SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komplo Teorileri

Konu: 11 Eylül

Sayfa: [ 1 ]

deniz 02.07.2004 09:55:42
ABD'li Prof. David Ray Griffin'in "New Pearl Harbor" adlı kitabında şok iddialar:
Pentagon bir uçakla değil, füzeyle vuruldu.
Binaya girdiği söylenilen ve en son Ohio'da görülen o uçak ve yolcuları nerede?
ABD, 11 Eylül'e göz yumdu. Tıpkı, Roosevelt'in II. Dünya Savaşı'na girebilmek için Japonlar'ın Pearl Harbor'u vurmasına göz yumduğu gibi....

İkiz Kuleler'e yapılan ilk saldırıdan 3 dakika sonra CNN, canlı yayındaydı. Nasıl oldu da Bush saldırılardan ancak 15 dakika sonra "haberdar" oldu?

Profesör Griffin'in 11 Eylül 2001 günü için ilk olarak dikkat çektiği şey, ABD Başkanı George W. Bush'un tavırlarıydı. Bush, Florida eyaletine bağlı Sarasota şehrindeki bir ilkokulda ülkenin yeni milli eğitim planını anlatacaktı. Bütün medya oradaydı. Bush, okula geldi. Kameralar, gülüp çocuklarla şakalaşan Bush'u görüntülüyordu.
Saat 08.45... Dünya Ticaret Merkezi'ne (DTM) ilk saldırı gerçekleşti. CNN, saat 08.48'te canlı yayına girdi. Bush saat 09.30'da, yani İkiz Kuleler'e düzenlenen ikinci saldırıdan da sonra canlı yayına katılıp "açıkça terörist saldırıya uğradıklarını" söyledi. Başkan, niye 45 dakika bekledi? Bush bu soruyu saldırıdan 2 ay sonra verdiği bir röportajda "CIA, beni saat 09.00'da bilgilendirdi" diye cevapladı. Yani CIA, CNN'nin 3 dakika sonra verdiği saldırıyı, başkana 15 dakika sonra söyledi!.. Bunun imkansız olduğunu belirten Griffin, "Okul saldırıları öğrenmek için iyi düşünülmüş bir yerdi. Çocuklarla oynayan Bush gülüyordu. Sonra saldırının etkisiyle yüzü asıldı. Kararlı bir şekilde terör saldırısı dedi. Halk, bu değişimden etkilendi ve Afganistan'a açılan savaşta Bush'a tam destek verdi" diyor.

4'üncü uçağın Pentagon'a girdiği söyleniyor. Oysa 708 km hızla giden bir Boeing gerçekten çarpsa bina yok olurdu. Binada 5 metre çapında bir delik oluştu. Bu yalnızca füzeyle olabilir. FBI, güvenlik kameralarını neden imha etti? Griffin'in kitabında yer alan diğer bir önemli konu da aynı gün saat 09.43'te Pentagon'a düştüğü (İkiz Kuleler sonrası üçüncü saldırı) iddia edilen American Airlines'ın uçağı... Pentagon'da oluşan 5 metre çapındaki çukuru inceleyen Griffin, bunun bir uçakla değil ancak bir füzeyle yapılabileceğini söylüyor. Bunun için de 2 teori ileri sürüyor: Yetkililer, "Boeing, 708 kilometre hızla Pentagon binasına girdi" demişti. Oysa 100 ton ağırlığında ve 708 kilometre hızla gelen bir uçağın, Pentagon binasının tamamını yok etmiş olması gerekliydi. Bu kadar küçük çaplı bir çukur ancak bir füzeyle gerçekleştirilebilir.

