarmış. Gerçek hayat kaya gibi sert ve yaratımsız bir alan var etmiş ona. Herkeze yüzünü gösterdiği gibi adil... Eski dünyalarına özlem duyanlar bu oyunun sonunu beklemeden kaçıp yitmişler gerçekten. Mutlu bütün gücünü sadece yardım istemek için kullanmış. Kendini kurtaranlardan! belki de mutluluğu yeniden gösterse herşey düzelecekmiş ama o biraz bencilce davranarak mutluluğunu istemiş. mutluluğu çok severmiş çünkü. dileği koca bir gezegenin içinde bütün mutluluğu toplayıp orda yaşamakmış. mutlu olabileceği herşeyi...

Bu ona verilmiş ama kırılganlıkla. Çünkü yaptığı bencilceymiş. Onun kendini bir gösterici olmak yerine bir gezegene hapsetmesinin sebebiyse utancındanmış. Mutlu içinde tek bir kin tutmuş bu oyunu başlatıp gerçeği yaratan kişiye, düşmanına.. Bu haliyle kapandığı küre  onu boğmuş. Taşıyamamış mutluluğu komaya girmiş. söylenene göre içindeki kin mutluluğu daha fazla yaşama istencine sebep olmuş ve her görünüş fazla fazla göze ve kalbe gelmiş. Mutlu bu koma anında dışarı çıkamadığı küçük küre gezegenine aklından kalan bir parçayla yardım çığlığını göndermiş. ama o kişiye. gerçeği yaratana. beni kurtar. Gerçek kişi gerçeklikten çıkamadığı için mutluya yardım edememiş ama yardım edecek güçlü birine gitmiş adaleti oynayana. Gerçeğin en büyük düşmanıymış adalet. Adalet ise sen gerçeklikte sen çürüyeceksin o da mutlulukta boğulacak demiş. yardım etmemiş. bu oyunu başlattıkları için cezalandırmış ikisini. Ama ileride gerçek ve mutlu birleşip adilen öçlerini alacaklarmış

11.06.2005 13:46:22
Hayatı boyunca babası gibi olmaktan korkan bir adam yaşlanınca onu anlamaya çalışır. Babasını kendi zihninde tekrar tekrar canlandırır, yaratır.. Bu vazgeçilmez bir takıntı haline gelmiştir. Ama her geçen gün ona ne kadar benzediğinin farkında değildir. Yüzü gittikçe çöker.. Gençleşmek için saçını sakalını kestirdiğinde bi de ne görsün babasının hatları ortaya çıkmıştır.. Sokakta bu haliyle gezerken yalnız başına bir gece karanlığında, Mahalleli Ölen adamın hortladığını düşünerek taş yağmuruna tutar çocuğunu.. Ölen kendisi olmuştur.. Cesedin başına toplanan mahalleli cin hikayelerini birbirlerine anlatırken orada bulunan görmüş geçirmiş yaşlı bilge şöyle der " Tüh yazık, bu kadar empati yaptın da ne oldu?"

11.06.2005 13:48:32
İçindeki nefreti hiçbir zaman yenemeyen kadın sürekli dilenen bir adama zehirli ekmek yapmış. Adamı hiç sevmemiş bu kadın. Beklemiş gelmesini. Gözleri de çok görmezmiş. O sıra kapısına yanaşan "ana çok yorgunum ve açım bi parça ekmeğin suyun var mı" diye seslenen genci dilenci adam sanmış. Hazırladığı ekmeği vermiş acı su ile birlikte. Genç oracıkta yığılmış. Yan komşu koşa koşa bu kadının yanına gelerek o senin oğlundu demiş. meğerse Bu genç yıllardan beri görmediği onu hep arayan oğluymuş. Adresi yan komuşuya sormuş ama farklı bir yer sandığından ilkin bu yaşlı kadından ekmek su istemiş. tabii Kahrolan yaşlı kadın pişman olmuş ama yine de bıkmadan usanmadan Dilenci adamın yolunu gözlemiş. Oğlunun ölmesine sebep olduğu için onu suçlamış. adam kapıya yanaştığında Benim terk edip gittiğin kocan demiş. Meğerse bu adam karısı ne zaman yumuşayıp değişicek die onu dilenci kılığında izler dururmuş. Kadın oracıkta kalp krizinden ölmüş. son sözü "Oğlumuzun katili biziz olmuş" Adam buna dayanamamış kahrından kendini çöp eviyle birlikte yakmış. Yaşlı bilge usulca yanaşmış üç mezarın dibine ve " Senin kabahatin adresi yanlış almak, seninki adresi şaşırmak seninki de hep yanlış adresi doğru bellemek" demiş.

