|
||
| mesela ortada değişik değişik çamurlar var, bir de şu 'tarihi yaratan el' .. dünyayı şekillendiren bu el, hepimize biçimlerimizi veriyor. sonralarda biz, pek iftiharla ya da utana-sıkıla bu benim diyoruz. peki tamam bu biziz de. bir de 'biz mi yaptık ki?' var. örneğin, bugünün insanı, (istanbul'da yaşasın>maaşlı masa başı işi olsun>ailesi, arkadaşları olsun.. vs.) nasıl bir insan olacağı bellidir (aşağı yukarı.) modern insandır, market alışverişi yapar, indirimleri takip eder, kot pantolon giyer.. bireycidir, çıkarcıdır, böyle olmakta kendini haklı görür, apolitizedir, takım tutar... vs. yani tarihi yaratan el yaratmıştır onu/nerden baksan öyle ![]() sonra, başka bir yerde, başka bir insan modeli düşün, nasıl olduğunu tahmin etmeye çalış. ortalamadır yani.. birbirimiz gibi görünür, birbirimiz gibi düşünürüz. (mikroskopla baktığında bir tek noktamız bile aynı görünmez, ama teleskopla baktığında da hiç bir fark görülmez. biz, tarihin bu döneminin insan toplumları, teleskopla bakanlar için, ya da ileri zamanlarda göz gezdirecek olanlar için sadece birer ortalamayız. koşulların yarattığı yaşam formlarıyız ya da.) |
||
|
||
| Kalıplar dünyası, aslında kalmayıplar dünyası ama arta kalanlar bizlerin burasını kalıplar dünyası olarak görüp algılamamızı sağlıyor, sen de onlarla birlikte kalıp gibi kala kalıyorsun, gelen gelir, gelemeyen kalır diyorlar ama şu da bir gerçek ki; kalıpçılar da işlerini iyi yapıyor hani... Adalet-acımaya, Bağımsızlık-birliğe, Mantık-inanca, Servet-ihtiyaca, Öz’e saygı-kendini inkara ve Mutluluk da göreve feda edilirse; işte olacak olan budur... Çevrenizdeki dünyaya bir bakın bu dünyayı bu idealler oluşturmuyor mu? onların bir sonucu değil mi? afaki şeyler, hep reel gerçekleri örtüyor, anlamlı olan ortada apaçık bir şekilde duran olduğu halde, biz bunu göz ardı edip, anlamsız ve meçhul şeylere gözümüzü dikiyoruz, o zaman da mevcutta olanlar oluyor... |
||
|
||
Ortadaki çamur ortalama insanın leşi ; masalcı devlet inancının kusmukları oluyor işte. Zaman dilimleri arasında eş zamanlı olamadan bir sonrakı veya bir önceki uğruna eş olanı geçiştirerek geçmekte asılı hayatlarımız. Bana sana kalmaz bu dünya edebiyatını geçersek yaşayacaklarını ancak masalsı inançlarınla çekilebilir kılarsın . Evet ortalama insan bellidir ve farklılık esasında oyalanmadadır. Kim nası oyalanmış mühim olan . Mühim olan ortalama gereksiz insanın içinden tüm hayatı boyunca kurduğu cümlelerden üç beş tane işe yararını tesbit edebilmek. "Anlamsız ve meçhul şeylere gözümüzü dikiyoruz evladım bu dünya boş evladım " değil esas olan . Sorun şu ki bu dünya fazla dolu. Haddinden fazla hemde . Haddinden fazla anlamlı belkide . Ve bu yüzden ortalama yaşamazsan düşüveriyorsun bu kadar fazlalığın arasına . İhtiyaçları oranında fonksiyonlaştırılan insanoğlu bir süre sonra fonksiyonel olup satıcılar karşısında sağa sola bükülmeye başlıyor . Ruhsal arz ve ölümsel talep fonksiyonlarından örtük türevler sunulagelen masalsı yerleşimler oluyor bu durumda...... |
||
|
||
| bunu hep insana söylerler di mi..sen sensin ve şu iki çizgi..arasındasın..çıkamazsın ve işe yaramazsın... bu bir tahmin... çünkü söyleyen de insan... istediğini olursun -en kötü ihtimal olmayı reddedersin. başkalarının toplam yolu için sızlanmak anlamsız. ![]() |
