|
||
| hız almak için bile geri adım atmayalım, duygusallık..? |
||
|
||
| Ruhumun nakavtı handiyse, kafi yerde körüm ben, bunu bildiğim anda dürüst olmak istemem! Kanımla arttırmak isterim vicdanımın sülüğünü! - Bırak düşünmeyeyim! Bırak kafi bana! Yeter ki ne çıkar? Övgüm sana! Benden daha sert ol! - Bu gece aziz misafirim ol! - Ayrılalım çiğ tanı uğruna gölge, artık gök temeli iblisim, senden acele, hesabına delil, bundan sanane burada! - Vantuz esasım, nerde kanıma aziz! - Lahit ırmağı! Gerekir raksı hantal ruhumun! Ki ben bile bölemedim kör elemli uykusunu! - Bırak beni, gülen aslanım! Kendime kendime bırak anlatayım! Aykırı kaybettim teselliyi! Kimsen kibrin üstüne, ağırlığının örsesi üstüne düştün! - Meğer bir vantuz! - Meğer bir ruhkatarı! Tars neden kuruldu sukunute, neden saplandım korkunç bu ete? |
||
|
||
| Eğer ki bir yerde sukunete düşmüşse şu garip hezeyanlardaki garip fil yavrusu o anda belirmiş olan aya bakarak "neden aç karnına alınan apranax ford mide ağrısı yapar?" demenin faydası yoktur. |
||
|
||
| Derin ışık uzaklıklarında zümrütten çoşkun sevinçle yüzdüm: " Bütün sözler ağırlar için ortaya çıkarılmış değil mi?" Eylemin uzun gürlemesinin geldiği yaratıcı şimşeğin kahkası, kendisini edinmek istediğim şimşeği, gömülü olduğu yere levhaladı. Zar attım, harap çatılardan saf gözlerle sema baktı içeri. |
||
|
||
| - Kısa ilk geçmiş dağlandı üstüne, bırak, taslamayı "arun tini", büyük dalgalanmalar, bükülmeler, bu ne celbe oluğu... Kaybet kendini ur hibi, boğazında gecikmiş bir ölü ruhunda susuşların, ah, bu yakınuzak geçmiş! - Duy-gusal ten! Kendi hakikatini yenebilir mi insan? Uzabilir mi kan sıvazlayıp, ah masumca duruşların! Bekle derinden! Kan sıvadım, boynalandım. Tenim ipini biliverdi, Bekle derinden, dengim ehlini deliverdi! Kaç kurtul! Dağlanımdan, kaç kurtul sahımın arık yontusundan, içinden iç inen çakıldı usuma... Ah! Sanki ruh kazanına atılıverdim. Doğ-rul değilim ben, boğun-az'alım! Sağaltıldım, Tars elzimi bu! Baştan biliyordun... - Kısal üstüne biraz Kah savının... Yakala kendini.. Deham, çabam, yetttiklerime derinim, hazzıma volila! Bırak tıslamayı "acun kristal" ruhuna tehlikeli "vaz" özgürlük verdim. O da bende geçerli tahammülü gösterdi. Tahammülüm sonu uyandırır, tehlikeli anlamlı deneyler yapmacıklı! Hımbıl bilincimin kendi başına yargılayıcısı, özerk istencimdin sen! - Nedevir tek öz ki bu böyle kadri pus? Uyumunun ipcambazı? Tars canlan, ruhuna hazım, bulantısına ışık! - Kah muzır başka bir halka saçmalığı! - Tars ruh kavminin kasık tüm tanılarının korkmayı öğrendikleri yerininden halka su-mut! - Saha som ut? - Kut hiçi sindirir, ruhum ağzından neden boşalıveriyor böyle? - Boş! Alım! Eritiyor sindirdiklerim ruhunda ağzımı, kus ağzımı gevşenime, katıl kat kat usulca! Neden böyle? - Usulca bakıver, tüm halka saçım alığının yakaladığı yerde boğazımda ur, taa tak atim, ebedim! Neden böyle? - İşle derime alazla beni! - Söndür kederimi, ruh seferim.... Böyle işte! Dokunma diline! Konuşma böyle! |
||
|
||
| Sen yukarıya doğru yeşil dallarla büyüyen bir ağaç olsan, durur musun, alçalır mısın edinmek istediğin kadın için. Daha çetin cevaplar veren dallar olmasa, kök kendini toprağa nasıl çeker? Ateşli arzu duyuyorsun, haffiçe yanaşmak için. Sevdiğin kadın o! Bu farksız ve ayn şeylerin gönüle öğretttiği hiçbirşey yok! Rengarenk oyuncaklar verip adlandırmaktan başka! Işık gibi sakin dur ve köşeleri kurtar! |
||
|
||
| Kök içeri çekilmezse dal yukarı büyüyemez, yeşeren yapraklar güneş ışınları olmadan serpilemez ve ar-ı su olmadan da toprakta ki elemetler ağaca can götüremez... Sakin dur ya da durma, herşey tabiatına mahkum-dur! |
||
|
||
| Gaal ihata gece! Çıkarttım boynumdan dam'arını! B gecesi kan dam'ıtacak, Gaal vicdanını sorgulayacaksın! -Kesilen şuur, dikine vicdana yeğlenmiş! -Tars kendi vicdanında evreli çulha eğlenmiş! Bu modern et postalı daha derine inmek için kadri benimsedi. Dam çatladı, durağan tutsalardı, ihtim'ah' özümserdi! -Gece... gecenin döl sağrı; Tars ağrını tana karıştır- tuzla oluklanacak tanrı! -Gece... gecenin içindeki zambak, kan yuvasından tan ağaracak! Kilitlendi Kah! Kan andı, kan adı "alaz!" |
||
|
||
| aynı anda kac gıdıs bu hangı noktanda daha az yaglandı bedenın bılmedıgın brı noktanın en ucunda ne ısın var en ıısı olamadııgın hcılıgınde bu bekleyıs anlıyorum yordu senı ve korkuyorum artık bu dıngınlıgınden bır su halıdır bır yıkım tımsalı ve hıc kımsenın bılmedıgı bır dılde bır sevda turkusu dılde sımdı hadi korkma kendınden atla hıc bınmedıgıın gemılerıne sonra ac kendını ardından kendıne bır suru sıra bekleyen yanalrına ınatla tut ellerınden kendının al kanatlarına bedenıne ve duygu sal... |
||
|
||
| Bul-"and'ım olsun", demedim "ben" Bulandım da dur!ula-madım "ben" Ul-"ayan"-lar nerden bulmuş bu ipi Buldum da ucundan tutamadım "ben" Ay-an' olmuş, dolun!ay' Dold-uR'dum da kurt-ula'madım "ben" |
||
|
||
| vaktını bekle kendının ücalma durdur tum muzıkleırnı salmaya nıyetın yoksa oksur belkı takılır bedenınden gecenlerın ne olur sustur dılını kustur cunku bu gıtmekte olan duygu salınan bır kustur... |
||