SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komplo Teorileri

Konu: Kurtlar Vadisi

Sayfa: [ 1 ]

deniz 22.05.2005 22:38:48
Kurtlar Vadisi'nde simgelenen şahsiyetlerin portresi Susurluk'ta ortaya çıkan ''Siyasetçi-Polis-Mafya'' üçgenine çağrışım yaptırdığı için bulmaca çözmek isteyenleri ekran başına topluyor. Kesinlikle dizinin yapımcıları dizide geçen olayların tamamını aslına uygun kopyalamamışlar. Aksi taktirde dizinin devam etmesi ve RTÜK'den veto yememesi için ' Bu dizide geçen olayların Türkiye'de yaşayan veya yaşanmış kişi ve kurumlarla herhangi bir ilgisi yoktur' diyemezlerdi.

Nitekim RTÜK, hemen herkesin sigara içtiği dizinin yayınını ancak bir haftalık gençlerin ruh sağlığını bozup, kötü örnek oldukları gerekçesiyle durdurabildi. ATO'nun araştırması, tamda ' derin devlet' diziye müdahale etmek istiyor' söylentilerinin ayyuka çıktığı bir sırada açıklandı. Mafyanın hayatımızda ne kadar yer kapladığını öğrenmemize yarayan bu araştırma, esasen Susurluk'un üstünü açmaya hizmet eden diziye karşı bir üstüörtülü saldırı niteliğinde. Sözüm ATO'dan dışarıü bu saldırı odağı, sırların- devlet sırrı dahil- üstünü örtmek isteyenlerin işi. Tam Susurluku unutturduk derken nereden çıktı bu dizi? Yasakçı zihniyete göre, Kurtlar Vadisi, daha fazla ifşaat yapmadan, halkı bilinçlendirmeden kökten yayını durdurulmalı.

Diziye Susurluk penceresinden bakarak kimin kimin olduğunu merak eden anonim seyirciler bir liste çıkartmışlar; listeyi önce Magazin Gazeteciler Derneği haber portalı, sonra Kurtlar Vadisi fanları web sayfası yayımladı. Kanaati acizemce dizide hayat hikayeleri geçmişe dönüp Susurluk'a bakacak olursanız yanlış gidiyor. Ana hedef zaten ' Godfather' gibi gerçek hayat hikayesini birebir aktarmak değil, anahtar ipuçları verilmesi sayesinde zaten seyirci bulmacadan anlayacağını anlıyor. Bakın neler anlamış anonim seyirciler: ( İsimler bu kaynağa, yorumlar şahsıma aittir. Bende dizinin fanlarındanım.)

Polat Alemdar: Abdullah Çatlı. Polat, dizide Almanya'da estetik ameliyatıyla siması değiştirilmiş bir Dışişleri istihbarat elemanı, derin devletin operasyonel gücünü, yani bir nevi 007 James Bond'unu oynuyor. Çatlı ise, 21 Mart 1990'da İsviçre'nin Bostadel hapishanesinden MİT İsviçre Şubesi tarafından kaçırılmış, bir eski ülkücü lider. Tutuklanma sebebi uyuşturucu tacirliğiydi, kendiside kokain kullanıyordı. Ancak bu tarihten sonra gerek ASALA'nın bitirilmesi olarak dışta, gerekse mafyanın içinde devletin adamı olarak milletine çalıştığına inanan, bazılarına göre katil, kirli dünyada dizginlenemeyen, haddini zorlayan bir fedai görünümündeydi. Çatlı'ya yeşil pasport ve silahına kullanma ruhsatı veren Mehmet Ağardı. Tüm istihbarat teşkilatlarımızın güzide elemanı Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın gizli olarak emrinde çalışıyordu. 3 Kasım 1996'da Susurluk kamyonunun altında kalarak öldü veya öldürüldü.Meral Çatlı'yla evliydi. Dizide yaşamayan biri yaşatılıyor. ( Kamyonun altında ölen Çatlı değil, kopyasıysa, mesele yok!)

Süleyman Çakır: Alaaddin Çakıcı. Son 15 yılın en büyük mafya babası, gücünü büyük uyuşturucu mafya babası Dündar Kılıç'ın damadı olmasından alıyordu. O'da devletin hizmeti ve koruması altına girerek ticaretini dokunulmaz yapmayı başardı. Ancak mafya içinde yaşanan çatışmalardan dolayı yurtdışına kaçtı. Fransa'da yakalandığında cebinde MİT elemanı, o dönemde Çin Büyükelçiliğimizin Güvenlik Ataşesi Yavuz Ataç tarafından verilmiş yeşil pasaport vardı. Türkiye'ye iade edildi. Aynen dizideki Çakır gibi sürpriz biçimde beraat ettirildi. Çünkü bildikleri devlet sırrıydı, konuşmasından bazı çevreler korktu. Bir yanlışlik yapıldığı anlaşıldığı anda yakın günlerde Beşiktaş Futbol sorumlusu Sinan Engin'in yardımıyla yurtdışına kaçtı veya devlet yardımıyla kaçırıldı. Dizide ölen Çakır'ın hayatını oynadığına sert bir dille itiraz etti. Bu tepki sonucu dizide Çakır öldü. Çakır’ın ölmesi Çakıcı’nın ölmesini gerektirir.

Arslan Akbey: Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım. 25 yıldır çalışmadığı istihbarat teşkilatı kalmadı. Doğu'da pek çok karanlık faili meçhul cinayete birlikte kalkıştığı, PKK'ya karşı gayrinizami harp yürüten Binbaşı Cem Ersever ve arkadaşlarını, fazla konuştukları için Çatlı ve Haluk Kırcı'ya çekinmeden öldürtecek kadar derin bir adam. Tüm devlet başkanları, başbakanlar, Genelkurmay, MİT ve Emniyet teşkilatında çok sevilmesede gözüpek işleri nedeniyle çok iyi tanınan, saygı duyulan Yeşil, kontragerilla çalışmalarıyla devletin düşmanlarını infaz eden, ettiren elikanlı bir istihbaratçı. Kosova'da UÇK'nın askeri eğitimi ve Kuzey Irak'ta gizli operasyonlar dahil pek çok yurtdışı kirli operasyonun organizatörü. Son yıllardaki görevi ülke içindeki mafya yapılanması ve yolsuzluğun kan damarlarına girmek. Kürt asıllı olmasına rağmen vatansever bir ülkücü, ulusalcı, Alevi Kürtlerin ve PKK'nın candüşmanı. İddia edildiği gibi ölmüş olsa bu dizide ne işi var?!

