SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İnsan

Konu: 'tarihi yaratan el seni de yaratacaktır'

Sayfa: [ 1 ]

09.05.2005 14:54:03
mesela ortada değişik değişik çamurlar var,
bir de şu 'tarihi yaratan el' ..
dünyayı şekillendiren bu el, hepimize biçimlerimizi veriyor.
sonralarda biz, pek iftiharla ya da utana-sıkıla bu benim diyoruz.
peki tamam bu biziz de.
bir de 'biz mi yaptık ki?' var.
örneğin, bugünün insanı, (istanbul'da yaşasın>maaşlı masa başı işi olsun>ailesi, arkadaşları olsun.. vs.)
nasıl bir insan olacağı bellidir (aşağı yukarı.)
modern insandır, market alışverişi yapar, indirimleri takip eder, kot pantolon giyer..
bireycidir, çıkarcıdır, böyle olmakta kendini haklı görür, apolitizedir, takım tutar...
vs.
yani tarihi yaratan el yaratmıştır onu/nerden baksan öyle  idiot2
sonra, başka bir yerde, başka bir insan modeli düşün,
nasıl olduğunu tahmin etmeye çalış.
ortalamadır yani.. birbirimiz gibi görünür, birbirimiz gibi düşünürüz.
(mikroskopla baktığında bir tek noktamız bile aynı görünmez, ama teleskopla baktığında da hiç bir fark görülmez. biz, tarihin bu döneminin insan toplumları, teleskopla bakanlar için, ya da ileri zamanlarda göz gezdirecek olanlar için sadece birer ortalamayız. koşulların yarattığı yaşam formlarıyız ya da.)


09.05.2005 16:29:11
Kalıplar dünyası, aslında kalmayıplar dünyası ama arta kalanlar bizlerin burasını kalıplar dünyası olarak görüp algılamamızı sağlıyor, sen de onlarla birlikte kalıp gibi kala kalıyorsun, gelen gelir, gelemeyen kalır diyorlar ama şu da bir gerçek ki; kalıpçılar da işlerini iyi yapıyor hani...

Adalet-acımaya, Bağımsızlık-birliğe, Mantık-inanca, Servet-ihtiyaca, Öz’e  saygı-kendini inkara ve Mutluluk da göreve feda edilirse; işte olacak olan budur... Çevrenizdeki dünyaya bir bakın bu dünyayı bu idealler oluşturmuyor mu? onların bir  sonucu değil mi?  afaki şeyler, hep reel gerçekleri örtüyor, anlamlı olan ortada apaçık bir şekilde duran olduğu halde, biz bunu göz ardı edip, anlamsız ve meçhul şeylere gözümüzü dikiyoruz, o zaman da mevcutta olanlar oluyor...


09.05.2005 17:09:15

 Ortadaki çamur ortalama insanın leşi ; masalcı devlet inancının kusmukları oluyor işte. Zaman dilimleri arasında eş zamanlı olamadan bir sonrakı veya bir önceki uğruna eş olanı geçiştirerek geçmekte asılı hayatlarımız. Bana sana kalmaz bu dünya edebiyatını geçersek yaşayacaklarını ancak masalsı inançlarınla çekilebilir kılarsın .



 Evet ortalama insan bellidir ve farklılık esasında oyalanmadadır. Kim nası oyalanmış mühim olan . Mühim olan ortalama gereksiz insanın içinden tüm hayatı boyunca kurduğu cümlelerden üç beş tane işe yararını tesbit edebilmek. "Anlamsız ve meçhul şeylere gözümüzü dikiyoruz evladım bu dünya boş evladım " değil esas olan . Sorun şu ki bu dünya fazla dolu. Haddinden fazla hemde . Haddinden fazla anlamlı belkide . Ve bu yüzden ortalama yaşamazsan düşüveriyorsun bu kadar fazlalığın arasına .

 
 İhtiyaçları oranında fonksiyonlaştırılan insanoğlu bir süre sonra fonksiyonel olup satıcılar karşısında sağa sola bükülmeye başlıyor . Ruhsal arz ve ölümsel talep fonksiyonlarından örtük türevler sunulagelen masalsı yerleşimler oluyor bu durumda......

09.05.2005 19:29:23
bunu hep insana söylerler di mi..sen sensin ve şu iki çizgi..arasındasın..çıkamazsın ve işe yaramazsın...

bu bir tahmin...

çünkü söyleyen de insan...

istediğini olursun -en kötü ihtimal olmayı reddedersin.

başkalarının toplam yolu için sızlanmak anlamsız.

