|
||
| selamun aleyküm kardeşlerim arkadaşlarım uzun zaman oldu nasılsınız ben buraya ilk olarak şunu yazacağım bu arada resimdeki leke kardeşim chat bölümü varmı bu sitenin onu merak ettim neyse şimdi şunu söyleyelim bazıları der ki Mabedlerı meydana getiren Korkudur iyi ama sormak lazım şimdi ona peki O korkuyu kim meydana getirdi cevap:Din nereye giderseniz gidin mebedsiz yer yoktur neden çünkü Cenabı Hak insaları din nimetinden mahrum etmemiştir Zira nizamı alem din ile kaimdir o yüzden yüzbinlerce peygamber göndermiştir o yüzden nereye giderseniz gidin mebedsiz yer yoktur işte bazıları diyor ki mabeedleriı meydana getiren korkudur iyi de O korkuyu kim meydana getirdi Din dini kim gönderdi ? Allah korkusu meydana getiren dindir sonra Allah korkusu ne demektir herkes kulak doılma böyle acaib şeyler telkin etmiş Allah korkusunu İslam öğrettiğinden taban tabana zıt anlıyor Allah korkusu demek : Cenabı Hak mevcudattan gaye sensin seni seviyorum kalk namaz penceresinden beni seyret diye sırrına bir hitap gelmiş kimsenin Rabbim beni sevmezse diyerekten dövünmesini teleşına Allaaah korkusu denir İşte insanlarda fazilet hissi Allah korkusundandır ne güzel demiş Mehmet Akif ne irfandır ahlaka ulviyet ne vicdandır fazilet hissi insanlarda Allaaah korkusundandır yürklerden çekilmiş farz edilsin havfı yezdanın irfanın kalır tesiri ne katiyen vicdanın hepimize Yolumuzda Allah selamet versin vesselam |
||
|
||
| bence köleliktir çünkü kabul ettirilirsin iste yada isteme. kaç kişi aklının düşünebildiği kadar kendi dinini seçmiştir.hep seçtirilmiştir ama doğru ama yanlış.... | ||
|
||
| şimdi ben düşünüyorumda diğer dinlerde davet çanla çıngırakla şunla bunladır islamda ise insan insan sedasıyla davet olunur acaba bu sizin için akla pek yatkın değil zannedersem sonra ekseriyetin kendi dinini seçmesi zorla değil vahy kuvveti iledir vahy kuvvetine ufak bir misal verelim insan için en büyük ölçü paradır pek uzağa da gitmeye luzum yok o Zatı ala 15 asır geçmiş olduğu halde halka paranın 40 ta birini manen yüksek tabakayada icabında 40ta 40nı paranın verdirir hemde zevk ve neşe ile insana bu zevk ve neşeyi kim verebilir insan için en büyük ölçü para sen yaşadığın müddetce kaç kişiyi peşinden getirebilirsin Hazreti Muhammed sabahın köründe milyonlara buz gibi suda abdest aldırıyor abdest sen sabahın köründe o saatte icabında en yakın dostuna bir bardak su getirtemezsin dini zorla kabul ettirilmiş olduğuna inandığın İnsanların önüne yakinen bilmek şartıyla Hıristiyan ise hazreti İsa yahudi ise hazreti Musa müslüman ise hazreti Muhanmed bir gün şu ufacık bir pez parcasına terlerini silmiş mübarek yüzünü kurulamıştır bu mavi kubbe altında o pez parçasına trilyonlar verip canını verip alacak senin zorla dini seçmiş kişiler dediğin insanlar vardır tarihteki diğer büyük şahısların değil bir pez parcası Atlasları dahi olsa şöyle bir bakılır geçilir yüzünü görmeden mübarek ağzında çıkan sesin ahenginin işitmeden insanda bu aşkı doğrun kuvvet hangi kuvettir Vahy kuvveti Vahy kuvveti... peygamberlik kuvvetidir Vahy kuvveti acaip bambaşka bir kuvvettir ben bunları defalarca tekrar ettim bu forumda |
||
|
||
| müslümanlık konusunda sana katılmamak eldedeğil yazdıkların tabiiki kalbe hitab ediyor biz de bunu alıyoruz inan ki... |
||
|
||
| neden halk etmiştir | ||
|
||
| Karınları doysun diye ;D | ||
|
||
