|
||
| Bildiğiniz gibi Nostradamus kehanetleriyle ünlü olan bir zattır. Bu adamın bir çok kehaneti gerçekleşmiştir. Atom bombasını,11 Eylül'ü,Prenses Diana'nın ölümünü bilmiştir. Dikkat edersenin Prenses Diananın ölümü dışında söylediği bütün kehanetler Amerika'da olan olaylar. Hepsinin başrolünde Amerika var. Acaba Amerika palnlarını yaparken Nostradamusu da kullanmıyor mu? Adamın söylediği bir kehaneti kendileri ortaya çıkarıp dünyanın kaderiymiş gibi gösteremez mi?? |
||
|
||
| muallak (belirsiz) kalan herşey istenen yere çekilir ve kullanılır. tıpkı kuranın, incilin vs. nin her türden tavır için kullanılabilir olması gibi. bu yüzden muallaklığı kökünden kazımak gerekir. |
||
|
||
Sadece zayif insanlar inanmak ister... Üstinsan fala inanmaz. |
||
|
||
| Her akıllı ülke ezoterizmi kullanır , ezoterizmi kullanan ülkelerde tarihde hep büyük olan ülkelerdir. Mısır , İngiltere , Çin vs vs. Ama tabi bu ne kadar komplo teorisi olmaktan uzaklaşır orasını iyi analiz edip araştırmak gerek. | ||
|
||
| Nostradamus uzmanı binlerce araştırmacı... Ortaya çıkardık dedikleri yüzbinlerce kehanet... Arada bir kaç doğru çıkabiliyor tabii... Yanlışların çetelesini tutan olmuyor nede olsa:) Neden Amerika yada Avrupa? Belkide bu uzmanlarımızın! milliyetleri ile alakalıdır.. |
||
|
||
| Tabiki milletle alakalı değil , bu akılla alakalı ve geçmişle , aklını kullandığın yön çok önemlidir. Geçmişten ders çıkartmak ... Geçmişini kültürel bir ezoterizmle iç içe geçiren ırklar her zaman dünyada söz sahibi olmuş büyük uluslardır. dediğim gibi Mısır gibi , Çin gibi , bizans gibi , osmanlı gibi ülkeler hep bu yöndeki gelişmişlikleri ile büyük topraklara hakim olmuşlardır. Yani ezoterik anlamların işlenmesi ve araştırılması her zaman yaratıcılığı ve analitik zekayı körüklemiştir tarih boyunca bir çok örneği var bunun. | ||
|
||
| Bizimde bir kaç Nostradamus uzmanımız olsaydı, bir iki kehanetde onlar yakalasaydı dahamı gelişmiş bir ülke olurdu Türkiye? Bugün piyasada dolaşan bütün bu ıvır zıvır amaca hizmet etmekten çok uzaktır maalesef. Temelinde popülist yaklaşımlar içerdiği içinde, mesela bir bulvar gazetesinde yada İngiliz tabloid basınında kendine yer bulmaktan öte bir derdi olmadığından gayet normaldir bu. Bugün için artık ezoterik bir figür olmaktan çok uzaktır Nostradamus, ortada dönen geyiktir ve bizim ihtiyacımız olan bu değil.. |
||
|
||
Kastım nostradamustan değil kültürel etkileşimden , kültüre sahip çıkmaktan yana. Şu kült laf varya hani , inançlarını kaybeden toplum yokolmaya mahkumdur diye , işte tüm olay aslında bu , inançlar ve kültür. Dinlerin dipleri oyulup mistizmleri görülmeli. Zahiri zaten biliniyor , önemli olan söz konusu olacak toplumun batıni yanının araştırılması. Hemen dalga geçmemek lazım sevgili darkmoon çarpılırız
|
||
|
||
| http://www.milliyet.com/2005/05/21/yazar/dundar.html Sevgili Çeben önce bu yazıya bir bak, sonra konuşuruz ahvalimizi.. |
||
|
||
Benim söylediklerimi destekleyen bir yazı bu , bunun bilimsel bir tarafı tabiki var , ama nazar demek mantıksız ve manasız , ama bunlar salt bu şekilde ele alınmıyorlar sevgili darkmoon , benim ne demek istediğimi sen zaten iyi anladın. Parapsikoloji bilen birisi olarak bana katılman gerekmiyormuydu senin ya
|
||
|
||
| Can Dündar 276 projeden bir tanesinin nazar konusunda olmasına pek bozulmuş ve başlığıda "Tübitak a nazar değdi" diye atmış. Bir lise öğrencisinin projesinden hareketlede epeyce bir retorik üretmiş... Yazı senin fikirlerini desteklemiyor dostum:) Ama ezoterizm konusunda söylediklerine özünde katılıyorum elbette. Sadece hangi ezoterizm diye sormak gerekir diye düşünüyorum.. Günümüz bilimsel anlayışı ile ezoterik öğreti kedi köpek misali ve makul karşılanabilir bu durum. Bizim farklı bir anlayışa ihtiyacımız var, belki o lise öğrencisi orta yolu denemek istemiştir ama iki farklı sistematik karşısında Aristo gibi bir üçüncü postüle etmek daha iyi bir çözüm olabilir. |
