|
||
| Bosna-Hersek Tarihi Bosna Hersek Akdeniz kıyısındaki diğer şehirler gibi Bosna'da tarih sahnesindeki yerini Roma Imparatorluğu içerisinde almıştır. Roma Imparatorluğunun çöküşünden sonra Bosna'nın yönetimi 1200 'lu yıllarda bağımsızlığını elde edene kadar çeşitli kereler el değiştirmiştir. Bağımsızlığını 260 yılı aşkın bir süre koruyan Bosna Krallığı bu süre boyunca Macarlar ve Sırplara karşı topraklarını savunmak zorunda kalmıştır. 1463 yılında Osmanlı idaresi altına geçen Boşnaklar aynı zamanda Müslümanlığı da benimsemiştir. Müslümanlığı benimsemeyen Boşnakların dini vecibelerini yerine getirmesine izin veren Osmanlı idaresi Bosna topraklarında inşa ettiği yapılar ve camilerle aynı zamanda Boşnakların gelenekleri ile kültürüne de etki etmiştir. 1878 yılına kadar devam edecek olan Osmanlı idaresi altındaki dönemde pek çok Boşnak Osmanlı idaresinde, devlet yönetiminde önemli görevlere getirilmiştir. Zayıflayan Osmanlı Imparatorluğunu parçalamaya karar veren müttefiklerin finansal sıkıntılar içerisindeki Istanbul'a baskısı sonucu Bosna'daki Osmanlı idaresi savaşılmadan, masa başında son bularak Avusturya - Macaristan Imparatorluğunun kontrolüne geçmiştir. 1918 yılına kadar sürecek olan Avusturya - Macaristan Imparatorluğu idaresi altındaki dönemde ülke yeniden yapılandırılarak çökmekte olan Osmanlı Imparatorluğu idaresi altındaki dönemin sonlarında yaşadığı sıkıntılardan uzaklaşarak refaha kavuşacaktır. Bu gelişmelerin büyük Sırbistan kurulmasını amaçlayan Rusya'nın finansal desteği ile gerçekleştiği kuşkusuzdur. Bosna'daki Müslüman nufüsun Osmanlı idaresi altındaki diğer topraklara göçü ve onların terk ettiği yerlere Sırpların yerleşmesiyle Bosna'daki etnik yapının değişmesi bu dönemde yaşanmıştır. 1918 - 1941 yılları arasındaki dönem Yugoslavya'nın iç karışıklıkları ve savaşla geçmiştir. 1941 - 1945 yılları arasındaki Ikinci Dünya Savaşı sırasında Naziler Yugoslavya'yı işgal ederek Slovenya'yı Almanya'ya, Hırvatistan'ı Italya'ya ve Makedonya'yı Bulgaristan'a bağlayarak özellikle Yahudi ve çingenelere karşı bir etnik temizlik hareketine girişerek toplama kamplarında binlerce insanı öldürdüler. 1945 - 1990 yılları arasındaki soğuk savaş döneminin 35 yıllı Tito'nın diktatörlüğü altında geçti. Bu dönemde Bosna - Hersek'in sınırları 1918 öncesi döndü ve Boşnak'lar kültürel kimliklerine yeniden kavuştular. Batı'nın desteği ile Yugoslavya'da savaşın izleri çabuk silindi. Batılı ülkeler Yugoslavya'yı sadece ekonomik değil aynı zamanda askeri ve siyasi alanda da destekledi. 1970'li yıllarda Sovyet müdahelesi riski ile karşılaşıldığında Amerika Birleşik Devletleri Yugoslavya'yı savunmak için nükleer güce başvurabileceğini açıkladı. Soğuk savaşın son bulması ve sona eren komünist rejimle birlikte parçalanan Sovyetler birliğinden Yugoslavya'da etkilendi. 1986 - 1992 yılları arasında yaşanan kanlı iç savaşların sonrasında Yugoslavya parçalandı. Aşırı milliyetçi Slobodan Miloshevich ve onun desteklediği militanlarca büyük Sırbistan'ı kurma hayalleri ile sistematik bir soykırım gerçekleştirildi. Bu dönemde 10 binin üzerinde Boşnak yaşamını kaybetti. Sırpların başta Saraybosna olmak üzere kuşatma altında tuttuğu şehirleri bombalamasına, sniper ateşi ile masum sivilleri öldürmesine, başta aydınlar olmak üzere seçilmiş kişilerin toplama kamplarında öldürülmesi ile gerçekleştirilen etnik temizlik hareketine batılı ülkeler uzun süre gereken tepkiyi