|
||
| Günümüzde sık duymaya alıştığımız ve doğru değerlendirilmesi büyük önem taşıyan kavramlardan birisi “zamana uymak”tır. “zamana uymak” denilerek neyin kast edildiğini hiç düşündünüz mü? bunun anlamını iyi kavrayabilmek için, öncelikle zamanın mahiyetini iyi bilmemiz gerekir. zaman ne bir inanç sistemidir, ne bir fikir akımıdır, ne de bir kültürdür. dolayısıyla, zamanın uyulabilecek bir tarafı yoktur. öyleyse, “zamana uyun” kılıfı altında, inceden inceye adeta kalabalıklara, ya da yaptıklarının doğru olup olmadığını düşünmeden çoğunluğa uyun mesajı empoze edilmeye çalışılmaktadır. |
||
|
||
| insan eylemleri ve tarihin seyri yaz-kış dönüşümlerinde bitkilerin tavırlarındaki değişimler gibidir. bulunulan süreç gereği ona uymak zorundasın. örneğin bir ağacın kışın ortasında çiçek açması beklenmez. bunun gibi toplumlar da süreçler yaşarlar ve evrimleşirler. toplumu oluşturan bireyler genele uymak zorundadır. bu normalliktir. bir de bu normalin dışına çıkanlar olur. onlar da kendilerine zarar verirler. ancak bunu yaparken de birşeylerin habercisi olurlar. |
||
|
||
| unutulmaması gereken noktaların başında gerçeğin sürekliliği gelir. gerçek, her daim gerçektir. dünkü gerçekler bugün de gerçektir, bugünkü gerçekler yarın da gerçek olacaktır. İki nokta arasında çizilebilecek yalnız bir doğru vardır. O ise gerçektir. İnsanların ona uyması ya da uymaması, onun mahiyetini kesinlikle değiştirmez. kumar oynamak dün de yanlıştı, bugün de yanlıştır, yarın da yanlış olacaktır. yarın her insan kumarbaz olsa dahi bu, kumar oynamayı meşru gösterebilecek bir mazeret teşkil edemez. yani gerçekler bellidir. insanların bu gerçekleri bulup, bunların paralelinde yaşayıp yaşamaması, hayatlarını doğru veya güzel eylemlerle değil de yanlış veya çirkin eylemlerle geçirmeleri, bu gerçeklerin gerçek olma, bu doğruların doğru olma vasıflarını asla değiştirmez. |
||
|
||
| evet gerçek tektir ve değişmez. ama her zaman doğrular söylenmez. gerçeklerin de sergilenmesi gereken uygun zamanı vardır
|
||
|
||
Alıntı bir de bu normalin dışına çıkanlar olur. onlar da kendilerine zarar verirler. ancak bunu yaparken de birşeylerin habercisi olurlar. anlamadığım bu neden uymadıklarında kendilerine zarar vermiş olsunlar... “çoğunluğa uyun” denilerek insanların adeta “sürü psikolojisi”ne mahkum olup, koyunlardan bir koyun olması istenmektedir. koyun olmamak zarara uğramak mıdır? eğer öyleyse neden? |
||
|
||
| kendilerini “sürü psikolojisi” ne kaptırmış insanların en büyük yanılgısı, çoğunluğun yaptığının her zaman doğru olduğunu ve zamanın, gerçekleri değiştirebileceğini düşünmeleridir... akıl ve vicdan insana, hakikatin eskimeyeceğini, eskiyenin zaten hakikat olamayacağını söyler. insanların ona hak ettiği değeri verip vermemesi, onun kıymetini ne arttırır ne de azaltır. insan için neyin hayır, neyin şer olacağını ise, “yapan bilir, bilen konuşur” sırrınca, yaratıcısından iyi kimse bilemez. bilim ve felsefenin dinle el ele verdiği vakit, hakikat tecelli eder. İnsanlar, mutlak gerçeklere ancak bu formül ile ulaşabilirler; çoğunluğun nasıl yaşadığına veya nasıl düşündüğüne bakarak değil. dir bence... |
||
|
||
| çoğunluğa uymak ile ona bilinçli yaklaşmak ve onun içinde bir truva atı olmak arasında fark vardır. bir virüs de bulunudğu ortama intbak eder ve onun imkanlarından faydalanır. ama virüs hep kendi menfatine çalışır ve kimliğini hiç yitirmez.
|
||
|
||
| iki kavram arasında küçük ama önemli bir nüans var bence. zamana uymak kavramını, günün koşullarına uygun hareket etmek olarak anlıyorum. burada çağın gerisinde kalmadan gereğini yapmak, yerinde davranmak bilinci var bence. oysa çoğunluğun bunu yapıyor olması daha farklı ve bilinçsiz bir sürükleniş gibi. çoğunluğun yaptığını sorgulamadan yapmak sürüleştirir bizi. |
||
|
||
| Algılanışlarındaki ve uygulanışlarındaki farklılıklarına rağmen, özleri aynı diye düşünüyorum: Her iki durumda da çoğunluğun peşinden gidiliyor. Belki "zamana uymak"da biraz sorgulama var, ama bence sonuç aynı. Belirleyici değil, belirlenen olmak... |
||
|
||
| Reaktif bir kişiliğe sahipseniz dış faktörlerden etkilenmeye mahkumsunuz demektir, dolayısıyla hiçbir zaman sürüye aykırı hareket etme cesaretini gösteremezsiniz. Proaktif bir yapınız varsa sürüyü yönetmeye kadir oluyorsunuz.
|
||
|
||
| Çoğunluk genelde yanlış'mı yapar?her zaman çoğunluğa uymak sapkınlık'mı getirir?Neden genelde doğru azdır? İnsan taklit eden bir varlık,öğrendiklerinin önemli bir kısmını bu yeteneği ile kazanmıştır,fakat yaşanan zaman bize gösteriyorki,taklidi geçip aynılaşmışız.Aynı hrerkes aynı,kadın aynı,erkek aynı,tornadan çıkmış gibi,giyim kuşam,yürüyüş,konuşma,konuşulacak konular,dert edilen konular,sevinilen konular hep aynı,artık elit diye bir tabaka yok herkes avam,herkes birbirinin emitasyonu!!!... Azınlık güçsüzlük demektir ve kimse güçsüz olmak istemez,çoğunluk güç demektir ve herkes güçlü olmak ister,karakter sahibi,vasıflı insanlar için zor bir dönemeçtir bu,çünkü çoğunluğu es geçerek kendi doğruları uğrunda yalnız dahi olsa yürümeyi tercih edecektir... |
||