||
|
||
| Nazar demenin saçmalık olduğunu ben zaten söyledim , mutlaka bilimsel bir sebebi vardır zaten dedim. Ama bi yandan da ne demek istediğimi senin anladığını bildiğimi söyledimki sende burda beni onayladın , bu konuda birbirimizi anladığımızı düşünüyorum. Ezoterizme gelince , bugünlerde okuduğum bir kitaptan edindiğim bilgiye göre , Hz. Musa peygamber olmadan önce okült bilimlere ilgi duyuyormuş. Yani arkasına bir ezoterik takmış , anlayamadığı bazı şeyleri ya salla ya demektense anlamaya çalışmış. Belki bu noktadan bir yola çıkabiliriz ? | ||
|
||
| Peygamberlerin inisiyasyon hikayeleri ilginçtir elbette. Mısır ve Ramses fanatiği Christian Jacq sıradan işlerden sayar onun Kızıldenizi bölmesi, yılan asa dönüşümlerini başarmasını filan, örneklerde verir. Ezoterik kaynaklar daha farklı bir portre çizerler ama bu hikayelerde eksik kalan bazı yönler var. Bir taraftan bilginin getirdiği bir güçten bahsediyoruz ama mesela şu "sandık" meselesi okült bilgilerin sınırlarının ne olduğu ile ilgili şüpheler uyandırıyor bende. Bilgiye ulaşmanın yolları bugün dahi bellidir ve her insan belli noktalara ulaşabilir. Anahtar ve kapı meselesi... Ama peygamberlerin hayatında kritik eşiğin aşıldığı bir nokta var ki, o eşiğin ötesine açılan kapıların anahtarı bizim bilgi kavramımızla ifade edilemeyecek özelliklere sahip. Okült ilimler bugün, rasyonalist ideolojinin yani bizim herşeyi akılla açıklama ve aklın dolayısıyla insanın üstünlüğü felsefemizin araçları konumuna getirilmiş kırıntılardan ibaret. Bilgiyi elde etmeye çalışıyoruz ve ondan pratik faydalar umuyoruz, bu anlayışın elindeki anahtarların kısıtlı oluşuna şaşmamak gerekir. Denklemi yanlış kurmaktan bahsediyorum, bilmem anlatabiliyormuyum? |
||
|
||
| Gayet güzel anlatıyorsun , ama ben şu konuda sana bir soru sormak istiyorum. Gene okuduğum aynı kitapta , Musanın peygamber olmadan önce bir adamı öldürmesiyle beraber gelişen olayları anlatıyor , Eğer o adamı öldürmese peygamber olması için gereken yere gitmesi için bir bahane bulamamış olacaktı , bunun tanrısal olduğu muhakkak , peki madem ki tanrı çevre faktörlerle oynayarak bizlere yol gösteriyorsa , o zaman ezoterizmden yola çıkmamızı istiyor olabilirmi ? Sonuçta peygamber olması belli olan bir kişiye bu uğurda bir insan öldürtüyor. Yani zulmani bir olayı rahmani olmak için yaptırıyor , bu noktadaki yorumlarını merak ediyorum | ||
|
||
| Tanrısal olan Musa nın seçtiği yoldur. İnsan hayatı her zaman kutsal olmuştur. Ölüm üzerine yarattığımız bütün bir kültür gücünü bu kutsallıktan alır aslında. Bir canlının tekamül sürecine müdahalede bulunmanın ödenmesi gereken bedelleri vardır. Ölüme meşruiyet kazandıranda yine paradoksal olarak bu sürecin kendisidir. Ancak pratikte insan bu kararı vermek sorumluluğunda olamaz, aksi Tanrının iradesine karşı gelmek olur. İslamiyet bu açıdan bakıldığında "varoluşçu" bir dindir diyebiliriz. Tevbe kurumunun varlığı bile başlı başına Kuran ın "şimdi ve burda" anlayışının sonucudur. Yine Kuran "ıstıfa" kavramından sözeder. Buna göre Peygamberlerin seçimi bir işaretten daha fazlasını içerir. Olayları deterministik bir temele oturtmak için elimizde yeterli veri olmadığını düşünüyorum açıkçası. Çindeki kelebek bizim hesaplarımızda yer tutmuyor:) İnsanın tuttuğu yolun kıvrımlarında nasıl bir etkinin sarmallanıp, hangi düşünce ve yaşayışın bize nasıl geri döndürüldüğünü açıklamakta yetersiz kalıyor bilgi.. Musa sonrası, babadan oğula geçen/geçebilen peygamberlik bizi salt bilginin peşinde dolaştırıyor belki ama burada yanlış olan bir şeyler var.. Fark nerede gerçekten merak ediyorum ben, olması gerek, yanılıyormuyum? |
||