göstermeyerek soykırıma seyirci kaldı. Şubat 1992'de bağımsızlığını ilan eden Bosna - Hersek 7 Nisan 1992 'de ABD ve diğer batılı ülkelerce tanındı ve 22 Mayıs 1992 Birleşmiş Milletler'e yaptığı üyelik başvurusu kabul edildi. Bosna'daki savaş 1992 yılının ilkbaharında başladı. Bosna'nın kuzeyini hedef alan saldırıların amacı bu bölgelerden Boşnak ve Hırvatları uzatlaştırarak Sırp devletini kurmaktı. Sırpların bu saldırıları bölgedeki diğer etnik gruplar için tam bir felakete dönüştü. Kuşatma altındaki şehirler ve mülteci kamplarında pek çoğu öldürüldü ve işkenceye uğradı. Savaşın ilk aylarında doğudaki pek çok Boşnak şehri sırpların saldırıları sonucu kolayca düştü. Ancak şehri çeviren tepelerinde yardımıyla Srebrenizka saldırılara karşı kendisini başarıyla savundu. 1993 'te Birleşmiş Milletler 6 yerleşim birimini "güvenli bölge" ilan etti, Srebrenizka 'da bunlardan birisiydi. Amaç sınırları korunabilir hale getirerek barış için görüşülebilir bir zemin yaratmaktı. Yardımların güvenli bölgelere ulaştırılması gündeme gelince bu uygulama işgalci/saldırgan güçlerle Birleşmiş Milletler askerlerinin işbirliği yapmasını gerektirerek amacı ile tam bir tezat oluşturur hale geldi. Mayıs 1995 'te Sırplar Saraybosna'daki kuşatmayı şiddetlendirdi ve Nato Sırplara karşı hava saldırısı düzenlendi. Buna missilleme olarak Sırplar 6 güvenli bölgeyi bombalayarak 300 Birleşmiş Milletler askerini rehin aldı. Temmuz 1995 'te general Mladic komutasındaki Sırp güçleri Srebrenizka 'daki Hollandalı Birleşmiş Milletler güçlerini etkisiz hale getirerek şehri hedef aldı. Yaklaşık 25,000 Boşnak Sırp tehdidi üzerine şehri terk ederek bir başka güvenli bölge olan Potocari'ye ulaştı. 5000 mültecinin kampa girmesinin ardından Hollandalı barış gücü askerleri kampın dolduğunu bildirerek kampın girişini kapattı. Bu olay, kampın yakınlarındaki yaklaşık 20,000 Boşnağın Sırpların ölüm tehdidine karşı savunmasız kalmasına yolaçtı. Sırplar bölgedeki Boşnakları tahliye etmeye başladığında Hollandalı birlikler müdahale bulunmadı, hatta işlemlerin düzgün bir şekilde gerçekleştirilmesi için organizasyonda yardımcı bile oldu. Kadın ve çocuklar ayrıldıktan sonra askerlik çağına gelmiş olan erkekler otobüslere bindirildikten sonra kampın yakınında kurşuna dizilerek öldürüldü. Ikinci Dünya Savaşından sonraki bu en büyük soykırımda 10 - 15 bin Boşnak'ın katledildiği iddia edilmektedir. Kızılhaç yetkilileri bu olaylar sırasında 7500 kişinin kaybolduğunu bildirmiştir. Srebrenizka katliamının ardından o güne kata olaylara kayıtsız kalan batı kamuoyunda Sırplara karşı baskılar arttı ve 1995 yılı sonlarında savaş son buldu. alıntı |
||
|
||
| Türkiyedeki İlgili Dernekler TÜRKİYE’DEKİ BOSNA-HERSEK SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI 1. Bosna-Hersek Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan : Salih Canlısoy (0533 327 03 36) Adres : Osmaniye Mah. Merkez Sok. No. 6 İnegöl / BURSA Tel : 0224 713 62 57 Faks : 0224 713 62 57 2. Bosna Kardeşlik ve Kültür Derneği Başkan : Fatma Timinsu (0542 787 66 28) Adres : Cemalpaşa Mah. On Sok. Doğruöz Apt. Zemin Kat Seyhan / ADANA Tel : 0322 459 54 26 – 458 00 21 Faks : 0322 459 54 26 3. Bosna-Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkan : Cemal ŞENEL (0533 413 95 88) Adres : 214 Sok. No. 1 Altındağ / İZMİR Tel : 0232 457 67 68 – 457 44 54 Faks : 0232 457 67 68 4. Bosna-Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkan : Zahit Büyükbayrak (0533 270 41 54) Adres : Kartaltepe Mah. Fatih Cad. No. 191 Bayrampaşa / İSTANBUL Tel : 0212 564 35 02 Faks : 0212 616 05 33 5. Bosna-Sancak Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkan : Dr. Esat Güngör (0532 445 80 93) Adres : Sapanbağları Mah. Mimar Sinan Cad. Aşık Veysel Sok. No. 10 Pendik / İSTANBUL Tel : 0216 390 47 46 Faks : 0216 491 95 84 6. Bosna-Sancak Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği Başkan : Mehmet Başdar (0532 242 83 01) Adres : Yenimahalle Cad. Şehit Üsteğmen Oksan Altanay Sok. No. 80 Yıldırım / BURSA Tel : 0224 326 09 50 Faks : 0224 326 09 50 7. Çağdaş Bosna Sancak Dayanışma Eğitim ve Kültür Derneği Başkan : Salih Hacıoğlu (0535 610 86 31) Adres : Kemalpaşa Mah. Köprülü Sok. No. 7/B Sefaköy / İSTANBUL Tel : 0212 579 68 21 Faks : 0212 580 72 16 8. Sancaklılar Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkan : Fuat Coşkun (0532 241 92 20) Adres : Merkez Mah. Namık Kemal Cad. No. 89 Alibeyköy / İSTANBUL Tel : 0212 625 52 92 Faks : 0212 627 82 80 alıntı |
||
|
||
| Boşnak Tarihi (Devlet Arşivlerinden) Bugün Avrupa'nın ortasında, medenî dünya ülkelerinin gözleri önünde Müslüman bir topluluk, Haçlı taassubunun soykırımına uğramakta ve Bosna-Hersek meselesi Balkanlar'ın kanayan yarası olmaya devam etmektedir. Balkanlar, Türkiye bakımından son derece önemli bir coğrafî bölgedir. Altı yüz yıllık Osmanlı medeniyetinin ve kültürünün yoğurduğu bu topraklarda, bugün üç milyon Türk ve on üç milyon Müslüman, İslâmiyeti Türkler aracılığı ile kabul ettikleri için yüzlerini Türkiye'ye dönmüşler, ümitlerini bize bağlamışlardır. Bosna-Hersek'in tarih öncesi çağlardan bilinen ilk sakinleri, bir Hint-Avrupa halkı olan İlliryalılardır. Balkan yarımadasının kuzeybatı bölgelerini istilâ eden İlliryalılardan sonra, Bosna-Hersek Romalılar tarafından işgal edilmiştir. VII. yüzyılda bölgeye Slavlar yerleşmeye başlamış; XII. yüzyılın ortalarından, Osmanlıların bölgeye hâkim olmasına kadar geçen zaman içerisinde, Macar hâkimiyetinde kalan Bosna-Hersek 1463'te Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1463 yılında Fâtih Sultan Mehmed tarafından fethedilen Bosna-Hersek'te Osmanlı idaresi süresince halkın önemli bir bölümü İslâmiyeti kabul etmiştir. Bunun neticesi olarak, Osmanlı-İslâm kültürü burada süratle gelişmiş ve kökleşmiştir. Uzun yıllar bir Osmanlı vilâyeti olarak kalan Bosna-Hersek, 1876-1878 Osmanlı-Rus Harbi'nden sonra fiilen Osmanlı tasarrufundan çıkıp Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun kontrolüne girmiştir. 7 Ekim 1908'de, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu burayı kendine bağlamış; 1878'de başlayan işgal ve 1908'deki ilhaklarla birlikte toplam kırk yıl devam eden Avusturya-Macaristan idaresi boyunca Bosna-Hersek'in sınırlarında fazla bir değişiklik olmamıştır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra dağılması ile bölgede bir güç boşluğu doğmuş; Bosna-Hersek, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı'nın bir parçası olmuş ve Sırbistan'la birleştirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yugoslav Krallığı'nın dağılması ile birlikte Bosna-Hersek toprakları işgal edilip paylaşılmıştır. Komünist Parti tarafından kontrol edilen bağımsızlık mücadelesi, 29 Kasım 1945'te Yugoslav Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla neticelenmiştir. Bosna-Hersek de, 2 Temmuz 1944 tarihinde Müslüman, Sırp ve Hırvatlar'ın, eşit statüde katıldıkları Demokratik Yugoslav Federasyonu'nun bir üyesi olmuştur. 