|
||
| Zihin mi dünyayı tasarlar dünya mı zihni biçimlendirir...desem. :huh: | ||
|
||
| eğer bilincin seni bu dünyada yaşatıyorsa bu dünyanın bilincini şekillendirmesinden ötürüdür. bilincin dünya ile uyum halinde olmalı ki onun sağladığı yaşama ortak olabilesin. diğer yandan bilincin dünyayı şekilendirmesi de mümkündür. çünkü dünya bizim algılarımızla sınırlıdır. herkesin dünyası bu yüzden farklıdır. |
||
|
||
| bunların birinin kirlettiğini, bir diğeri temizliyor, biri hep kirletiyor... öbürü de hep temizliyor... temizleyen de iyi temizleyemediği için kirletiyor. birinin kirlettiğini diğerinin temizlemesi. halbuki herkes kendini temizlemeli, ama herkes bir diğerinden bekliyor. Bu da hep böyle devam edip gidiyor... nereye kadar? gittiği yere kadar... |
||
|
||
| önce gerçeğin ne olduğunu bulmak gerekli sanırım.. bu öyle bir gerçek olmalı ki tüm algılamalardan yalıtılmış olsun.. çünkü işin içine bir kez insan zihni girdi mi hangisinin hangisini yarattığını bilmek imkansız oluyor. örnek verirsek; gerçek, uyuşturucu eksikliği nedeniyle ortaya çıkan bir yanılsama olabilir. varoluşçuların uyuşturucu etkisi altında maddelerin özüyle yaşadıkları deneyimler ilginçtir. bu durumda zihnin farklı tasarımlar ortaya koyabildiğini anlıyoruz. ve bu zihnin dünyayı tasarlamasının bir kanıtı gibi görünüyor aslında. ama bu yine de dünyanın ne olduğu hakkında en ufak bir fikir vermiyor. çünkü henüz ne insan zihninin gizleri ortaya çıkarılabilmiş ne de dünyanın, evrenin... |
||
|
||
| Dünya kendisini tasarlamamız için gerekli malzemeleri verir ,zihin kendi malzemesi içinde bunlara yanıt bulur ve gene bu malzeme sayesinde evrenini tasarlar.iyi ve ya kötü. | ||
|
||
| ikisi de aynı anda olur... Zihin mi dünyayı tasarlar dünya mı zihni biçimlendirir Zihin dünyayı tasarlarken,dünya da zihni biçimlendirir. ![]() Bu böyle sürüp gider taa ki ölene kadar.Orası ya bir köşenin dönüm noktasıdır..Ya da bir çizginin sonu..bilinemez... |
||
|
||
| bilinçteki ayna her bir farklı kişide ışığı başka açıdan kırıyor... bazı gözler sis içinde bazıları ise aşırı çıplaklıkları yüzünden sürekli aşınıyor. dünyayı takmıyor...dünyadan faydalanıyor..dünya aracılığıyla kişiye sokuluyor... ama ışık işte bir masayı pembe ve dost ya da kahverengi ve düşman yapabiliyor...hatta masayı silip oraya bir kapı yerleştirebiliyor. |
||
|
||
| sadece imgelediğin bir dünyayı yaratmak..tamam önce çok acı çekersin. gerçek dünya seni ayartamk için her türlü çareye başvurur. ama eninde sonunda mutasyon tamamlanır ve sen sadece imgelediğin için var olan bir dünyayı reele çekersin. Ve kimse bu sahte diyemez. çünkü alternatif gerçek de insanın sadece daha az bir hayalgücüyle imgelemesinden ibaret olabilir. |
||
|
||
| Gerçek dünyanın konforla kendine kışkırtması var ama. Bir çok yerde ne yapacağın ve ne alacağın belirlenmiş.Teslim olduğunda herşey çok daha kolay. Reddedip kafandaki evrene döndüğünde ise her şeyi sana karşı bulabilirsin. |
||
|
||
| kendi içimizde olabileceğimiz bir sürü olasılıktan birini seçip diğeri asla olmamak böylece kendini gerçek sanmak gibi bir saplantımız olabilir...çünkü silinmekten -iptal edilmekten korkuyoruz. Kendimize hayatımızı kanıtlamak için ortak değerlere sarılıyoruz. Mümkündür ki... |
||
|
||
| boşluğa tutunmak sayılır mı... mesela hayatın bir köprü olsa ama iki ucu da boşlukta olsa.. |
||
|
||
| nereye tutunursan tutun tutunduğun yer de sen itutar desek... boşluk muaf olur mu ki bundan. tanıdığüımız herkes mesela aslında bizim imgelediğimiz kişiler.. belki de kafamızdaki resimleriyle asılları hiç örtüşmüyor. |
||
|
||
| beni tatmin eden tek yanıt aynı anda tasarlanmış olmak gerçi bunun anlamı yok aynı anda tasarlanmanın nasıl olduğunu anlayamıyoruz ki kafka da güzel demiş doğru bölünemez, o yüzden kendini tanıyamaz diye. |
||
|
||
| anlamlı şeylere ulaşmak için bazı şeylerin anlamsızlığını kabul etmek mi gerekiyor. sahi her şeyi anlamlandırabileceğini insan neye dayanarak biliyor... elinde olmadan arıyor belki de. en kötüsü bu,nedenini bilmeden aramak. |
||
|
||
| Dünyada görünen hiçbir şey gerçek değil, çünkü her insan kendi imgesiyle görmek ister. İmge şeylere kişilik verir. Her şey gören insan tarafından, faklı bir kişiliğe bürünür. Bu durumda gerçek olan, imgedir diyebilir miyiz? |
||