FBI, Pentagon'un güvenlik kamerasının görüntülerini saldırıdan birkaç saat sonra aldı ve yok etti. Onun için binaya neyin çarptığı kesin olarak açıklanamıyor. Füze teorisi doğruysa, içi yolcu dolu olan 4'üncü uçak nerede?.. Pentagon'a giren bu uçağı Hani Hunjur adlı teröristin kullandığı söyleniyordu. Oysa Hunjur'un 1 yıl önceki uçuş kayıtları, öğretmenlerinden hep kötü not aldığını gösteriyor. Öğretmenleri 5 kez yetkilileri Hunjur'a pilot brövesi verilmemesi için uyarmıştı. Bu kadar başarısız bir pilot, nasıl oldu da ABD'li yetkililerin söylediği gibi 7 bin metre yüksekteki Boeing'e 360 derecelik uzmanlık gerektiren bir manevra yaptırmıştı...
İkiz Kuleler'e yapılan saldırılardan önce 2 uçak şirketinin hisse değerleri düşüyordu. Buna rağmen bir kişi, iki şirketle satış sözleşmesi imzaladı. Saldırı sonrası sözleşme değeri 1200 kat arttı. 10 milyon dolar kazanan bu kişi, Ladin miydi? Borsada 11 Eylül saldırılarından en çok 3 şirket etkilendi. Bunlardan biri Dünya Ticaret Merkezi'nin ikiz kulelerinin 22 katının sahibi Morgan Stanley, diğer ikisi de saldırıda teröristler tarafından uçakları kullanılan United Airlines ve American Airlines şirketleriydi. Saldırı öncesi 2 şirketin hisse senetleri değer kaybediyordu. Ancak "buna rağmen birileri", saldırıdan 3 gün önce 2 şirketle satış sözleşmesi (put option) imzaladı. 11 Eylül saldırılarıyla hisse senetlerinin değeri yerlerde sürünen 2 uçak şirketinin satış sözleşmelerinin değeri tam 1200 kat arttı. Bu şans olabilir miydi? Hisse değeri düşen 2 şirkete sözleşmesiyle yatırım yapan kişi kimdi? Bu ancak saldırıların o şirketlerin uçaklarıyla olacağını bilen biriydi. Griffin, 10 dakikada 10 milyon dolar kazanan bu kişinin borsada oynadığı söylenen Usame bin Ladin olabileceğine dikkat çekiyor. Bir başka deyişle, Griffin bu miktarın Ladin'in payına düşen miktar olduğuna inanıyor...

İkiz Kuleler'e giren ilk uçakla bağlantı 31 dakika önce kesildi. En yakındaki üs yerine, 280 km uzaktaki bir başka üsten F-16 havalandı. Pilot, saldırıdan önce bölgeye özellikle yetişmemek için mi jeti yavaş kullandı? Dünya Ticaret Merkezi'nin kuzey kulesine saat 08.45'de çarpan American Airlines'a ait uçağın radyo bağlantısı 08.14'te kesildi. Yani saldırıdan 34 dakika önce... ABD havacılık kurallarına göre böyle bir durumda en yakın üsten kalkan bir F-16, uçağı bulup telsizle pilotla bağlantıya geçmeliydi. Tehlike arz eden bir durum varsa da F-16, uçağı düşürebilirdi. Griffin'e göre sorun da burada zaten...

F-16, olması gerektiği gibi yolcu uçağının bağlantısının koptuğu yere en yakın hava üssü olan McGuire'den değil, 280 kilometre uzaklıktaki New Jersey'deki Cape Cod'dan kalktı. (Oysa McGuire, DTM'ye 3 dakikalık uzaklıktaydı.) Saat 08.52'de İkiz Kuleler'e gelen F-16 pilotu resmi ifadesinde "Son hızla gittim ancak yetişemedim" demişti. Griffin'e göre pilot yalan söylüyor. Çünkü bir jet son hızla gidiyor olsa, dakikada 51 kilometre yol kat eder. Bu hesaba göre, pilotun 8 dakika içinde New York'ta olması gerekliydi. Yani saat 08.22'de, ilk saldırıdan tam 23 dakika önce!!!

18.05.2005 00:40:48
Q33 NY uçuş numarası
Simdi bir word belgesi açıyorsunuz tertemiz, bu
rakam ve harften
oluşan uçuş numarasını
kopyalıyorsunuz.
Daha sonra bu yazıyı taratıp karakter
büyüklüğünü 72 (en büyük) yapıyorsunuz. ve
de yazı karakterini de "Wingdins" olarak
ayarlıyorsunuz. Dikkat edin webdings değil
wingdings..

deniz 20.05.2005 23:33:21
yukardaki bilgi için üşenen olacaktır. word de karşınıza çıkacak sonuç şu:


deniz 20.05.2005 23:53:16
11 Eylül saldırılarından derin devlet (Şahinler) sorumlu!..