1989 yılında Doğu bloku ülkelerinde başlayan çözülme Yugoslavya'yı da etkisi altına almıştır. Bosna dramı ise, Boşnak Müslümanlarla Hırvatların 29 Şubat 1992'de bağımsızlıkları lehine oy kullanmalarından hemen sonra başlamıştır. Sırp milisleri Müslümanlarla meskûn Bosna-Hersek şehirlerine saldırarak, binlerce Müslümanı katlederken, Bosna toprakları üzerinde de 'Bosna-Hersek Sırp Cumhuriyeti ' ilân edilmiştir. Bosna-Hersek, adını, Bosna ırmağından ve kendisine 'herzog' (dük) ünvanını veren mahallî bir derebeyinden almıştır. 51.129 km2'lik yüzölçümü ve 4.3 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Bu nüfusun % 44'ünü Müslümanlar, % 33'ünü Sırplar ve % 17'sini Hırvatlar teşkil etmektedir. Bosna-Hersek'te Müslümanlar ile Ortodoks ve Katolikler yıllardır içiçe yaşamaktadırlar. Dinî ve kültürel farklılıklara rağmen Yugoslavya'nın bu bölgesinde Müslüman, Sırp ve Hırvatlar uzun bir süre uzlaşmayı, bir takım milliyetçi taleplere tercih etmişlerdir. Başkent Saraybosna'da Katolik ve Ortodoks kiliselerinin çanları ile camilerden yükselen ezan sesleri günlük hayatın tabiî bir parçası olmuştur. Son zamanlara kadar hiç bir etnik grup ayrılma talebini dile getirmemişti. Ancak son günlerde, Büyük Sırbistan emellerinin bir parçası olarak, Bosna-Hersek'teki Sırplar harekete geçirilmiştir. * Bosna-Hersek'te bugün Müslümanları katleden Sırpların, Osmanlılardan önce bölgede varlıklarından söz edilmemektedir. Bosna bölgesindeki Katolik Hırvatlar ve Bogomill mezhebindeki Boşnaklar buranın yerli ahalisiydiler. Sırplar, Osmanlının burayı fethetmesini müteakip, Karadağ, Sırbistan ve diğer bölgelerden buraya getirilip çoban ve çiftçi olarak iskân edilmişlerdir. Bunu çok açık bir şekilde ortaya koyan delil, Bosna bölgesinde Ortodoks mabedi olarak karşımıza çıkan en erken tarihli yapının Papraça Kilisesi olmasıdır ki, bu mabedin inşa tarihi 1547'dir. Yani, Osmanlıların bu bölgeye hâkim olmasından seksen küsur yıl sonra inşa edilmiştir. Osmanlıların diğer kavimlere olduğu gibi Sırplara da müsamahakâr davranması neticesi, Sırpların bu bölgede müessiriyetlerinin arttığını görüyoruz. Bosna-Hersek'in tarihi incelendiğinde, bu bölge halkının tarih boyunca devamlı baskı ve zulümlerle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Bu bölgede yaşayan insanların Bogomill mezhebinden olmaları, Papalığın ve Sırpların burayı yaklaşık üç yüz yıl süren dinî baskı altında tutmalarına sebep olmuştur. Bu mezhep, X. yüzyılda Filibe'de kurulmuş olup, Hıristiyanlığın bazı inançlarını reddetmiştir. O dönemde Balkanlar'a süratle yayılmış, İstanbul'da (Bizans), hattâ Rusya'da tesirini hissettirmiştir. Bu mezhep mensupları, özellikle XII. yüzyılda Bulgar Çarı Boris ve Sırp Kralı Stepan Nemanja tarafından şiddete başvurularak susturulmuş; Bogomiller bunun üzerine Bosna'ya sığınmışlar ve Bosna, bu mezhebe inanaların yerleşim merkezi olmuştur. Asırlardır Balkanlar'da devam etmiş olan zulüm ve haksızlıklar, Osmanlı Devleti'nin buralarda doğru ve adil siyaseti sayesinde asırlarca hükümrân olmasını sağlamıştır. Osmanlıların şefkatli ve adil idaresi, Bosna'daki Bogomillerin kitle halinde İslâmiyeti kabullerine sebep olmuştur. Boşnak Bogomiller, Hıristiyanlığın müsamahasızlığından İslâmın hoşgörüsüne sığınmışlardır. Günümüzde kullanılan Boşnak tâbiri de, Müslüman olmuş bölge