|
||
| Kader diye bir şey vardır, doğanın işleyiş kuralları kader kapsamına girer. Kader diye bir şey olmasaydı meteorologlar hava tahmini yapamazdı. Kur'an akıllı,mücadeleci insanı sever.Ey insan,sünepe ol,sürün diye bir ayet yoktur. İşte ilgili ayetler tekrardan: Araf Suresi 24. Ayet Allah: "Kiminiz kiminize düşman olarak ininiz! Size bir süreye kadar yeryüzünde yerleşmek ve bir nasip almak var kaderinizde." buyurdu. Taha Suresi 40. Ayet O zaman kız kardeşin gidiyor ve: "ona iyi bakacak birini bulayım mı size?" diyordu. Böylece, gözü aydın olsun ve üzülmesin diye seni tekrar annene iade ettik. Hem bir adam öldürdün de seni gamdan kurtardık, seni birçok denemelerden geçirdik; bu sebeple yıllarca Medyen halkı arasında kaldın, sonra da ey Musa, bir kader üstüne geldin. Ahzab Suresi 38. Ayet Peygambere, Allah' ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın adeti öyledir. Allah'ın emri biçilmiş bir kaderdir. Kamer Suresi 49. Ayet Haberiniz olsun ki, Biz her şeyi bir kaderle yaratmışızdır. |
||
|
||
| Eğer Kuran'ı referans olarak alacaksak, Kuran'da kaç rekat namaz kılacağımız, hangi duaları okuyacağımız, abdesti nasıl alacağımız, buna benzer ayrıntıları bulmamız söz konusu olmaz. Bu boşlukları kendisine din adamı diyen kişiler doldurmaya çalışmışlar. Kuran tek referans olamaz. Dinin kaynakları arasında icma-i ümmet, hadis ve içtihat da bulunuyor. Bazen hadis denen uydurma sözlerle toplumları yönledirmeye çalışmışlar,bazen içtihat yazmışlar, bazen de mezheplere ayrılıp kendi görüşlerine görü yöntemler geliştirmişler. Kaderle hava tahmini arasındaki bağıntıyı anlayamadım |
||
|
||
| Hayır,referans al demedim. Kur'an la ilgili kader fantazisi Kur'an kaynaklı değil dedim. Yarın yağmur yağacağını önceden biliyorsak mesela bu kader dolayısıyladır.Yani kader evren kanunları anlamını taşır. |
||
|
||
| Bildiklerimizin ne kadarını bileceğimize biz mi karar veriyoruz ilahi bir güç mü? Yani 500 yıl önce bu bilgileri kullanamıyorduk, o halde kaderimizi bilmiyor muyduk? |
||
|
||
| Bİldiklerimiz ve bileceklerimiz bizim bilmemize rağmen var zaten. Deprem gerçeği o bölgenin kaderidir.Bilirsen önlem alırsın. X kentinde doğman belki kaderindir ama nasıl bir insan olacağından sen sorumlusundur. |
||
|
||
| Aslında bilmeden gerçeğin tanımını yaptığını söylemem gerek. Gerçek biz bilsek de bilmesek de var olan demektir. Ancak nedense gerçeğin bulunması konusunda tanrı hiç yardımcı olmuyor, ben de bunu anlamıyorum. Eğer Hitler'in dünyayı kana boyayacağının mesajını verseydi, 36 milyon insan ölmezdi. Ama nedense tanrı bunun kaderimiz olmasını istemiş, böylece biz de bunu kabul etmiş oluyoruz. Deprem gerçeği o bölgenin kaderiyse, neden bilim adamlarının bu gerçeği bulması için tanrının beklediğini anlamakta da güçlük çekiyorum. Ben şöyle bir anlam çıkarıyorum. Tanrı dünyanın oluşumunu kendisin belirledi ve herşeyi planladı. Ama insanlara bunu söylemedi, çünkü bunun bilinmesini istemiyordu. İnsanın bunu araştırıp bulması gerekiyordu, tıpkı bir deney faresinin peyniri bulması gibi. Bu arada ölen insanların cennete gitmesini de garantılemiş olması gerekiyor, çünkü hiç bir suçları yoktu. Yanlış düşüncelerimi düzeltirsen sevinirim. |
||
|
||
| Evren insan bilsin ve keşfetsin diye sunulmuş koca bir hediye.İnsan evreni temelde bulup insanlığını büyütmeli,bu arada Yaratıcısı insana kendini haber vermiş ve kendine yönelik olan yolun tarifini yapmıştır. Sonrası artık insanındır.Evreni keşfedecek ve onu bir cennete ya da cehenneme çevirecek olan insanındır. Senaryosunu insanlık dehşet ve kanla da yazabilir ,sevgi ve birlikle de. İnsanla bağlantısını kopartmamıştır ama, onu dünyada özgür de bırakmıştır. Bilinmesini değil de bulunmasını istiyor olabilir bence.Bİlim bunun içindir ,evreni okumak,kendini okumak ve yorumlamak için özel dildir. Suçsuz hiç kimse işlenmemiş suçlarından dolayı sorun yaşamayacak zaten. Üstelik ölüm gerçektir ,ceza değil.Ölümü kendine ceza olan varolabilir ,bunu kazanmış-hak etmiş olan- olabilir tabi. Ölüm bizim için dehşet verici.Ama bizim var dediğimiz varsa o yakadan ölüm sadece bir sahneye girmekle çıkmak kadar doğal olsa gerek. |
