|
||
| Bir kah! Bir tars! -Söylediğiniz uyuşur mu kendine, içinizdeki karanlığa sürmek ile hazların bu zifirisini duyarken bile? -Size uykulu, budanmış alaka ile: Ki ölü! Verilmiş bir cevap değil bu! Oysa daha fazlasını görmeniz saydam geliyor! Duygusal ikilem! Beden bulamıyor! Pekiyiye işaret ettim, doğmaz diyor! Ne büyücüsü! O cüzammlı Tars'ı doğrulamakta, kimseye sormadı! Kimse sıvazladı zaten sonra, haddine uygunca! Kah ilerlerken, sevinci yarım bırakan kumlara doğru toz gibi! Hedefinde yarımca gözyaşı! 'Ah! Sevgiye aldanarak katılaşmadı yürek!' Sözler doğrulanırken ve bulurken o sıfatı, belkiyi içine alıp dağladı kendini! Tars! Duygusal bağın şekli köleliktir! Ama zaten sözler çıkarken kalktı, çatlayarak! -Beni durdurma! Zorluca savurduğun aynı mızrakla! Kes! Ve çıkar içinden! Durdurma beni! Sözler doğruldu vücüdündan! Yorumladın beni, şu gözyaşı iliklerinde! Çırılçıplak, yaşlı ve dipsiz, bırak beni! - Ah' aynı şeyleri doğurdumuz halde bükerek, en aza indiriyorsun kendini! Bırakmam, aslı bu! Gerin ve savrul! Tiksin ve fırtına gibi! Durakla ve silah gibi! Seni nasıl sindirdim? Nasıl bir tarzdı bu? Neşekilde emdim? Dağlara karşı durdu ve suladı yemyeşil. Bu maddesel fırtına! Görmek bile zorlu! - VE artık git! Seni tükettim! -Ve artık git! Yükledim seni! Git, uzak dur! Uzak! Bıraktığım en ince telinin, durduramam rüzgarda dansetmesini! Gözleri dondu, soğudu hisleri! Neye yöneldiğini anladığında, duraksız döktü gözyaşlarını, buz gibi dopdolu hüzüne sarılmış bekleyerek! Bekleyip istedi onu, ama dirilemezdi! İkilem burada ya! |
||
|
||
| ölülerin en sevdiğim yanı bu..artık istesen de dirilemezler. konuştuğunda o senle arandaki bir kapıdır..bütün sözlerini hiç ellemeden geçirir yeniden sana ulaştırır...havada yüzmekten yorgun sana dönerler.onalrı hayatında denenmiş olarak bulmak hoşnutluğunu arttıtır. kulakları yoktur...varlıklarının olması gerekirken çürüdüğü yerden geçe sözr- hata,eğri, delik. ölülerin en sevmediğim yanı. aşağı yukarı gördüğün herkes ölüdür-ölüm potansiyeliyle kamburdur. bakışların insanları aşıp taşta kırılır. aldırmamayı ama öğrenirsin. çünkü ölüm senin de baba mesleğindir. |
||
|
||
| Kah tırpanla dolaşınca neden yüreğindeki * en saçma uzvuna, nedense tapınca * Tars anlam buluyor? Bu ya beklenen o heyecanı doğrulamak için, ya da köreltmek için sırf, kıvılcım için! Kah için dürtüyorum bedenimi, bir miktar azalıyorum yalnızca! Beni anla diyen o cüzzamlıya yorgun bir astar yoğuruyorum! Beni tanımak istemiyor. 'Kimsin sen? Basit olmak zorundayım! İçindeyim ki yüreğinin doğrulamıyorum!' | ||
|
||
| Tırpanla dolaşınca anlam buluyorsan palaları da al! Duygusal zihin hep savaşır! Boşu boşuna! | ||
|
||
| hmm..anlam için birininin bir yerlerin damarlarını kesmek ...tırpanın toprağı yardığı gibi... anlam kopar gelir böylece anlamı olduğu parçalanır ve geriye anlamın ilişeceği kalmaz. yaşasın kaos... |
||
|
||
| Tabii anlam bulmak, sadece çit atlamaktır. Anlamın iliişeceği şey ise biraz ötede tırpandan ustalıkla sıyrılıyor. bu ilk hamlesi. Daha yüzlercesi var. Bir gün biçilecek! | ||
|
||