| yemek yiyiyorsun bir kuvvet oluyor cenabı Hak Mizacı tabiatına takviye için yaratmış kötü huylu ise lokmana çok dikkat et geliş tarzın bu sefer cümleleri kısa kısa yazdık |
||
|
||
| Asıl esir adam kime denir bir böyle cemiyetin tarif ettiği Hürriyet var birde Hakiki bir Hürriyet var Hür adam kime denir Herhangi bir insan kendisini Nefsinin esaretinden kurtarmışsa hakikatte Hür adam ona denir Nefsinin esaretinde kurtardı mı makamı naza çıkar makamı naza çıktı an her şeyin helakta olduğunu görür helakta olan şeye kendimi satmam der hürüm der Büyük Kitap ona Benim yüzümden başka her şey yok olacaktır dikkat et satılma der Esir kalıyoruz Hürriyetten mahrum oluyoruz Aslına kavuşmaklık nefsine esir oldun mu aslını bulabilir misin ? esirsin ki bulamazsın Eşyada bile öyle Bir tarifte misal verelim Alın bir meyve bir kiraz çekirdeğini alın bu kiraz çekirdeğini tutun elinizde bu çekirdek hürriyetini ilan etti mi etmedi mi Dikersiniz onu Patlar filizlenir büyür fidan olur çiçeklenir yapraklanır nihayet bir kiraz olur diktiğiniz çekirdeği O kirazdan alırsınız ilk diktiğiniz çekirdek Hürriyetini ilan etti peki acaba ilk diktiğiniz çekirdek O ağacın neresindedir bir yer tayin edebilir misin ? hayır O ağacı Muhittir değil mi Kudrette seni muhittir anlatabildik mi acaba Ona bir yer tayin edebilir misin Cenabı Hak maruftur malum değildir Hazreti Muhammed öyle buyurmuştur Ey maruf seni hakkıyla bilemedik Yani ey bilinen seni hakkıyla bilemedik buyuruyor Bazıları derki bak Onunda bilmediği var Hayır canım o söylerken başka türlü söylüyor sen ona dikkat etmiyorsun Onu Bildiğini söylüyor Ey maruf diyor ya bildiğini söyledi Süphaneke ya arafnake Hakka marifetke Ya Maruf Hariçi misal getirecek olursak Bu kainat ağacının Kökünün ‘‘Kün’’ ve O ‘‘Kün’’ tanesinin manasının da hazreti insan olduğu tadılır Evet bu kainatta o demin kiraz misali verdik ya yine canlansın diye verelim İşte o kirazın manasının hazreti İnsan olduğu tadılır Meyveye bakarsın sureti bir de yersin tadı işte ona mana derler Bu kainat ağaçının çekirdeği ‘‘KÜN’’ tanesi Muhabbeti İlahiye ile aşılanarak Muhtelif istidatlarla birçok dal budak saldığı temaşa edilir haaa ! O ‘‘Kün’’emrinin Kökünde ne var Adem ne görmüş İblis ne görmüş |
||
|
||
Ya az evvel Cnn Türk kanalında Aziz Nesin eski röportajlarının birinde Ben bütün tefsirleri okudum Kuranıda Okudum Ondan sonrada hiçbir söz 1000 sene sonrasına gelmez gibi bir laf etmiş Röportaj yapan adamda ‘‘Ama bu Allahu Tealanın sözü’’ diyince Hayır o sizin Allahu Tealanız Benim Allahu Tealam değil hiçbir söz 1000 sene sonrasına gelmez demiş Şimdi ben buna acaba derim acaba İnsaf ile düşünülmez mi bu acaba düşünülemiyor mu insaf ile değil orta çağ değil ilk çağ hatta kaydedilmemiş olan tarihten evvelki devirlerde bile Öyle bir şeyi kıymetten düşürmeye sebep olabilecek bir müessir tesir edebilen bir şey bulunamaz ki Evet ne kadar nurlar ziyalar vardır ki yaradılıştan beri insanlığı aydınlatıyor Altın gümüş ve İnci madenleri Kainatın evrimin başlangıcından beri Kıymetini zayi etmiş midir. Ziyana uğramış mıdır ?hayır Hatta rağbeti ve fiatı asırdan asıra yüksele gelmiştir İşte beşerin hilkati ile beraber kendisinin ikizi ne kadar faziletler vardır ki Dünyanın sonunu kadar Allahın dilediği kadar kıymetten düşmelerine imkan yoktur Haaaa belki şimdi ki asırlarda o faziletlerin kıymetlerininde kalmadığını iddia