Nesrin : Uğur Kılıç: Çakıcının eşi. Çakıcı tarafından Uludağ'da öldürüldüğü iddia edilsede asıl mesele Engin Civan ve Selim Edes olayından kaynaklandı. Semra Özal, Alaaddin Çakıcı'dan Emlakbank skandalı sırasında yardım istedi. Dündar Kılıç'ın kızı Uğur Çakıcı arada kurban oldu. Özallar Çakıcının adaletini beğenmedi. İntikam olarak Civangate skandalının ardından Uğur Çakıcı öldürülüp, Çakıcı'nın üstüne atıldı. Dizide kocasını kaybeden Nesrin'in gerçek hayatda ölmesi gerekirdi. Dizide siyasilerin ismi geçemediği için halen yaşıyor.

Laz Ziya : Dündar Kılıç. Son 35 yılın en büyük mafya babasıydı. Sayısız öldürme ve yaralama vukuatı var. Gözaltı süreleri hariç, 21 yıl ömrünü hapiste geçirdi. Trabzon Sürmenelili. Dizide Baron, bir Sürmeneli esprisi yapınca portresi kesinleşti. Çakıcı ile araları uzun zaman bozuktu. Hatta Çakıcı'nın Yeşil'i kiralayarak onu öldürtmek istediği söylendi. Ağustos 1999'da kalp krizi sonucu öldü. Cenazesi, tüm mafya babalarının gövde gösterisine dönüştü. Dizide halen yaşamasına bakmayın, ölmesi gerekir.

Tombalacı Mehmet: Ali Fevzi Bir. Öldürülen kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal'ın sağkolu ve ortağıydı. Yurt içinde 20'ü yurtdışında 6 kumarhanesi bulunan Topal'ın tüm işlerini idare ediyordu. Dizideki rolün aksine Çatlı ile arası iyiydi. Zira Çakıcının haracını Çatlı'ya teslim ediyordu. Susurluk davasında 4 yıl mahkumiyet aldı. Halen yaşıyor. Dizideki gibi ölmedi.

Hüsrev Ağa: Abuzer Uğurlu. Türkiye'nin en büyük uyuşturucu tacirlerinden. Defalarca içeride yattı. Emniyet ve yargıda bağladığı rüşvet ağı sayesinde hep yakayı kurtardı. Dündar Kılıç'ın en iyi arkadaşıydı; aynı dizideki gibi.

İplikçi Nedim: Nesim Malki. Yahudi tefeci pek çok mafyanın kullandığı gizli bir kasaydı. Bursa'da 2000 yılında Çakıcı'nın emriyle öldürüldü. Azmettirici olarak Erol Evcil tutuklandı ve yakınlarda ömürboyu hapis cezası aldı. Ömer Hayyam Garipoğlu'nun yüklü miktardaki borcunu ödememek için Çakıcı'yla birlikte öldürttüğü Malkinin kaç milyar dolar olduğu hala bilinmeyen paraları da kayboldu. MOSSAD işin içine girerek kaybolan paraları tahsil etmeye başlayınca Garipoğlu, battı. Önce Romanya'da aldığı petrol rafinerisinin taksidini ödeyemedi, elinden çıktı; daha sonra özelleştirmeden aldığı Sümerbank'ın içini boşalttı. Evcil, MOSSAD'ın bastırması nedeniyle büyük ceza alan belkide tek mafya babası. Malki'nin paracıklarının çoğu hala kayıplarda. Dizide Çakır'ın ( Gerçekte Çakıcı'nın) kumarhane müdürü Korkmaz Yiğit'de Malki'nin paralarını kullananlardandı. Türkbank skandalı, eğer MOSSAD bilgileri sızdırmasa bu kadar açılıp saçılmazdı. Yılmaz hükümeti bu yüzden düştü. Çakıcı- Korkaz Yiğit telefon görüşmeleri, Mesut Yılmaz, Güneş Taner ve Eyüp Aşık üçlüsünün Çakıcı ile bağlantıları ve telefon kayıtları MOSSAD'ın medyamıza pazarladıklarından. Dizide halen yaşıyor, ancak eninde sonunda mutlaka öldürülecek.

Önder Zülfü Koşal: Ömer Lütfü Topal. 26 kumarhanesi ile milyar dolarlık cirosu olan bir uyuşturucu tüccarı ve işlerini akladığı pek çok şirkete sahipti. Koruma kullanmazdı. Herkes ondan haraç alıyordu.PKK'ya zoraki haraç verdiği duyulunca haraç isteyen devletlünün sayısı artmıştı. Uyuşturucu işini bırakmak istiyordu. Beş vakit namazında sünni bir Kürttü. Suikasta kurban gideceği uyarısı Yeşil ve Çatlı tarafından kendisine iletilince çelik yelek almış ve ilk defa evine silah sokmuştu, ancak yine de bunları kullanmıyordu. Şoförlüğünü bile sekreteri iken iki çocuğunun annesi olan eşini boşayıp evlendiği genç karısı Hilal yapıyordu. 28 Temmuz 1998'de geceyarısı evine giderken öldürüldü. Ölümü ile iddialar bitmek bilmiyor. Silahtaki parmak izi Çatlı'yı ve Haluk Kırcı'yı işaret etmesine karşın komplo olduğu belliydi. Altın yumurtlayan kazı Çakıcı kesmezdi. İşlerini devam ettiren sağkolları Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir, başka şeyler ileri sürüyor. Ölümü ile ilgili üç derin polis suçlandı: Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy ve Oğuz Yorulmaz. Olayla ilgisini itiraf eden bu polisler, devlet sırrı koruması altında Ağar'ın devreye girmesiyle bir şekilde beraat ettirildi. Ve bir süre sonra koruma olarak Bucak aşiretinin reisi Sedat Bucak'a Mehmet Ağar'ın talimatıyla verildiler. Topal'ın eşi Hilal hanımın suikastdan iki ay sonra Çatlı'nın diğer adıyla Mehmet Özbay'ın hesabına 535 bin dolar yatırması Topal'ın eski avukatı tarafından gündeme getirilince cinayet zaten fiilen ölü sayılan Çatlı'nın üzerine yıkıldı. Bir İsrailli ortağından 46 milyon dolarlık alacağı vardı. Eski ANAP'lı Yolsuzlukla Mücadele Derneği kurucusu Tevfik Diker'in iddiasına göre Çiller ailesine bir trilyon TL borcu olması nedeniyle Özer Çiller öldürtü. Bu iddia nedeniyle Çiller, Diker'i mahkemeye vermişti. Dizide Tombalacı Topal olmalıydı. Ancak nedense senoristler Topal ile Çakıcıyı düşman görmek istememiş...

Memati: Muradi Güler.

Şevko: İbrahim Telemen.

Şevkonun ölmeden önce konuşmak istediği gazeteci: Uğur Mumcu.