halkına verilen isimdir. Bosna-Hersek'te yaşayan Müslüman, Ortodoks ve Katolik Hıristiyanlar, Osmanlının bu bölgede hükümrân olduğu dönemde huzur ve asâyiş içerisinde yaşamışlardır. Gerçi, zaman zaman komşu bölgelerdeki Sırp ve Karadağ isyanlarından Bosna-Hersek ve buranın ayrılmaz bir parçası olan Sancak bölgesi de etkilenmiş ve Müslüman ahali muhtelif yerlerde çeşitli baskı ve zulümlere mâruz kalmıştır. Ancak, bu bölgede huzurun bozulması ve zulüm döneminin başlaması, Osmanlının buralardan elini çekmesiyle ortaya çıkmıştır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun bölgeyi önce geçici olarak işgali, daha sonra da ilhak etmesi, bu bölgede zulmün ve baskının başladığı dönemdir. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun iki hâkim milletinden birisi olan Macarlar, Bosna Müslümanlarına karşı daha toleranslı ve tarafsız davranmışlardır. Nitekim, Boşnak Müslümanların ileri gelenlerinden teşekkül eden heyetlerin, değişik tarihlerde Peşte'ye gidip dert ve isteklerini ilettiklerini belgelerle tesbit edebilmekteyiz. Buna karşılık, Avusturyalılar, destekledikleri Katolik Hırvatların Müslümanlara yaptıkları zulüm ve baskıyı kamufle etmek için değişik bahaneler ileri sürmüşlerdir. Bunlar, Avusturyalının bölgede yeni yollar ve köprüler yaptığı, eğitim faaliyetlerini düzenleyip modern okullar açtığı gibi propagandalardır. Mahallî idarelerde görevli Müslümanların görevden uzaklaştırılması, Müslüman kadınların kaçırılıp zorla dinlerinin değiştirilmesi, Müslüman çocukların Katolik okullarına gitmeye mecbur edilmeleri, camilerin kiliseye çevrilmesi, cami, ev ve tarla yakmak, Müslümanların arazi satın almalarını engellemek ve onları ağır vergilerle bunaltmak gibi zulüm ve baskılar belgeleriyle örnek gösterilebilir. Bosna-Hersek'te Müslümanlara yapılan katliam ve mezalimin, uzun yıllardan beri hazırlanan planın bir parçası olduğu da bellidir. Zira, 1844 yılında ortaya konmuş olan Sırp Millî Programı ile 1928'de hazırlanmış olan Sırp Millî Kültür Kulübü Programı'nda ve 1980 tarihli Sırp Bilimler Akademisi bildirisinde şu hususlar açıkça ifade edilmiştir: "- Etnik bir bütünlük ve saflık arzeden Büyük Sırbistan yaratılmalıdır. – Etnik saflığa, Sancak bölgesindeki Türk kökenli Müslümanlar, Bosna-Hersek'teki Müslüman ve Hırvatlar ile Kosova'daki Müslümanlar temizlenerek ulaşılacaktır. – Temizlik, Müslümanların ve Türklerin kitle halinde imhası ve sağ kalabilenlerin Türkiye'ye sürülmesi ile temin edilecektir. Osmanlılar Bosna-Hersek'te dört yüz on beş yıl hükümrân olmuşlardır. Bunun sebebi adaletle hükmetmelerindendir. Avusturyalılar ise sadece kırk yıl burayı ellerinde tutabilmişlerdir. Avusturyalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra, kendilerine en yakın unsur buldukları Hırvatları desteklemişlerdir. Ortodoks Sırplara Avusturyalılar tarafından baskı yapılmışsa da, baskı ve zulmün en ağırı burada yaşayan Müslüman Boşnaklar üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Osmanlı idaresi, vergi toplanması ve nizamın korunması dışında Balkanlar'daki etnik grupların hayat tarzlarına müdahale etmemiştir. Kiliseler, etnik gruplar arasındaki mevcut düzenin idâmesinde Osmanlı Devleti'ne başlangıçta yardımcı olmuşlardır. Balkanlar'da etnik gruplar, kiliselerin teşkilâtlanmaları ile varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Osmanlı idaresi, Batı Avrupa ülkelerinin kırk yıl öncesine kadar Afrika ve Asya'da