SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nihilizm

Konu: ?!

Sayfa: [ 1 ]

29.05.2005 18:03:10
Paylaşım, yürüyebilir ama bensiz! Kemaliyet gerekir ama bensiz! Durağan hesaplarınız payidar işler ama bensiz! Ben ve siz! Ah! ihtiyatlı haller!

Paylaşılanlara ancak zorunlu bir şekilde tabii olunabilir! Çünkü neyi paylaştığınız, neyi öykündüğünüz, neye bulandığınız zavallı tabiatınızla bulaşır ve özgün kıvraklığına iter. İnsan, tepside baş özlüyor; ben de onlar için ... Dönün etrafınızda, iki kafanızla: Tepsideki baş ile de! Dönün, raks edin, sizi tortulaşan çentikler! Toz ve vücüt adına soluyanlar için bu muamma! Zati kifayetiniz daha fazla sıfat yüklenebilir mi?
Halk dilinde denir: Kusmak! Ama ben bilirim, ihitiyatı takdire değer boşalımları! Boşalmak hayvana özgüdür, İnsana özgüdür, üstüne ve de üstüne: Üst insan derler adına! Pek hor durumlar için zavallıca benimsediğim!
Kendine tepeden bakan suratlar görrdüm, dolaşıp duruyordu gözler, en basamağına oturunca tutabildim iyice, zor da olsa! Beline dek tutmuş ve ondan daha temiz nispetler aksetmiş giderken, an içinde  başkaldırıyor! Evet başkaldırı, paylaşımını istiyor! Paylaştıklarının karşılığını durumlayan noktalarda dönüp duruyor etrafında! Duruyor! DÖnüp duruyor! Zira durması için dönmesi gerek! Başkaldırısının gücü doğurduğunu ve küçüklüğüne değen ahvalleri tek tek anlatıyor! Kaldır! Kaldır daha! Küçük cibiliyet sahibi! SAhibi değnekle dolaşan küçük cibiliyet! Ve cibiliyetli! Karakter saysısına bölünmüş düşünceler zavallıdır!
Koyun kafanıza, bulursanız zorunluca! Bulursanız, inan benden olsun, itina ile yuvarlayacağım dibin en dibine! Sizinle paylaşmam!  Var'dınız halinize Paylaşımımı eklediniz, bu şekilde, kim kimi var kıldı, umurunuz da mı? Umur dumura uğrar, dumura takılırsanız eğer!

Dilinizle seyahat edelim, dilinizle intiba gerçekleştirelim, dilinizle paylaşalım! Derim ki pekala da insanı oynarım: Rahat olun! Sivrisinek gibi dolaşmam pek öte diyarlarda! Pek susaar, pek alçalırım! Ama solumam!

Geviş getiren merhamet taburesi! Hem oturum düzenler üstüne, hem de helak olmuş ter! Oturmam gerekecekse de üstüme otururum ve ya oturmam dikine, iştalıca sıvazladığı vakit, alma ve verme üstüne vaazlarını!

Nihil'in içindeki tek yüz değilim ben!

30.05.2005 01:49:31
güneş ışığında bir şey okumuşlar sanki kendilerini davet eden..her gün milyonlarca ağızsız-gözsüz yüzleriyle kapılarından sokağa yağarlar.

aynı saatte uyanan aynı saatte toplumsal adabın gereklerini yerine getirmekten başka bir işe yaramayan ağızlarından biri de bir bini de bir canlılıklarını tazeleyecek aynı kahvaltılıkları  akıtan- gazetelerinde aynı haberleri okuyan insan yığını  sırf mesela kol düğmelerindeki incelik yüzünden kendini yaşıyor sayar.Var sayar.Varsayım oluşundan emin olmak gibi tezat bir sonuca ulaşır.

YOlda her bir saat benliği bir parça daha çözülürken eve kambur sırtına rağmen mühim kişi olarak dönmesini de bilir.

mühim kişi olarak dönmezse - devam edemez.

varlığı ismini büyük harflerle yazmasına bağlı bir amip için hayat heyhat ne de dramatiktir.

oysa hiç bir şey olmaz.

olmadığı için kurcalar...olmadığı için yaşamak yerine yaşamayı tarif etmesi gerekir.

izinli yaşanabilir bu evrende ancak.

izni verecek yetkin ağızlardan boşalan bilirkişi harfleri zihinlerinde katman katman çöp yaratırken bir gün yaşamayı usanmadan hala umar.

nedir ki hayat kendini taklit etmeye çalışırken sürekli kaybetmekten öte. buck2

30.05.2005 22:30:48
Kulaklarından aşağı dökülen şu sesler! Tıpkı özü kanın! Hepsinin yuvarlanacak önsözleri var, en çok ta duymayı becerdiklerini ilanına göz kırpıştırır! Kulakları belirgin biçimde içteki bulantıyı döker, onlar ise bunu toplayıp boğazlarından aşağı dökerler.! Sonra bekler ve duyamazlar! Ah! Zavallılar! Hepiniz için közlü odun istemim! Hepiniz için tek bir marş! Bakınız yürüyelim açıkça! Gören gözler söylerken şarkısını yürüyelim açıkça! Ama dökülecek kulaklarınızdan, o irem! Ve gören gözlerin haddine mi durmak, katran çukurunda!