Deve Tuncay ( Tuncay Kantarcı): Tuncay Mataracı. Yahu bu adam 1980'li yıllardan beri içeride değil mi?

Elif: Avukat Şeyda Yıldırım.

Behiç Türkcan: Ermeni aslıllı uyuşturucu taciri Behçet Türkcan. Yeşil tarafından öldürüldü.

Barış Buldan: Savaş Buldan.

Testere Necmi: Yaşar Avni Musullulu.

Hüsrev'in Yardımcısı Şeyhmuz: Şeyhmuz Daş.

Laz Ziya'nın yardımcısı Orhan: Kadrosu MİT'de olan ve bir kenarda ölü bulunan Tarık Ümit. Dizide henüz ölmedi, ölecek. Çatlı'nın, Özel Tim'de görevli polis memuru Ziya Bandırmalıoğlu'nun oğlunun sünnet düğününde dönemin Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin ve polis memuru Ayhan Çarkın'la oynarken çekilmiş fotoğrafları da basında yer alması, Topal'ı Çarkınla birlikte öldürdükleri şeklinde yorumlandı. Oysa fotoğgraftaki Çatlı'ya çok benzeyen Azerbaycan'ın Tovuz rayonu eski emniyet müdürü Nazım beydi. Silivri'de otomobili terk halinde bulunan MİT eski görevlisi işadamı Tarık Ümit'in kaybolmasından da, bazı özel tim mensupları ve polis şefleri sorumlu tutulmuştu.

Cerrahpaşalılar çetesi. Karagümrüklüler çetesi.

Kılıç: Nihat Akgün.

Ve Baron: Tuncay Özilhan veya Rahmi Koç. Dizide Baron, ' Bu ülke totalirizmle idare edilemez' diye bir ifade kullandığı için aynı cümleyi seslendiren Tuncay Özilhan tanıma daha çok uyuyor. Bu teori aynı zamanda ' Türkiye'de derin devletin başı AKP gelene kadar Rahmi Koçtu, geçtiğimiz yıllarda Tuncay Özilhan'a devredildi' şeklindeki iddiaları da besliyor. Gerçek hayatdaki Koç ve Özilhanla tabii ki dizideki portre tam örtüşmüyor. Derin devletin bir konseyi olduğu muhakkak. Ancak buna sadece mafya babalarının üye olmadığı da çok bilinen fakat açıklanmayan gizemli bir sır.

Kurtlar Vadisi, Türkiye'nin yeraltı dünyasının, hele derin devletin hepsine ışık tutmuyor, sadece bir fener tutuyor. Dizide mafya dünyası ile irtibatlı siyasiler ve derin devletle irtibatlı üst düzey askerler mecburi olarak sansürlenmiş. Bu haliyle köküne kibritsuyu dökmek isteyenler var iken, yapımcı Osman Sınav ve başsenaryo danışmanı, CN Türk editörlerinden, 8 kitap sahibi eski Aydınlık muhabiri, MİT gazetecilerinden Soner Yalçın'dan daha fazlası beklenmemeli...

alıntı

deniz 22.05.2005 22:53:08
Ekranların sevilen dizisi Kurtlar Vadisi'nde Susurluk skandalı ve ona bağlanan çeşitli kontra eylemlerde İsrail’in, MOSSAD’ın parmağı nedense net irdelenmiyor. Türkiye’deki karanlık işler ve ilişkiler içinde hep Mossad olmuştur.Yeni dönemde bu konuya daha fazla girilmesi bekleniyor, zira Oktay Kaynarca'nın başrolde oynuyacağı yeni dizi Güneydoğu'da Mossad ve CIA'nın işlediği cinayetlerin perdesini aralamayı amaçlıyor. Eşref Bitlis, Hulusi Sayın, Gaffar Okan cinayetlerini kovalayacak Kaynarca, yeni dizide İsrail-ABD'nin Kürt planı ve uyuşturucu mafyasıyla da savaşacak. Kurtlar Vadisi senaryosunda yenilik yapmalı. Türk halkı, dizilerde gerçekleri görsel olarak algılamak istiyor ve açıkacası bundan büyük zevk alıyor.

Faili meçhul cinayetlerin üstü Mossad'ın eli bulunan kayıp silahlar olayına dayandığı için bugüne kadar açılamadı. İsrail ile bozuşmamak için gerçekler bilindiği halde hep yutkunuldu ve devlet sırrı kapsamında susuldu. Bu açıdan bakıldığında; örneğin Van Valisi’nin aracına bombalı saldırı sonrası gelişmeleri birbirinden bağımsız ve sadece bir eroin kaçakçılığı olayı olarak ele alabilir miyiz? Ya da tam tersine bu gelişmeleri; son 20 yıl içinde bölgedeki karanlık güç odaklarının faaliyetleri (bu odakların en aktiflerinden birisinin MOSSAD olduğu herkesin malumudur) çerçevesinde ele almadan olup biten açıklanabilir mi?

Türk Hizbullahı, İstanbul saldırıları, Kürt komandolar hikayesi, uyuşturucu trafiğinde değişen yön ve jön oyuncular Mossad'ın Türkiye opreasyonları aydınlatılmadan anlaşılamaz. Dizi senaristlerine benden aşagıda bir üç katkı. Mossad'ın Apo'nun yakalanması karşılığında aldığı diyetleri ortaya atmak önemli. İlk ödemeyi Ağar yapmış ve Alaaddin Çakıcı ile Çatlı Şam'da operasyona Mossad'a ile birlikte gönderilmişti. Ancak fiyaskoyla sonuçlandı. Diğer önemli konu bugün zaman aşımı nedeniyle sümenaltına atılan kayıp silahlar meselesi. Faili meçhul cinayetlerin sırrı burada gizli. Mossad'a ait kayıp silahlarla hangi cinayetler işlendi ve kimin üstüne atıldı. Üçüncü konu, 1995'de yani kamyon kazasından önce işlenmesine karşın Susurluk'un da kilit noktasını oluşturan Nesim Malki cinayeti ve kayıp 1.1 katrilyon TL. Bu paranın büyük kısmı Kurtlar Vadisi'nde simgelenen Konsey'e bir kısmıda Yahudi işadamları görünümünde Mossad'a ait. Eğer Mossad, kayıp bu paraların peşine düşmeseydi ve intikam almamış olsaydı, belki Çatlı bugün yaşıyor olacaktı. Çakıcı'da asla yakalanamayacak, MİT-Yargıtay-Mafya skandalları patlak vermeyecek olacaktı. Mossad hala intikam peşinde, Çakıcı'nın kellesini istiyor. Malki'nin paralarını iç eden ve defterin kaybolmasından kazanç sağlayan Cavit Çağlar, Ömer Garipoğlu yeniden ticaret sahnesine dönüyor.