uyguladıkları sömürgeciliğe başvurmuş olsaydı, bu bölgelerde kiliseler ayakta kalmaz, bu arada millî benlikler de erir giderdi. * Bosna-Hersek olaylarına milletçe duyduğumuz çok yakın ilgi, Slavca konuşan bu halkın, Osmanlı-İslâm kültürünü günümüzde de sürdürmesi ve değişik zamanlarda, çeşitli sebeplerle Anadolu'ya göç ederek, tamamen Türkleşmiş bir Boşnak topluluğunun Türkiye'de yaşaması sebebiyledir. Bosna-Hersek'te yaşanmakta olan trajedinin boyutları giderek genişlemekte ve Bosna-Hersek dünyanın gözleri önünde, insan hakları ve dinî hoşgörünün çağı kabul edilen günümüzde haritadan silinmektedir. Dünya, ilkel içgüdüleri harekete geçen bir kavmin akıl almaz vahşetine şâhit olmakta; Sırplar, tarihte eşine rastlanmayan bir tarzda geçmişi yok etmeyi ve asırlardır yan yana barış içinde yaşadıkları bir halka karşı soykırım hareketini hayâsızca sürdürmektedirler. Bosna-Hersek olaylarının insanlığı üzen bir başka yönü de, insanlığın malı haline gelmiş tarihî mirasın, mimarî ve kültür varlıklarının şuurlu bir şekilde ve hunharca tahrip edilmekte olduğudur. Özellikle de, Osmanlının yapmış olduğu yollar, köprüler, inşa ettiği camiler, medreseler, kütüphaneler, hanlar, hamamlar, imarethaneler Sırplar tarafından sistemli bir şekilde tahrip ve yok edilmektedir. * Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan ve bu eserde yer alan belgelerde ifade edilen baskı ve zulümlerin büyük bir kısmı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dönemine rastlamaktadır.Belgelerin bir kısmı da, Sırpların, Bosna ve Sancak bölgelerinde yaptıkları zulüm ve vahşetle ilgilidir. Sırpların iki dünya savaşı sırasında ve günümüzde yaptıkları zulüm ve katliamlar ise, geçmiş dönemlerle mukayese edilemeyecek kadar ağır, çirkin ve hayâsızcadır. Dünya devletlerinin gözleri önünde cereyan eden bu insanlık ayıbına, bir an önce son verilmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu eserde, milâdî 1516-1919 tarihleri arasına ait 96 belge yer almıştır. Bu belgelerin üç tanesi 1516, 1530 ve 1541 tarihli Bosna Kanunnâmeleri; diğer 93 belge ise 1875 tarihinden sonraki Avusturya ve Sırp mezâlimine, Bosna-Herseklilerin Osmanlıya sığınmalarına ve bununla ilgili antlaşmalara aittir. Eser üç ana bölümden meydana gelmektedir: Birinci bölümde, Bosna-Hersek'in coğrafî konumundan, nüfus ve etnik yapısından, tarihçesinden ve bu bölgedeki İslâm kültüründen bahseden giriş kısmı yer almıştır. İkinci bölümde, belgelerin transkripsiyon ve özetleri bulunmaktadır. Özet ve transkripsiyonlardan sonra, belgelerde geçen terimlerle ilgili açıklamalar ile yer, şahıs ve müessese isimlerinden meydana gelen indeks ve giriş kısmının yazılmasında yararlanılan kaynaklara ait bibliyografyaya yer verilmiştir. Belge özet ve transkripsiyonlarının yer aldığı ikinci bölümde, önce belgelerin sıra numarası, belgenin muhtevasına uygun bir başlık ve daha sonra köşeli parantez içerisinde italik olarak belgenin özeti verilmiştir. Özetin altında belgenin önce hicrî, sonra da parantez içinde milâdî tarihi verilmiş olup; hicrî tarihi tahminî olan belgelerde hicrî tarihler de parantez içinde gösterilmiştir. Hicrî tarihler milâdîye çevrilirken evâil 10, evâsıt 20, evâhir de tek aylarda 30, çift aylarda 29 olarak alınmıştır. Özetten sonra belgelerin transkripsiyonları yer almış olup, belgeler yazılış tarihlerine göre sıralanmıştır. Takrir, arîza, tezkire, muhtıra, mazbata gibi belge cinslerini belirten kelimeler