|
||
| sözler veririz kendimize ya da ona... tutamayız; "insanız işte!" ve yola devam! yanlışlar yaparız, bağışlayıveririz hemen; "bir daha yapmam!" yenileri gelir ardından... öfkelenir, kırarız onu... kızmasın isteriz; "büyütecek ne var?" kırıldığı için yeni bir öfke daha... ve bu öykü böylece sürer gider... şanslar tanırız kendimize, hoşgörülsün isteriz yaptığımız yanlışlar. iyi ama... kendimize tanıdığımız şansı başkalarına da tanıyor muyuz gerçekten? |
||
|
||
| Yaşamaktan aciz olduğumuz kadar , hayatı başarmak istemekten de aciziz bir o kadar, Şans ne demek kader varken deriz, insanız ve insan olduğumuz kadar aciziz bir o kadar.. Bir nemrut göz, ve iki kulak, Kendimize ne zaman şans verildiğini düşündük ki, Başkasına verelim dimi o kadar? |
||
|
||
| Karsimdaki insan suistimal etmedigi muddetce elbette sans tanirim. Her olayin bir aciklamasi vardir cunku,herkes hata yapabilir, her insanin da kendine gore sebebi vardir. Bu herkes icin gecerli.. Ama sureklilik halinde sans verilmesini istiyorsa bunu yapmam. |
||
|
||
kendimize tanıdığımız şansı başkalarına da tanıyor muyuz gerçekten? Sanırım tersi daha fazla olmasına karşın bu mümkün Asya. Hatta bazen insanlar kendilerine vermedikleri kadar, karşısındakine şans verir. Veya genelde ilk şansı sürekli karşısındakine veren insanlar da olabilir. Bıkmadan usanmadan karşısındakine şans veren insanlar olabilir. Kendine şans vermeyi bencillik olarak düşünen insanlar da olabilir. Fakat bunun genele etkisi var mıdır, yok mudur onu bilemem... |
||
|
||
| evet fikir, böyle "meleksi" insanların olduğunu bilirim ama azınlıkta kaldıklarını, istisna oluşturduklarını düşünüyorum. insandaki ego genelde kendine öncelik tanınmasını, hakların kendinden yana olduğunu düşünmesini sağlıyor sanırım. bu, bilinçli bir yönelim olmasa da sonuçta sosyal çevremizde gördüğümüz, politika alanında da örneklerine tanık olduğumuz (bu sonuncusu daha çok bilinçli tabii) olaylar başkalarına gerekli ve yeterli şans tanınmadığını gösteriyor. |
||
|
||
sözler veririz kendimize ya da ona... tutamayız; "insanız işte!" ve yola devam! Tutamadığımız zaman asla bir dahaki sefere böyle keskin çizliler içermeyeceğimizi garantilemeyiz ; yara alırız ama verdiğimizden bi haber .. yanlışlar yaparız, bağışlayıveririz hemen; "bir daha yapmam!" yenileri gelir ardından... Çünkü iradenin sınırı kendimizle doğru bir orantıdadır, canımızın sızısı varsa irade köklüdür ama o sızı etraftan kokuyorsa türkü çalarak aramaya devam ederiz .. öfkelenir, kırarız onu... kızmasın isteriz; "büyütecek ne var?" kırıldığı için yeni bir öfke daha... ve bu öykü böylece sürer gider... Oysa asla onun yerğine koymayız kendimizi, bir an her şeyi dondurup bir silüet halinde ruhumuzdaki kırgınlığı onun olmadan hissetmeye cüret edemeyiz, sadece kırarız kırılmamışcasına .. şanslar tanırız kendimize, hoşgörülsün isteriz yaptığımız yanlışlar. iyi ama... kendimize tanıdığımız şansı başkalarına da tanıyor muyuz gerçekten? Şansların ömrü yıldızların kayış anındaki çektiği acılar gibidir ruhlarımızda, o an o heyecanla akıl ederde dilersek umudumuzu gerçeğe yüz tutabilir.. ama -aa yıldız kaydı - dedikten sonra açarsak avuçlarımızı umuda.. zamanın hengamesinde boğulup kalırız.. Şans-lar.. öyle naif yapıdalar kii.. bir başkasına uzatırken kırılıp yok oluyorlar.. |
||
|
||
keşke benim de onlar kadar şansım olsaydı
|
||
|
||
| üzülme ba karınca şansın yok ama ben varım bak .) hadi takla takla gel bana |
||
|
||
| sen yerinde durmayı başarabilirsen tabi. ben gelinceye kadar oynaya zıplaya kaçarsın sen de
|
||
|
||
| oynaya oynaya gelin çocuklar el ele el ele verin çocuklar
|
||