||
|
||
| Kusura bakma ama söylediklerinin mantıklı bir yanı yok. 1) Tanrı evreni yaratıp hediye olarak sunmuşsa bundan kendisine nasıl bir pay çıkarmak gerek. İnsanı çok mu merak ediyordu, yoksa zaten bu durumu kendisi planladığı için yukarıda bizi seyredip bakalım şimdi ne yapacak şeklide mi düşünüyordu? 2) İnsanın evreni keşfetmesine ne gerek var, insanı yarattıktan sonra bir kısmını cennete bir kısmını cehenneme gönder bitsin. Evreni keşfetmenin tanrıya ne yararı var? 3) Hem insanla bağlantısını koparmayacak hem de özgür bırakacak. Peki bunun ölçüsü nedir? Hangi davranışlarımızdan sorumluyuz? Hangilerinden değiliz? 4) Eğer bulunmasını istiyorsa neden öteki insanların ölmesine, acı çekmesine izin versin ki, tanrı bu kadar sadist olabilir mi? Ben olsam bilimi de buldurur, al kardeşim kimsenin ölmesine izin verme derdim 5) Ölüm ceza değil ve kusursuz olup ölenler cennete gidecekse, neden birbirimizi öldürüp kısa yoldan cennete gitmesini sağlamıyoruz. Böylece cehenneme gidecek adam kalmazdı |
||
|
||
| İnsanların gelişmesi ve olgunlaşması için verilmiş araç evren. Baştan cennetlik olarak yaratılmışa insan değil melek denebilir zaten,O yaratıcılığını bir oluşum içinde seyretmek istemiş olabilir.Bunla ilgili bir ayet evrenin boşa yaratılmadığı söylenir.Bir hedef ,bir amaç var. İnsana yardım etmesi ve ya yeni olanaklar sunması neden özgürlüğünü kısıtlıyor anlamadım. Üzgünüm ama o insanları Yaratıcı değil,diğer insanlar öldürdü.Özgür kalmak istiyen insan ,özgür kalınca sinirlenen gene insan.Çelişki yok mu bunda. Bilimin hazır olması insanın nefsine uygun olabilir ama evren bir plansa ,ne bileyim özel bir oluşumun ortamıysa evreni keşfettirmek daha anlamlı bence. Bribirimizi öldürünce suç işlemiş oluyoruz ,cennete gidip ne yapacağız ,orada zaten olan biten bizi sarmaz çünkü oraya uygun olgunluğa sahip değiliz . Bu ucuz dizilerden fazlasını seyretmemiş bir adama zorla gelişkin teoriler üzerine kurulmuş bir sanatsal filmi seyretmek zorunda bırakmaya benzer herhalde,kendi içinde gene bir cehennem olduğu bile söylenebilir. Bilimi seven birinin keşiften zevk alacağını düşünürdüm hep oysa ben. Kusura bakmıyorum , gönül rahatlığıyla mantıksız diyebilirsin. |
||
|
||
| kader türkiye karayolları haritasına benzer... herkesin yolları önceden yapılmıştır.. sadece kişi bu yollar üzerinde tercihi doğrultusunda ilerler.. kişi tercih etmese bile tercih etmediği yollarda bu bütünlüğün içerisinde vardır.. tercih hakkı insandadır.. ama kaderi de bütün olarak yazılmıştır.. |
||
|
||
| Kader bizim yarattığımız bir kavram, çünkü insan zayıflığını kabul edemeyen bir yaratık. Kabul edemediği için dinleri ve tanrıları yaratmış. Evrende ve doğada kendi bilinci dışında birtakım olayların nedenini açıklayamayınca, bunları yapan birileri olmalı diye düşünmüş ve böylece tanrının bir program çizdiğini düşünmeye başlamış. Bunun güzel tarafı, insanın yaptığı yanlışları ortadan kaldırarak kendisini rahatlatmasını sağlamasıdır. Örneğin 3 yaşında bir çocuk yetersiz beslenme ya da mikrop kaptığı için ölürse kaderi böyleymiş, allah onu çok sevdiği için yanına aldı diyerek ölümünü kabullenmeye çalışırız. Bir de şeytan kavramını kaderle birlikte değerlendirirsek zayıflığımızın derecesi ortaya çıkar. Adam birisini, parasını çalmak için öldürür ve yakalandığında şöyle der abi çok pişmanım şeytana uydum. Böylece sorun çözülmüş olur, adamın kaderinde birini öldürmek yazılmıştır, bunun da suçlusu şeytandır. Başka bir örnek de trafik kazasıdır. Adam aracın bakımını yaptırmaz ve fren patlar. Kamyonuyla durakta bekleyenleri biçer 10 kişi ölür. Ölenlerin ailelerine şöyle denir ; yapacak bir şey yok vadesi dolmuş, mukadderat Örnekleri çoğaltabiliriz. Ama sonuçta insan inanmayı seçmişse, gözü bir şey görmez. Bu söylediklerime de alllah insana akıl verdi gerekçesiyle kulp bulmaya çalışanlar oluyor ama aklı öne alırsan bu defa da başka şeyleri inkar etmen gerekiyor. |