11.06.2005 13:50:38
Ruh hastası bir adamın son takıntısı içindeki başka bir varlığın -bir kadının- dışa çıkması olmuş. eskiden yapmadığı davranışları sergilemeye başlayan bu adam Bir gay ya da travesti değil tamamen içindeki kadını oynamaya başlamış. Doktoru bu durumu farkederek onu hastahaneye yatırmış. Erkekler bölümünde tedavi gören bu adam bir süre sonra hastahanenin delileri tarafından teker teker tecavüze uğramış. Dışarda duramayacak kadar kendini kaybeden bu adamı doktor son çare olarak kadınlar bölümüne koymakta bulmuş. Aradan baya bir uzun süre geçtikten sonra durumu yadırgayan kadın hastalar bir süre sonra alışmışlar. Adamın içten gelen çekici ve cezbedici halleri kadınların onu bir kadın olarak arzulamalarına sebep olmuş. Bu sürede lezbiyen ilişki yaşamışlar.

11.06.2005 22:44:33
Öykülerini sevdim! Bir dedem vardı. Devlerin hikayesinden başlardı anlatmaya, tam da gözlerimi açtığımda dururdu! Gitti o ama bir anlatıcı arıyorum: Bunun için ücra kentlere gitmem gerekiyor! Derler ki dağ ve bayırlarda kaftanlı yaşlı gezginler gibi dolaşan bazı insanlar varmış! Bunlar pek bir görmüş geçirmiş! Yani olaya zevk katmak istiyorum? Smiley Ama şayet karşılaşırsam ... mutlu olacağım! Evet! Mutluluk! Tanıyor musun?

12.06.2005 18:31:16
Mutluyu gayet iyi tanıyorum. Belki kendime vermem gereken ceza mutlunun kendini hapsettiği mutluluk küresine girmek. Her türlü acının en son sınırı olduğunu duydum. Sonu! Mutlulukla tanışmak sabırsızlıkla bekliyorum.

Gerçek üstü bir alanda birbirlerini arayan yalnızlar varmış. Bu yalnızlar aradıkları kişiyi bulunca yaşam hakkı elde ederek bir başka öyküyü başlatacak ve sonrasızca o birlikteliği yaşayacak yerlere giderlermiş. Biri hariç. o uzaktaki sesi buğulu bir siluetin bedeni olarak bir kayanın üstünde oturur ve dalgın gözlerle boşluğa bakar sadece müziği dinlermiş. o anların birinde; meydana, uzun boylu ve güçlü bir erkeğin kollarında bir kız girmiş. O kadar üzgün ve çaresizmişki bu kız, teslim olmuş onu saran kişiye. Adam gerçek aşkı, en büyük aşkı kendilerinin yaşayacağını düşünerek kasılıyor ve çevresindeki herkezi buna inandırarak yaşam hakkını bekliyormuş. Tepede tek başına oturan kişinin gözleri çaresiz kızın üzüntüsüyle buluşmuş ve o an anlamış! Acıyı aşk yapacak kişinin kendileri olduğunu. Atlamış yüksekçe yerden. Kızda koşmuş ona doğru. öpüşmeye başlamışlar. Uzun boylu güçlü adam bağırmış. sesiyle müziği bozmuş, deprem yaratmış. elindeki jiletle parçalamış kızın yüzünü. Çocuk bu anı görünce bir perde inmiş gözlerine. derin bir karanlıktan sonra parlak bir beyazlıkla açmış gözlerini etrafında kimseler yokmuş. Müzik susmuş ve devam eden sesizlik... Başka bir zamana taşınmış varolan herşey. Aşkını bulmak için yaşamak zorunda olduğunu hissetmiş, bir başka dünyada beden bulmuş.

Beş yaşında kör bir çocuk.. zihninde bulanık geçmiş. Annesini çok seviyor. Günün birinde eliyle annesinin yüzünü okşarken derin bir çiziğe rastlar. --Anne bu ne? Kadın umusuz bir fısıltıyla Baban oldu diyerek kendini balkondan bırakır..

12.06.2005 20:06:58
Çok yaşlı bir adam varmış. Çok ve çok yaşlı! Yani yaşı ile tanınacak ender insanlardan biri! Ama sorun burda değil! Yaşlılığa bir cevabı olmamasına karşıın insan olma konusunda aksilikler çıkaran yegane insan!

" Yakıştırdıkları şeye bakın! İnsan olmak için onlar gibi solumam lazım! Yani biraz gerinip, bacaklarıma şöyle kanın tüm kıvılcımını aktardığım zaman; biraz da ışıkta duman altı etttikten sonra iyi bir akşamüstüne muhtaç kalarak buruşturduğumda eski kağıtlarımı... Bu fevkalade insanca hani! Ya beklemeden yaşayanlara ne demeli! Beni kendilerine benzeten duvar gibi adamlar... Sırf ne istediklerini bilmek için yakıştırmak istiyorlar, neyi kendi çeperine sıkıştırmak istediklerini bildiklerinde atlıyorlar üstüme! Evet yakıştırdıkları şeye bakın!"

