|
||
| herkezin tuttuğu kendine | ||
|
||
| sanırım ilk önce şunun iyi bilinmesi lazım külli ve cüz-i irade yani insanın yerini düşnce yapısını kısacası kendinin ne kadar küçük olduğunu görmesi lazım. kader meselesini halletmek içinde sanırım çok sağlam bilgi ve bayağı bir kademe atlaması lazım ilk önce içtimai konular imani konuların çok iyi bilinmesi lazım sanırım. İbn-i Sina:kader açıklamak ta aciz kalıyorum. diye kendi aczini ifade etmiştir. gerçy şlimdi bayağı bir şey yazmak istiyorum ama yukardakilerin aynısı bi faydası olacağını sanmıyorum ama okumak istiosan bi kaynak önerebilirim. Bediüzzaman Said Nurs-i'NİN Yazdığı sözler adlı kitabın için deky 10. söz sanırım bir faydası oılabilir. |
||
|
||
byseca demişsin ki --------------- siz dünyada şu şekilde şunu yapacaksınız,,, diyormuş,, o zaman,,, benim işlediğim günahı o işliyor ama beni cehenneme atıyor hı,,, bu nasıl bir mantıktır,, sen mantık arama diyeceksin,,, mesela benim inanmayacağımıda,, o bana yazmadımı yoksa,, ben ondan güçlümüyüm,,, eğer o bana yazdıysa benim günahım ne,,, veya senin kıldığın namazın sevabı nerde,,,,, ------------- Şimdi byseca Kardeşim Allah ben sizi bilirim diyor siz beni biliyormusunuz peki sizler şu sekilde şunu yapacaksınız ben biliyorum ben bilmez olurmuyum yani Ay'ın şu gün şu saatte tutulacağı bilinir ve takvime yazılır dimi kardeşim şimdi takvimde yazıyor diye mi Ay tutuluyor Yoksa Ay'ın tutulacağı bilindiği için mi takvimde yazıyor elbette biliniyor da yazılıyor yani Allah beni bilirim sizi fakat siz beni biliyormusunuz evet sizler şu şekilde şunu yapacaksınız ben biliyorum fakat ben de size bu şuhud aleminde nasıl karşılık vereceğin siz bilmiyorsunuz hayır işte byseca kardeşim biz bilelim diye bu şuhud alemindeyiz |
||
|
||
| din bize neder sen şunları şunları yapar şunları şunları yapmazssan başına şunlar şunlar gelecek burdan şu bir kere net bir şekilde çıkıyorki biz yaptıklarımızdan sorumluyuz yaptıklarımızdan sorumlu isek demekki bunları biz yapıyoruz en azından bu şu içinde yaşadığımız dünyada geçerli sonra kader olayı bu dünya boyutundan bakarak diyebilirimki Allah yapacaklarımızı sınırlı insanlar gibi bekleyip görmek yerine önceden biliyor ve yazıyor. yani şöyle düşünün benim zamanda yolculuk gibi bir yeteneğim var ve bir film daha çevrilmeden geleceğe gidiyorum ve o filmi izleyip dönüyorum. sonra o film gösterime giriyor ve ben her saniyesinde ne olacağını çok iyi biliyorum. şimdi bu filmi benim bilmem benim yönlendirdiğim anlamınamı gelir varın onu siz düşünün ha Allah görüyor biliyor da hiçmi müdehale etmiyor. bütün kontrol zaten onun elinde. onun iradesi dışında birşey olmuyor ama bunun ilmide ancak en doğru şekilde onun katında. zaten biz size kaderi bildiriyoruz ki elinize geçenlerin yüzünden şımarmayasınız kaybettiklerinizdende üzülmeyesiniz deniyor. sevap ve günah arkadaşlar ben artık yaşamımı ölüm ötesi ve sonrası diye ayırmıyorum. çünkü hayat bir tanedir ve sonsuzdur. ölüm ise ancak sonsuzluğun ve ölümsüzlüğün kavranabilmesi için konmuş bir tecrübedir. öldükten sonra yaşam hiç kesintiye uğramadan devam eder ve kıyamete kadar sürer. kıyamet