|
||
| ANAYASA MAHKEMESİ'NİN GÖREV VE YETKİLERİ Anayasa Mahkemesi’nin temel görevi, yasama organının kimi işlemlerinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemektir. 1982 Anayasası’nın 148. maddesine göre, “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler”. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerinde Anayasa’da belirtilen biçim kurallarına uyulup uyulmadığı bakımından da denetim yapar. Başka bir deyişle, Anayasa değişikliklerini öz bakımından denetleyemez. Anayasa değişikliği konusunda iptal kararı verebilmek için üçte iki oyçokluğu gereklidir (Madde 148 ve 149). Biçim açısından yasaların denetlenmesi, son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılıp yapılmadığına ve Anayasa değişikliklerinde de teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülme yasağına uyulup uyulmadığıyla sınırlıdır. Olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan yasa hükmünde kararnameler bakımından çok önemli bir sınırlama vardır. Olağanüstü hallerde çıkarılan yasa hükmünde kararnamelerin biçim ve öz bakımından Anayasaya aykırılığı savıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz (Madde 148). Ancak, bu tür KHK’lerin Anayasa’nın anayasal niteliklere uygun olup olmadığı incelenir, uygun bulunmazsa denetimi yapılır. Ayrıca, bu durumlarda çıkarılan yasa hükmünde kararnameler Resmî Gazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayına sunulur. Onaydan sonra da normal bir yasa biçimine bürüneceğinden Anayasa Mahkemesi’nce denetlenebilir (Madde 121 ve 122). Yasaların biçim bakımından Anayasa’ya uygunluğu denetimi, Cumhurbaşkanı veya Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin beşte biri tarafından istenebilir. Her ne kadar iptal davası açma hakkı, iptali istenen yasa, yasa hükmünde kararname ya da TBMM İçtüzüğü’nün Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altmış gün sonra düşerse de, biçim bakımından iptal istemi yasanın yayımlandığı tarihten başlayarak ongün geçtikten sonra yapılamaz ve itiraz davası yoluyla da ileri sürülemez (Madde 151 ve 148). Şunu da belirtmek gerekir ki, yöntemine uygun biçimde yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar yasa hükmünde ise de, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırı oldukları gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulamaz (Madde 90). Anayasa Mahkemesi, anayasaya uygunluk denetimi dışında Anayasa ile verilen diğer görevleri de yerine getirir. Bu görevler kısaca şunlardır : 1.Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanı’nı, Bakanlar Kurulu Üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Yüce Divan’da savcılık görevini Cumhuriyet Başsavcısı veya vekili yapar. Yüce Divan kararları kesindir (Madde 148). 2.Siyasî Partilerin kapatılması, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanır (Madde 69). 3.Siyasî Partilerin malî denetimi de Anayasa Mahkemesi’nce yapılır (Madde 69). 4.Yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düştüğüne Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce karar verilmesi durumunda, bu karar tarihinden başlayarak bir hafta içinde ilgili üye ya da milletvekillerinden herhangi biri tarafından bu kararın Anayasa’ya veya İçtüzük hükümlerine aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabilir. Anayasa Mahkemesi bu iptal istemini onbeş gün içinde karara bağlar (Madde 85). Anayasa Mahkemesi esas olarak tüm işleri dosya üzerinden inceler. Yüce Divan sıfatıyla baktığı davalar bundan ayrıdır. Gerekli gördüğü durumlarda sözlü açıklamaları dinlemek üzere ilgilileri ve konu üzerinde bilgisi olanları çağırabilir. http://www.anayasa.gov.tr yeni gündem üzere... anayasa mahkemesi kaldırılabilinir midir... kaldırılırsa nolur ... |
||
|
||
kendini dev aynasında gören - ülkenin 3de2sini temsil ettiğini düşünen - iktidarlar olduğu ve olacağı için kaldırılmamalıdır bience..![]() yaşasın adadaki özgürlük!!
|
||
|
||
Anayasa Mahkemesi'nin ilk kadın başkanı..