||
|
||
| Bana öyle geliyorki birileri bilinçaltında işlediği suçları kaderine bağlıyor ben yapmadım böyle yazılmış diyor.. işlediği fiilerden hoşlanmadığını iblisin vesvesiyle kaderine bağlıyor... Vesveseyi yersen böyle olur tabi.. Aklını adam gibi kullanıp net ve adil bir şekilde araştırırsan Allah'ın varlığını kabul etmemen için hiç bir neden yok... kabullenmeyi kabullenmek bu kadar zor mu? Hem düşünce ikliminde yaşadığını söyleyeceksin, felsefeyi okuyacaksın düşüneceksin... sonra sıra kabullenmeye gelince kafana göre sana ne doğruysa onu kabulleneceksin... başını sokacaksın kuma... beni kimse görmüyor diyeceksin... Eğer iyi ve adil düşünmeyi becerebilirseniz mutlaka bir esneklik sahibi olacaksınız... Önemli olan düşünce akımlarını başlatan filozofları yüceltmek değil ( ki yüceltilecek bi tarafı da yok ). insanın kendisinin mutlu olması... Neden elin saçı başı karışık kir pas içinde, düzensiz bir hayatın sahibi olmuş acayip ölümler yaşamış bir kitabı diğeriyle örtüşmeyen, içkiden dolayı beyin hücrelerinin büyük bir kısmını kaybetmiş adamların öğrettiklerini öğreneyim ki Giderim Allahü Teala'ya onun söylediklerini dinlerim, O'nun okulunda okurum.. Milletin entellektüel tatmininin de sebebi olmam... ( bakın ne kadar çok okuyanım var ) Hayatın, kaderin, aklın ne olduğunu anlamanız dileğiyle... |
||
|
||
| kimse yaratıcıyı savunmasın ,ihtiyacı yok çünkü...savunmaya acizlerin ihtiyacı vardır ...eyvallah | ||
|
||
Alıntı Aklını adam gibi kullanıp net ve adil bir şekilde araştırırsan Allah'ın varlığını kabul etmemen için hiç bir neden yok... kabullenmeyi kabullenmek bu kadar zor mu? Aslında sorunun özüne doğru gitmişsin ama bir türlü kavramları net olarak ortaya koyamamışsın. Hem düşünce ikliminde yaşadığını söyleyeceksin, felsefeyi okuyacaksın düşüneceksin... sonra sıra kabullenmeye gelince kafana göre sana ne doğruysa onu kabulleneceksin... başını sokacaksın kuma... beni kimse görmüyor diyeceksin... Eğer iyi ve adil düşünmeyi becerebilirseniz mutlaka bir esneklik sahibi olacaksınız... Giderim Allahü Teala'ya onun söylediklerini dinlerim, O'nun okulunda okurum.. Milletin entellektüel tatmininin de sebebi olmam... ( bakın ne kadar çok okuyanım var ) Hayatın, kaderin, aklın ne olduğunu anlamanız dileğiyle... 1) Sorunun en önemli kısmı kabullenme. Bu konuda sana katılıyorum. Ben aklımı adam gibi kullanıp net ve adil bir biçimde araştırdım tanırının olmadığını kabullenmek zorunda kaldım, sorun senin bunu kabullenmek için hiç bir çaba göstermemende. Bu söylediklerin yapsan zaten bir yaratıcıya inanmak gereksinimin ortadan kalkacak. 2) Herkesin başını kuma gömdüğü konusunda da sana katılıyorum. Kimse gerçeği aramak zahmetine katlanmadığı için, sağda solda duyduğu hurafeleri din sanıyor ve inandığını düşünüyor. Ancak tüm din kitaplarını okuyunca gerçeğin anlatıldığı gibi olmadığı ortaya çıkıyor. Bir de tabi senin de belirttiğin felsefe kitaplarından da yararlanmak gerek 3) Keşke senin dediğin gibi bir okul olsa da gidip eğitim görsek.Tanrı insanları sevmiyor bence, eğer sevseydi, insanların doğuştan beyinlerine bir chip'le inancı yerleştirir, doğru yolu buldururdu. Böylece okula da gitmeye gerek olmazdı, tebliğ zorunluluğu da ortadan kalkardı. |
||
|
||
3. bunun zaten var olabilceğini düşünüyorum.
|
||