sonrası ise güçlü olanların cehennemden kaçıp cennete gitmesi zayıf olanların ise orada kalmasıdır. yani aslında bize sunulan hesap kavramı yaşamın bir parçasını teşkil eder. ve bu olaylar asla hokus pokusla olacak olaylar değildir. bizim ölümden sonraki gücümüzü belirleyen unsurlar ise sevap ve günahlardır. hatta kimileri sevapı artı enerji günahı ise eksi enerji diye nitelendirir. sevap kazanmak demek ölüm sonrası bedeni güçlendirmek demektir. ve bu gün ibadetlerin aura denen vücutu saran enerjiyi güçlendirdiği tesbit edilmiştir. şimdi burda akla şu soru takılabilir. biz bu enerji ile gidiyorsak Allah'ın etkisi nedir? cevap gayet kolay sistemi kuran ve yürüten zaten O. biz sevap kazanıyoruz (ölüm ötesi bedenimizi güçlendiriyoruz) derken o sevabı kazanmamızı sağlayan sistemi, kuran ve yöneten yalnızca O. yani hiç ceza piskolojisine takılmaya gerek yok. çünkü islamda ceza yaptığının karşılığıdır. ve bu bir kinin yada nefretin sonucu değil, doğal bir sürecin sonucudur. yağmurda şemsiye almazssan ıslanırsın. cehennem bundan ibarettir. ANCAK bizden istenen bir şey varki oda Allah'ın birliğine inanmaktır. bu olmadan olmuyor çünkü sistemin temelini bu BİR oluş teşkil ediyor. siz sistemi doğru anlamamış yada anladığınız halde kabul etmemiş iseniz. artık sevabın günahın bir anlamı kalmıyor. |
||
|
||
| işte size çooooooooooooooooook kuvvetli bir istidlal, delil. özgür iradeyi savunanların en çok kullandığı bi "Allah bildiği için yazdı" lafıyla kasdettikleri şeyin yalan olup bu işin iç yüzünü gösteren delildir. gecenin 3 'ünde aklıma gelen bir delildir. çok mühimdir eğer anlarsanız.. Allahın ilminin maluma tabi olmaması meselesi Allahın ilmi ezelidir evvelden de izah edildiği gibi ezeli olanın sebebi olmaz halbuki ilim maluma tabidir denildiğinde; ilim, malumdan( bilinenden) etkilenen durumunda olmakta ve malum ilmi etkileyen konumda bulunuyor dolayısıyla etkileyen malum, etkilenen ilme sebep teşkil ediyor. zira etkileyen etkilenene sebep konumundadır. halbuki akli delille sabit ki ezeli olanın sebebi olmaz. o halde Allahın ilmine ezeli diyenlerin: "ilim maluma tabidir" lafları yanlış olmaktadır. Allahın ezeli ilmi asla başka bir şeye tabi değildir. böyle oluncada cebr olduğu aşikardır. etkilenmek demek etkileyen olduğu varsayılan ( düşünülen) şeyin etkilenene sebep teşkil ettiğini kabullenmek demektir. |
||
|
||
| imanin esaslarindandir kadere iman... kader ise insanligin yuzyilardir tartistigi bir konudur.. kader ve insan iradesi cidden tam bir muamma.. nerde kaderin basladigi, nerde bittigi, insan iradesinin nerde oldugu hala tartisiliyor.. kader konusunda doguda, iki ana grup olusmustur.. iki ana "ekstrem uc". Biri Kaderiyye gorusu digeri ise Cebriyye... Kaderiyye her sey insan iradesidir, kader yoktur demeye getirirken isi, cebriyye insan iradesi yoktur, kader herseydir der.. Bir zamanlar bir cebriyyeciydim.. bu yuzden bu konu ilgimi cekti, mesajlari okudum.. aslinda guzel seyler tartisilmis ama dikkatimi ceken nokta verilen bilgilerin ve dusuncelerin ne yazik ki anlasilabilir ve oturmus bir yapida olmamasi.. ayni zamanda uslubun dusuklugu... birisine