| Sadece ona bu yaratığın izinde kalma demiştim, git! Bu sadece karanlıkta yaşayabilir, karanlıkta soluk almalı ancak! Beni dinlemedi ve bana saygı göstermedi, ben yaratık olduğum uzun zaman öncedir sezinlerken tavırlarımı da biliyordum. Bir canavar nasıl davranır, tabiiki o şekilde davrandım. Ve o benden yüzlerce mil uzak şimdi. Her gece kükrerken doğru kararımı sınadım işte tam bu gece, hayır ben istiyorum onu. Onun riske girmesi pahasına olsa da. İşte bu kadar bencil biriyim.. |
||
|
||
| Buraya kadar zorlu oldu, hüsrana uğradı hep çünkü beni yanıltıyorsun hep. Nerdeyim? Sorunca bunu doğrulacak mıyım ve nihayet doğruldum: Bunu nasıl kelimelersin, sen tükenen o fırtına değil misin? Size uykulu, budanmış alaka ile: Ki ölü! Verilmiş bir cevap değil bu! Oysa daha fazlasını görmeniz saydam geliyor! |
||
|
||
| Yalnızların düşünceleri onlar için ne denli cehennem ise aynı zamnda hissiyata boğulu bataklıkdır. Mezbahalar ve leş aşevleri üzerine daha kirli katledilenleri ve boğazlanmış duyguları vardır. | ||
|
||
| kimin neyi isteyip istemeyeceğini kim belirleyebilir ki? - ayrıca belki güzeldir ölüm..... |
||
|
||
| Tüm sözler parmağa dokunan gözyaşı ile sarhoşluk arasında! Fısıltıyla söylenen şeyler konuşmayı öğrenmek istiyor. En sessiz an, Kah'ın yalnızlığını didiklerken -"Herşeyden çok ve çok ve çok öte, en çok ve çok öte ne istenir?"- |
||
|
||
| Dugusal değil! Yalnızların düşüncelerinin, mezbahalar ve leş aşevleri üzerine daha kirli katledilenleri ve boğazlanmış duyguları vardır. Bu yüzden idrak ve konumlandırmalar sunmaz. Bir şeyler söylediğini duymamazlıktan gelen, hedefi yarım asma korkuluk, dirhemden sunağa yığma nafileler.... Tozlar ve hedefler aynı çizgide, korkunç bakınıyor, engine uçuruyor. Ben bügün iyi değil, bugün iyi değil. Kah ne sırıtıyor, ne de Tars için ağlıyor. Duygusal değil! Öte, ...öte! Herşeyden öte, yine halkasına boyunlanan, kendine dönen, düşünenen ruh! Ruhun oyun sahasında bağışlamak duruyor, ama neler bağışlanacak? Neler var elinde? Bağışlayan için: Kimsin sen? Basit olmak zorundayım! İçindeyim ki yüreğinin doğrulamıyorum!' |
||
|
||
| Herşeyden öte, yine halkasına boyunlanan, kendine dönen, düşünenen ruh! Ne istedin; bir boyun, kutlu bir han, yineli ben; bir parmak, mürekkep, tekrarlı ben; bir eldiven, kınalı el, gene'lli ben; bir ruh, bir ruh, bir ruh, melankolik ben? Melannihil, hüznün geniş suları! Size uykulu, budanmış alaka ile: Ki ölü! Verilmiş bir cevap değil bu! Oysa daha fazlasını görmeniz saydam geliyor! |
||
|
||
| "cümle" olmak isteyen için olağan bunlar, verili olanda ne duymak istiyorsan onu çığlıklarsın yankısı sana geri dönsün diye, özne ya da yüklem, nasıl davransın istiyorsan sana, sen de öyle... içindeki güvensize seslenirken tüm öğretilmişleri ile... ruh ne yapsın , gönül gözü açık ve kendine esir... | ||
|
||
| ewet anlamış olmanı çok isterdim deniz... ama nihilast ın yazıları - özellikle onun yazılarında ki derinlik zerdüştün bile kolay kolay benzerini yapamayacağı kadar güzel bende tebrik ederim.... ben ne yüklemde buldum kendimi - neden yüklem bende buldu kendisini ben oldum olası hep özneydim - yüklemin belirttiği işi yapan... ne öğrendim - nede öğrettim ruhumu denizlere, ben kendimi bildim bileli hep yalnızdım engin denizlerde... |
||