SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: yusuf özkan özburun

Sayfa: [ 1 ]

UGraSHAMAN 27.08.2008 23:38:12
son ağaç


SUSKUNLUĞUMU ACEMİLİĞİME bağışla
bir yaşama ustası değilim daha
ne cinnetten döndü yüzüm ne cennetten
bekliyorum kovulduğum kapıların ardında.

Ucuz ölümler sermedim kanıma
soldurmadım süzgün suda balkıyan güneşi
tedirginim, ıslanıyor varlığımdan akasyalar
yürüsem, çoğalıyor dalında yasak meyvalar
dursam, çoğalıyor.

Sürüyor dört mevsime ihanetim
kutsal and’a, kutsal kitaba
sürüyor yüreğimi varsıl kılan yeminim
sensiz tenha kalan hayata.

Sussun sussun ruhumda aforizmalar
zırhsızım, kılıcım yok sözlerini karşılamaya
yırttım, okutmuyor yüzünü sahte mushaflar.

Bir son ağaç yalnızlığı bu, iyi bil
uçurumun son çiçekleri açsın şimdi bağrında
ama unutma, sakın unutma
gülün rahlesinde diz kırmadım daha
tohumun tekkesinde zikretmedim
kekemeliğimi acemiliğime bağışla.


düşüş ilahisi


YORGUNDUM YA vururdu çeperlerine ruhumun
arzın zehirli simyâsından türeyen o battal sarkaç
vurur ve duyulurdu yankısı ketum dağlarımdan
sıkar, burkar, boğardı ten meleğini kıskaç.

Işımaz artık eyvah kudurdu gözleri köhne fenerin
balçıktan süzüp aldığım cıva dolu yüreğin
dip korkusu, okyanus hissi, kozmik rûya âh
kordan kapçıklar olur da yağar üstüme
cehennem gözlerin.

Gözlerin ki hiçbir şey olmamanın sevinci
hiçbir şey, damarlarımda gezindiren küflü ölümü
içime süründüğüm ezgi, sesimin köpüğü
ki sürgüler sesimi, sürgün sesimi.

Örseleniyor kuş, ökseleniyor bak, sesi veremli
geven kanatan, safran koparan yalımlı navruz
işte şuramda, gırtlağımda keperen kunduz
kemirsin artık yeter bu memnu meyveyi
kemirsin nevri dönmüş bu ham gövdeyi
varsın tırtıklasın gayrı hiçliğin metal elleri.

Sürsün böylece kutsal düşüşüm benim
sürsün ve çolak zambaklarım üşüsün
düşeyim sonsuza değin, sensize değin
ta ki varlığımı ellerinde hissedeyim.

Gel dayan şimdi kapıma ey katıksız çatışkı
zorla kalebentlerini muhkem kal’alarımın, viran et
dokun karanlığımın en mahrem yerlerine
azığımı dağıt, tayınımı kes, beni benden âzâd et.

Dokun ki prense dönüşsün kurbağa
dokun ki yetim sükût dönüşsün tufana
dokun ki dönüşsün bir ince nefese varolma yükü
dokun ki dibe vursun bende Tanrı’ının mülkü.


çizgili pijama


YORGUN AYAKLARIYDI babamın her akşam eve gelen
ovalanmak isterdi nasır yerleri kalbi gibi
çizgili pijamayla siyah beyaz resimleri
izlemek yetmezdi sıvı yağ ve kesme şeker almaya,

hep sırtını çiğneten bir adamın kulunçları
nasıl tutulursa ikide bir öylece
tutulurdu sağda solda memleketim
dayak yer morarır patlardı dudakları
seğirirdi gözleri halamın kaşınırdı avuçları,

aslanım cüneyt arkın haklardı tüm alçakları
unuturdu benim hakkımı hep üzülürdüm
kafası üç numara üç film bir arada
bacakları bakır leğenden taşan oğlanları
ayıplardı saçları tarakta kalan kız kuruları,

bir zamandı babam daha cıvata olmamıştı
annem bir rendeye dönüşmemişti daha
bizimkiler size gelecek bir maniniz yoksa
yaşamak size hiç bu kadar yakışmamıştı.

   21/04/2006



Sayfa: [ 1 ]