Malki cinayeti tetikçilerinden Oğuz Işıklı, halen Fransa'da imam nikahlı eşiyle birlikte yaşıyor. İddiaya göre, Sünbül'ün akrabası olan Işıklı, 1998 yılı Ekim ayında İran'da üniversite öğrencisi olan kızkardeşinin yanına gitti. Işıklı, bir süre burada kaldıktan sonra sahte kimlikle Türkiye üzerinden Fransa'ya geçti. İmam nikahlı eşini de yanına alan Işıklı, Fransa'da Nurettin Erdem adına düzenlenmiş sahte kimlikle yaşıyor. Işıklı'nın Bursa'da yaşayan babası Ali Işıklı, bir kaç kez Fransa'ya giderek oğlunu ziyaret etti. Mehmet Sünbül'e ilişkin bir diğer iddia ise, özellikle Batman ve Diyarbakır'da yüzlerce cinayet işeyen Hizbullah'ın İlim kanadıyla ilişkileri olduğu yönünde. 1992-95 yılları arasında defalarca sahte kimlikle İran'a giden Sünbül, Tahran ve Kum kentlerinde iki kez Hizbullah örgütünün lideri Hüseyin Velioğlu ile görüştü. Mossad'ın MİT ile birlikte tezgahladığı Türk Hizbullah'ı hikayesi ayrı bir yazı konusudur.

1995 yılında öldürülen Nesim Malki'nin alacak toplamının 1 katrilyon 100 trilyon lirayı bulduğu tahmin ediliyor. Yahudi işadamlarının parasını işlettiği iddia edilen Malki'nin alacak listesininin, cinayetle birlikte sık sık gündeme gelen "kayıp defter" de yer aldığı belirtiliyor. Söz konusu defter yakalanan Erol Evcil'in Bursa'daki evinde bulunduğu iddia edilmiş, ancak iddialar yalanlanmıştı. Mossad ve Konsey, hala bu paraların peşinde.

Kurtlar Vadisi'ne bu ülkede yaşanmış elli tane daha senaryo konusu verebilirim. İplikçi Nedim dizide kesinlikle ölecek ve dananın kuyruğu o zaman kopacak...

alıntı

deniz 22.05.2005 22:57:19
İşte Gerçek Kurtlar Vadisi: Büyük Klüp

 Susurluk'a göre Kurtlar Vadisi'inde kim kimdir? başlıklı yazımdan sonra okuyucularım bugünkü Türkiye'ye hakim gerçek Kurtlar Vadisi'ni yazmam için yoğun taleplerde bulundular. Öncelikle aysbergin yüzeyinde gözükenin Susurlukta belirginleşen mafya-siyasetçi-iş dünyası şeytan üçgeni olduğu artık cümlealemce biliniyor. Bu nedenle aysbergin görünmeyen dev kütlesinde yer alanları deşifre edeceğim. Derin Devlet-Derin Mafya-Derin Sebataycılar üçgeni ilişkisi hiç yazılmadı bugüne kadar. Eski İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, eğer zorla istifa ettirilmesiydi ' Gümüşsuyu çetesi!' olarak simgelediği ' Büyük Klüp', yani ' Manevi Cihazlanma Teşkilatı'nı deşifre edecekti.

Gerçek Kurtlar Vadisi'inde Sebataycıların yönetici, mafya konumundaki altdakilerin günah keçisi, sıradan işçi olduğunu pek az insan farkedebiliyor. Soner Yalçın ' Efendi' adlı kitabını boşyere yazmadı. Bu kitap; çifte dinle ve kimlikle yaşadıkları için su yüzüne bugüne kadar çıkamayan, hain, dönek damgası yemekten korkan ülkemizin gerçek yöneticileri Sebataycıların, Türkiye'nin AB'ne bağlanan umutlarıyla paralel su yüzüne çıkma girişimidir. Bu vitrini hazırlamak Yalçın'ın deyimiyle ' dincilere' bırakılamazdı. Artık herkes onlardan saygı ve korku ile bahsetmeliydi; şapka çıkarmalıydı. Yalçın'ın gayretkeşliği bu yüzdendi. '20. yüzyılda Yahudiler iki devlet kurdu biri Türkiye, diğeri İsrail'dir' diyen Sebataycıların ülkemizde kurduğu gerçek Kurtlar Vadisi'ni okumaya hazır olun...

Derin devlet konusunda 'Milli Stratejik Konsept' adlı bir kitap yazan ve Çevik Bir tarafından mahkemeye verilip beraat eden eski MİTci akademisyen dostum Doç. Dr. Nurallah Aydın'ın anlattıkları aslında 'off the record' idi. Artık yazmak zorundayım. 33. dereceden mason olan Süleyman Demirel'in en önemli özelliği MİT'de Aydın gibilerle sivil yapılanma kurabilmesiydi. Demirelle birlikte Aydında tasfiye edildi; zaten anlattıkları intikam içindi. Sebataycıların 'bizdendi' diye sahiplendiği Atatürk, mason localarını kapatmıştı ve komunist yapılanmalarına göz açtırmamıştı. Selanik'ten ülkemize getirdiği çoğunluğu yüksek eğitimli ve paralı Sebataycıların Türkiye cumhuriyeti ve inkilaplarının çekirdek kadrosu olduğu doğru bile olsa Atatürk'ün ucu dışarıda olan yapılanmalara soğuk yaklaştığı inkar edilemez. Zaten Türkiye'nin gerçek Kurtlar Vadisi, Atatürk'ün ölümünden sonra TL'ye resmini bastıracak kadar hoyratlaşan İsmet İnönü'nün hediyesidir. Eşi Mevhibe Sebataycıdır aynen Bülent Ecevit'in eşi Rahşan gibi. SebataycıYakup Kadri, Halide Edip, Fatih Rıfkı Atay, Ahmet Emin Yalman, Abdi İpekçiler den bugüne geldiğimizde bu entellektüel misyonu taşıyan Orhan Pamuk gibi kalemler, bizi hep bizden uzaklaştırdı. Bir yandan kültürel yozlaşma bir yandan asıl güçlerini barındıran iş dünyasıyla ortaklaşa ülkemizi sömürdüler. Siyaseti onlar belirledi ve ek olarak medya-mafya-asker-bürokrat bağlantılarını kullanarak demokrasimizin acı tarihine düşen dört askeri darbeyi onlar fişekledi.

