|
||
| dediğim dedik, çaldığım düdük .. tanrının tutumu faşistçe mi ? |
||
|
||
| faşistçe. | ||
|
||
| Narsistce | ||
|
||
| Referandum olsaydı mesela adil olur muydu..peki eşgüçler sorunu ?! | ||
|
||
| Bir referandumun olması ne kadar anlamlı olurdu ki? Tanrı herşeyi yaratan, yöneten, bilen, ve insana sahip olduğu karakteri/ruhu tasaran yegane varlık olduğu için, aslında insanların bir referanduma gitme durumuna da sonuçta kendisi zemin hazırlamış olur... sonuçlar da onun insanlara tasarlamış olduğu kişilikten dolayı yine aslında kendisinin oluşmasına el verdiği ve dolaylı olarak bu sonuca yönlendirdiği varlıktır; herşeyi önceden bilmesi, neyin nasıl gelişeceğini önceden bilmesi de bu sebepten dolayıdır. Yarattığı programın bütün öğelerini kendisi tasarlayan programcı, programın çalıştırıldığında ne şekilde ilerleyeceğini o programı yürütmeden de bilir. Bilgisayar oyunu ile bir benzetme yapacaksak, şöyle anlatabiliriz; "Red Alert" adlı starteji oyununu ele alalım; başlatma menüsünde iki takım belirleyip ikisinin de kumandasını bilgisayara bağlayın ve siz sadece izleyin. Her iki takım da oyunda gelişecek ve çarpışacaklardır. Şimdi burada o sanal katliamdan herhangi ya da her iki takımın askerlerini suçlamak mantıklı olur mu? Bu katliam, oyunun programcısı (tanrısı) tarafından öyle programlandığı için oluşmadı mı? not: Red alert'e benzer oyunlarda, bilgisayarın yönettiği karakterler, her partide aynı şekilde hareket etmez, yeni nesil oyunların programcıları karakterlere bir nevi "özgür irade" vermiştir. Konuyu iyi anlamak için bu hususu da değerlendirmek faydalı olur... |
||
|
||
O yapabileceğiniz her şeyi evet bilir, ama neyi yapacağınıza kararı siz verirsiniz... |
||
|
||
| neyi yapacağınıza karar vermek şuna benziyor ama: size maksimum 100 le giden bir araba vermişler. diğerlerine de kimisi 20, kimisi 150, kimisi 500 filan yapabilen değişen hız, fren sistemi, model ve lükse sahip teğişik teknolojilerde arabalar. hatta uçanları bile var ![]() sizin bu araçla imkanlarınız sınırlıdır. ulaşım kalitenizi canınız çıksa yükseltemezsiniz. ancak kendinizi psikolojik telkinle avutablirsiniz. bir de size istikamet gösterirler derler ki bu arabayla şuraya gideceksiniz. siz bir araçla gittiğiniz için mecburen aracınızın gidebilceği yolları seçmelisiniz. o yolların bazısı otobandır, bazısı toprak, bazısı uzun, bazısı kısa. evet yolu seçmekte özgürsünüz. peki ya seçilebilcek yol alternatifi sonsuz değil ve üç beşi hatta bazen 1 i geçmiyorsa. yine aynı özgürlükten bahsedebilecek miyiz ?. |
||
|
||
| Bütün bu söylediklerini hesaba katarak diyebilirim ki, bu örneklendirdiğin dağılımın adil olmayışı ile ilgili unsurlara karşı -çok az istisnada var ki onlarında karşılığı mahfuz- insan için yapılabilecek şeylerin olması. Burada bulunup insan olmanın, imtihanın, mükafat ve cezanın da bu olumsuzluklara karşı sarfedilen efor ile değer bulduğu ve bulacağı... |
||
|
||
| anladım. ama bu değerlendirme sırf ahireti düşünerek yapılabilir. yani yaşam amacımız sırf ahiret için çabalamak mı ? |
||
|
||
anladım. ama bu değerlendirme sırf ahireti düşünerek yapılabilir. yani yaşam amacımız sırf ahiret için çabalamak mı ? evet doğru anlamışın ama seninle ahiret anlayışımızda bir uyuşmazlık sözkonusu, ki ben ahireti; bulunduğumuz andan hemen bir sonraki an ile başlayıp, senin kasteddiğini de içine alıp, sonsuza akan bir ahir/et anlayışım var. |
||
|
||
hmm güzel. ![]() ama bu durumda, dünyayı ahiretinin dünyayı kapsayan kısmındaki yaşamanı, öldükten sonrası için geçirmenin anlamı nedir ? soluk alıp verdiğin sürece bir sonrası için eziyet çekmek mantıklı mı ? |
||
|
||
emeksiz yemek haa... o orada kaldı, yani kaf dağının arkasında, burada ise; ne kadar ekmek, o kadar köfte... her bir sonra, bir öncekinin sonrası değil mi? anlamayacak ne var bunda... âhir demek; sonra demek değil mi? hem herkez her yaptığını sonrası için yapmıyor mu? |
||
|
||
| üzerinde konuştuğumuz emek dünya için olan değil. tanrının faşist tutumu ile ilintili olabilecek bizden yapmamızı emrettikleri veya bizleri özgür bırakıp bırakmaması tartışma konumuz. aslında günlük yaşantımızdan tut da tanrıyla olan münasebetlere kadar herşeyin formasyonu bellidir. kalıplar dünaysında yaşıyoruz. geleneksel dinlerin tanrıları da maalesef bizleri bu yaşam kalıplarımızdan kurtarmaktan ziyade daha da bu kalıplara itiyor. bildik teolojilerin tanrıları bana göre faşisttir. |
||
|
||
| bak benim bir müdürüm var. onun kafasında ii bir çalışan formatı var. ama benim de kendi kafamda ve kendi kabiliyetlerimde ii bir çalışan formatı var. ben hiç bir zaman müdürümün takdirini kazanmayacağım çünkü onunla aynı fikirde değilim. benim müdürüm faşist mi ? yada ben asi miyim ? diyeceksin ki: "ya bu deveyi güdersin ya bu diyardan gidersin". işte elinde güç bulunduran (tanrı da dahil) her iktidar böyledir. |
||
|
||
| hayır.. tanrı solcu bir entelektüel | ||