|
||
|
||
| 61 anayasasının ilginç tarafları var. Hak ve özgürlükler alanındaki düzenlemeleri bireye güçlü bir vurgu yapıyor ama diğer yandan halka ve onun yetkinliğine derin bir güvensizlik duyduğu görülüyor. Yürütme gücü alabildiğine parçalanıyor, nerdeyse işlevsiz hale getiriliyor ve yargının konumu eşitler arasında bir hayli yükseltilerek güçler ayrılığı ilkesi zedeleniyor. Yürütmeyi güçlendirmeyi ve bu çarpıklığı gidermeyi amaçlayan 71 düzenlemeleri ise belkide rövanş yada kopartma mantığıyla hazırlandığından derde deva olmaktan uzak kalıyor ve rejimi zayıflatan bir güç mücadelesinin parçası haline geliyor.. 61 Anayasasını, bugünde hala sıkça dile getirilen ve Demokrat Parti deneyimini “karşı devrim” olarak niteleyen söylem çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Bu açıdan bakılınca zayıflayan yürütme, güçlendirilmiş yargı, Senato uygulaması, Anayasa Mahkemesi vb. rejimin sigortası olmaktan çok halka güvensizliği yansıtan uygulamalardır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bence çok açık biçimde parlamentonun ve dolayısıyla halk iradesinin üzerinde konumlandırılmış anti demokratik bir kurumdur. 82 Anayasası ilede aynen korunan Anayasa Mahkemesi'nin en azından yetki alanının yeniden düzenlenmesi demokratik bir açılım olacaktır. |
||
|
||
| kaldırırlırsa şunlar şunlar serbest kalır...vay halimize ne yaparız-ki gerçek de hani. sorun şu ki,kendine güvenemeyen ve hep birilerine kurtarıcı pozisyonunda muhtaç insanlar olmak da sıkıcı. belki bırakmalı olsun... çünkü olan daha fazla özgürleştirici değil,en azından savaşmaa şansı olur-bir kenarda özgürlük ha gitti gidecek ya da ha geldi gelecek diye beklenilmez.
|
||
|
||
| tamam mı? Hepsi bu mu? | ||
|
||
nasıl? iddiaya mı girdiniz ![]() hepsi neyse o.. |
||
|
||
| şöyle bir güzellik de var ki; osmanlıdan bu güne yapılan tüm yapıcı ve yıkıcı hareketler tepeden inmedir. halkın kendi iradesini ortaya koyduğu ve reform devrim diyebileceğimiz elle tutulur bir hareket yoktur. buna bağlı olarak, muhakkak ki mevcut kurumların meşru olup olmadığını kendimize sormaktan geri değiliz komik olan ise cevapsız kaldığımız ve korktuğumuzdur. bize ait olmadığı için tabiatıyla meşruiyeti yabancıdır. anadolu kendi hükmünü verememiştir hala, hala devlet baba anadolunun reisidir. anayasa askeri anayasadır ve yapılandırılmaya değil yıkılmaya ihtiyacı var. bir de bizim rezil bir endişemiz var. cumhuriyet-demokrasi kulvarında seçime giren hangi parti olursa olsun çoğunluğunu sağlarsa idareyi hakediyor demektir. ki bu kuralları sözde biz koymuşuz. gereklerini icra eden, çoğunluğu elde eden, yönetimin meşru sahibi ama ne yazık ki bu da olmuyor. oyların %33 gibi bir kısmını alan ve koalisyonla iktidara gelen bir partiyi hazmedemiyoruz. korkuyoruz. o mahkeme bu mahkeme ve ya "post modern darbe" girişmelerle yaka paça olmasa da alaşağı edilmişlerdir. peki biz bunu niye istiyoruz. eğer bu toplumun içinde o oyu veren kişiler varsa onlar tatminkarlıklarını nasıl giderecekler. asıl sorudan kopmadan devam etmek gerekirse anayasa mahkemesi kalmalı mı? bence hayır. ilk mesajda da yazılanşu idi: Olağanüstü hallerde çıkarılan yasa hükmünde kararnamelerin biçim ve öz bakımından Anayasaya aykırılığı savıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz (Madde 148). neden? tabi ki devamında cevap işlerin hızı bürokrasiyi yenme acil karar vs. vs uzatılacaktır konu ve "bu güzelim gerkçelerimize ne diyeceksiniz" diyerek bizim arkasını göremediğimiz bir örtü çekeceklerdir. anayasa, anayasa mahkemesi ve darbenin artıkları silinmelidir. ama bunu yukarıdakiler yapacaklarsa "sakın ha" diyorum, yapmayın. sizden zulüm dilenirim de merhamet dilemem. belki zulmünüzü azımsıyoruz ve bu nedenden ötürü hala borunuzun kaba sesi duyuluyor. |
||
|
||
