SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist TEORİLER

Konu: Hayvan Kurtuluş Mücadelesi: Yanlış Giden Bir Şeyler Var

Sayfa: [ 1 ]

Aşk&Nefret 27.05.2005 15:27:13
Hayvan Kurtuluş Mücadelesi:

Yanlış Giden Bir Şeyler Var

~ Elfun ~

Bu bir savaştır..! İnsanlar ve hayvanlar arasında..!

Bu savaş her ne kadar binlerce yıldır devam etse de, hayvan kurtuluş mücadelesinin uygar dünyada ortaya çıkışı 1960’larda gerçekleşmiştir. 60’ların İngiltere’sinde, avlanmaları protesto etmeye başlayan insanlar, 1972’de geleneksel avlanma partilerinin sona ermesiyle birlikte daha militan eylemlere doğru kaydılar. Av sabotajları, özgürleştirmeler, ekonomik sabotajlar şiddetini arttırmaya ve çoğalmaya devam etti ve ediyor da. Hayvanların insan kız ve erkek kardeşlerinin savunma ve direniş eylemleri bugün hararetle devam ediyor. İnsan tiranlığından kurtulma ve bu tiranlığı özgür canlıların topluluğu ile yer değiştirmek için mücadele veren bu insanlar, hayvan sömürücülerine karşı büyük zaferlere imza atıyorlar.

ALF Okuma Kitabında şöyle der : “Tıbbi İlerleme İçin Amerikalılar (AMP) adlı hayvan deney cephesi grubunun başkanı Susan Paris, ALF’in hayvan deneycileri üzerinde büyük etkisi olduğunu kabul eder. Ağustos 1993 Hayvan Girişim Terörizm Kongresi Raporu şöyle yazar, "Coronado benzeri hayvan aktivistleri tarafından gerçekleştirilen terörist eylemlerden dolayı, çok önemli araştırma projeleri ertelendi veya bu projelerden vazgeçildi. Araştırma için kullanılan dolarların çok daha fazlası yüksek güvenlik ve yüksek sigorta oranlarına harcanıldı. Geleceği parlak genç bilim insanları araştırmalardaki kariyeri reddediyorlar. Üst derecedeki araştırmacılar bu alandan çekiliyorlar.”

Hal böyleyken savaşın şu an ki durumu tam bir zulüm noktasındadır. Sadece İngiltere’de her yıl iki milyon üzerinde hayvan “acı, ızdırap, sıkıntı ve sürekli zarar” üzerine dayandırılan deneylere maruz kalmaktadır.

Senede tahminen dokuz milyon hayvan gazla zehirlenmekte veya başı kesilmektedir çünkü onlar, hayvan deneyi endüstrisi için “ihtiyaç fazlası” sayılmaktadır. Bu rakamlar, İngiliz laboratuarlarındaki sömürünün ve ölümün korkunç derecesini ortaya koyar.

Amerika’da ise saniyede üç hayvan laboratuarlarda deneyler yüzünden can vermektedir. Dünya genelindeki durum da, düşündüğümüz zaman yeteri kadar korkunçtur, fakat bu soğuk istatistiklerin gizlediği gerçek, bu 11.6 milyon hayvanın her birisinin sıcak, canlı, hisseden bireyler olduğudur.

Ayrıca her saniye milyonlarca hayvan, etleri için üretildikleri çiftliklerde, kürk çiftliklerinde, hayvan yarışlarında, sirklerde, hayvanat bahçelerinde acı çekmekte, ve ölmektedir. Hiçbir özgür canlı kafeslerde kilitli olmaya layık değildir, bu hayvanların yaşamları çalınmıştır. Bu hayvanlar kendi yaşamlarını yaşama şansından mahrum bırakılmaktadır, bu şu şekilde de ifade edilebilir: aile ve sosyal gruplar içersinde, yavrularına yönelme, ve temel ihtiyaçlarını yerine getirmeden mahrum bırakılmaktır. Özgür değiller.! Onlar, asla neden ızdırap çekmekte olan canlılar olduklarını anlayamazlar.

Hayvanlar da tıpkı bizler gibi zevki ve acıyı, mutluluğu ve ıstırabı deneyimlerler. İnsanlar, hayvanların tamamen makineler gibi olduğunu ve insanların, seçtikleri şekilde onları kullanabileceğini düşünmeye alışmıştır. İşte bu tam anlamıyla evcilleştirmenin insanlığı getirdiği noktadır. Şimdi bazılarımız, eğer zulmün kötü olduğunu kabul ediyorsak, hayvan zulmünün de kötü olduğunu düşünmeye başlamalıyız.