edenler olabilir. Fakat faziletleri dava etmek başka bir şeydir Bu faziletlere karşı davayı kazanmak yine başka bir şeydir İşte bu faziletleri beyan eden bu dinin emirleri ve nehiyleri de hiçbir vakit hiçbir asırda kıymetten düşmemiştir düşmeyecektir!!!! Acaba anlatabiliyor muyum Hiiiiiiiiçççç bir şey Hiç bir asırda ameli kıymetinden düşüremez Onu ameli kıymetinden düşürecek esasların ancak hadisata uygun gelmemesi İhtiyaca kafi gelmemesi lazımdır Böyle bir noksanlık beşeri kanunlarda belki düşünülmesi mümkün bir şeydir Fakat İslam dini hakkında düşünülmesi mümkün değildir Çünkü o kanunu İlahidir tabiat Allahın kanunudur Beşer Hali bilemez Beşer istikbali bilemez Beşer hadiseleri tamamıyla ihata edemez kavrayamaz Onun için yaptığı nizam düzen hadiselere tamamıyla uygun gelmeyebilir örtüşmeye bilir Fakat Allahın yaptığı öyle mi ya ! Her İslam hükmünün halis katıksız tam bir hikmet ve Nimet olduğunu İlm bilim ve fen daha ziyade açıldıkça anlaşılacaktır Bütün hakiki fen ilim bilim adamları bir gün İslamiyet alemini ilan edeceklerdir. Bu imanıma bir delil ister misin Allah indinde din İslam dinidir fermanıdır bu alem İslamiyet alemidir |
||
|
||
| Peygamber efendimiz hayatından yazmaya başlıyoruz vakit buldukça yazacağız Müşrikler hane-i saadete hucüm ettiler fakat yatakta İmam Alinin Yattığını görünce Hırslarından büsbütün patlayacak hale gelerek Derhal Resulüllahı Sordular İmamı Ali cevaben Allahın emri ne ise onu yapmaya gitmiştir dedi Ve Mekkede Resulüllaha Karşı adeta bir seferberlik ilan edilerek Her taraf altüst edilip arandı tarandı fakat Hazreti Resulü Bulmanın imkanı olmadı Nihayet maddiyata baş vurdular kendisini bulana haber verene yüz deve verileceği ilan edildi Bu haberi duyan ipsiz sapsız ne kadar cani serseri haydut var ise develeri alacağız sevdası ile Mekkenin etrafına yayıldılar 10 sayfa atlayalım Beşeriyetin Fahri ebedisi Yarı garı ile mağaradan çıkıp yoluna devam ederlerken Resulü ekrem münasip bir şahıs görüp de biraz yiyecek alsak diye düşünürlerken Yolda bir çobana rast geldiler Kendisinden biraz süt istediler Çoban sağılır koyunum yok Şurada bir keçim var onda da süt yok dedi Resuli Ekrem Onu getir bakayım birde ben sağayım buyurunca Çaban gitti getirdi Fahri alem besmele çekerek Mübarek eliyle hayvanın memelerini sıvazlayınca Eşyayı vasıtasız sebepsiz alete muhtaç olmaksızın Yapan Halık memeyi de sütle dolduruverdi Ve sütten çobanda dahil olmak üzere orada bulunanların hepsi kana kana içtiler Çoban hayretler içinde kalmış sütten ziyade Vechi paki Muhammedideki Nuru ilahi garibine gitmişti Nihayet dayanamayarak Siz kimsiniz? Diye sordu Fahri alem Kim olduğumu şimdilik kimseye söylemezsen söyleyeyim Buyurdular Çobanda bir aşk başladı bile… Sizin emrinizin haricinde hareket eden bulunur mu ? Ne derseniz onu yaparım söyleme derseniz söylemem -O halde kim olduğumu söyleyeyim Allahın resulü Muhammed denilen zat benim Kureyşin dininden dönmüş diye aleyhinde bulunulan zat siz misiniz ? -‘‘Elbette onlar öyle söyleyecekler’’ evet onlar sizi çekemezler. Halbuki sizin peygamber olduğunuza hiç şüphe edilmez Ve ne olur beni de kabul ediniz. Ben artık sizden ayrılmayacam siz nereye giderseniz Ben de oraya geleceğim diye yalvarmaya başladı Çobanın bu haline Ebubekirin gözlerinde yaş geliyordu Fahri alem Çobanı merhametle okşayarak Şimdi bize müsaade edeceksin sen benimsin