SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Piskoloji ve Madde

Sayfa: [ 1 ]

Narcotic 14.08.2004 18:40:50
          İnsanoğlu bugüne kadar ki  yaşam serüveni içinde diğer canlıların eşiğine bile gelemediği devasa devinimler geçirmiş ve son halini almıştır. Kuşkusuz ki besin piramidinin en tepesinde ve doğaya kafa tutar durumda olmasına karşın evrim süreci noktalanmamıştır. Dünyada halen trajik ölümler olduğu sürece de bu süreç bitmeyecektir. İnsanlık geçmişi boyunca hep doğanın istediğini yapmış ve bugünkü konumunu hak etmiştir. Yani adaptasyon ve mücadele anlamında rakipleri arasında en başarılı olmuştur. Zira bu rolü yaşasalardı pekala dinozorlar da oynayabilirlerdi. Ama onlar doğanın acımasız katılığına dayanamayıp elendiler.
         Doğanın canlılardan istediği şey onların en ideale yaklaşmalarıdır. Bu yapı doğanın kendisi için de geçerlidir. Yani doğanın biricik amacı kendisinin varlığını sonsuz kılacak bir statik yapıyı bulmaktır. Buna karşın doğa ideal yapıda olmayıp içinde bin bir türlü çelişkiyi barındırır ve sürekli devinip durarak en ileriye en uygun olana gitmek ister. İşte doğanın insanlardan ve tabi ki  diğer canlılardan (hatta cansızlardan) istediği budur. Bütün maddeler doğanın bir parçası olarak devamlı çatışarak, çelişerek ilerleyerek en uygun pozisyonu yakalamak isterler.  İnsan da en ideale yakınlık noktasında bütün rakiplerine açık ara fark atmıştır. Çünkü insan milyonlarca yıllık bir çatışım süreci geçirmiş ve bunların bireşiminden devasa boyutta bir birikim kazanmıştır.
MADDE OLAN İNSAN: Yukarıda cansız maddeleri de insanın rakibi olarak belirttik. Bunun nedeni cansız olan taş, su gibi maddelerin en az bir yönünün insanla ortak olması değildir. Doğanın gözünde taşın, suyun, hidrojenin, insanın, hayvanın birbirinden hiçbir farkı yoktur. Yani hiçbirisine ayrıcalık tanımaz. Ancak günümüz filozoflarına bakıldığında -hatta dünyayı değiştirmeyi savunanlarının bir kısmı da dahil buna-  insanın bir üstün yaratık gibi olduğunu vurgularlar. İnsanın özel yaratılmış bir canlı olduğu veya insanın, doğanın nedeni bilinmeyen bir şekilde torpilli konuma geçtiği savunulur. Oysa insanın hiçbir ayrıcalığı olmayıp en az bir kedi, köpek kadar canlı ve bir taş kadar maddedir. Mücadele düzeyinde hiçbir farkımız yoktur. Bütün maddelerin tek gayesi daha önce de dediğimiz gibi en uygun statik yapıyı bulmaktır. İnsanlık bu yolda epeyce bir yol almış ve ideal insanın ipuçlarını elde  etmiştir. Bugün insanlık için,  yeni insanın nasıl yaratılacağı aşikardır. Sosyalizm ve akabindeki komünizm insanlık için bütün ileri değerleri vaat etmektedir.
VARLIK-ÖZ:  İnsanın  da diğer cansızların boyun eğdiği  kurallara bağlı olduğunu söyledik. Öyleyse insanlığın, varlığının gerekçesini kendisini sonsuza kadar sağ salim götürebilme olarak ekleyebiliriz. Yani her maddede olduğu üzere insan da kendi yapısını sonsuza kadar yaşatmak isteyecektir. İnsanın en temel isteği budur. Yani insan ve diğer cansız maddeler için altyapı, varlığın sonsuz kılınma çabasıdır. Bunların üstünde şekillenen diğer davranışlar ise üstyapıdır. Daha açık anlatmak için insana en yakın  gördüğüm bilgisayarı örnek vermek istiyorum. Biz bilgisayarı kullanıcısına görsel bir şenlik sunan aletler olarak biliriz. Öyledir de. Keza