Nurallah Aydın'ın dilinden işte müthiş gerçekler: Derin devlete alnı secdeye değeni almazlar. Hiyerarşik bir yapılanmaya sahip gizli örgütlenme 4000 kişiden oluşur. İş adamı, gazeteci, asker, akademisyen hepsi saygın güya laik Kemalist büyük bir gizli örgüttür. Askerler sanıldığı gibi Konsey'de çoğu zaman başkan değildir, üyedir. Emekli olduktan sonra büyük holdinglerde danışman sıfatıyla yüksek maaşa bağlananları araştırırsanız kimler olduğunu bulursunuz. ( Korkmaz Yiğit'in danışmanı Güven Erkaya ve Cavit Çağlar-Hayyam Garipoğlu'nun danışmanı Teoman Koman, Fenerbahçe Cumhuriyet'inden Atilla Kıyat gibi F.A.) Bu askerler TSK'yı temsil etmesede öyle görülür. Tüm MGK Genel Sekreterleri( Nuretin Ersin, Tuncer Kılıç gibi F.A.) ile derin devlet arasındaki askerler arasında direk ilişki olması düşündürücüdür. İlk defa Çevik Bir Genelkurmay 2. Başkanı olarak bu hiyerarşiyi bozdu ve başkanlığa adylığını koydu. 28 Şubatta aşırı çaba sarfetti. Esasen kararı verecek Konsey'in gizli başkanı Anadolu kaplanlarına savaş açan İstanbul dükalığının patronu, ülkemizin en zengin -Holdinginin sahibi Koç'tur.( Koçların yanısıra, Sabancı, son yıllarda Karamehmetler, Kamuran Çörtük, Uzanlar, Ayhan Şahenk- Doğuş Grubu, Eczacıbaşıoğlu, Ulusoylar Konseyde temsil edilir. F.A) 28 Şubat irticaya karşı mücadele değil İstanbul dükalığına karşı ekonomik mücadele başlatan Anadolu kaplanlarını kafese sokma darbesidir. 5000 şirketin önü yeşil sermaye diye kesilmiştir. Bu grupların gazeteleri, derin devletin 28 Şubat operasyonunda provakyonculuk yapmıştır. 28 Şubatla derin devlet, askerleri kullanarak Anadolu Kaplanı denilen ülkenin gerçek sahibi dindar kesimleri sindirmiş, Sebataycı sermayeyi rahatlatmıştır.

Derin devletin liberal gazeteleri Hürriyet, Milliyet; sol eli Cumhuriyet kirli tettikçi sol eli Aydınlık, kirli sağ eli ise kendileri bilmesede Akit-Vakittir. Derin devletin gazetecileri tetikçilik yapar, ancak Uğur Mumcu gibi ileri gittiği için kalemi kırılanlarda olur. Bir dönem Sebataycı Güneri Civaoğlu parlatılır, bir dönem Ertuğrul Özkök, Emin Çölaşan, Fatih Altaylı tetikçilik yapar. 28 Şubatda olduğu gibi bir dönem gelir Sebataycı Dinç Bilgin'in gazetesi Sabah'ın manşetlerini Sebataycı Çevik Bir sabah veya öğle toplantılarına katılarak atar. Hürrüyet ve Akit'in bazı manşetleri taraflarından hazırlanır; biri gerer, diğeri tetiği çeker. Ülkücülere 1980 sonrası mafya görevi verilir ve yurtdışında suikastlar, darbeler ihale edilir. MİT'in derin adamları onları gizli operasyonlarda kullandığı için mutludur; ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayarak istihbarat yaparlar. Sebataycılar, hoşlanmadıkları Mehmet Eymür-Hiram Abbas ikilisinden Mehmet Ağar- Şengal Atasağun ikilisine bayrağı darbe ile devrederek yeni bir sayfa açarlar. Bu nedenle Susurluk'ta Abdullah Çatlı, daha sonra Yeşil tasfiye edilir; kullanılan eski tetikçiler Oral Çelik, Abdullah Argun artık yetim kalmıştır; vatanı için çalıştığını sanan aşırı heyacanlı sonuçta hep kullanılarak paçavra gibi bir kenara atılmışlardır. Oysa bir dönem kara ticaret onlarla yürütülürdü, ancak nedense cepleri hep boştur. Mehmet Ağar, geleceğin parlayan gülüdür.

Akademisyenlerde bu gruptadır, hata yapanın kalemi kırılır( Necip Hablemitoğlu gibi verilen görevde sapla samanı karıştıranların kalemi kırılır; düştüğü bataklıkta batar. F.A.) Konseye üye 'Derin Akademisyenler' Atatürk ve laikliğin arkasına saklanarak ülkenin gerçek sahiplerinin önünü irtica safsatası ile tıkarlar. Başörtüsü, YÖK, İmam Hatip krizleri bir şal gibi Konsey ve örgüt ortakları Sebataycı vurguncuların soygunlarını gündemden düşürür, üstünü örter. Ülkenin bankaları hortumlanırken gürültü çıkartırlar ve dikkatleri başka tarafa çekerler. Bankaları hortumlayanların çoğu Sebataycıdır ve derin devletin bilgisi dahilinde olmuştur. Eğer derin devletin mafya kasası, tefeci Yahudi Nesim Malki öldürüldüğünde İsrail'in 2 milyar doları kaybolmamış olsaydı, Kurtlar Vadisi bu denli karışmayacaktı. Mossad seri suikastlarla tahsilata başlamasa idi ne Türkbank skandalı ortaya çıkar, nede bankaların hortumlandığını kavrayabilirdik. Çakıcı- Yiğit- Mesut Yılmaz-Güneş Taner bağlantıları saçılırdı. Mossad, para derdine kendi ayağını vurmuştu. Bu ülkenin 50 milyar dolarını bankalarda batıranların arkasında gizli bir örgüt yapılanması aranmalıydı. Derin devletin haberi olmadan bu kadar soygun yapılamazdı. Bazılarına göre bu gizli örgütün adı Ergenekondur. Diğer tanımıyla NATO üyesi ülkelerde CIA tarafından kurdurulmuş Gladio. Yalnız tek farkı Mossad'ın katkılarıyla örgütlenme Sebataycı eksenli Masonik bir temelde gelişmişti. Çıkarları için sağ el veya sol el farketmiyordu. Logosunun yanında 50 yıldır takiyye yaparak ' Türkiye Türklerindir' diyen gazete medyadaki ana üsleriydi; dolayısıyla Koç Grubu'nun çıkarları Türkiye'nin çıkarlarından önce geliyor. Kemalizm ve laiklik oyuncaklarıyla Sebataycı örgütlenmeye karşı çıkanlar yok ediliyor veya sindiriliyor.