seni unutmam Yalnız şimdi bu civarda kendimi izhar etmiyorum. Zira Allahın düşmanları peşimizden geliyor. Yakında zuhurumu haber alınca O vakit gelir beni bulursun’’ buyurdular Böylece Çoban Resulüllahdan teminat alırken Hükümeti Rabbani de büyük bir masaya namzet gösteriliyordu Nihayet göz yaşları ile birbirlerinden ayrıldılar Ve Resulülllah yine yoluna devam ettiler Hazreti Ebubekirin ticaret maksadıyla Şam’a çok seferi olduğundan Şimdi geçecekleri yolarda belki pek çok tanıdıklara rast geleceklerdi Onun için Ebubekri bir pir Fahri Alem de genç bir yiğit şekline girdiler Devenin önünde Resulü Ekrem ardında da Ebubekir geliyordu Hazreti Ebubekir Bu kimdir ? diye Resulüllahı gösterenlere (Hazelleziy yehdinissebiyl) bana yol gösteriyor diye cevap veriyordu Aslında hazreti Ebubekir Bana hakikat yolunu zirveyi tavhidi çıkan caddeyi gösteriyor manasına kullanıyordu bu cümleleri Yolda Medenineden çıkıp Şam kafilesiyle Mekkeye giden Zübeyr İbnil Avam ile karşılaştılar Hazreti Zübeyr Resulüllaha Ve Hazreti Ebubekire birer kat yeni elbise Giydirdikten sonra kafile ile mekkeye kadar gidip İşlerini tesviye ettikten sonra Tekrar Medineye dönmek üzere resulüllahtan müsaade talep etti Resuli Ekrem müsaade ettiler Onlar mekkeye Fahri Alemde medineye doğru yollarına devam ettiler Bu esnada idi ki kureyşin ileri gelenlerinin adadıkarı maddiyatlara tama eden Elsem kabilesinden Beride kendisine tabi olan yetmiş kişi ile beraber Resulüllahı yolunu kesti Resuli Zişan hayra yorarak Beride’ye Sen kimsin? Diye sordular Beride ismini söyleyince Cenabı Nebi Hazreti Ebubekire dönerek ‘‘Ya Ebabekir! Bu isim hoşuma gitti halimiz de hoştur’’ buyurdular Sonra Hangi kabiledensiniz ? diye sordular Beride Elsem kabilesindenim diye cevap verdi Habibi Ekrem tebessüm ederek Yine Hazreti Sıddıka Selametteyiz Ya Ebabekir’’ buyurdular Beride ise Resulüllahı kemali hayretle seyrediyordu Burhanı Huda tekrar sordu Hangi kavimdensiniz ? -Beni Sehimdenim Hazreti Fahri Alem: O halde nasibin varmış çıktı dediler Beride Resulü Zişanın bu tatlı cümleleri karşısında Bir zevki manevi duymuş Allahın celal ve cemal parmakları arasındaki Kalbinde tahavvül başlamıştı O da Mahbubu Hudaya Siz kimsiniz ? diye sordu Mahbubu Huda Abdullahın oğlu Abdülmüttalibin Kıymetli Yetimi Ve Allahın resulü Muhammedin cevabını verince Beride Artık dayanamayarak Yetmiş kişi ile beraber La ilahe illallah Muhammedün resülüllah cümlei celilerini zikrederek Resulüllaha teslimiyetini arz etti Ve Ya Resulüllah bu geceyi yanınızda geçirmeme müsaade buyurunuz diye yalvardı Fahri Alem müsaade ettiler böylelikle de büyük feyzlerine nail oldular Beride yine Ya Resulüllah bir niyazım daha var benim menzileme teşrif Buyurmanızı dilenirim orada konaklayalım Mahbubu Huda Cenabı Hak O memuriyeti deve bırakmıştır nereye giderse oraya ineceğim Bu defa Beride Ya Resulüllah ! bir niyazım daha var Medineye bayraksız girmeyiniz Diyerek başındaki sarığını çıkardı bir mızrağın ucuna bağlayarak bayrak yapıp fahri Alemin önüne düştü Evet…. İşte Böyle… Biraz evvel nefsani ihtiraslarla kabarmış Resulüllahı İmhaya koşan Bir kalb şimdi kemalatı imaniye ile dolmuş aşk ile çırpınıyor ve saltanatı imaniyyeye bayrak çekiyordu BU NÜBÜVVET KUVVETİ değil de YA NE İDİ?... |
||
|
||