oturup kader ve insan iradesi gibi bir konuyu anlatacaksaniz cok daha farkli anlatmaniz gerekir sanirim kursatotcu... islama gelince, islamda hem insan iradesi hemde kader cok onemli bir yer tutar.. ikisine de inanmak "sarttir" ve daha once de belirttigim gibi kadere iman, imanin sartlarindadir, yani kadere inanmadan musluman olamazsiniz.. nitekim kaderiyye dusuncesi ve mensublari musluman, Allah'a inanan insanlardan olusuyordu... bence kader genis bir cizgidir.. onceden belirlenmis, genis bir yoldur... bu yolda nasil gideceginiz, hangi seritten gideceginiz size birakilmistir.. bu genis cizginin hangi tarafina yakin gideceginiz size birakilmistir... hayatinizda onunuze konulan secenekler daha onceden yazilmistir ve bellidir, ama bu seceneklerin hangisini sececeginiz size baglidir, ve sectiginiz her secenek sizi yine daha onceden hazirlanmis baska bir secenekler dizisine goturur.. yine secim sizindir, ama her şık icin bir sonraki secenekler silsilesi zaten hazir haldedir.. bu benim dusuncem.. ^_^ |
||
|
||
| Kur'an da hep öğütler verilir şunu yapın bunu yapmayın bunu yaparsanız başınıza şu gelecek bunu yaparsanız şunları elde edeceksiniz e burda Allah kendi kendinemi öğüt veriyor? şu açıkça belliki bu dünyada biz yaptıklarımızdan sorumluyuz ilahi irade her şeyin arkasında elbette ama biz şu sınırlı aklımızla bunu çözecek durumda değiliz. biz şu an bize söyleneni yerine getirmekle yükümlüyüz burdaki kader iddasının sahibi kişi Allah katındaki bir ilmi insanın dar bakışına adapte etmeye çalışıyor. getirdiği delillere karşı deliller sunulabilir kuranda bunu size elinizden çıkanlara üzülmeyesiniz vede elinize geçenlerlede şımarmayasınız diye söylüyoruz deniyor. yoksa böyle insanları uyuşturacak bir düşünceye saplanın diye değil. sunulan ayetler mesela şöylede yorumlanabilir örneğin "biz istemedikçe siz isteyemezsiniz" örneğin diyelimki biz bir şey istedik şimdi bunu Allah istediği içinmi istedik yoksa biz istediğimiz içinmi istedik ikiside desek çok doğu olur çünkü biz bir şey yaptığımızda Allah bizim gibi durup olayın sonucunu beklemiyor yada ona bir yön vermeye çalışmıyor o zaten hiçbir şey olmadan önce biliyor ve bildiği için O eğer bildiği şeyin olmasını istemez ise bizde isteyemiyoruz. yani bizim isteklerimiz yurt dışına çıkmak isteyen insanlar gibi eğer vize verilirse çıkıyoruz verilmez ise çıkamıyoruz bizim vize isteğimiz direkt olarak onun tarafından değil ama o olaya Onun olay olmadan müdehaleye kudreti olduğu için olmasını istemediklerini biz isteyemiyoruz. nacizane fikrimdir. katılır katılmazsınız. ama kürşat otçunun kader anlayışı kukla oynatan bir tanrı görünümü veriyor. |
||
|
||
| teist haklısın. hakikaten insanın özgür iradesi yoksa neden hesaba çekilmesine gerek kalsın ki. çok adaletsiz olurdu. mesela ben bir sürü suç işliyorum ve bunlar benim irademle olmuyor. sonrada doğruca cehenneme ![]() adil mi bu ? |
||
|
||