Bir ahtapot gibi kolları olan bu örgütün ülkemizdeki yasal adı 'CIRCLE D’ORIENT'- 'Büyük Klüp. İngilizce isminde geçen ' Circle' aynı zamanda Tapınakcıların yurtdışındaki yayın organının ismidir. Siyonizm, Sabataycılar ve Tapınak Şövelyeleri arasındaki gizli bağlantı Siyonist Tapınağı Tarikatı'na kadar uzanır. Üstadı azamlarının ünvanı ' Denizci'dir. Güven Erkaya'nın bir dönem başkanlığını yürütmesi sadece eski Deniz Kuvvetleri Komutanı olmasından kaynaklanmamaktaydı. Emekli deniz oramiralı ve 12 Eylül sonrası başbakanlık yapan Bülent Ulusu, uzun süre Büyük Klüp'ün başkanlığını yürüttü, halen üyedir. Onun döneminde üye olan meşhurlar arasında babasından misyonu devralan Mehmet Ağar ve Beşiktaş'ın efsanevi başkanı Süleyman Seba sayılabilir. Seba, emekli olmadan önce MİT'in İstanbul Bölge Müdürüdür. Ünlü mafya babası Aladdin Çakıcı, Ulusu döneminde üye kabul edilir. Çakıcı, ülkenin en büyük uyuşturucu ve silah taciri Dündar Kılıç'ın damadıdır. Sebataycıların kullandığı mafya kolunu temsil etmektedir. Kara para onlardan sorulur. Hakkındaki onca delile rağmen beraat ettirilir. Çakıcı, bu ülkede devletin adamı olarak derin devlete çalışan en derin adamdır. Konuşursa alem karışır. Bu nedenle devlet eliyle kaçırılır. Sinan Engin sadece talimatı yerine getirmiştir.

İngilizcesiyle "MORAL REARMAMENT-MR", Türkçesiyle "MANEVI CİHAZLANMA TEŞKİLATI" nın kökleri dışardadır. Tapınakcıların, zuhruna vesile oldukları Protestan mezhebinin bağlısı (Lutheryan) Amerikan Pastor’u Frank Buchman tarafından, 1929’da "Oxford Group" olarak tesis edilir. Buchman daha sonra, İngilterede EVANJELİK olur; yani Bush oğlu Bush’un, "Yeni Dünya Düzencileri"nin mezhebine duhul eder!.. Bu derneğin Türkiye şubesi Beyoglu’ndadır. Hatta oranın bir sokağında, "Asmalı Mescid vardır; aynı sokakta, "B’NAI B’RITH-AHDİN KARDEŞLERİ" teşkilatı, "FAKİRLERİ KORUMA DERNEĞİ" adı altında faaliyet göstermektedirler. İşte bu sokakta, "MANEVİ CİHAZLANMA TEŞKİLATI" da faaliyete başlar. "Toplum faydasına dernekler" listesinde olup, vergiden muaf ve üste "bütçe"den para da alan bu -bu iki- derneğin kurucu başkanu, -mini mini vali" Prof. Dr. FAHRETTİN KERİM GÖKAY'dır... 33. dereceden mason olan bu adamın, Göztepe-İstasyon durağındaki köşkü teşkilatın toplantı yeri idi; şimdi dikkat, bir başka toplantı yeri ise İSMAİL AĞAR’ın, Kadıköy’deki köşkü... Bu adam, 60 ihtilalinde idam edilen F. R. Zorlu’nun da akrabası ve Ayasofya'nın Ortadoks ibadetine açılmasını istiyor. Heybeliada'daki Ruhbani okulunun açılmasıyla istekleri durulmayacak.

Bu teşkilatın bir diğer üyesi ise, HAZIM ATIF KUYUCAK;bu adam, "Supreme Konsul'de Türküye Masonlarını temsil eden iki kişiden biri; diğeri de "Ceza"cı meşhur dönme Sahir Erman... Kuyucak, "Nur Locası"nın da Üstadı olan bir Mason; "Avrupa Birligi"nin "sevdalısı" biri... Celal Bayar, Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, İ. Sabri Çağlayangil, bunun "altında" olan adamlar... Bu "Manevi Cihazlanma Teşkilatı"nın bütün üyeleri aynı zamanda 'Büyük Klüp'ün üyeleri...

Bu BÜYÜK KLÜB’e kimler üye... Gündüz Kılıç, Bülent Ulusu, Cevher Özden (Banker Kastelli) Ali Rıza Çarmıklı, A. Emin Yalman, (Tek Dünya Fikrini Yayma Cemiyeti"ni dahi kurmuştur.), Ömer Çavuşoğlu, -kardeşi- Nazlı Ilıcak ve kocası Kemal Ilıcak, Nejat Eczacıbaşı, Sabri Ruso, Duran Kalkan, (99’a kadar 13 sene başkanlığını yapmış), Çetin Emeç, Ahmet Fevzi Ellialtıoğlu (devşirme, babalarından biri Yeniçeri Ocağının "56. Ortası"na mensub), Sadettin Bilgiç, Gazanfer İlge, Atalay Coşkunoğlu, Yuda Leon Cukran, Mehmet Emin Karamehmetler, Ümit Aslan Utku, Nejat Tümer (emekli Oramiral), Enver Necdet Egeran (Muhteşem Salomon’a "Mason değildir" belgesi veren TPAO’nun yıllarca başında oturmuş adam) Başaran Ulusoy, Selçuk Maruflu, (ANAP’lı, "Arı Grubu", "Finans Klüp" ve "Mülkiyeliler Birliği" üyesi, DPT ve Eximbank’ta uzun süre çalıştı.) Raif Dinçkök, Adem Ceylan (meşhur Ceylan Holdingin "para işlerine" bakan üyesi, bu aile eski İstanbul Emniyet Mdr. Hasan Özdemir ile eski Mly. Bkn. Masum Türker’i parmaklarında oynatırlar ve "iş" takibi yaptırırlardı) Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Şerif Egeli vesaire...