Linux, Windows ve internet gibi görsel ortamları bu yazıyı okuduğunuza göre bilirsiniz. Ama çoğu kullanıcı bilgisayarın aslında hangi dilden anladığını bilmez. Oysa bilgisayarın tek anladığı şey 0 ve 1�li flip ve flop�lardır. Yani bilgisayarın özü elektriğin geçip  geçmemesi olayının  ta kendisidir. Bizim görebildiklerimiz sadece üstyapıdır. İşte insana benzer olan tarafı da budur. İnsan günlük yaşamı içinde o kadar renklidir ki. Gülüp eğlenir, ağlar, sevinir, aşık olur. Ama bunların özündeki amacı, yani altyapıyı bilmez. Ama insanın altyapısı üstyapıya aşina bir zat için apıştırıcı bir durum oluşturabilir. İnsan kökeni, davranışları, kusurları bu altyapı dahilinde düşünülmelidir.
ADAPTASYONLARIMIZ:  Altyapı her zaman için üstyapıyı oluşturur. Bu noktadan insan için biraz bakarsak davranışlarımızın ya da bilişsel durumumuzun kökenleri hakkında biraz bilgi edinebiliriz. İnsan altyapısını daha önce varlığının sonsuza kılınması isteği olduğunu söylemiştik. Öyleyse insanın bütün bilinç ve bilinçaltı aygıtlarını bu unsur oluşturacaktır. Yani bu altyapının nihai zaferi için üstyapı maddeyi doğaya adapte edecektir. Bugün için de psikanalizden öğrendiğimiz kadarıyla insanların kırılma noktasının cinsel güdülerden oluşması tesadüf değildir. Çünkü insan gibi birçok gelişmiş sistemle donanmış biyolojik bir madde için varlığının sonsuza kılınma isteğinin dinamiği üreme olmak zorunda. Bu başka bir canlı için de bölünme olabilir. Üreme arzusu insanın bütün aygıtlarını, özellikle altyapıya daha yakın komşu olan bilinçaltısal aygıtlarını sarıp sarmalamıştır. Altyapıdan üstyapıya doğru çıktıkça bu amaca gidecek roller artarken -yani hatırlayın windows, linux gibi renkli sistemler- asıl unsur gizlenir ya da kılık değiştirir. Üstyapıda gördüğümüz her şey adaptasyondur. Üstyapı çevresel faktörler ve altyapı ile üstyapıyı oluşturur. Altyapı ile üstyapı arasında enformatik bir ilişki vardır. Yani etkileşim yönü tektir. İstisnası olmakla beraber etkileşim altyapıdan üstyapıya doğrudur. Ancak çevresel faktörlerin veya bilinçsel rollerin mutasyonu sonucu da tersi mümkündür. Bu durumda bilinçsel aygıtların altyapıyı okuma noktasında farkındalılık oranı yok denecek kadar azdır.Bir örnek verelim. Erkekler saçlarını neden tarayıp, hatta sosyal statüye göre bıyıklarını bürüp bayanlara karşı farkında olarak ya da olmayarak kur yaparlar. Aynı örneği bayanlar için verelim. Neden onlar da  popolarını daracık kotlardan pörtletircesine teşhir ediyorlar. Sorsanız kimisi bilmediğini, kimisi de öyle rahat hissettiğini söyler.
UYARILAR: Öncelikle söylemem gerekenler burada anlatılan cinsel unsurun insanın, varlığının sonsuza kılınması isteğinin olması yolunda tek unsur olmadığıdır. Bu sadece bir dinamiğidir. İnsan aynı zamanda doğaya karşı da elenmemek için mücadele içinde olmalıdır. Bu mücadelesini en küçük birimden başlayarak  sürdürmelidir. Yani kişisel ilişkilerden başlayıp sınıf mücadelesiyle devam edecek olan bir mücadele içinde olmalıdır. Doğayla mücadele, cinsel unsur kadar olmasa da varlığın sonsuz kılınması için gereklidir. Öte yandan bilgisayar örneğinin kabaca anlaşılmasını istemiyorum. Sadece altyapı-üstyapı ilişkisini kavratmayı amaçladım.Elbette ki en uygun bir benzetme bile yersiz bir benzetmedir.


Sayfa: [ 1 ]