# Binlerce kişinin ölümüne neden olan ve galiba daha bir çok insanın hayatına mal olacak 11 Eylül saldırılarıyla ilgili hepimizin aklına takılanlar aşağı yukarı aynı; Saldırılar ABD'nin ekonomik gücünün merkezi ve ABD'nin kalbi Pentagon'a yapıldı.
# Saldırganlar, çok iyi organize olmuşlardı ve her türlü ayrıntıya sahiptiler. Hiç bir şey şansa bırakılmadı. 'Transporder' denilen aleti bile kapattılar.
# ABD istihbaratı hiç bir şeyin farkına varamadı. Bırakın CIA ve FBI'yı her şeyi gözetleyen ve bilim adamlarına analiz ettiren NSA bile izlerine rastlamadı. Tüm güvenlik ve istihbarat tekniklerini atlatmayı başardılar. Bu kadar sıkı ve karmaşık güvenlik önlemlerini aşabildiler.
# Saldırılar ancak bir filmde yakalanabilecek mükemmellikte gerçekleşti. Uçaklar, kulelerin yıkılabilmesi için çarpılacak en doğru hedefi buldu...

TEKRAR BAŞA DÖNERSEK!...

# Uçaklar kaçırıldıktan sonra çarpışmaya kadar 30 dakika rotalarından sapmış olarak uçtu. Bu arada radarda farkedilmedi mi? Kule neden hiç telsiz bağlantısı kurmadı.
# Ayrıca pilotlar nasıl hiç kaçırılma sinyali (Transporder) gönderemedi? Korsanlar nasıl bu kadar çabuk hareket edebildiler?
# Pentagon'un hava sahasına girebilmek için çok gizli kodlar kullanmak gerektiğinden bahsediliyor? Uçak, nasıl bu alana girdi ve çakıldı. Ayrıca ilk haberlerde binanın kullanılmayan ve tadilatta olan kısımlarının saldırıya uğradığı belirtildi. Ve bir daha bu konudan bahsedilmedi...

SALDIRILARDAN ÖNCE...

Uçakları, kullanan pilotlar eğitimliydi nereye gittiklerini ve nereye çarpacaklarını biliyorlardı.

ANLAŞILAN...

# Saldırı en az 6 aydır planlanıyordu. Ve militanlar bu arada pilotluk eğitimlerini tamamladı ve gerekli bilgileri topladı.

PEKİ???

Bu arada ve öncesinde CIA, FBI ve NSA nasıl haberdar olamadı. Tamam diyelim ki saldırıyı sadece bir hücre gerçekleştirdi. Ama bir yerlerde mutlaka açık vermiş olmalılar. Çünkü cep telefonundan mail trafiğine her türlü iletişimi Echelon tarafından gözetlenmiyor mu?

TAMAM...

İlk uçak çarptıktan sonra herkes olaydan haberdar oldu. Ve 18 dakika sonra ikinci uçak çarptı. Birincisi kaza sanılıyordu. İkinci de uyandılar ama Pentagon saldırısına ne demeli? En yakın hava üssünden kalkan uçakların en fazla 10 dakika içinde müdahale edebileceğinden bahsediliyor. Ancak dördüncü uçağa müdahale edilebildi. Daha sonra da son uçağın akibeti örtbas edildi. Düştü mü düşürüldü mü anlaşılamadı. Halbuki kaçırılan uçakların sayısının 7-8 olduğundan bahsediliyordu...

VE SORUŞTURMA BAŞLADI

11 Eylül 2001 dünya için yeni bir milad oldu. Saldırılarda binlerce insan hayatını kaybetmişti. Ve ABD'nin sarsılmaz karizması yerlerde sürünüyordu. Hemen ortaya bir takım isimler atıldı. Ama asıl üzerinde durulan zanlı 'terörist' Usame bin Ladin oldu.

