|
||
| Bilgi edinirken aklın yöntemleri takip edilir ya.. Yani akıl ayrıca kendi işleyişi için yöntem tayin eder.Ve bunu akla uygun bir süreçle gerçekleştirir. Uygunluk eninde sonunda uygun olduğuna inandığın değil midir.. kendi dışındaki her şeyden soyutlanmış bilgi imkansız olabilir mi? |
||
|
||
| şöle bi durum var. böle bilgiler var. ama biz bunları ilişki kuramadığımız için yada ilişkiler akıl süzgecine göre mantıksız olduğu için saçma buluyoruz zaten. mesela ben size desem ki: "yarın yüzerek indiğim aydaki mavi derili zenciden kulaklarımla gördüm ki güneşte kutup ayıları ölürmüş." bu bilgi kendi dışında herşeyden mantıklı olmaması sayesinde sıyrılmış oldu. burdan bazı açılımlar sağlayabiliriz: 1. doğru bilgini doğru malzemeler kullanılamadan üretilemez. aynı doğru malzemeler sadece bir doğru bilgi üretir. bu da doğrunun yalnızca tek olacağı anlamına gelir. 2. bilgi daha önce üretilmiş bilgiler olmadan üretilemez. bu da ilişkisiz olamayacağı anlamına gelir. 3. bilginin uygun olması inançsal olamaz. inançla üretilen bilgi sadece önyargıdır. geçerliliği yoktur. geçerli bilgi yukardaki sebeplere dayanmalıdır. 4. bilgi doğru olmalıdır. yanlışlığı ispat olunan bilgi ölür. mesela size desem ki ben 3 metreyim. bu beni görene kadar doğru olabilir ancak. yani bilgi ile ilişkili veriler elinize geçtikçe. kanıtlanana kadar buna hipotez denir. geçmişten geleceğe baki olan bilgi gerçek bilgidir. |
||
|
||
| doğru bilgiler için doğru malzemeleri seçen ne peki? ondan bir önceki bilgi mi..ve ondan önceki ve ondan önceki...eninde sonunda doğru dediğimiz doğru sandığımız üzerine inşaa edilen değil mi? Alıntı "yarın yüzerek indiğim aydaki mavi derili zenciden kulaklarımla gördüm ki güneşte kutup ayıları ölürmüş." muhteşem bir cümle... :rolleyes: |
||
|
||
| yalnız o cümleye dikkat et. orda bir kısım var ki doğru. "güneşte kutup ayıları ölürler" işte ağızdan çıkan her cümle için ne kadar saçma bile olsa bir gerçeklik payı olabileceği ancak bunun nihai hükmün bilgi olmasına yetmiyeceğini de görmek lazım. ... bir duvar örüyorsak en kıymetli taşlar en geniş ve düz yüzeye sahip olanlardır. yuvarlak taşlarla duvar örülmez. |
||
|
||
| salt, kendi başına varolabilen bilgi varsa bile insan zihninde tutunabilmesi için kendisi gibi olmayan bir -inanma-kanıksama-güvenme- gibi bir ön koşula ihtiyacı var. | ||
|
||
| Aslında plastik söylenmesi gerekenlerin çoğunu söylemiş ama ben buz'un sorduğu ikinci soruya yanıt vermeye çalışacağım. Doğru malzemenin seçimi aslında bizim kendi aklımızla bulduğumuz bir şey değil. İnsanın bilgi olarak tanımladığı her şeyi bir çeşit doğayı taklit olarak da tanımlayabiliriz ama bilgi zamanla deneme yanılma yöntemiyle yasalaşmaya başlayınca birinci doğru olarak kabul edilmiş ve sonraki doğrular onun üzerine gelerek bir zincir oluşturmuş. Örneğin ilk bilgi dünyanın yuvarlak olduğu ise, ikinci bilgi tam olarak yuvarlak değil geoid şeklinde olduğudur. Ancak ilk bilginin doğruluğu çok büyük değişiklik göstermediği için artık geriye dönüş söz konusu olamıyor. Aynı şekilde yerçekimi yasasını bulan Newton'un kendisinden sonra gelen Einstein tarafından reddedilmeyip yeni açılımlara yol açmasını da örnek olarak verebiliriz. |
||
|
||
| örneğin ilk bilgi dünyanın yuvarlak oluşu... yuvarlağın imgesinde anlaşmamızı sağlayan şey...kanıta ikna olmamızı sağlayan taban. orası sorun sanki.
|
||