| Fahri Alem Medine’ye yaklaşmıştı. Esasen Resuli Erkemin Mekke’den çıkıp Medine’ye Peygamberliklerine mahsus teşriflerinin olacağı Medine duyulmuştu Müslümanlar heyecanla bekliyorlardı Her gün Medine’nin Haricinde İstikbal için çıkıyorlar Güneşin kızgın sıcağı vuruncaya kadar Resulüllahın teşriflerini gözleyerek Gelmeyince mahzun dönüyorlardı Günlerden pazartesiydi… Bir Yahudi kızı Bir iş için evinin damına çıkmış Uzaktan beyaz elbiseler giyinmiş Cenabı Nebi ile Hazreti Sıddıykı Medine’ye gelirlerken görmüştü Hemen koştu Müslümanlara Müjde Müjde.. Müjdemi verin ! İşte beklediğiniz devlet saadet geliyor koşun diye bağırdı Bu haber duyulur duyulmaz bütün erkek kadın büyük küçük Allahın hususu misafirini misafir etmek üzere heyecanla sokaklara fırladı Defler çalınıyor şiirler söyleniyor Peygamber efendimizin Mübarek ayaklarının Medine’ye basışlarının Hürmetine şenlikler yapılıyordu O gün söylenen şiirlerden bir parçasının meali şöyledir Bedri İlahi bize şu tepeçiklerin arkasından doğdu Allahtan istediğimiz oldu Dua ediciler dua ettiği müddetçe bize şükür vacib oldu.. Ey Mebusu İlahi bize emri Muta ile geldin Hoş geldin safa geldin saadetler getirdin… İşte Böylece İnsanlığın sonsuza tek öveceği ve övünüleceği Cenabı Muhammedin Medine’ye girmesiyle Dünyanın en büyük misli görülmemiş görülmesine de imkan olmayan Mühim bir İnkılabı da beraberinde getiriyordu.. Onun için O zaman kadar vahşetin küfrün delalettin karşılığı manasına gelen Yesrib şehri ismini medeniyetin menbahı demek olan Medine ismine terk ediyordu.. Hicretin İkinci senesi Bu seneye ‘İzin senesi ismi’ de verilir Sebebi ise bu senenin Muharrem ayında Eshaba Mekke’den Medine’ye Hicret etmek ruhsatı verilmiş olmasıdır Eshabı Basafa Resulüllahın bu aleme Sureti Muhammedilerinin teşriflerini diğer peygamberlerde olduğu gibi İslam için bir başlangıç saymak istiyorlardı Sefiri İlahi Cenabı Cibril Emin de Memuren gelerek: -Ya Resulüllah ! Allah müminler İslam tarihinin Başlangıcını arıyorlarsa kendi aşklarının başlangıcını ve ispatı olan Hicreti ittihaz etsinler buyuruyor dedi işte bu senenin muharrem ayının birinci günü ve gecesi İslam tarihinin başlangıcı itibar edilmiştir İslam artık hemen hemen tamamıyla Medine de toplanmıştı Mekke de müşrikler her ne kadar İslamın yolunda olanlarından kurtulduk Diye seviniyorlar ve Medine de Abdullah ibni Übeyye :’Muhammedi öldüreceksin!’ Diye mektup yazıyorlarsa da beri tarafta bir avuç Müslüman zulmün yerine adli cehlin yerine ilmi rezaletin yerine fazileti fuhuşun yerine namusu koymak için Kürenin beslediği Milyarlarca kişiye karşı kılıçlarını biliyorlar kalblerini birleştiriyorlar sıkı bağ ile Ela inne hızbellahi hümül müflühun’ Mücadele 22 Dairesinde toplanıyorlardı Kureyş Kafirlerinin bu kadar zalimliklerini zorlamalarına karşı ‘Niçin silah çekmiyoruz’ Diye soran Eshabı Basafaya evvelce Resulüllah ’Rabbimin şimdilik emri yok diye cevap veriyordu Halbuki şimdi artık bu ruhsat ilahide gelmişti İzin hakkında ‘O savaş açılmakta olanlara hakikat onlar zulme uğratılmış olmaları sebebiyle izin verildi şüphesiz ki Allah onlara yardım etmeğe elbette hakkıyla kadirdir hacc 39 fermanı ilahiside sadır olmuştu Evet Müslümanlara anavatanı terk ettirip tahammülün fevkinde eza ve cefa eden üç sene boykot ilan edip küçük büyük masumları aç bırakan Şimdi de Medine de rahat durmayacakları anlaşılan Allah ve Resulüllaha ilanı Harp eden müşriklerin kervanlarına taarruz için izni ilahi gelmişti Burada şunu hatırlatalım