Hayvanların da bizler gibi içgüdüsel özgürlük dürtülerinin olduğunu biliyoruz, fakat hala hayvanat bahçelerinde, sirklerde ve hayvan çiftliklerinde mahkum ediyoruz.

Nihayet, bizler gibi onların da, eğer yapabilirlerse, kendi hayatlarını koruyacaklarını biliyoruz, fakat hala, milyarlarca hayvanı, acı ve ızdırabın uç noktalarda hissedildiği esaret çiftliklerinde üretiyoruz, korkunç deneylere maruz bırakıyoruz...

Yeni bin yılda, hayvanlar yüzyıl önce hayal edilemeyecek şekilde sömürülüyor ve acı çekiyorlar, klonlanıyor, genetik olarak müdahaleye uğruyor, fabrika çiftliklerinde yetiştiriliyor, laboratuarlarda hiç kimsenin ihtiyacı olmadığı kimyasallar ile zehirleniyor, ve hatta organ nakli için bizlerin organ fabrikaları olarak kullanılıyor,...

Yine de, bunlar sadece problemin sonuçları. Savaşmamız gereken asıl şey sorunlar değil.. Asıl sorunumuz, uygarlık ve evcilleştirmedir.. Elbette, bu savaşın haksızlığını ya da yanlış ilerlediğini söylemiyorum. Ancak, semptomlarla mücadele ederken, sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamak gerektiğini söylemeye çalışıyorum.

Uygarlığımız insan yaşamının mukaddesliği için haykırır, ve dünya üzerindeki bütün türlerin yaşamları, gezegeni kaplamak adına insan yaşamının niceliği ile yer değiştirir şekilde sürekli genişler. Ve insan yaşamının mukaddesliği için çağrıya rağmen, savaş, kıtlık, hastalık, ve sivil mücadele sayesinde yine de diğer insanların küresel olarak yığınlar halinde katledilmesiyle devam edilir, elbette yanına hayvanları ve diğer tüm canlıları katarak.

Son zamanlarda ortaya çıkan insan karşıtı görüşler ise tam tersini düşünür. İnsan bir urdur ve varlığı diğer tüm canlıları tehlikeye atmaktadır. Tüm yaşamın kurtuluşu için insan türünün ortadan kalkmasını savunur. Evet, insan nüfusu bu dünya için çok fazladır, ancak insan türünün ortadan kaldırılmasını söylemiyorum, aksine bu kadar fazlalaşmamıza yol açan uygarlığın feshedilmesiyle, nüfus doğal yollardan uygun bir seviyeye inecektir.

Peki bir de, eğer herkes vegan hayvan özgürlükçüsü olursa, problem kalmaz mı? Üzgünüm, hayır. Çünkü tıpkı toprak ve kaynakların kontrolü için insanların birbirleri ile yaptıkları savaşları gibi, hayvanlarla da savaşırız. İşte bu tam da yazıya başlarken söylediğim şey.. Henüz hayvanlar, silahlarımıza, teknolojimize, ve tüketim açlığımıza karşı dövüşme şansına sahip değiller. Ama yine de tarih bir çok hayvan ayaklanması örneği ile dolu.. Eğer bir miktar doğal kaynak istersek, onları alırız. Milyarlarca hayvanın öldürüleceği ya da yer değiştirileceği gerçeği önemsizdir. “Doğal Kaynak”, yağmacılara, hayvanların evlerinden yağmaladık demenin diğer bir yoludur. İnsanlığın sahip olduğu her şeyi, hayvanlardan çaldık. Bereketli ormanlar, engin çayırlıklar, ve gürültülü akarsular, kerestelerimiz, ekin alanlarımız, ve barajlarımız için bir kaynak yaratmıştır. Bir ormanın tamamen kesilmesi, veya ülkeler arası asfaltlanmış yol döşemenin veya bir uçak yapmak için ihtiyaç duyulan metali ele geçirmenin insancıl bir yolu yoktur. Bu şeylerin hepsi, hayvanları evlerinden tahliye ettirmeyi, topluluklarını yok etmeyi, doğrudan ve doğrudan olmadan onları öldürmeyi gerektirir. İnsanlar – vegan, veya değil – uygarlığa dört elle sarıldığı sürece, hayvan sömürüsü problem olmaya devam edecektir.