30.05.2005 22:39:09
Üç kişi bahçesinde kulelerin…kara otlar arasında kara güller…üç kişi yüzünde siyah peçe….konuşmaları uğultu gibi…

Düşeyin kulaklarından içeri üç damla kan; nedenini çözemediği.

üç damla.

içine kadar yürüyor..kalbini söküp kömürle değiştiriyor.

tırnaklarından dışarı çamur sızıyor.

07.06.2005 18:47:14
Budanmış kollar mı diyen geniş yüzlüler! Dilsiz ağızlar mı diyenler! Bunların ne önemi var! Ne önemi var hepsinin, içiçe taşımış iken korunaklı anlarını! Biri orada, diğeri burada! İşte tam da bu; ne önemi var buradalığı ve oralığı ikamı! Fakat dediğiniz bu içiçe anlar hepsi için bir ikam pekala! Evet hepsi için bir durma duvarı! Bu duvara bakakalan, geniş yüzünü ve ağzındaki olmayan dili görür! Hah! Denemek istediniz hemen! Atladınız şu mevkiye! Atlamak yada sıçramak sizin usulunüz! Hedefi alınlarken tek biçem öngörülüyor: Ne önemi var?

Evet, dilin bu kıvraklığı ve yazının görüş darlığı! Bu veya şu saçma! Ama arkasına ise'yi yapıştırma deneyimi irkilmede hep! Ben de irkiliyorum ve sorunun açık suratına sırıtıyorum: Ne önemin var?

08.06.2005 12:18:30
toprak toprağa ...küller küllere... bu lafı çok seviyorum...

öz anlamı dışında açılan anlamları..her ş eyi bir yana savuruş.

bir rüzgara takılıp var olduğunu sandığın ağırlığından sıyrılmak.

küllerini biriktirip bir buda heykeli yapmak ister insan.

bu ilaçsız çabası ne şefkati ne acımayı hakkeder.

hayat...şaka kıvamındadır.

dilin kolları insanı kıskıvrak yakalar...

yaşıyormuş gibi yapmaca oyunu...

porselen fincanlarda kahkahayla maskelenen hüzün.

cesur ol oyunu boz.

rüzgarın sesi güzel.








08.06.2005 23:47:17
Rüzgarın sesi güzel!

Evet, gülümseyin biraz! Yani orada olduğunu bilmenize gerek yok! Olduğunuzu bilmenize de! Birşey bilmeyin! Gülümserken beni düşünmeyin! Siz sanırsınız ki bendim söyleyen; yalnız kişiliğinize eklenen değil ki o! O onun, bunun değil! Değil ima eder mi peki size! Pekala başa dönelim! Başı bulursanız hazırım dönmeye! Anladınız mı? Evet, çünkü rüzgar benden esmiyor size doğru! Ve O yaltakçı, gülümsemenize izin mi verir sanırsınız? Ben sanırım, bilakis tozlandırır ve akar damlayarak gülümsemeleriniz!

Güzel olan sesli rüzgar! Hem kanatır, hem izletir: Zamanın kapısını! Tüm sesler içindedir, özellikle toprağın sesi!
VE bu toprağın sesini sevmiyorum! Ağırlığın kendisi! Taşıyan bedbaht! Köle! VE...

Sevmiyorum derken sevgimi belirtmiş oldum! İnan duygusu sarmış ise sizi, anlamsız (dır=:)!

24.06.2005 17:25:43
Paylaşılanlara ancak zorunlu bir şekilde tabii olunabilir! Bu zorunluluk yabancılıktan kaynaklanmaz! Paylaşılan bağımlıdır. En sakin an tekliktir. Yabancı duran an ise birliktelik! Yalnızlıkta da paylaşım vardır, kendi etkileriniz ve değer biçmeleriniz: Bu bir alışveriş işte! Ama o anda daha az yabancılık vardır.

28.01.2006 11:16:59
bende bu adamı seviyorum
bu kadar güzel şey yazmış ama okuyan yok...
tavsiye benim gibi yaz..
o zaman okunuyorsun en azından

29.01.2006 21:03:51
Geviş getiren merhamet taburesi! Hem oturum düzenler üstüne, hem de helak olmuş ter! Oturmam gerekecekse de üstüme otururum ve ya oturmam dikine, iştalıca sıvazladığı vakit, alma ve verme üstüne vaazlarını!

01.02.2006 14:28:45
peki neden doğru?
peki neden yanlış?
peki neden verelim
peki neden alalım - vaazları...
getir sende belki çenen açılır biraz ;D

03.02.2006 21:46:19
Dilsiz ağızlar!
Pekala başa dönelim! Başı bulursan hazırım dönmeye!

15.04.2006 15:37:24
Her şeyin belirli bir açıklıkla anlatılması mümkün değil. Mümkün tek durum açık bir şekilde görme istenci. Kıyaslama yapıldığında durumlara göre iyi netice verilebilir. Ama kıyaslama bir salgı gibi ıslak kalır. Pak bir anlatım yavan kaldığına göre bu mantıksal istikrara da yavan şeyler önermek gerek.

07.02.2008 23:18:18
sorun?
ne!
burda kılıtlenıyor ıkı
unlem yanyana...



Sayfa: [ 1 ]