akıl ile hükmetmeyip hissine kapılan bazı kimseler İslamın harplerinin tenkit edeler de ‘Ne lüzum vardı’ derler Halbuki her asrın icabı ne ise o günkü toplumun ana cemiyeti için o bir zarurettir Sonra Hazreti Musanın azmi İsrail oğullarının fetihleri takdir ediliyor da İslamın çatışmaları Ne diye çirkin görülüyor Hem bunlara soralım. Hazreti Muhammedin asrından bu güne kadar acaba insanlık harpleri azaltabilmiş veya hafifletebilmiş midir ? Ne gezer belki Dehşeti ve Vahşeti daha da artmıştır Evet bugün İnsanlığın taşıdığı ilm ü fen yükü taşınamayacak kadar tekamül ettiği halde Bunun önü neden alınamıyor ? önü alınmayı bırakalım Bilakis daha modern silah yapmak için insanlık adeta yarış ediyor Sonra iyi tetkik edilirse İslamın harpleri şuna benzer Bir vücut düşünelim ki Herhangi bir uzvu kangren olmuş işte İslam bu vücudu kurtarmak için o uzvu koparır atar Yoksa Vücudun kendisini imha etmez tarihte bunu parlaklığı ile şehadet eder İslam ‘Aman’ diyene kılıç vurmaz! Bilakis aldığı esire Hayat Hakkı verir Kendisinden ayırmaz Esir de İslamın güzelliğine meftun olur kabiliyeti nisbetin de o da dairei selamete girer. felaha kavuşurdu |
||
|
||
| İnsan asude kaldığı zaman Kendi hilkatini aramaklık zevkıne düştüğü vakit Kendisine sualler sorar kimim der nerden geldim der ne olacağım der nereye götürüleceğim der bunun en büyük zevkını gençliğinde duyanlardır ihtiyarlığında bunu duyanlar çok olur hatta marazı mevtinde yani ölüm hastalığında ölüm kokusu hastalığında daha yakinen duyar amma o kadar makbul değildir gençler için en büyük fırsat bir genç manaya gönül vermiş ben insanım diye yaşıyor ve bu insanlığımı muhafaza edeceğim dedi mi bu asırda insanlığımı muhafaza edeceğim davasında yaşayan bunda bir asır iki asır evvel yaşayan gibi değildir kudret böyle kucağını açmıştır manaya hasım olduğu vakitte mananın zevkı ile yaşamak başka mana herkesin gönlünde zevkını yaparken o mana ile yaşamak başka böyle dünyanın her tarafından manevi zehirli gaz eserken ben insanım kudretlen ünsiyetim vardır bende ruhu menfuh vardır ben ahseni takvim sırrına mahzar kılınarak kudretin imzasını taşıyarak bu alemi hilkatte yaşıyorum binaenaleyh ben yarın bir huzurda kudretin selamına mahzar kalacağam bir livanın altında bir zatın elini öpeceğem zevkı ile yaşan adam zanneder misin ki bundan beş asır evvel on asır evvel yaşayan büyük bir adam kadar kıymeti var Yooook Çok muazzam kıymeti var ölçüye girmez tarif ne kadar edilse İnsan edemez onu Kudretin kendisi söylemiştir ben bilirim der bana ne yakışırsa öyle karşılarım der beyan etmiyor şöyle yaparım böyle yaparım demiyor benim şanıma ne yakışırsa diyor ayetini.. olmaz ki herkes kedisini bilir şu hallerim şu sıfatlarım var der açar Büyük Kitabı kendisini bulur şimdi elverir ki onu muhafaza ederek ve onun içersinde de benlikten sıyrılarak bana iltimas muamelesi yapmışsın kendini kabul ettirmişsin insanlığa hadim kılabilecek bir fıtrat vermişsin istidadımı ben bozmayayım senden aldığım yardımla senin bana bahşetmiş olduğun mana ile ben olayım zevkı ile yaşayacak olursa bambaşka bir şey olur bunun gelişi gidişi başka türlü olur madem ki burada kalamıyoruz çareye bakmalı değil mi hah kalabileceksen istediğini yapabileceksen bir şey demem kala bilecen mi ölümü öldüre bilecen mi kabrin kapısını kapaya bilecen mi insanlıktan aczi gidere bilecek misin Nerdeeeee