 Smiley


09.05.2005 19:57:44
aslında kastetmek istediğim,
'sen busun, bu sınırlar içinde kalacaksın' dan çok
bilinçsizce yaratılmış olmak.

anlayamazsın, hissedemezsin, en kötüsü sen de onları haklı bulursun
bazen (aslında çoğu zaman  buck2) aklına bile gelme.z.(''hiç aklına gelmeyen şeyi hayal ettin mi?'' gibi) getirmeye çalışırsın, hayallerin tıkanır/bilerek tıkarsın.
çünkü yaratılmamış olan 'sen' in ne olduğunu sorgulamak, ya da nelerinin yaratıldığını sorgulamak özgürlükle sonuçlanmaz..
gidip gidebileceğin yer, ya da görüp görebileceğin
şekil veren sanatkarın(?dönemin) çizgileri/stili.
hepsini çıkarsan elde edeceğin, ilk baştaki biçimsiz çamur.
utanarak/övünerek sergilediğin ben'in çamura dönmesi olur ya da.
ya da
en sonunda bakıp ben bunu doğru buluyorum, bu benim olacak.
burada-ki, de aslında istediğini olmak.. (shophenhauer'in bi lafı vardı, 'insan istediğini yapabilir, ama her aklına esen isteyemez' diye şimdi dedim doğru demiş diye )
istediğini olursun da..
istediğini sen mi istedin ki.
ya da belki aykırılıklarını bile yaşamın biçimlendirmiştir.

(kaçamazsın demeye çalışıyorum da.. yaw ben paranoyak olmuşum  Sad birazdan what's the matrix demeye başlayabilirim Tongue)

09.05.2005 20:13:56
bazen düşünürken düşünmenin kendisi senden bağımsızlaşır ve kendine verdiğin önceki yolları kullanarak seni çıkmaza sürükler...

iyi takip gerekir..feci bir düşman olaiblir.

kişi yazıgısını -kabul etmişse bunu- düşünebiliyorsa ve onu zorlamayı ama bunu başaramayacağını da denklemde illa ki bir şey eksiktir.

zaten bunlaması da o eksiği keşfi için bir önhazırlıktır..

belki de hiç bir şey değiliz..bir an için şuurlanan basit amip parçaları...

ama şu var ki..sıkıntıdan ölen bir amip yoktur. Tongue

11.05.2005 11:01:33
İstediğini istemişindir...      ama istediğin olmuyormuş, o ayrı...

çünkü senin isteğin karşındakinin istedikleri ile değer bulup, anlamlanıp, şekilleniyor...


........

Ne yapsan olmuyor gözüm
Terk etmiyor bizi hüzün
Bir macera yaşamak dediğin
Küçük zamanlar harmanı
Sevildiğin, üzüldüğün

Hatırlamaktan ibaret
Hatıralar nihayet
Tesellisi çok zor sözün

Ne gemiler yaktım
Ne gemiler yaktım
O kadar yandı ki canım
Sonunda karşıdan baktım
Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım

Bu kızı yeniden büyütmeliyim
Kor ateşlerde yürütmeliyim
Değirmenlerde öğütmeliyim
Farkındayım
Farkındayım
Kazanmalı, kaybetmeliyim
Aşk uğruna harp etmeliyim

Kendini seçemiyorsun
Bırakıp kaçamıyorsun
Yazmadığın bir hikayede
Uzun ya da kısa vadede
Az biraz keşfediyorsun

Öteki olabilmeyi
Yerine koyabilmeyi
Geride durabilmeyi öğreniyorsun

Sezen Aksu 




denge 08.07.2006 19:26:27
Alıntı
(mikroskopla baktığında bir tek noktamız bile aynı görünmez, ama teleskopla baktığında da hiç bir fark görülmez. biz, tarihin bu döneminin insan toplumları, teleskopla bakanlar için, ya da ileri zamanlarda göz gezdirecek olanlar için sadece birer ortalamayız. koşulların yarattığı yaşam formlarıyız ya da.)

Amstrong; "Ay'dan baktığımda hepimizin dünyalı olduğunu farkettim" demiş. Hepimizin formatı aynı bence. Biraz daha eğitimli, biraz daha tok, hatta daha gelişmiş, daha kalıplanmamış...hiç farketmez,  yani koşullar insanın özünde çok fazla birşeyi değiştirmiyor. Duygularımız, beklentilerimiz, arzularımız hep aynı...


Sayfa: [ 1 ]