ÖNCE TERÖRİSTLERİN İSİMLERİ...

4 gün sonra 19 kişilik bir liste oluşturuldu. Ve şüphelilerin hepsinin Arap asıllı olduğu ilan edildi
Ancak
# Şüphelilerden Adnan Bukhari'nin bir FBI ajanı olduğu, kardeşinin ise hayatta olmadığı ortaya çıktı.
# Ayrıca Abdülaziz el-Ömeri'nin Riyad'da olduğu anlaşıldı.
# Diğer şüpheli Said Hüseyin Garamallah el-Gamdi de, Tunus'ta olduğunu ispatladı.
Yani
Daha bir hafta geçmeden 8 şüphelinin adı temize çıktı
# Bunun anlamı neydi peki? Bu kadar acele niye?

YA DİĞER KANITLAR???

FBI'ın el altından beslediği basın her gün yeni 'kanıtlar' yayınlıyordu. İşte bir kaç örnek...
# "Dünya Ticaret Merkezi'ne düzenlenen saldırıda kullanılan American Airlines uçağına binen bir yolcunun yerde kalan valizlerinde bir Kuran, bir video kaset ve yakıt tüketim hesaplama makinası bulunduğu bildirildi." (Vay be...)
# "Bazı gazeteler, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanlarının, bu kentte bir eve düzenlediği baskında ele geçirdiği belgeler arasında, Türkiye'deki İncirlik hava üssü ve Ürdün'deki bir havaalanına ait bilgiler bulduğunu yazdılar." (Breh breh...)
# "Son birkaç ay içinde, Roma'da American Airlines'ın tuttuğu bir otel odasında şirket mürettebatına ait üniforma ve belgelerin çalındığı bildirildi" (Bulunmasa şaşardık!..)
# ABD Adalet Bakanı John Ashcroft, teröristlerin 4 uçaktan daha fazlasına yönelik eylemleri planladıkları olasılığını gündeme getirdi. Ashcroft, 11 Eylül intihar eylemleriyle bağlantılı başka teröristlerin hala ABD'de bulunacağına da dikkat çekti." (Çek aslanım çek...)

NE İSPATLANMAYA ÇALIŞILIYORDU?

Bir taraftan teröristlerin Arap asıllı ve radikal islamcı olduğu iddia ediliyor. Ve gülünç kanıtlar ortaya konuyordu. Kamuoyunun ne düşünmesi isteniyordu?
# Arizona Republic gazetesi: "ABD, uluslararası terörizmin dallanıp budaklanmasına göz yumdu"
# The Washington Post: "Düşman, ABD topraklarındaki savunma noktalarının içine girebildiğini kanıtladı. Teröristlerin, ABD halkının dürüstlüğü ve özgürlüğüne zarar vermesine izin verilmemesi gerek"
# The Los Angeles Times: "2. Dünya Savaşı sırasındaki Pearl Harbor baskını gibi, bu saldırılar da ABD'yi gafil avladı"
# The Houston Chronicle: "teröristlere karşı birlik olunması gerek, ABD bunu tek başına yürütemez"

KAÇINILMAZ SON SAVAŞ

Medyanın kıvama getirdiği kamuoyuna son mesajı, bizzat Başkan George W. Bush verdi: "Bu bir savaş, demokrasiye ve insanlığa yapılmış saldırılara karşı savaş açıyoruz" ve dünyayı uyardı "Ya bizden yana olursunuz ya da teröristlerden yana."

SUÇLU BİN LADİN
HEDEF AFGANİSTAN

# Hedef belirlendi Ladin. Taliban uyarıldı. Uyarılara önce diklenen Taliban durumun ciddiyetini anlayınca geri adım attı ama bu kez de ABD oralı olmadı. Taliban, Ladin'i önce üçüncü bir ülkeye vermeyi teklif etti. Kabul edilmeyince pazarlık önerdi. ABD yine oralı olmadı. Sanki karar çoktan verilmişti. Afganistan'a girilecekti...

ULUSLARARASI KAMUOYUNU İKNA...

