|
||
| Denizleri taşa tutulmuş bu şehirde bacalardan salya dumanları çıkıyor yasak kavgalar hırçın bir dalga gibi çarpıyor yüreğimin bordasına kahır ve zulümler İçimde kıpırdar bir ufuk çizgisi gecesine sırlarımı verdiğim bu kentin toprağını cemreler inmeden çatlatacağım ey geleceğin insanı sizlere hayran olacağınız gözler bırakacağım ve çileden yonttuğum güneşi ... Bu üzünç çağında şehrin melun damarlarında bitimsiz ağıtlara mı çalacak türkülerim sessizce kanayan yanlarımla güzelliğin kalmadığı bu çirkin dünyada ya ben çatlayacağım ya sen ey sabır taşı... ... Bilmek yetmiyor bir şeyleri beyaz martı ölümlerini vakitsiz yağmur sonrası anladığım hayatı bilmek yetmiyor miş'li geçmiş zamanları sevgilere vurulmuş cinayet damgasını. Bir tek şunu bilmek yetiyor bana gökyüzü gazaplandığında, tufanda kuyunuz olmayacak beni atacak... Bünyamin Doğruer |
||
|
||
| Hayati ve Bir Siiri Sadece... Unlu katil.Derberder bi hayat.Anarsist.Bir liseden oburue kovularak tamamlamis ogrenimi.Yirmi bes yasinda Paris.Asiri bir edebiyat sevgisi.Kalemiyle yasamak istemis,yuz bulamamis kimseden.Askere almislar,kacmis.Ver elini Paris.Once Kumarla yasamis,sonra kalpazanlikla.Sonra savas acmis topluma.Hirsizlik,Hapishane.Hurriyetine kavusunca yeniden hirsizlik.Altoras isimli bi gazateci ile tanismis.Lacenaire zindani boylayinca,herif Lacenaire`nin bassin die verdigi bir siiri kendi imzasi ile yayinlamaz mi?Kuplere binmis Lacenaire,bu siiri yazmis sonra: [span style='color:red']Ben bir hirsizim,namussuzum, Dupeduz bir haytayim,dogru! Ama meteligim yoktu calarken. Ac kopek firin deler demisler. Ama siz beynimi calisyorsunuz, Nekadar beyinsizmissiniz meger! Sonra soygunlar.Nihayet cinayet ustune cinayet.Kellesi kesilmeden once "Hatiralar"ini kaleme almis... [/span] |
||
|
||
| Sefil dusunceler ve kisiler arasinda kaybolup, Hayattaki bir sirri cozemedik. Soru da cevapsiz ve acimasiz kalakaldi; Nasil yasadin, Neden oyle yasadin, Baska bir yol, baska bir anlam ariyordun. Yanlis zilleri, yanlis kapilari caldin. Yanlis yollara saptin, Yanlis insanlari sevdin, Yanlis yataklarda uyudun, Yanlis evlerde yasadin. Neden hayal ettiklerini, Dusuncelerini bu kadar kucumsuyorsun? |
||
|
||
Sanki bana yazılmış ![]() ... AYNI KENTTE Dedin, "Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim. Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet. Yazgıdır yakama yapışır nereye kalkışsam; ve yüreğim gömülü bir ceset sanki. Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede. Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma, yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım." Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın. Bu kent peşini bırakmayacak. Aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşlanacaksın; aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Bu kenttir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma- Bir gemi yok, bir yol yok sana Değil mi ki, hayatına kıydın burada bu küçücük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada da. -kavafis |
||
|
||
| Bu bir kılıç balığının öyküsü Yazılmasa da olurdu Ama bizi yeni sulara götürecek akıntı durdu Uskumrunun arkasından gidiyorduk Sürünün içinde ben de vardım Sırtımda bir zıpkın yarası Mutlu olmasına mutluydum Nedense gitmiyordu Kulağımdan bir türlü o ağ var sesleri Deniz kızı girmiş düşünceme ben iflah olmam Dalyanları birbirine katmak orkinosların harcı Dolanınca çok geçmeden küserim Bir çocuk bile çeker sandal beni Bu kadar ağır olmasam Beni böyle koşturan yaşama sevinci Kanal boyunca, bir o yana bir bu yana Siz yok musunuz siz, derya kuzuları Kestim kılıcımla karanlığın dibin Yakamoz içinde bıraktığım suları Ah haysız gecelerde olur ne olursa Sırtımda bir zıpkın yarası Atın beni mor kuşaklı bir takaya götürün İri gözlerimde keder kılıcımda hüzün Satın beni Satın beni Rakı için... |
||
|
||
| Bende ahmet kayadan dinlemistim cok guzel bir eser | ||
|
||
| Kötü şiirler yazarım çoğu zaman. Ama en güzel tarafı şiirlerimi okutmaktır eşe dosta. Burayı kendimi tatmin etmek için işgal edeceğim. Sizde yapın. |