Daha istediğin şekilde birisi ile evlenip istediğin şekilde bir çocuk bile yapamazsın gözü böyle olacak kaşı şöyle olacak bedeni kuvvetleri şöyle olacak akli kuvvesi şöyle olacak düşünce kuvveti şöyle olacak böyle bir şey yok hiç birisi yok daha daha uykunu önleyemezsin hap alırımda önlerim kendi zehirlersin öyle yapılmış bir şey değildir o geçici bazı fevkalade hallerde yarar amma öyle uykumu önlerim yok öyle bir şey insan henüz hiçbir şeyi bilmezken vacibül vücuda gözleri aramıştır fıtrat bunu insanın içine rekz etmiştir nasıl anlatım kelimesini bulamıyorum söylemek için hiçbir şey bilmezken aslında ki manayı kimim nerden geldim beni getiren nedir diye bunu araştırmıştır ((((bunda cahil alim hep müsavidir)))) bunda uzun boylu fark şekil yook aranıyor henüz hiçbir şeyi bilmezken insan onun zevkıne dalmış aramıştır arar hiçbir insan var mıdır ki hiçbir insan düşünebilir misin ki kabul eder misin ölümünde yani cismaniyeti inhilal ettikten sonra akıbetini düşünmesin o pek gençlikte iken her ferte gelmiyor işte her ferde gelen mesuttur her an Hak ile yaşayan İnsan ben yokum o var diyerek yaşadığı vakitte yük taşımıyor demektir ben yükümü aşkıma yüklerim işte bunlar mesut insanlardır |
||
|
||
| Doğal selectıon vardır Ona İslam Allahın ıstıva kanunu der mesela peygamberler en iyisi seçilmiş kişilerdir Doğal selectıon vardır doğrudur fakat Bilim dünyasında ki Doğal selectıon görüşü doğruda olsa tamam değildir ben tıptan anlamam Paris tıp üniversitesinden Mösye Şarl Rişe demiş ki ------------------------------------------------------------------------ (selectıon) daha kuvvetli bir hayat kaynağa olan tahrip ve yok etme meyline dayanıklı bütün dünyevi canlıların sonucunu veren bu daimi şiddetli çatışmayı hiç izah edemez yazık ki (bilim dünyasında ki) selectıon görüşün esası çürüktür selectıonun şecicileri (bir topluluğun birey hücrelerinden birini) (yani) selectıonun şecicileri bir uzvu en yüksek değere mükemmelliğe getirmek iktidarını o uzvu evvelden hazırlayan yegane seçici hazırlayana borçludur şüphesiz uzuv bir çevreye uygunluk eder (uygun olur) ama şu kadarı da vardır ki bu uygunluğun sebebi o uzvun vazifeye ilk tatbikidir (Mösye Şarl Rişe bu cümleleri mukayese ile o çevreye kendisini uygulamasının ilk tatbikidir manasına geliyor zannedersem) eğer hiçbir bilinen uzuv bu aynl mevcudiyet sebebi ona evvelden tedarik etmemiş olsaydı doğal selectıon hiçbir vakit başlayamayacak ve işini tatbik edemeyecek idi evet şüphesiz selectıon ve hayat rekabeti vardır lakin niçin? Mevcudatı teşebbüs etmekte oldukları çatışmaya sevk eden gizli güdüler (sürücüler) hangileridir. (Selectıon olmadığına göre) Bu kadar mahlukat tıp ulamasının çalışmaları ve gayretleri En küçük bir kısmını bile hallü izahta başarılı olamamış olan Bu kadar hünerli basit olmayan müdaafa tarzlarını sadece hayat için (selectıonla olmadığına göre) mücadele Çatışma ile mi kazandılar (mücadele kanunu ile mi ) binlerce misal içinden yalnız birisini alalım: canlı hücrelerin her zehre karşı zehirin zıddı maddeler ifraz ederek zehirler üzerine tesirini icra ettirmektedir ne kadar zehir varsa hücreler tarafından ifraz edilmiş o kadar zehrinin zıddı maddeler vardır selectıon alimane bir surette panzehirler (imalini) nasıl izah edebilir ---------------------------------- demişler artık bu sözlerinden ne anlaşılıyorsa anlayabilirsen anla tabi tıpı anlamak bakkal defterini anlamak gibi değil bakkal defterini bile anlamak için o işe agah olmak şart. |