||
|
||
| aslında kastetmek istediğim, 'sen busun, bu sınırlar içinde kalacaksın' dan çok bilinçsizce yaratılmış olmak. anlayamazsın, hissedemezsin, en kötüsü sen de onları haklı bulursun bazen (aslında çoğu zaman ) aklına bile gelme.z.(''hiç aklına gelmeyen şeyi hayal ettin mi?'' gibi) getirmeye çalışırsın, hayallerin tıkanır/bilerek tıkarsın.çünkü yaratılmamış olan 'sen' in ne olduğunu sorgulamak, ya da nelerinin yaratıldığını sorgulamak özgürlükle sonuçlanmaz.. gidip gidebileceğin yer, ya da görüp görebileceğin şekil veren sanatkarın(?dönemin) çizgileri/stili. hepsini çıkarsan elde edeceğin, ilk baştaki biçimsiz çamur. utanarak/övünerek sergilediğin ben'in çamura dönmesi olur ya da. ya da en sonunda bakıp ben bunu doğru buluyorum, bu benim olacak. burada-ki, de aslında istediğini olmak.. (shophenhauer'in bi lafı vardı, 'insan istediğini yapabilir, ama her aklına esen isteyemez' diye şimdi dedim doğru demiş diye ) istediğini olursun da.. istediğini sen mi istedin ki. ya da belki aykırılıklarını bile yaşamın biçimlendirmiştir. (kaçamazsın demeye çalışıyorum da.. yaw ben paranoyak olmuşum birazdan what's the matrix demeye başlayabilirim ) |
||
|
||
| bazen düşünürken düşünmenin kendisi senden bağımsızlaşır ve kendine verdiğin önceki yolları kullanarak seni çıkmaza sürükler... iyi takip gerekir..feci bir düşman olaiblir. kişi yazıgısını -kabul etmişse bunu- düşünebiliyorsa ve onu zorlamayı ama bunu başaramayacağını da denklemde illa ki bir şey eksiktir. zaten bunlaması da o eksiği keşfi için bir önhazırlıktır.. belki de hiç bir şey değiliz..bir an için şuurlanan basit amip parçaları... ama şu var ki..sıkıntıdan ölen bir amip yoktur.
|
||
|
||
| İstediğini istemişindir... ama istediğin olmuyormuş, o ayrı... çünkü senin isteğin karşındakinin istedikleri ile değer bulup, anlamlanıp, şekilleniyor... ........ Ne yapsan olmuyor gözüm Terk etmiyor bizi hüzün Bir macera yaşamak dediğin Küçük zamanlar harmanı Sevildiğin, üzüldüğün Hatırlamaktan ibaret Hatıralar nihayet Tesellisi çok zor sözün Ne gemiler yaktım Ne gemiler yaktım O kadar yandı ki canım Sonunda karşıdan baktım Ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım Bu kızı yeniden büyütmeliyim Kor ateşlerde yürütmeliyim Değirmenlerde öğütmeliyim Farkındayım Farkındayım Kazanmalı, kaybetmeliyim Aşk uğruna harp etmeliyim Kendini seçemiyorsun Bırakıp kaçamıyorsun Yazmadığın bir hikayede Uzun ya da kısa vadede Az biraz keşfediyorsun Öteki olabilmeyi Yerine koyabilmeyi Geride durabilmeyi öğreniyorsun Sezen Aksu |
||
|
||
Alıntı (mikroskopla baktığında bir tek noktamız bile aynı görünmez, ama teleskopla baktığında da hiç bir fark görülmez. biz, tarihin bu döneminin insan toplumları, teleskopla bakanlar için, ya da ileri zamanlarda göz gezdirecek olanlar için sadece birer ortalamayız. koşulların yarattığı yaşam formlarıyız ya da.) Amstrong; "Ay'dan baktığımda hepimizin dünyalı olduğunu farkettim" demiş. Hepimizin formatı aynı bence. Biraz daha eğitimli, biraz daha tok, hatta daha gelişmiş, daha kalıplanmamış...hiç farketmez, yani koşullar insanın özünde çok fazla birşeyi değiştirmiyor. Duygularımız, beklentilerimiz, arzularımız hep aynı... |
||