Alıntı ... hayatinizda onunuze konulan secenekler daha onceden yazilmistir ve bellidir, ama bu seceneklerin hangisini sececeginiz size baglidir, ve sectiginiz her secenek sizi yine daha onceden hazirlanmis baska bir secenekler dizisine goturur.. yine secim sizindir, ama her şık icin bir sonraki secenekler silsilesi zaten hazir haldedir.. bu benim dusuncem.. ^_^ psyche senin bu düşünüşün bu konuda ki benim de düşünüşüme çok yakın bir düşünüş... |
||
|
||
| insanın özgür iradesini savunanların en çok kullandıkları laf olan "Allah bildiği için yazdı" ifadesidir bununla şunu kasdederler mesela ben şimdi klavyede yazı yazıyorum ya hah diyorlar ki Allah ezeli ilmiyle senin bu saatte, bu vakitte bu yazıyı yazacağını bildiği için levhi mahfuza böyle yapmanı yazdı. yoksa O, böyle yazdığı için sen böyle yapıyor değilsin. yani yine insanın özgür iradesi vardır derler. buraya kadar tamam mı anladınız mı? devam ediyorum sonra şunu diyorlar: "ilim maluma(bilinen) tabidir" yani Allahın ezeli ilmi sonradan olacak olan bilinen fiillere, hareketlere tabidir derler. bununla da şunu kasdederler: yani Allahın ilmi, bilmesi sonradan olacaklara tesirli değildir düşüncesini savunurlar. işte bu düşünceyi anlatmak isterler. yani Allahın evvelden hadiseleri bilmesi bizi cebr altında bırakmaz biz yine hürüz derler. tamam mı? yani Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak olaylara tabidir derler. tamam mı? şimdi çooooooooooooook dikkat ediniz: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından önce mi gelir, beraber midirler, yoksa zaman bakımından sonra mı gelir? iyi düşünün. evet cevap şu: tabi olan, tabi olunandan zaman bakımından sonra gelir. bu aklen açıktır. şimdi duruma bakalım: bunlar ne demişti? "Allahın ezeli ilmi, sonradan olacak şeylere tabidir" . soruyorum: ezeli olan şey, hiç sonradan olan şeye tabi olur mu? olmaz eeeeee bu ne o zaman? ne olacak kandırma üç kağıt yüzyıllardır süren pek çok üçkağıttan biri. ezeli olan şey başka şeyden sonra olamaz . başka şeyden sonra olsa zaten ona ezeli ( öncesiz, başlangıcı olmayan) denilmezdi. demek ki onların "ilim maluma tabidir" lafları yalan dolandır. dolayısıyla insanın özgür iradesini savunan biri Allahın ilmi ezeli dediğinde ne dediğini bilmiyor demektir. dolayısıyla şunu şiddetle bildiriyorum ki: insanın özgür iradesi vardır diyen Allah hadiseleri olmadan önce bilmiyordu, hadiseler olurken bildi demek durumunda kalır . ve bunu dediğinde de Kuran daki "kıyamet vaktinin sadece Allahın bildiğini ifade eden" ayeti de inkar etmiş olur. yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa | ||
|
||
| ben artık burnumu bu kader meselesine bir daha sokmayacam çünkü her şeyin daha yaratılmadan önce kaderlerinin yazıldığı bellidir bundan öte k0nuşmak benim yetkim dışındadır ama dünya boyutunda bize söylenen tedbir almamızdır özgür irademiz varmış gibi yaşamak en doğrusu YOKSA BAZILARI GİBİ HASTALANINCA HASTANEYE DAHİ GİTMEMEK GİBİ BİR DURUMLA KARŞILAŞIRIZ biz yapmamız gereken şey ne ise yaparız zaten o yaptığımız takdir edilendir ve sonuçta yine takdiri ilahidir bizim için çok iyi bir ders olacak bir olayı aktarmak istiyorum ... aralarında meydana gelen bir görüş ayrılığı üzerine hz Ömere başvurdular -yani Allah'ın takdirindenmi kaçacağız dediler. bunun üzerine Hz. ömer şöyle dedi: -evet Allah'ın takdirinden