||
|
||
| Kursatotcu kardeşim Allahın bağışlaması yoktur demişsin Hadisi kudside Cenabı Hak eğer hiç günah işlemeyen olsaydı Muhakkak günah işleyecek bir sınıf halk ederdim buyuruyorlar acaba neden Çünkü Cenabı Hakkın Afiv sıfatı tatile uğramaz Affeder Bu İsimi tatile uğramaz Yani eğer affedilecek hiçbir kimse yoksa Bu isimde Allah Allah olmaz Afiv isminde Allah olmaz Demek oluyor ki Cenabı Hak bütün esmai İlahiye birden tecelli eder Şunu affedeyim buna affedeyim diye bir şey yok Allahın kadim sıfatları Kulların fiilleri sebebiyle değişmez başkalaşmaz yenileşmede bulunmazlar Zira hadis kadimde icrayı tesirde bulunamaz anlatamadık mı acaba ------------- Allahın ise iradesi yoktur. zaten ezeli ilminde kimin ne yapacağı ve hangi çeşit muamele göreceği yani cennet cehennem, bellidir -------------------------------------- demişsin iyide Cenabı Hak kendisini bilir değil mi ? Bilir ve irade eder Mesela sen kendini bilir misin ? bilirsin Mesela İnsan acıktığını bilmez mi ? bilir değil mi buna ilmi zaruri derler bilirsin Ve irade edersin iradenle İstersen yer yaşar istersen yemez ölür isterse bu gün yer yaşar İsterse ondan sonra yemez ölürsün Misal olaraktan veriyorum Şimdi insanın bilmesi onun İradesi olmadığı anlamına mı gelir Birde ilmi kisbi vardır Vücud ve sebeb üzerine taayyün eder Şahıslardan Satırlardan ilmi almak gibi Mesela sen şu düğmeye dokunursan bu kol hareket eder sana bunu anlattılar sen bunu biliyorsun iradenle istersen düğmeye basar kolu hareket ettirir yine iradenle istersen düğmeye basmaz hareket ettirmezsin Yani senin bilmen İradenin olmadığını göstermez Allahta kendisini bilir Onu ezeli sıfatları senin durumuna göre kulların durumuna göre değişmez ve yenileşmezler Çünkü hadis kadimde icra tesirde bulunamaz Allah düşünür mü ? Düşünmek demek : Olanı Görmek demektir Allah olanı olmayandan evvel görendir bunuda anlatamadık galiba değil mi Görmek Zati Ruyet -------------------- Allahın razı olması ve gazaplanması, kinlenmesi, kızması gibi kavramlar için şunu diyorum : bu kavramlar da Allah için hakiki manasında kullanılamaz. razı olma: mükafatlandırma anlamında, gazaplanmak, kızmak ise cezalandırmak manasında kabul edilir. ------------------- demişsin bu doğru bunlar zatı ezeliyeye nisbetle müsavidir sana nispetle gazap veya lütuftur Cenabı Hakka nispetle müsavidir Allah kahhardır adildir onların her biri için bir mahzar lazımdır. O mahzarda Müminler için cennet Kafirler için Narın vücududur bundan dolayı Cenabı Hak cevap verirse onun fazlı Süphanisidir Azap ederse de Adli semedanisidir. Narın vücudu dedik de Mesela bazı insanların içinde kor ateşi gibi bitmez bir ateş yanar Onu bu alemde ki madde ile model ile cinsi ile gösterebilir misin Hayır ölçtürebilir misin yine Hayır Yalvarman var Ümitin var Fizik laboratuarında ölçtür bakayım ne kadar kaç mekreon recan var demek oluyor ki Alemi Kudretlen irtibatın var Bir Vücudun Alemi Kudrete Bir vücudun Alemi şehadete alemi Hilkate bağlanmıştır Benim alemi Kudretlen alakam yok Yamamı var Yakar adamı kudret |
||
|
||
| bunun bende olan cevabını 19 orgye takılanlar bilirler ben bunu o formtada yazmıştım Evet Doğru nedir ? iyi ve kötü doğrular ve yanlışlar Hakiki tesirler midir ? Yoksa psikolojik bir zihin hali midir ? |
||