Hafızanızı tazeleyeyim, Büyük Külüp’ün ismi, "Susurluk" meselesinde de geçmiş, hatta Başkanı Duran Kalkan gizlice giderek ifade bile vermişti. Derin devletin iki Yalçın’ını (Küçük ve Soner’i) Sebataycılarla ilgili yazdıkları kitaplarda "maksatlı" bulmamın sebebi, "Geyik" muhabbeti ile kulaklarına üflenen malumatları "deve" yapmaları ve bu sayede de Kemalist Oligarşi’nin hayatta kalması için "saf müslüman avına" çıkmaları... Bu ülkenin sahibi Sebataycılar diyerek aba altından sopa gösteriyorlar.

daha fazlası için tıkla

torq 22.04.2006 01:20:50
Gerçek Kurtlar Vadisi
Türkiye'deki kirli ilişkiler ağının, karanlık vadideki olayların deşifre edildiği, bugüne kadar yapılmış en etkili, milli maçların olduğu gecelerde bile reyting rekorunu kaptırmayan bir dizi, 'Kurtlar Vadisi' fenomeni ile karşı karşıyayız. Ancak dizideki olaylar ve ilişkiler bir yana, dizinin gerçek yapımcıları ve içinde bulundukları ilişkiler daha bir önem arz ediyor.
•  Reyting rekortmeni Kurtlar Vadisi'nin yapımcısı Raci Şaşmaz, Elazığ merkezli Kadiri Tarikatı'nın lideri Abdülkadir Şaşmaz' ın oğlu
•  Raci Şaşmaz' ın, bugün ticari ilişkilerinde ortaklık yaptığı isimler, geçmişte tarikatın dergisinde yazan, çalışan isimler
•  Raci Şaşmaz' ın ilişkileri arasında, Oral Çelik'le beraber, 70'lerde öldürülen öğretmen Nevzat Yıldırım olayında adı geçen bir MHP'li de var
--------------
"Elazığlı bir Kadiri şeyhi olan Abdülkadir Şaşmaz' ın kurduğu Takva Tasavvuf Kültürünü Araştırma Vakfı, bu şehirde değil de İstanbul ve Ankara'da ses sanatçıları, gazeteciler vb. şahsiyetlerin katkılarıyla küçük burjuva çevrelerinde belli bir ilgi görüyor. Zaten Şeyh Şaşmaz da dergâhını Ankara'ya taşımış."

1997 yılında Paris'te yayımlanan Les Annales de l'Autre İslam (Öteki İslam'ın Yıllığı) dergisinde çıkan Gazeteci Ruşen Çakır'a ait 'Türk-Kürt sınırında İslami Hayat: Elazığ Örneği' başlıklı yazıdan bir alıntıyla başlayalım gerçek 'Kurtlar Vadisi'ne.
Sözü edilen Abdülkadir Şaşmaz kimdir peki?
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. Ruşen Çakır'ın da araştırmasında yer aldığı gibi, bir Kadiri şeyhi. Babası Caferi Tayyar Şaşmaz. O da bir Kadiri şeyhi. Türbesi şu an Elazığ Harput' ta. Şaşmaz soyadı, köken olarak, büyük tasavvuf önderi Abdülkadir Geylani' den Hz. Muhammed'e kadar uzanıyor. Şaşmaz ailesinden gelenler bugün 'seyid' olarak anılıyorlar, yani peygamber soyundan... Elazığ Harput merkezli, ancak özellikle Ankara ve İstanbul'da etkin faaliyetlere sahip olan tarikatın başındaki isim Abdülkadir Şaşmaz. Şeyhin üç oğlu var: Necati Şaşmaz, Tayyar Raci Şaşmaz ve Hilmi Zübeyr Şaşmaz. En büyükleri Necati Şaşmaz. 1971 doğumlu. Şeyh Abdülkadir Şaşmaz' dan sonraki misyonu dolduracak en güçlü isim olarak gösteriliyor.
Yani dizideki rolüyle Polat Alemdar...

Tarikatın özellikle 1991 ve 1996 yılları arasında İstanbul'daki faaliyetleri dikkat çekici. 'Çağrışım' isimli, siyasal İslam'a karşı duran, tamamıyla tasavvuf kültürüne yönelik bir dergi çıkarılıyor.
Derginin Genel Yayın Yönetmeni Ömer Lütfi Mete.
Yazı İşleri Müdürü ise bugün Başbakan'ın Basın Danışmanı olan Ahmet Tezcan.
O dönemde, özellikle bazı sanatçı ve gazetecilerin katılımıyla, Mecidiyeköy-Gayrettepe bölgesinde bir evde bir araya gelip haftalık zikirler gerçekleştiriliyor. Katılımcılar arasında sürpriz isimler de var. Toplantılarda Abdülkadir Şaşmaz her zaman 'eli öpülen şeyh' olarak aralarında... İşte o günlerde omuz omuza olan ekipten bugün bir yıldız kadrosu çıkıyor.
Hasan Kaçan, Ömer Lütfi Mete, Osman Sınav ve tabii ki Şaşmaz kardeşler...
Baba, bakan danışmanı Şaşmaz ailesi ve Abdülkadir Şaşmaz' ın başında olduğu Kadiri Tarikatı'nın Türk-İslam sentezli yaklaşımı, Ahmet Yesevi ekolüne olan yakınlıkları da önemli bir anekdot olarak verilmeli. 1991 yılında Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Abdülkadir Şaşmaz' ı 'tasavvuf kültürüyle ilgili derin bilgisinden' ötürü bakanlık danışmanlığına bile getirmiş. Bu arada Fadime Şahin olayıyla bir dönem Türkiye'nin gündeminden düşmeyen Aczmendiler ve liderleri Müslüm Gündüz'ün de Şaşmazların dedesi Caferi Tayyar Şaşmaz' dan etkilendiği ve Elazığ'daki ilişkileri de altı çizilmesi gereken bir ayrıntı. Bu arada Şaşmaz kardeşlerin amcası Tahir Şaşmaz, bir dönem MHP milletvekilliği de yapmış bir isim...
Yıl 1991:
Elazığ, Harput merkezli Kadiri Tarikatı'nın şu anki şeyhi
Abdülkadir Şaşmaz (ortada),
büyük oğlu Necati Şaşmaz (sağda) ve
ikinci oğul Raci Şaşmaz (solda)
--------------------------------------------------------------
Raci Şaşmaz, Ömer Lütfi Mete ortaklığı
Türkiye'deki kirli ilişkiler ağının, karanlık vadideki olayların deşifre edildiği, bugüne kadar yapılmış en etkili, milli maçların olduğu geceler bile reyting rekorunu kaptırmayan bir dizi, 'Kurtlar Vadisi' fenomeni ile karşı karşıyayız. Ancak dizideki olaylar ve ilişkiler bir yana, dizinin gerçek yapımcıları ve içinde bulundukları ilişkiler daha bir önem arz ediyor. Tempo'nun yaptığı araştırma sonucunda,
'Gerçek Kurtlar Vadisi'ndeki ilişkileri deşifre edecek önemli bilgiler ortaya çıktı. Özellikle Şaşmaz ailesinin ticari işlerinde, bu tarikat ilişkilerinin de etkili olduğu ilginç bağlantıların izini sürdük. İstanbul Ticaret Odası kayıtlarında Kurtlar Vadisi'nin yapımcı şirketi Pana Film'in ortakları arasında şu isimler bulunuyor:
Muhammed Naci Şaşmaz, Tayyar Raci Şaşmaz, Hilmi Zübeyr Şaşmaz, Bahadır Özdener, Hasan Kaçan, Faruk Çetinkaya. Ortaklar arasındaki Faruk Çetinkaya, Pana Film'in avukatı. Bahadır Özdener eski gazeteci, Raci Şaşmaz' ın en yakın arkadaşı. 1973 doğumlu olan Marmara Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü mezunu Raci Şaşmaz sır bir adam olarak, gizemli ilişkilere sahip. Raci Şaşmaz' ın özellikle ticari işlerde aktif olduğu gözleniyor. Aile ve akrabalık ilişkilerine çok önem veriyor:

Halasının torununu bile Kurtlar Vadisi'nde Erhan rolüyle oynatacak kadar... Raci Şaşmaz' a ait kayıtlarda 2 firma daha görünüyor. Bu firmalardan biri Mücazoğlu Basın Yayın Sinema A.Ş. Şu andaki ortakları şunlar:
Adnan Erdoğan, Mehmet Baş, Mehmet Akalın, Ömer Lütfi Mete, Tayyar Raci Şaşmaz. Bu isimler arasında Ömer Lütfi Mete dikkat çekici. Abdülkadir Şaşmaz' ın zamanında başyazı yazdığı Çağrışım Dergisi'nin yayın yönetmeni olan Ömer Lütfi Mete, Raci Şaşmaz ile birlikte 'Deli Yürek' dizisinin senaryo ekibindeydi bir zamanlar. 'Kurtlar Vadisi' ekibinde olmasa bile, Raci Şaşmaz ile ticari ortaklığı sürüyor. Raci Şaşmaz' ın aynı zamanda 'manevi ağabeyi'. Mete'nin tarikatta güçlü isimlerden biri olduğu iddia ediliyor. Mete halen Sabah gazetesi yazarı.
Susurluk bağlantılı ortak Mücazoğlu isimli şirkette, eski yönetim kurulu üyelerinin isimleri ise şunlar:
Abdülkadir Şaşmaz, Cengiz Solak, Zülfü Canpolat, Fahri Yüksel. Abdülkadir Şaşmaz, tarikat şeyhi olan babaları. Zülfü Canpolat, Avrupa Nizam-ı Alem Ocakları Kurucu Genel Başkanı. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu' na yakın bir isim. Fahri Yüksel ise Meclis'teki Susurluk simaları arasında adı geçen biri. Fahri Yüksel' i biraz daha yakından tanıyalım. 1999 seçimlerinde MHP'nin Malatya'dan 4. sıra milletvekili adayı. Milletvekili seçildiği açıklandığında sebebi bilinmez biçimde mazbatası geri alınıyor. 2000-2002 seneleri arasında MHP'nin Malatya İl Başkanlığı'nı yapan işadamı Fahri Yüksel, 1980 yılından bu yana İstanbul polisince arandığı, 24 yıl önce gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra polis ve adliye kayıtlarından ismi düşülmediği ortaya çıkmıştı. Fahri Yüksel' in, 1979'da Malatya'da öğretmen Nevzat Yıldırım'ın Oral Çelik tarafından öldürülmesi olayına adı karışmıştı. O dönemde adı "Susurluk simaları Meclis'te" diye geçti. Yüksel’in Raci Şaşmaz' la yakın dostluğu ve eski ortağı olduğu Tempo'nun yaptığı titiz araştırma sonucunda ortaya çıktı. Tempo muhabirinin sorularını yanıtlayan Fahri Yüksel, Raci Şaşmaz ile ortak olduğunu kabul ederken, Şaşmaz' la ilişkisine yönelik fazla konuşmak istemedi.
Hanım ağa-Sınav-Şaşmaz ortaklığı Raci Şaşmaz şu an tasfiye halinde olan bir şirkete daha sahip. Burada da ilginç bağlantıları söz konusu. Pana Teknik Araştırma ve Elektronik Güvenlik Sistemleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adlı firmada ortaklardan biri Osman Sınav. Dr. Mehmet Mustafa Kızılilsoley dışında bir kadın ortağı var. Adı Nilüfer Sinanlı. Güneydoğu'da 100 bin dönümlük arazilere sahip olan Sinanlı, Güneydoğu'nun hanım ağası olarak da biliniyor.
Osman Sınav muamması
İşin merkezinde Şaşmaz ailesinin olduğu gerçek bir 'Kurtlar Vadisi' yaşanıyor. Tarikattan Susurluk'a uzanan ilişkiler ağında Raci Şaşmaz ismi öne çıkıyor. Tempo'nun görüşme talebini reddeden Raci Şaşmaz, ticari başarısı ve senaryo işlerindeki kıvraklığıyla dikkat çekiyor. Derin bağlantılar, istihbarat ve mafya özel ilgi alanı. 'Kurtlar Vadisi' ile ilgili bugüne kadar en çok merak edilen soru, Osman Sınav'ın neden başarılı ve para kazandıran bir diziyi hiçbir para talep etmeksizin Raci Şaşmaz' a hibe ettiği? Bu sorunun yanıtı yok. Osman Sınav "Projelerim vardı ve hayata geçirmek istedim" diyor, para konusundaysa "Hayatta böyle şeyler vardır. Para her şey değildir" demekle yetiniyor. Türkiye'de dizi ve sinema sektöründe bir numara olan bu isimlerin içinde bulundukları tarikat ve ticari ilişkiler ağı gerçekten önemli. 'Kurtlar Vadisi'ni yaratan ekibin nereden beslendiği, tüm bu gizli bilgileri nasıl deşifre edildiği merak ediliyor ama içinde bulundukları ilişkiler ağı hepsinden daha önemli bir 'Kurtlar Vadisi' gerçekliği taşıyor.
Gerçek Kurtlar Vadisi 'efsaneleri'

1. Dizide sırf Necati Şaşmaz' ın önü açılsın diye Çakır'ın ölümü senaryoya eklendi.
2. Raci Şaşmaz, tarikatından aldığı izinle Osman Sınav'la yollarını ayırdı.
3. Raci Şaşmaz, zırhlı Mercedes ve korumalarla geziyor.
4. Necati Şaşmaz babasından sonra tarikatın başına geçecek.
5. Ömer Lütfi Mete, tarikat ilişkisi çerçevesinde senaryoyu Raci Şaşmaz' a devretti.
---
Tutkun AKBAŞ


deniz 22.04.2006 09:36:59
çok ilginç Huh

adnan 22.04.2006 10:28:51
meyve veren ağaç taşlanır.....normaldir...

ayrım?Huh
ayrım yapılmamasını savunanlar tarafından yapılır.......

deniz 22.04.2006 10:31:42
bunlar ağacın meyvesi mi yoksa kanserli dalları mı ?

ağaca aşağıdan baktığımızda iyi ayırtetmek lazım Wink


Sayfa: [ 1 ]