Yalnızca, – dünyanın toplam nüfusunun %5’inden daha azını temsil eden - Birleşmiş Devletler’in dünya kaynaklarının %30’unu tükettiği gibi, milyonlarca türün arasından sadece bir tür olan insan nüfusu, dünyanın kaynaklarının çoğunluğunu tüketir. Uygarlığın değerlerinin sorgulanması önemlidir, hayvanların doğal yaşam ortamlarında özgür yaşamlarını savunuyorsak, hayvan kurtuluş mücadelesinin uygarlık karşıtı perspektifte yürümesi daha uygun olacaktır.

Uygarlık içersinde insanlar ve hayvanların birbirine etki ettiği her yerde, hayvan kanlarından bir nehir vardır. Ne kadar fazla uygarlık varsa, o kadar fazla kan olacaktır. Çünkü uygarlık, yaşamı kendi mantığına uyarlamada ve kontrol etmekte evcilleştirmeyi kullanır. Evcilleştirme, ayrıca, önceden göçebe olarak yaşayan insanların, tarım ve hayvan çiftçiliği yoluyla yerleşik hayata doğru değişimidir. Bu, tüm toprak, bitkiler ve hayvanlar ile totaliter bir ilişki gerektirmektedir.

Toplayıcı-avcı yaşam tarzındaki avcılık, uygarlığın bir değeri olan evcilleştirme ile belirgin şekilde farklılıklar içerir. Bağımsız, özgür ve hatta eşit bir varlık olarak değerlendirilen avlanmış hayvan ile avcı arasındaki ilişki, bir çiftçi ya da çoban ile üzerinde mutlak bir denetim sağlanmış olan taşınabilir varlıklar arasındaki ilişkiden açıkça farklıdır. Hayvanların evcilleştirilmesi ile birlikte doğal seleksiyon bozulmakta ve daraltılarak yapay bir düzeyde taşınan organik dünya, kontrol edilebilir bir tarzda yeniden oluşturulmaktadır. Özgürlük durumundan, birer aciz asalak durumuna getirilen bu hayvanlar, hayatta kalabilmek için tamamen insana muhtaç hale gelmişlerdir.

İnsanın bakış açısındaki köklü değişiklik, insanı dünyaya ve yaşam ağının karmaşığına bağlayan ve bunları merkeze yerleştiren görüşten, insanı dış dünyanın üzerinde gören, ve onun kontrolüne dayalı bir görüşe doğru gerçekleşmiştir. Evcilleştirme, yaşamın kontrolüdür. Kendimizin, hayvanların, bitkilerin, toprağın evcilleştirilmesi ile hayatsal gereksinim için gerekli olan kaynaklar adına mücadele ve paylaşım sona ermiş ve yaşamın dengesi bozulmuştur. Evcilleştirme sürecinin başlatılmasıyla birlikte, insan kendini diğer canlıların kontrolü üzerinde temellendirmiş ve insan ve dış dünyası arasında, muazzam yıkımlara sebep olmuş (ve olan) bir savaşın ilk adımı atılmış oldu. Ve bu savaş günümüzde daha kanlı, daha acımasız bir şekilde, insanın üstünlüğü fikri ile birlikte pekiştirilerek sürmektedir.

Uygarlığın devam ettiği bir dünyada; hayvanları hayvan deney laboratuarlarından, fabrika çiftliklerinden, kürk çiftliklerinden, sirklerden, yarışlardan ve hayvanat bahçelerinden özgürleştirecek, ve sadece asfalt, plastik, cam, ve beton dünyasına mı yerleştireceğiz? Hayvanlara sunmamız gerekenin en iyisi, bir zamanlar bereketli olan dünyamızın bir işe yaramayan cansız dış kısmı mı olacak?

Ya evlerinin üzeri asfaltlandığı için boğularak ölen bebek kaplumbağalar için ne yapacağız? Veya yeni bir inşaat yapmak için gürültülü bir şekilde çalışan buldozerin ağırlığıyla ezilmiş yılan? Veya insanın daha fazla tarla açmak adına ormanda çıkardığı yangın içersinde yanarak ölen hayvanlar? Bunları protesto edebiliriz ve belki kaçınılmaz olayı erteleyebiliriz, veya problemin kökenine gidebiliriz.

Bu gerçekten bir savaştır..! İnsanlar ve hayvanlar arasında..! Uygarlık ve tüm yaşam arasında..!



ALF Primer, A Guide For Direct Action and Animal Liberation Front

The Most Neglected Animal Rights Issue, By a VHEMT Supporter; No Compromise, Vol. 4

Liberation Magazine; www.liberation.org


Yabanıl 2. sayıdan alınmıştır...


Sayfa: [ 1 ]