kacacağız, ama yine onun takdirine sığınacağız. bu sözlerinden sonra şöyle bir misal verdi: "sizden herhangi birinizin bir sürü koyunu olsa ve bu sürüyü vadiye indirmiş olsa, bu vadininde bir kolu gayet otluk ve yeşillik olsa da diğeri kuru ve taşlık olsa, sürüsünü bu kollardan her ikisindede otlatan kimsenin yaptığı iş, Allah'ın kaderiyle yapılmış olmazmı? O kimse sürüsünü tabi ki otu bol olan yere götürür ve orada otlatır. biz de, aynı o kimsenin durumundayız. bizim yaptığımız tedbirdir ve Allah'ın takdirinden kaçmak söz konusu değildir." şimdi kader vardır ve herşey O nun kontrolunda yürür ama bize düşen hastalanınca çıkıp kaderim napıyım demeyelim. belkide kaderimizde o hastalık için şifa arıyıp bulacağımızda vardır. biz kaderde ne yazılı olduğunu bilmediğimiz için özgür irade varmışçasına yaşamalıyız. ama çalıştık olmadı Elhamdülillah. .çünki bu da Hakk. ben hatamı anladım egomu ezerek bunları yazdım. demekki kaderimde bu varmış içimden sana farklı cevaplar vermek geldi ama bir benlik korumacılığı ilede Hakkı görmezden gelemem. ve diyorum ki özgür irademiz varmışçasına yaşayalım. öyle istenmese yaptıklarımızı biz yapıyormuş hissi ile yapmazdık. ama her sonucada Hakk diyelim ve şükredelim. |
||
|
||
| şunu diyorum: bu internet ortamında savunduğum görüşleri yayıyor isem de televizyonda bu iş daha hzlı olur kanaatindeyim. o bakımdan sizlerden beni televizyona çıkarabilecek olanlara sesleniyorum: bu işi ayarlayın, ta ki daha fazla insana ulaşabileyim. ben televizyonlara da ulaşmaya çalıştım onlardan da ses çıkmadı. televizyoncularla bağlantısı olanlar bu işi yapsın derim ve bu işi yapınca bana mail atın işte adresim: kursatotcu@mynet.com hadi daha ne duruyorsunuz ya......... | ||
|
||
| Allah neyi irade edeceğini biliyor muydu? diyorsunuz ki bu dünya imtihan dünyası . hayır bu dünya imtihan deneme yeri değildir çünkü Allah kullarını yaratmadan öncede tafsilatlı olarak onların yapacaklarını bilmektedir ve Allahın ilmi cehle dönüşmez yanlış çıkmaz dolayısıyla bu işler için imtihan denemez lakin bu konuda imtihanla ilgili birçok ayet te vardır misal (mülk 2) burada ne yapacağız? şunu yapacağız akli delili alacağız yani bu dünyanın imtihan dünyası olmadığı gerçeğini; buna mukabil nakli delillerden olan imtihan ile ilgili ayetleri tevil edeceğiz yani bu ayetlerin zahirini bırakıp başka manasını alacağız ve ayeti böyle anlayacağız imtihanla ilgili ayetler hakkında şöyle bir tevil vardır: Allah burada, kullardan çıkan fiilleri sanki bilmiyorda bilmek isteyen birinin muamelesi gibi muamelede bulunuyor. bu bir çoklarının tuhafına giderse şu ayete bakın (Muhammed 31) burada bilmek için deniyor peki Allah bu işler olmadan önce onları biilmiyor mu? biliyor gördüğünüz gibi her ayetin zahiri alınamaz . bir de şunu ifade edeyim ki : dini kitapların tamamına yakınında eşari mezhebini ehli sünnet olarak kabul ederler ve bu mezhebe genelde hak derler. diyorum ki eşari mezhebi Cebriyyedendir ( Cehmiyyede, Cebriyyedendir yani ikiside Cebriyyedir) yani kulların özgürlüğü yok der ve Allah kullarına zorla günah işletir ve sevap işletir der. lakin bu çok açık olduğu