Öykü devam etmeli mi? Yeterince açıklayıcı...

12.07.2005 16:42:24
benim içimde

01.12.2005 23:05:52
Varlık ve yokluk İki tanrıya sahip iki alan.. Soğuk ve sıcak kadar keskin ayrımları olan iki karakter.. İnsan dünyasında acınacak giysilere büründüklerinden ilkin kendilerini değiştirmekle başlıyorlar işe.. Biri yalın gerçek gibi gözle görünen bir beden istiyor kendine ve son olduğunda BENİM diyebilmek için yokluğuna! Diğeri Cisimsiz olmak için aynalarda arıyor çıkışı. Görmek amacıyla değil görünmemek umuduyla bakıyor yüzüne. kaybolmak için KÖR.. Hayır! o Yokluğun tanrısı olan değil.. Şaşırtıcı olmalı. Ve sen Kaderin çizdiği yolda Karşıma çıkacak kadar güçlü ve acımasız olmalısın! Kılıçlar son çarpışmada parladığında HAYAT yeni bir yerden bir daha başlayacak. İnan bana eskisi gibi olmayacak.. Ama yinede VAR olacak. Çünkü olmalı... adımı bile bilmeden..

"Nihilo Nihil Fit"

04.12.2005 21:44:14
Amacına gençlik yıllarında ulaşamamış bir adam vardı. Zirveye ulaşmak adına oldukça hırslıydı. Bunun için yıllarca biriktirdiği deneyimleri ve bilgisiyle Uğraş verirken sürekli kendine çalım atıyordu. Çıkış yolu ararken kendinden vazgeçti ve herşeyini  parçası olacak bir oğula yükleyerek onu Yarı tanrı yapmak istedi. Herşeyi planlamıştı. Hem de en ince ayrıntısına kadar. Daha çocuğu olmadan bile onu nasıl eğiteceğini kurguluyor bunun hayali ile yanıp kavruluyordu. "O" dünyaya geldiğinde neyle karşılaşacağı neyi göreceği bile hesaplanmıştı. Ve sonunda O dünyaya geldi. İlk gün mutlulukların en büyüğünü yaşadı bu adam. Suda doğan oğlunu güneşe doğru tuttu ve ona isimlerin en büyüğünü verdi. Bu eski afrika geleneği çocuğu dünyaya en sağlıklı tanıştırmaydı gözünde. Ve yaptı. Soğukta bıraktı, tuza yatırdı, müzikle uyuttu, elleriyle ovdu her akşam, gözleriyle okşadı. Yapılması en doğru şeyleri yaptı çok uzun süre. Ve bir zaman nefret etti ondan. Oğlundan! Gerçeği öğrendiğinde... Çocuğu ömür boyu zihin özürlü kalacak biriydi. Iqsu 20 yi geçemeyecek bu çocuğu ihanet olarak gördü. kaderine isyan etti ve bir daha sevmedi. hem de hiç. Çekti gitti uzaklara. hayatın en pis dar sokaklarında yıprandı. Ve merak etti bir gün. O nasıldı. İlk karşılaşmalarında yine eski nefret ve sahiplenmemeyle batı ona. O ise kafası yana eğik gözleri kayık bir şekilde yaklaştı babasına. Bir adım daha attı. Ruhu ve bedenini sonsuza kadar kilitleyecek bıçak darbesini indirdi adamın göğüsüne. Orada yığıldı kaldı adam.

asaf 27.02.2007 01:51:29
e afferin bu nasıl başlık şimdi!.. gizli kaldıysa siz nerden biliyorsunuz? madem gizli, neden yazıyorsunuz bu başlığın altına Smiley

çok ayıpladım çook.. Tongue

mitra 13.08.2007 15:58:06
Burada hikaye anlatılıyor da, anlaşılması mahiyetinde son mesajın içeriği gayet yavan.

Solungaçları olduğunu farzeden bir adam yaşlı bir kadınının evine doğru yürürken, gökde yüzen balıklar görüyor. Yaşlı kadının ayrıcalığı, solungaçların talimi ve balıkların yaşlı solungaçlı olmasının olasılığı...

Bu bir hikaye değil, aynı anda tüm balıkların yere çöreklenmesi ile solungaçlı olduğunu farzeden adam, belki yeni bir başlangıç yaparak fare olduğu zannı içine giriyor. Ama teşebbüs bu ya, hala yaşlı bir kadının evinin koordinatlarını belirliyor.

İlgenç karasınav bir dağarcık.

Bu öykülerin gizlikalmasının ne bir hedefi var, ne bir anlamı, gizli kalmışlıklarının tek açıklanır yanı öykü olmadıklarındandır.




Sayfa: [ 1 ]