ABD elinde çok kuvvetli kanıtları olduğunu ama bunları kamuoyuna açıklanamayacağını belirtti. (Nedense?). Derken kanıtlar ABD büyükelçileri tarafından ülkelere sunulmaya başlandı. Herkes ikna oldu. (Himm, kesin Ladin canım, kanıtlara baksana) Ancak bu toplantılarda ikna edici şeylerin, gösterilen kanıtlar mıydı yoksa başka şeyler miydi bilinemiyor tabii.

NİŞAN ALLL:
ATEEEEEEEEŞŞŞ!!..

7 Ekim Pazar akşamı ajanslar beklenen haberi verdi: "Flaş!..Flaş!..Kabil'e füze yağıyor.." Operasyon başladı ve haftalardır devam ediyor.

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

Eğer Taliban, Sovyetler Birliği'ne karşı sürdürdüğü mücadelesini sergilemezse ABD önderliğindeki uluslararası güç kalıcı olarak Afganistan'a yerleşecek.

ASIL KONUYA GELİRSEK!..

Saldırıların failleri için bir kaç alternatif var
1- Tamam gerçekten Ladin yaptı diyelim. ABD'nin bundan haberdar olmaması imkansız. Kesin göz yumuldu.
Neden mi?
Çünkü: Böyle bir saldırının ardından ABD ne istese yapabilecekti.
# Son yıllarda inişe geçmiş savunma harcamaları tekrar artırıldı
# ABD giderek kendi içine kapanan ve dünyaya fazla açılmayan bir yapıya dönüşmeye başlamıştı. Sınırötesi operasyonlara sıcak bakılmıyordu
# Ekonomi durgunlaşmaya başlamıştı.
# AB ve bazı uzakdoğu ülkeleri tehdit oluşturmaya başlamıştı ve bu Amerikan milliyetçilerini rahatsız ediyordu.

Durum böyleydi ama saldırıların ardından bazı şeyler değişti
# Güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı: Ve ABD bir polis devlet haline geldi. Telefon dinleme yetkisi rutin hale geldi, soruşturma için daha bir çok insanın hakları çiğnenmeye başladı.
# Ekonomik savaş başladı; ABD hükümetine şüpheli tüm hesaplara el koyma yetkisi verildi. Düşünsenize bir kere bu güçle neler yapılabilir. ABD'nin elindeki istihbarat bilgilerini bir süredir yerli şirketlerinin lehine kullandığı biliniyor. Eh, artık bundan sonra neler yapacak düşünün bir kere.
# Uzun zamandır ABD yönetimi ikiye ayrılmış durumdaydı. Ilımlılar ve Şahinler (radikaller). Ilımlılar ABD'nin demokratik kimliğinin garantisiydi. Ama saldırıların ardından elleri kolları bağlandı. Hatta bazıları taraf bile değiştirdi. Şahinler ise en radikal milliyetçiler. Dünya üzerinde kayıtsız şartsız bir ABD üstünlüğü istiyorlar. Şahinler grubunun kamuoyu tarafından en fazla bilinen aktörleri Başkan Bush, Savunma Bakanı Rumsfeld ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice. Garip ama eski Genelkurmay Başkanı ve şimdiki Dışişleri Bakanı Powell ılımlıların tarafında.


2- ABD içindeki şahinler grubu da yapmış olabilir. Şahinler eşittir derin devlet. Savunma sanayii, petrol şirketleri, enerji şirketleri ve bir çok büyük global şirket onların kontrolünde. Ve servetlerini ABD'nin gücüne borçlular. Aslında ABD de gücünü onlara borçlu denebilir. Yani tam bir tavuk ve yumurta sendromu... Kennedy cinayeti ve ABD'nin girdiği tüm savaşların sorumlusu onlar. Neden böyle bir saldırıyı planlamış ve de gerçekleştirmiş olmasınlar... HEDEF AFGANİSTAN

# Hedef belirlendi Ladin. Taliban uyarıldı. Uyarılara önce diklenen Taliban durumun ciddiyetini anlayınca geri adım attı ama bu kez de ABD oralı olmadı. Taliban, Ladin'i önce üçüncü bir ülkeye vermeyi teklif etti. Kabul edilmeyince pazarlık önerdi. ABD yine oralı olmadı. Sanki karar çoktan verilmişti. Afganistan'a girilecekti...

