|
||
| 10 milyon ilkel denilen insanı aynı coğrafyaya toplasan en fazla 100 yıl içinde mevcut modern toplumlardan bir farkı kalmaz. yada 10 milyon nüfuslu modern bir toplumdan fertleri 100 er kişilik gruplar halinde kırsala bıraksan yine 100 içinde ilkele dönüşüm gösterirler. bu durumda toplumsallaşmanın niteliği medeniyet değil gereklilikler sonucu ortaya çıkmış olmaz mı ? |
||
|
||
| medeniyeti insanlar yaratmaz ki. insanlardan sıkılan birey yaratır,insanlar bundan faydalanır.Hazırdır,bedeli ödenmiştir, kullanışlıdır kolaydır.Alınır,alırız. medeniyet toplumla savaş içindedir.toplumun o anki yapısı için hatta değiştiriciliği yüzünden tehditvaridir. toplum medeniyeti değil,gelenekleri sever. kaç kişiyi bir arada tutarsan tut bir yaşam biçimi oluşturur,çünkü yaşar ve yaşayışını yansıtır. ancak az kişinin olduğu toplumda bireysel farklılıklar daha çok önplana çıkacak ve kültür dene şey daha ayrıntılı ,daha ayırtedilebilir olacaktır bence. |
||
|
||
10 milyon ilkel denilen insanı aynı coğrafyaya toplasan en fazla 100 yıl içinde mevcut modern toplumlardan bir farkı kalmaz. yada 10 milyon nüfuslu modern bir toplumdan fertleri 100 er kişilik gruplar halinde kırsala bıraksan yine 100 içinde ilkele dönüşüm gösterirler. ilk söylediğin pek olası değil belki süreyi biraz uzatmak lazım:) ama ikincisi... "Sineklerin Tanrısı" kitabını/filmini hatırlatıyor bana.. |
||
|
||
| Aslında işin doğrusu şudur: medeniyet dediğin sosyal, siyasal, toplumsal kurumları kapsadığından bu kurumlar tepeden inmez. Dolayısıyla medeniyet modern toplum tarafından oluşturulmuştur . Toplumsallaşma nası oluşmuştur ? Birlikte yaşama gerekliliği ile. Yani tarımsal üretime geçilmesi ile . Ki yazılı tarih de buradan başlar . Tarihin genel seyri içerisinde zaten çoğu olay gereklilikler sonucudur . Napolyonun fetihlerinden Osmanlının güçlenmesine , Nil nehrinin taşmasından geometri gelişmelerine , rönesansın oluşumundan iyonyada modern bilimin doğmasına kadar hepsi bir başka gerekliliğin sonucudur . İnsan yapıyı oluşturur bu unutulmamalıdır . Ama bir süreden sonra yapılar altında evrimsel bir gelişim süreci içerisine girilmiştir . Nitekim bu yapılar bir başka gereklilik veya patlama noktasında değişmiş ve insanları değiştirmiştir . Amerikayı örnek verirsen avrupalı koloniler oraya gittiklerinde hali hazırda bir teknoloji bulmadıkları açıktır . Ama giderken götürülen bilgi birikimi ve altyapı orada eskinin hantal yapısınıda değiştirme zahmetine katlanmadan sıfırdan başlama imkanı verdiğinden tarihin belki de en inanılmaz yükselişinin yaşamıştır . |
||
|
||
| biraraya geldiğinde oluşturduğun bağlar var, hizmet ilişkileri. bu bağlar karmaşıklaştıkça varlığını sürdürmek için kendine özgü talepler geliştiriyorlar. ve insan bu taleplere uygun bir formatı kendine veriyor. yoksa bağ zincirinin dışında kalıyor. toplumsal yaşam bu yüzden insanın kendi katlimanını yaratması gibidir de. zorunlu değişimin pozitifi ucu yoktur. bağların mümkün mertebe esnek olduğu biraradalık bu yüzden önemlidir. |
||
|
||
10 milyon ilkel denilen insanı aynı coğrafyaya toplasan en fazla 100 yıl içinde mevcut modern toplumlardan bir farkı kalmaz. yada 10 milyon nüfuslu modern bir toplumdan fertleri 100 er kişilik gruplar halinde kırsala bıraksan yine 100 içinde ilkele dönüşüm gösterirler. bu durumda toplumsallaşmanın niteliği medeniyet değil gereklilikler sonucu ortaya çıkmış olmaz mı ? ilkel'i ve modern'i nasıl tanımladığına bağlı. modern tanımı daha açık tabi ama ilkel dediğin şey bir muamma. insanın 3 milyon yıllık bir geçmişi olduğu iddiasının yanına M.Ö. 8000'de tarım yapmaya başladığı bilgisi konulduğunda (tarımın medeniyet için bir başlangıç olduğunu kabul edersek ki ben ediyorum) tarım yapmaya başladıktan 5000 yıl sonra yazıyı keşfettikleri ve daha bunu gibi birçık kronoloji düşünüldüğünde ilk örnek imkansız görünüyor. ikincisi ise (örneğin hititler yıkıldıktan sonra anadolu halkının yazıyı unuttuğu, daha ilkel bir teknolojiye geri döndüğü düşünüldüğünde) mümkün olsa da 100 yıl yine çok az gibi. sorduğun soruysa bence örneklerle alakasız, aslında soru da alakasız. toplumsallaşmanın niteliği medeniyet değil gereklilikler sonucu ortaya çıkmış olmaz mı medeniyet gerekliliklerden yani artan ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçları teminden bağımsız bir kavram değildir ki aksine ihtiyaçlar ve ihtiyaçları temin doğrıltusunda gelişir. tarıma başlayan insanların artı ürün ortaya koyması, kentleşme, artı ürünün ticareti, ticaret nedeniyle yazının ortaya çıkışı ve daha yüzlerce şey.. |
||
|
||
| hangi modern toplum_? bu senin modern le ne kast ettiğinle alakalıdır_? şu an ki dünya modern mi sence_? hiç sanmıyorum |
||
|
||
| Modern toplumdan, bireyciliği, yabacılaşmayı, toplumsal ilişkilerden kopmayı algılıyorsak, buna modernlik diyemeyiz. Tam tersine geri toplumdur. Modern toplum, insan ilişkileri ileri düzeyde, toplumsal yaşam uyumlu ve eşit olduğunda gerçek modernliğe ulaşılmış olur. Bunu da ancak, bilim ve felsefenin öncülüğünde kurulacak sistemler gerçekleştirebilir. |
||
|
||
bu durumda toplumsallaşmanın niteliği medeniyet değil gereklilikler sonucu ortaya çıkmış olmaz mı ? moderne veya ilkele ne anlam yüklendiği çok önemli değil sanırım. burda vurgulanan şey toplumsallığın niteliğinin zaman veya bir mirasın ürünü değil tamamen mevcut fiziksel şartlarla belirlenmiş olmasıdır. |
||
|
||
| Sistemin sonucudur. | ||
|
||
| yes beybi, medeniyet sonucudur! esas olarak, modern ile medeni de aynı anlama gelmektedir türkçe'de. yani soru, "modern toplum, modernite sonucu mudur?" diye de okunabilir. garip yani... engin bilgilerime dayanarak "post-modern toplum"un da, "post-modernite" sonucu oluşacağını öngörüyorum, bilmem siz ne dersiniz? |
||