|
||
| filistin direnis hareketinin unlu sairi.. 1941'de filistin'de el-bavra koyunde dogdu.. 1961, 1965 ve 1967 yillarinda uc kez hapse girdi.. 1971'e kadar hayfa'da gazete ve dergilerde calisti.. daha sonra israilli isgalcilerin baskilarina dayanamayarak beyrut'a gitti.. oradan da 1982'de paris'e gecti.. paris'te el-karmal isimli bir dergi yayimladi.. 1969'da lotus odulunu aldi.. 1982'deki sabra satila soykirimi uzerine yazdigi golgeyi yuksekten ovmek adli uzun siiri ile 1983 lenin odulunu kazandi.. degisik kitaplarindan bazi siirleri lutfullah bender cevirisiyle olumu seviyorlar benim adiyla 1988'de yayimlandi.. Filistinin yetiştirdiği dünyaca ünlü şair,Mahmut Derviş,amerikada geçirdiği kalp ameliyatından,üç gün sonra hayata gözlerini yumdu. Çok güzel şiirlerinden bazıları... FİLİSTİNLİ SEVGİLİ “gözlerin bir diken yüreğe saplanmış, sevilen, işkencesine dayanılamayan. gözlerin bir diken, rüzgârdan koruduğum, acıların, gecelerin, derinlere sapladığım. kandiller yanar ışığınla, geceler dönüşür sabaha. bense unuturum birden, - göz rastlar rastlamaz göze-, yaşadığımız bir vakitler kapının ardında yanyana. (...) gözleriyle filistin, kollardaki, göğüslerdeki dövmelerle filistin, adıyla sanıyla filistin. düşlerin filistin’i ve acıların, ayakların, bedenlerin ve mendillerin filistin’i, sözcüklerin ve sessizliğin filistin’i ve çığlıkların. ve doğumun filistin’i, taşıdım seni eski defterlerimde ateşi gibi. kumanya gibi taşıdım seni gezilerimde. koyaklarda çağırdım seni bağıra bağıra, inlettim senin adına koyakları: .............. Sakının hey kayaları döve döve şarkımı koparan şimşekten! benim gençliğin yüreği! benim beyaz kanatlı atlı! benim yakan putları! kartalları tepeleyen şiirleri benim eken tüm sınırlarına suriye'nin! zalim düşmana bağırdığım ey Filistin! senin adına: /ölürsem ey bcekler,vücudumu didik didik edin/ ............. ölümlerden geliyorum şarkı söyleyerekten, geliyorum yaşamak için. bırak, ışıldayan bir yara bağışlasın bana sesini, bırak da kinler büyüsün, kafeslerin içimde ektiği, bırak, uzlaşmazlık çıksın ortaya, yıkımların doğurduğu. yaramın üstünde yürümeyi öğretti bana celladın bıçağı. yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi. direnmeyi öğretti. direnmeyi. .......... dunyanin en hakli kavgasinin sairi .. "... kuşlar bana bıraktı şarkılarını ve ben koştum yürek atışına tarlaların. kanımın derinliklerine in derinliklerine in derinliklerine ekmeğin yalın bir yurdumuz olsun yasemin bir düşün beklediği. her günkü ahmed saf ve basit ahmed nasıl kaldırdın ayrılıkları meyveyle taş arasında kurşunla geyik? arap ahmed, diren! kuşatma altında gezeceğiz ulaşıncaya dek kıyısına ekmeğin ve dalgaların. öleceğiz düşü uğruna bir yurdun ve bekleyen yaseminlerin. onda güz'ün eğrileri var. kandaki şiirdir ahmed. dağlar gibi kırışık yüzü yankısı çağıran seslerin birleşen gövdelerin. ey tanınmayan ahmed nasıl yaşadın aramızda tam yirmi yıl hâlâ belli belirsiz yüzün hep çizgilerinde dolaştığımız tanınmayan yüzün ey ormanlar alevler kadar gizli ahmed bize yüzünü tanıt söyle son sözünü dağılacağız sessizlikte geri adım atacağız işitsin diye ölüler sözlerini yaşayanlar belki tanır diye çizgilerini. ahmed ahmed kardeşim kahramanca ölümünü bekliyoruz ne zaman? ne zaman? ne zaman? .." ........ Hüzün Makinesi ama ben sürgünüm gözlerinizle damgalayın beni neredeyseniz oraya götürün her neredeyseniz oraya yüzümün rengini geri verin bana ve vücudun sıcaklığını kalbin ve gözün ışığını ekmeğin tuzunu ve ritmi toprağın tadını anavatanımı gözlerinizle siper olun bana hüzün malikanesinde bir kalıntı* diye anın beni |
||