ULUSLARARASI KAMUOYUNU İKNA...

ABD elinde çok kuvvetli kanıtları olduğunu ama bunları kamuoyuna açıklanamayacağını belirtti. (Nedense?). Derken kanıtlar ABD büyükelçileri tarafından ülkelere sunulmaya başlandı. Herkes ikna oldu. (Himm, kesin Ladin canım, kanıtlara baksana) Ancak bu toplantılarda ikna edici şeylerin, gösterilen kanıtlar mıydı yoksa başka şeyler miydi bilinemiyor tabii.

NİŞAN ALLL:
ATEEEEEEEEŞŞŞ!!..

7 Ekim Pazar akşamı ajanslar beklenen haberi verdi: "Flaş!..Flaş!..Kabil'e füze yağıyor.." Operasyon başladı ve haftalardır devam ediyor.

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?

Eğer Taliban, Sovyetler Birliği'ne karşı sürdürdüğü mücadelesini sergilemezse ABD önderliğindeki uluslararası güç kalıcı olarak Afganistan'a yerleşecek.

ASIL KONUYA GELİRSEK!..

Saldırıların failleri için bir kaç alternatif var
1- Tamam gerçekten Ladin yaptı diyelim. ABD'nin bundan haberdar olmaması imkansız. Kesin göz yumuldu.
Neden mi?
Çünkü: Böyle bir saldırının ardından ABD ne istese yapabilecekti.
# Son yıllarda inişe geçmiş savunma harcamaları tekrar artırıldı
# ABD giderek kendi içine kapanan ve dünyaya fazla açılmayan bir yapıya dönüşmeye başlamıştı. Sınırötesi operasyonlara sıcak bakılmıyordu
# Ekonomi durgunlaşmaya başlamıştı.
# AB ve bazı uzakdoğu ülkeleri tehdit oluşturmaya başlamıştı ve bu Amerikan milliyetçilerini rahatsız ediyordu.

Durum böyleydi ama saldırıların ardından bazı şeyler değişti
# Güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı: Ve ABD bir polis devlet haline geldi. Telefon dinleme yetkisi rutin hale geldi, soruşturma için daha bir çok insanın hakları çiğnenmeye başladı.
# Ekonomik savaş başladı; ABD hükümetine şüpheli tüm hesaplara el koyma yetkisi verildi. Düşünsenize bir kere bu güçle neler yapılabilir. ABD'nin elindeki istihbarat bilgilerini bir süredir yerli şirketlerinin lehine kullandığı biliniyor. Eh, artık bundan sonra neler yapacak düşünün bir kere.
# Uzun zamandır ABD yönetimi ikiye ayrılmış durumdaydı. Ilımlılar ve Şahinler (radikaller). Ilımlılar ABD'nin demokratik kimliğinin garantisiydi. Ama saldırıların ardından elleri kolları bağlandı. Hatta bazıları taraf bile değiştirdi. Şahinler ise en radikal milliyetçiler. Dünya üzerinde kayıtsız şartsız bir ABD üstünlüğü istiyorlar. Şahinler grubunun kamuoyu tarafından en fazla bilinen aktörleri Başkan Bush, Savunma Bakanı Rumsfeld ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Rice. Garip ama eski Genelkurmay Başkanı ve şimdiki Dışişleri Bakanı Powell ılımlıların tarafında.


2- ABD içindeki şahinler grubu da yapmış olabilir. Şahinler eşittir derin devlet. Savunma sanayii, petrol şirketleri, enerji şirketleri ve bir çok büyük global şirket onların kontrolünde. Ve servetlerini ABD'nin gücüne borçlular. Aslında ABD de gücünü onlara borçlu denebilir. Yani tam bir tavuk ve yumurta sendromu... Kennedy cinayeti ve ABD'nin girdiği tüm savaşların sorumlusu onlar. Neden böyle bir saldırıyı planlamış ve de gerçekleştirmiş olmasınlar...

alıntı

deniz 20.06.2005 10:58:05
11 eylülde pentagona düşen (!) uçakla ilgili mükemmel bir animasyon.