daha koyu, dua cümleleri, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfler ise italik olarak yazılmıştır. Belgelerin transkripsiyonu yapılırken, metinde kimi zaman rastlanılan harf ve hece düşüklükleri tamamlanarak köşeli parantez içinde verilmiştir. Çeşitli sebeplerle okunamayan kelimeler (....) şeklinde belirtilmiş, okunuşunda tereddüt edilen kelimelerden sonra (?) işâreti konulmuştur. Belgelerin orijinallerinde boş bırakılan yerler transkripsiyonlarında [....] şeklinde gösterilmiştir. Üçüncü bölümde ise, belgelerin fotokopileri yer almaktadır. Bu bölümde, belgelerin özet ve transkripsiyonunda kullanılan sıra numarası esas alınmıştır. Önce belgenin sıra numarası, bilâhare konusunu hâvi başlık ve belgenin fotokopisi verildikten sonra, sonuna belgenin Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunduğu fonu ve numarayı belirten kimlik kısmı yazılmış olup, ekli belgelerde ise kimlik kısmı en son belgeden sonra verilmiştir. Eserin sonuna o döneme ait renkli bir Bosna-Hersek haritası eklenmiştir. Bu eseri önsözleriyle şereflendiren Başbakanımız Sayın Süleyman DEMİREL'e, çalışmalarımızda her türlü teşvik ve desteği bizlerden hiç bir şekilde esirgemeyen Başbakanlık Müsteşarı Sayın Necdet SEÇKİNÖZ'e ve Müsteşar Yardımcısı Sayın Tevfik BAŞAKAR'a teşekkürlerimizi sunmayı görev bilmekteyiz. Ayrıca, eserin hazırlanmasında emeği geçen Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı personeli ile en iyi şekilde basılması için gayret gösteren Başbakanlık Basımevi Döner Sermaye İşletmesi yönetici ve her kademedeki personeline ayrı ayrı teşekkür ederiz. Arşiv belgelerine dayanılarak ortaya konulan bu eserin, tarihî hakikatlerin ilmin ışığında aydınlanmasına vasıta ve vesile olmasını; bu münâsebetle de, dünya kamuoyu önünde cereyan eden insanlık ayıbı Bosna-Hersek mezâlimine bir an önce son verilmesini diliyoruz. İsmet BİNARK Devlet Arşivleri Genel Müdürü alıntı |
||
|
||
| Bosnaşklar ve Sırplar arasındaki savaşta çok büyük zulümler yaşandı. İnsanlık çok kötü bir sınav verdi. Akıllara durgunluk verecek ve insan olmaktan şüpheye düşürecek görüntüler tv ekranlarına kadar yansıdı. Dokuz yaşında kız çocukları keskin nişancı sırplar tarafından tüfekle vuruldu. Bir kaç akşam önce de benzer görüntüler ekran yansıdı: Srebrenitza'da 1995 yılının Temmuz ayında 7 bin Boşnak öldürülmüştü Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde, ilk kez 1995 yılında Bosna’nın Srebrenitza kentinde yaşanan katliamdan görüntüler gösterildi. İddia makamı, dönemin Sırp hükümetinin 7 bin Boşnak’ın öldürülmesinde parmağı olduğunu bu video kaydının doğruladığına işaret ediyor. DW’den Filip Slavkoviç’in haberi... Srebrenitza kentinde, 11 Temmuz - 19 Temmuz 1995 tarihleri arasında 7 bin Boşnak Sırp askerleri tarafından öldürülmüştü. Sırp birlikleri, aylarca süren ablukanın ardından 1995 yılı Temmuz ayı başında Srebrenitza’yı yeniden ele geçirmiş, daha sonra kent ve çevre köylerde yaşayan Boşnaklar kurşuna dizilmişti. Cesetler ise önce toplu mezarlara gömülmüş, ancak soykırımı örtpas etmek için mezarlar daha sonra açılmış ve cesetler başka yerlere nakledilmişti. Tüm bu yaşananlar, bazı Sırp askerlerinin de itiraflarıyla gün ışığına çıkartılmıştı. Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde dönemin Devlet Başkanı Slobadan Miloşeviç ve iki eski devlet yetkilisinin “savaş suçlusu” oldukları iddiasıyla yargılandığı davada dün bu katliamdan bazı görüntüler gösterildi. Mahkemenin eline ulaşan bu video kayıtları, dönemin Sırp istihbarat servisine bağlı yarı askeri birliklerin Srebrenitza’daki katliama karıştığını kanıtlar nitelikte. Eski polis şefi iddiaları reddetti Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde Sırbistan’ın general rütbesindeki eski Polis Müdürü Obrad Stevanoviç de yargılanıyor. Mahkeme savcısı Jeffrey Nice de duruşmada bu katliamların “akrepler” diye anılan Sırp polisine bağlı özel tim tarafından yapılıp yapılmadığını Stevanoviç’e sordu. Suçlamaları geri çeviren Stevanoviç ise “Bunlar düzenli orduya bağlı birliklerse, onlar bu eylemi yapmış olamazlar. Ama devlet güvenlik dairesine bağlı özel birlikler ise benim bundan bir haberim yok, ama böyle bir şey yapacaklarına inanmıyorum” şeklinde yanıt verdi. Bunun üzerine savcı Nice, duruşmada iki saat süren video kaydından bölümler gösterdi. Görüntülerde, kırmızı bereleri olan ve Sırp üniforması taşıyan askerler, kamyonlardan elleri bağlı altı sivili indirip onları kurşuna dizerken görülüyor. Bu görüntüler karşısında dehşete düştüğünü söyleyen Stevanoviç, ancak bu görüntülerin kendisiyle ilgisinin ne olmadığını savundu. Başsavcı Nice ise yarı askeri güçlerin bölgeye gönderilmesinde Stevanoviç’in de sorumluluk payı olduğu suçlamasını yineledi alıntı 1 ------- ![]() ![]() Srebrenitza’da çekilen görüntülerde, Sırp paramiliterler yakaladıkları 6 Boşnak’ı kamyondan indiriyor. Yere yatırılan Boşnaklar ardından ağaçlık alanın içine doğru götürülüyor ve infaz başlıyor. alıntı 2 --- Sırp milislerin katliam görüntüleri Matt Prodger BBC Belgrat muhabiri İnsanın kanını donduran video bir Sırp Ortodoks papazının çarpışmaya gitmeden önce milisleri kutsarken görüntüleriyle başlıyor. Videonun son görüntüleri ise, muhtemelen aynı milislerin otomatik silahlarla kötü halde dayak yemiş mahkumları arkadan vurması. Katillerin üzerinde 'Akrepler' diye bilinen birimin üniformaları var. Uluslararası Savaş Mahkemesi savcılarına göre bu birim zamanın Sırp İçişleri Bakanlığı'na bağlıydı. Karaciç destekçisi bir Sırp Görüntülerin bir noktasında, infazları çeken kişi kameranın pilinin bitmekte olduğunu söylüyor, katillerden birinin yanıtı ise çekime devam edebildiği kadar etmesi oluyor. Sırp medyası, Srebrenitza katliamının bu kadar açık ve vahşi kanıtlarını halka ilk kez sunuyor. Buna rağmen bu sabah sadece bir gazete bu görüntülere birinci sayfasında yer verdi. 11 Temmuz bu katliamın onuncu yıldönümü ancak geçen hafta yapılan bir kamuoyu yoklaması, bu olayın gerçekten de olduğuna Sırpların sadece yarısının inandığını gösteriyor. Aynı araştırma, halkın üçte ikisinin uluslararası mahkemenin arananlar listesinin başında olan eski Sırp liderler Radovan Karaciç ve Ratko Mladiç'i kahraman olarak gördüklerini gösteriyor. Mahkemenin başsavcısı Carla del Ponte şu anda Sırbistan'ın başkentinde; bir kez daha, Sırbistan-Karadağ veya Bosna Sırp Cumhuriyeti'nde saklandıkları düşünülen, bu ikilinin tutuklanması için hükümete baskı yapmaya çalışıyor. alınıtı 3 |
||
|
||
Eger 2'inci dünya savasindan sonra milliyetcilik yüzünü gösterebiliyorsa, ozaman anlasilan $u ki Hitler milliyetciligi iyi gösterememis. Srebrenitza katli ile ilgili bi belgesel izlemistim. Uzun süre aklimdan cikamadi. |
||
|
||
| ama ne hikmetse,burda ki bosnaklar sIrplarla acaip arkadasliklar kuruyo....bugüne kadar hic bir bosnaktan,sIrplar icin kötü bir laf duymadim.....cok garip.... | ||