halde yani kelam kitaplarında açıkça söylendiği halde genel olarak diğer kitaplarda pek açıklanmaz zaten o kitapları yazanların çoğu da bunu bilmezler. ben söyleyince bu sefer hakaret yağmuruna tutuluyorum mesela gazaliyi millet ekseriyetle göklere çıkarıyor halbuki o da cebircidir(eşari mezhebindendir) Allah zorla günah işletir görüşünü savunur zaten sitede ( islamdakader.cjb.net ) gazaliden yaptığım alıntılarda bunları açıkladım özgürlüğü savunupta ehli sünnet olduğunu iddia edenlere maturidiler denir zaten bir çok kendine maturidiyim diyen mezhebini bilmez neyi savunduğunu bilmez. niye bilmez açıklayayım: maturidi mezhebinde cüzi iradeyi Allah yaratmaz derler ve imanı da Allah yaratmaz derler ( fetevayi hindiyye 4. cilt küfür lafızları bahsine bakın) cüz irade şudur: diyelim ben oturuyorum ayağa kalkmak istedim işte bu ayağa kalkmak düşüncesine cüzi irade denir. yani bir haraketi yapmadan önce yapmayı istemek düşüncesine cüzi irade denir işte özgürlükçüler bu düşünceyi Allah yaratmaz diyorlar fakat bizde yaratmayız diyorlar nedir öyleyse diyoruz? bu sefer diyorlar ki o biri haldir karıştırma! ! bu nasıl bir görüştür! lakin eşari mezhebi diyor ki insanların cüzi iradesini Allah yaratır, hareketlerini de Allah yaratır o zaman kulların özgürlüğü olmaz derler. izahı şu: hani oturuyorum ve ayağa kalktım ya... eşari mezhebi diyor ki: insanların bu ayağa kalkma düşüncelerini de, hareketlerini de Allah yaratır. o zaman kulun özgürlüğü kalmaz diyorlar. eşari mezhebine göre "insanın iradesi vardır lakin tesiri yoktur zira o irade de Allah tarafından yaratılmıştır". şimdi bana bağırıp çağıranlar oluyor. bunlar diyorlar ki "ya hiç öyle olur mu? bu eşari mezhebi böyle dermi" diye hakaret ediyorlar. peki soruyorum bu işleri ben yıllarca araştırıp bulunca ve bunları ortaya koyunca ben suçlu oluyorum, siz ise taklit içinde kalıp mezhep taassubu içinde kalıp sizden öncekiler ne diyorsa onları aynen kabul edip bu yanlış inançları sürdürdüğünüzde siz suçlu olmuyorsunuz öyle mi? ısrarla beyan ediyorum ki piyasadaki kader ile ilgili yazılan yazıların: gazete dergi kitap yüzde doksandokuzu yalandır üç kağıttır sahtekarlıktır. zaten kitabın tamamını okuduğunuzda dönen dolapları gördüğünüzde şarışırıp kalacağınızı tahmin etmekteyim. |
||
|
||
| "Son söz: Tanrı yaratıcı olduğu için, insanı da kısmi yaratıcı özellikte yaratabilmiştir. " biri bunu dedi cevap: Allah insanı kısmı de olsa yaratıcı bir özellkte onu yaratamaz. detaylı izahı kitabımdadır çokça işledim zira bana çok sorulan bir sorudur. bu ve benzerleri daha çok şu soruluyor : Allah insanı özgür iradesiyle fiillerini yapacak şekilde yaratamaz mı? şeklinde sorulmaktadır. dediğim gib cevap: Allah insanı özgür iradesiyle fiillerini yapacak bir vasıfta yaratamaz. dikkat edin yaptığınız eylemlere hareketlere siz mesela oturuyorken ayağa kalkma fiilini örnek alalım: bu hareketi yaptığınızda kasların eklemlerin nasıl hareket ettiğinden habersizsiniz ve bir şeyi tafsilatlı olarak bilmeyen ise o fiilin yaratıcısı olamaz. bir de aklıma geçenlerde şöyle bir düşünce geldi sizinle paylaşmak istiyorum ve yorumlarınızı