çok zevkli ve kaliteli.

izleyin

04.01.2006 18:01:25
amerika 11 eylülden çok daha fazlasını hak ediyor

kiya 09.08.2006 04:40:08
Amerikalı bilim adamları: İkiz Kuleler'i uçaklar değil, ABD hükümetinin bombaları yıktı.


11 Eylül'de New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne düzenlenen saldırıların üzerinden 5 yıl geçti. Ancak hala olayın perde arkasında neler yaşandığı sıradan vatandaşların yanı sıra bilim adamlarının da kafasını kurcalıyor. ABD'de bir grup bilim adamı 11 Eylül saldırıları üzerine geliştirdikleri komplo teorileriyle olaya başka bir açıdan bakıyor.

Uçaklar değil hükümet yıktı

Aralarında ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın mezun olduğu Stanford Üniversitesi olmak üzere Princeton, Texas ve Indiana gibi saygın üniversitelerde ders veren öğretim üyeleri '11 Eylül Gerçeği İçin Bilim Adamları' adında bir grup kurarak geliştirdikleri komplo teorilerini tartışıyor.

Çelik yapı böyle erimez!

Brigham Young Üniversitesi'nde fizik dersi veren komplocu bilim adamı grubunun üyelerinden Steven Jones, bilimsel bir makale yazarak uçakların etkisiyle değil İkiz Kulelerin bir patlama sonucu yıkıldığını iddia ediyor. Jones daha çok ikiz kulelerin çeliklerinin erimesine yoğunlaşmış. Ona göre uçakların binalardaki çelik konstüriksiyonu eritmesi mümkün değil. Hükümetin oluşturduğu 11 Eylül Komisyonu'nun yaptığı araştırmayı eksik bulan Jones, patlayıcıların dışarıdan getirildiğine inanıyor.

ABD bunu bilinçli yaptı

ALtmıştan fazla milletvekilinin itirazına rağmen bu kış Wisconsin-Madison Üniversitesi'nde İslam derslerine girecek Kevin Barrett, hükümetin bilinçli olarak İkiz Kuleler'i patlayıcılarla yıktığını iddia ediyor. Barrett kendilerinin radikal düşüncede insanlar olmadıklarını savunuyor. Kevin Barrett, ABD hükümetinin bilinçli olarak İkiz Kuleler'i yıkmasının sebebini yeni bir siyasi gündem yaratmak olarak değerlendiriyor.

Gerçekler bizden gizleniyor

Makine mühendisi olan Judy Wood Clemson Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak görev yapıyor. Wood bir patlayıcı kullanılmadığı takdirde kulelerin bu kadar hızlı yıkılmasının mümkün olmadığını söylüyor.

'Eğer ABD hükümeti kulelerin nasıl yıkıldığı ile ilgili yalan söylüyorsa herhangi bir şeye inanabilirsiniz' diyen Wood, olayla ilgili yaşananların gizlendiğini savunuyor.

11 eylül saldırıları ile ilgili ilginç bir videoya da şu adresten ulaşılabilir:

http://www.loosechange911.com

17.08.2006 03:46:52
Ceplerinde altı bin dolar ve bir dizüstü bilgisayarla çektikleri belgesel sayesinde üç genç 11 Eylül'ü algılayışımızı baştan sona değiştiriyor. 'Loose Change' bu yılın İnternet fenomeni, belki de İnternet'te gişe rekorları kıran ilk film. Google'dan bedavaya indirilen belgeseli izleyince insanın ilk aklına takılan soru 'Bunu neden ben düşünmedim' oluyor. Ardından da anlatılanların gerçek olabilme ihtimalinden dolayı ürküyorsunuz.

Amerikan basınında bu fenomeni fark eden ve belgeselin iyice patlamasına sebep olansa Vanity Fair dergisi oldu. Bush'a karşı tutumu ve politik konulara şüpheci yaklaşımıyla bilinen dergi ağustos sayısının epey bir sayfasını belgeselcilere ayırdı.