||
|
||
| Nefret arıyoruz Büyük olmak için Ve sevgi arıyoruz Şaşı bakıyoruz O olamayız asla Rüzgar gibi Belirsiz ve soğuk Oysa yakın ve en yakın yerdeyiz Olmak için. |
||
|
||
| ayaginda pantolon elinde 10 luk sise erkeklik bu degil kizzim erkeksen git duvara ise |
||
|
||
| Don Kişot misali saatlere savaş açtım. Yelkovanla başedebiliyorum belki; Ama akrep beni aşıyor, Gücüm tükeniyor... Bekliyorum sadece. Beklerken özsuyum çekiliyor, Aynadaki yansıma kuru bir yaprak gibi, Eziliyor beden zamanın açmazlarında; Çıtırtı sesleri odada yankılanıyor... |
||
|
||
| 'Neyin var?' dedi kız. Hayallerim ve sen Bira, masa ve sen. Sevişmeden gidersen, yol, gözyaşları ve yine sen. |
||
|
||
| Nasıl kapıldım neye kaptırdım. Kendimi bedenimi. Neden yaşadım yaşatıldım. Kalbimde kalbinde. Neyi istemiştim istemiştin. Ne yapmaya çalışmıştık neyi ispatlamaya. Neden gerek duyduk. ya sen neden yaptın neden kullandın. peki ya yalanların dolambaçlı söylemlerin. neden ne içindi ki???. Acımadın mı acımadı mı kalbin. Aynaya baktığında hiç mi nefret etmedin. Kendinden benliğinden. Lanet olası karakterinden gözlerinden. Yoksa baktığın değil mi idi kendin. Başkası mı idi başkasının mı idi gözlerin. Kırptın mı gözlerini aynaya doğru. Yaşamına ne yaptığına ne engeldi. Düşünmene lanet duygularına. Vurulan gem nasıl bir urgandı. At gözlüğümü takıyordun. Geçmişi boş verdin peki ya geleceği. Düşünemedin peki aklına da mı gelmedi. Kendine demi getiremedi içtiğin su. Yediğin ekmek soluduğun hava. Bir kez olsunda pişman olmadın mı. Yaşarken yapamadın başaramadın. Uyurken rüyalarına kabuslarına. Sen uyurken uyanık vicdanına. Nefes alıp veren cansız bedenine. Nasıl nasıl nasıl engel oldun... Sen acımadın bari onlara acıtsa idin.. Seni düşünmemek ne elimde dilimde. Senin hayalin gözlerimin önünde. Sevgin hala kalbimde. Yaşadıklarım zihnimde. Her şeye rağmen affettim seni. Acaba affedebilecek misin sen kendini.
|
||
|
||
| Kazıyacağım ölümün rotasını etinden, Kalın sütunlarıyla demirden bir ateş olup Ölüme mühürlü kanını yaşamaklı tutacağım. .. .. Ölümünü seyrettim rüzgarın son kez vurduğu yüzünden son ay doğarken Arkandan korkunun kara küreleri özgürlüğüne koşarken Ağıtların en demlisi sofrasını haneme yayarken.. Ve senden miras ay içime kanserleşerek sızarken . Ölüyordun çünkü sen ve sen ölümünü gerçekleştirirken, Gözlerimi görmeye simsiyah tıkayarak, Her türlü düşümü taze kabuğunda tereddütsüz kırarak, Bu ağır karede Sana yetişebilmek için varlığımı arsızca yutarak, Seyrettim ölümünü,uzun uzun,ezberleyerek. Ölümünü seyrettim son ışığını da günümden çekerken gözlerin, Benle ,evle,geçmişle vedalaşırken sen, Çekilirken sıcaklığınla doldurduğun odalardan yokluğuna Ağır ağır ,yıka yıka, zehirli düğümler atarak ve kor gibi düşüşler yayarak Gidişini seyrettim. Dayanamayınca ağrısına ciğerimden adın sökülürken Belki dayanaksız bir umudun kör arzusuyla Belki sırf adını bir kez daha nefesimde duymak için Ne bu acele diye yanına varmak istedim, Ölümün teni olan tenin hala kıyamadığından bana Koşmak için döndüğünde sen; Artık yürümen için olmadığını bacaklarının, Ve çarpılıp büküldüğünü gördüm. Başını son sıcaklığında hatırlamak için hırsla Kan oturmuş avuçlarımda sıkarken Soluğun ciğerini ağrıyla emiyordu... Diyemedim artık bir nefes daha lütfen.. Yorulma,üzme diye kendini Yas siyahını cesurca giyebildim. Biliyordum üstelik Küçük harfle başlayacak artık adım Uykuda yakalanacağım hep ölüme Nereden darbeyi aldığımı anlayamadan Ölü uyanacağım her güne.. |
||
|
||
Duyduğum gerçekten notaları olan bir melodimiydi? Yoksa beynim kendi müziğinimi çalıyordu? Ben yürüyormuydum? Yoksa yer altımdan mı kayıyordu? Gördüklerim olanlarmıydı? Yoksa görmek istediklerimimi görüyordum? Gitmek yerine geliyor olabilirmiydim? Ben tüm bunların içinde olduğumu sanarken; Tüm bunlar benim dışımdamıydı? Tüm bunları neden soruyorum; oysa yıllar önce oturmamışmıydım gerçeğin yağlı kazığına.... noir |
||
|
||
| Karın ağrısıyla uyanıyorum sabahları. Geçiyor. Ama sabahlar bitmiyor. En mutlu olduğum an bitişi acının. Ve en mutlu olduğum an başlayışı. |
||