bekliyorum: günlük hareketlerinize dikkat edin ve şunu anlamaya düşünmeye çalışın. siz bir hareketi yaparken yaptığınız anda bu fiilin farkına varıyorsunuz zaten farkına vardığınızda da o fiili yapmış oluyorsunuz. yani esasında o fillerin ( hareketlerin) siz de yaratıldığını ve özgür olmadığınızı hissedin hissetmeye çalışın . bakın bir anda hareket ediyorsunuz bir anda aklınıza bir fikir geliyor televizyon izlerken birden çay içmek düşüncesini içinizde buluyorsunuz ama dikkat edin ki bu düşünce sizde bir anda meydana gelmekte siz bu düşünceyi düşünmek için çaba harcamadınız bir anda bu düşünceyi içinizde buldunuz ve dediniz ki ben çay içmeyi düşündüm ama o düşünce siz onu istemeyi istemeden direkt olarak meydana geldi hareketlerinizde de bunu hissedin nasıl yönlendirildiğinizi hissedin . arzulayın ama arzulamayı arzulayabilir misiniz? lütfen diyorum hadi hissedin özgür olmadınızı işte evet bak nasıl düşünceler aklınızdan geçmekte ve siz bu hal sizde olurken "ben şunu düşündüm bak şimdi bunu düşündüm" diyorsunuz. lüftfen anlamaya çalışın ve bu delil hususunda bana yorumlarınızı yazın. size bir itiraf: ben ( 9-10) yaşlarındayken de kader konusunu düşünür ve benden büyük kişileri bu konuda onları sıkıştırırdım yani herşey madem Allahın dilemesiyle oluyor o halde inanmayanlarda mı Allahın dilemesiyle oluyor? gibi veya daha basitce bunları düşünürdüm. ve şunu da düşündüğümü hatırlar gibiyim. derdim ki "Allah mutlak güç sahibidir O'nun kudreti herşeyin üstündedir o halde kullar özgür olmamalı " diye ufak yaşlardan itibaren düşünürdüm sonra 20'li yaştan itibaren dini kitaplar okuyunca hayal kırıklıkları beni sardı zira kitapların tamamına yakını insanın özgür iradesi olduğunu söylüyordu. istemeye istemeye onlara inandığımı kendime telkin etmiştim. ama şu olayı hiç unutmadım: evet bu tür kitaplarda cebriye adı altında cebr görüşü önce kısaca açıklanır sonra aşağılanırdı bunu anlar ve bilirdim ama ; bu onların görüşü iki cümleyle anlatılırken şöyle denirdi: "onlar der ki: herşey Allahın iradesiyle olur, kullar rüzgarın önündeki yaprak gibidir rüzgar onu nereye sürüklerse o da oraya gider hiç özgürlüğü yoktur " evet böyle anlatırlar peşine de aşağılarlardı bu cebr düşüncesini. Ancak ben bu iki cümleyi okurken ve kendimi insanın özgür iradesi olduğuna inandırmaya çalıştığım dönemlerde de bu iki cümlede asalet görür ve vicdanımda kendimi kandırdığımı hissederdim ama bunu kendime itiraf edemezdim ve bu iki cümleyi okuyunca onlara saygı duyardım ve "helal olsun adamlara, bak lafı çevirmiyorlar, kıvırmıyorlar ve Allahı istediğini yapan çok güçlü bir ilah konumunda tutuyorlar" diye içimden geçirirdim. onlara çok hayrandım ama kendime bunu itiraf edemezdim. bana kader konusunda insanlar soru sorduklarında insanın özgür iradesi var derdim. aslında inanmak istemediğim ve asla kalbimin mutmain olmadığı ( tatmin olmadığı, yatışmadığı) bir görüşü o kişiye anlatıken çok zor anlar yaşardım kendimin tatmin olmadığı bir görüşü başkasına anlatmak ve aslında hayran olduğum ve aşık olduğum cebr görüşünü "kafirlik, sapıklık" olarak ona anlatmak beni çok üzmekteydi lakin yol bulamıyordum. 