'Loose Change' 11 Eylül'le ilgili ortalıkta konuşulan komplo teorileri arasında ayakları en yere basanı. Bu bakımdan da iddiaları ciddiye alınır cinsten.

Aslında belgesel neredeyse iddialarının tamamını mevcut popüler haber kaynaklarına dayandırıyor: Newsweek, CBS News, CNN, ap, Fox News'de yayınlanan malzemeler ve bilgilerin arasındaki boşluklar iyi yakalanmış. Tabii komisyon raporları, güvenlik bildirileri, resmi yazışmalar da büyüteç altında.

Belgeselin bu denli popüler olmasının altında şüphesiz sorduğu hayli çarpıcı soruların etkisi büyük. Amerikan gençlerinin 'Bizim kuşağın Kennedy suikastı' diye yorumladığı 9/11'de de tıpkı Kennedy suikastında olduğu gibi pek çok karanlık nokta var.

Mesela, uçaklar binalara çarptıktan sonra etraftan insanların duyduğu patlama sesleri neydi? Bina yıkıldıktan sonraki kalıntılar neden yurtdışına apar topar gönderildi? İkiz Kuleler yıkılmadan önce sebepsiz yere ve hiçbir açıklama olmadan iki sığınak neden yok edildi?

American Airlines 11 ve United 175 uçaklarındaki kara kutular neden hiçbir zaman bulunamadı? Kara kutu kadar sağlam bir kanıtın sağ çıkmadığı AA 11 uçuşundan terörist olduğu söylenen birinin pasaportu nasıl pürüzsüz bulundu?

Pentagon'a çarpan uçağın kalıntısına nasıl rastlanmadı, söylendiği gibi koskoca bir metal yığınının tamamının erimesi mümkün müydü? Dahası, duvarda kanatların çarptığına dair bir iz de yoktu...

Filmi de çekilen United 93 uçuşu gerçekten yolcuların kahramanlıkları sayesinde düşürüldü mü, yoksa bir görünmez el bu uçağı bilinmez bir yere indirip yolcuların yok edilmesini mi örgütledi?

Cep telefonlarıyla yapılan görüşmeler fabrikasyon mu? Özellikle bir uçuş görevlisinin kumanda merkeziyle yaptığı konuşmayı dinleyince kadının ses tonundan üç kişinin bıçaklandığını gören, kaçırılan bir uçağın görevlisi olduğunu düşünmek güçleşiyor. Zaten bir rapora göre o yükseklikte cep telefonlarının çalışması bile imkansız.

'Loose Change'in bu etkisine karşı İnternet'te karşıt görüşlüler de birleşti. screwloosechange.blogspot.com'da belgeseli yerden yere vuranları okumak mümkün. New York eyaletinin kuzeyinde, dondurma satarak, garsonluk yaparak para kazanan üç gencin CIA'in dezenformasyon kampanyasının bir parçası olduğunu söyleyenler de var...

Şerif Mardin 'Ayrıntıyı bilmeyen komplo kurar' diyor, ama 'Loose Change'in komploları da epey ayrıntılı. Şimdiden yeni bir Michael Moore belgeseli kadar ünlenen bu filme bakmak bir zorunluluk: loosechange911.com
 
Oray EĞİN (Akşam)

deniz 25.08.2006 18:51:02
11 eylülü amerikan hükümetinin düzenlediğine dair bir video.

ingilizcesi iyi olanların biraz özetlemesini rica ederim.

izlemek için tıkla

wiseman 29.02.2008 17:47:18
11 eylül bursanın kurtuluşudur başka bir mana ifade etmiyor laugh

zifir 29.02.2008 18:03:48
olan yine gariban halka oluyor ABD SADDAM BİN LADİN kendi çıkar savaşını yürütsün halkta ölsün varmı bu ya yani mesele orta doğunun işgali istikrarsızlık ve dünya hakimiyeti birde sistemsel çelişkiler var tabi


Sayfa: [ 1 ]