| xidir'in yazdıkların büyük ölçüde katılmakla birlikte katılmadığım bir kaç konuya değinmeye çalışmak istiyorum. Türk toplumundaki tepeden inme değişikliklerin toplum genelinin düşüncelerini yansıtmadığı bir gerçek. Yenileşme hareketleri de batıdan ithal edilen değerler üzerine kurulmuş modernizasyon çalışmaları olarak nitelendirilebilir. Ancak modernizm de bir çeşit zorunluluk olduğu için toplumun geleceği nokta olarak kabul edilmesi gerçeğini de göz ardı edemeyiz. Anayasa Mahkemesi de bu kavramlardan biri ve biz bu kavramın içini doldurmakta zorlanıyoruz ancak xidir le bu noktada ayrılıyoruz. Bence Anayasa Mahkemesinin kaldırılması bir eksiklik olarak karşımıza çıkacaktır çünkü böyle yapılırsa yürütmenin karşısında bir yasal engel kalmayacak, iktidar sarhoşluğu ile populizm arasında gidip gelenlerin yasalarla oynaması olanaklı hale gelecektir. Yapılması gereken Anayasa Mahkemesinin kaldırılması değil, anayasaların toplumun isteklerine uygun şekilde yapılmasını sağlamak olacaktır. Batı toplumlarında anayasalar çok genel, toplumun hak ve özgürlüklerini tanımlayan maddelerden oluşur. Bizim anayasalarımız da tepkisel olarak yapılmış devrimlerin sonucu olarak ilgili ilgisiz bir çok maddeyi içerir. Öte yandan anayasa çok iyi olsa da uygulamada yürütmenin keyfi yönetimi nedeniyle sıkıntılar yaşanır. Örneğin Anayasanın 10. maddesinde toplumda ırk, dil, din ve mezhep ayırımı yapılmayacağı yazılıdır, ancak uygulamada bunun tersini görürüz. Öte yandan TCK'nın 301. maddesi gibi düşünce özgürlüğünü kısıtlayan yasa maddelerinin anayasaya aykırılık nedeniyle iptal edilmesi gerekirken yürürlükte olması da başka bir çelişki olarak karşımıza çıkar. Sonuçta her şey gelip bireysel bilinç eksiikliğine dayanır ve bizim elimiz kolumuz burada bağlanır. |
||
|
||
| T.C. ANAYASASI 1. Cumhurbaşkanı A. Nitelikleri ve tarafsızlığı Madde 101 – Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür. Bir kimse, iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez. Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyeliği sona erer. B. Seçimi Madde 102 – Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. Türkiye Büyük Millet Meclisi toplantı halinde değilse hemen toplantıya çağrılır. Cumhurbaşkanının görev süresinin dolmasından otuz gün önce veya Cumhurbaşkanlığı makamının boşalmasından on gün sonra Cumhurbaşkanlığı seçimine başlanır ve seçime başlama tarihinden itibaren otuz gün içinde sonuçlandırılır. Bu sürenin ilk on günü içinde adayların Meclis Başkanlık Divanına bildirilmesi ve kalan yirmi gün içinde de seçimin tamamlanması gerekir. En az üçer gün ara ile yapılacak oylamaların ilk ikisinde üye tamsayısının üçte iki çoğunluk oyu sağlanamazsa üçüncü oylamaya geçilir, üçüncü oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğunu sağlayan aday Cumhurbaşkanı seçilmiş olur. Bu oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğu sağlanamadığı takdirde üçüncü oylamada en çok oy almış bulunan iki aday arasında dördüncü oylama yapılır, bu oylamada da üye tamsayısının salt çoğunluğu ile Cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde derhal Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri yenilenir. Seçilen yeni Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar görev süresi dolan Cumhurbaşkanının görevi devam eder. ANAYASA MAHKEMESİ’NDE İPTAL YA DA İTİRAZ YOLUYLA DAVA AÇMAYA YETKİLİ OLANLAR VE BU DAVALARDA ARANAN HUSUSLAR İPTAL DAVASI A- Kanunların, kanun hükmündeki kararnamelerin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, iktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir. İktidarda birden fazla siyasi partinin bulunması halinde, iktidar partilerinin dava açma hakkını en fazla üyeye sahip olan parti kullanır (Anayasa, Madde 150, 2949 sayılı Yasa, Madde 20 ). B- İptal davasının, iptali istenen kanun, kanun hükmünde kararname veya İçtüzüğün Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altmış gün içinde açılmış olması gerekmektedir (Anayasa, Madde 151, 2949 sayılı Yasa, Madde 22), C- İptal istemi, yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine Anayasanın 84. maddesinin birinci, üçüncü veya dördüncü fıkralarına göre karar verilmiş olması hallerinde, Meclis Genel Kurulu kararının alındığı tarihten başlayarak yedi gün içerisinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın, Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptali için başvurması gerekmektedir. (Anayasa , Madde 85), http://www.anayasa.gov.tr/general/icerikler.asp?contID=275&curID=68&menuID=64 |
||