5 sene böyle geçti. ve size bahsettiğim gibi bazı üç kağıtları dönen dolapları hissettiğim anda da bütün gücümle bunları ortaya çıkarmak için uğraştım yani aslında ben küçüklüğümden beri bu cebr görüşüne aşıktım, tutkundum hayrandım ah ahghhhhhhhhhhhhhhhhh itiraf ediyorum evet hakikaten mühim. ben bu siteye isnad prensibi adı altında bir yazı atmışmıydım eğer atmadıysam başka sitelere tartışma forumlarına bak oralara attım bak o isnad ile ilgili verdiğim ayetleri peşi peşine okursanız zaten bu işlerin ne kadar ince olduğunu anlarsınız fakat ben bunları gösteriyor isem de cevaplarını da buldum yani. yardım etmek istiyorum. defalarca tavsiye ettim bu kader konusu çok geniştir bir koluda ayetlerin yorumlanmasıdır bu isnad prensibi dediğim sana ve herkese de tavsiyem kitabımın bütününü okuyun anladığınız kadarıyla yani anlamasanızda yine okuyun çünkü bu kitabı bitirdiğinizde siz çok bilgili olursunuz bu konuda yüzlerce kader konusunda kitap okumuş gibi olursunuz basitten zora gidiyor zaten. bir de sizden daha iyi bilenlerle berader okuyun düşüne düşüne konuşarak okuyun. çünkü çok geniş konu ben ne kadarına burada cevap verebilirim ki. siz okuyun hepsini sonra iyi anlayamadığınızı konuşuruz. lütfen okuyun diyorum bir de şunu söylemeliyim ki "ben mantığımla bu işi anlamaya çalışıyorum" diyenler var . ben bunlara diyorum ki : böyle yapmak işi zora koşmak olur zira sizden evvel yaşayan insanların tecrübelerinden faydalanmak lazım gelir zamandan kaznırsınız büyük avanytaj olur dolayısıyla bu konular da kelam kitapları yani inançla ilgili kitap okumayanların durunumu çok zordur. ve Kuran çççççoooooooooooooooooooooooooooooook ince kitaptır isnad prensibine bakınca anlarsınız. fakat orada ilk bakışta birbirine ters gibi akla gelebilen ayetlerin uygun yorumları vardır. bunu da bilin ve tekrar ediyorum ki benim bu anlattıkların zaten kader konusunda eşari mezhebinin görüşelerini savunduğumu söylemiştim 1200 yılllık mezheptir. kader konusunda onlara katılıyorum fakat katılmadığım konular da vardır mesela Allahın görülmesini ben inkar ediyorum bu konuda murtezile mezhebinin görüşünü kabul ettim. |
||
|
||
müjde size be. neden mi bugün bir istidlal yapmışım ki üfffffffffffff önce şunu söylüyeyim konu şu: Allahın görmesi ve duyması ben diyorum ki Allah görmez ve duymaz neden mi bak şimdi : mesela Allah bir insan yürüdüğünde görüyor mu yoksa daha evvelde görmüşmüydü? eğer görmüştü demezsen Allahın görmesinin ezeli olduğunu reddettin demektir. eğer Allahın görmesine ezeli dersen bak şimdi problemlere: bir insan 1 yaşındayken ve 90 yaşındayken bin türlü hali oluyor mesala o kişi banyoda çıplakken ve dışarıda giyinikken ki hallerini ele alalım eğer Allahın görmesi ezeli derseniz bu çıplak hali ile giyinik hali ise birbirine zıt durumlardır bunlar birleşmez ve ezeli olarak milyarlarca bu değişik durum nasıl cem olur yani birleşir ve manası olur. bu sefer yok Allah hadiseleri olduğunda görür ondan önce görmez derseniz mesela adam yürüyor ya Allalh o yürürken onu görüyor yürümeden önce görmedi dersen yine sorarım Allah o adamın yürüyeceğini yürümeden evvel biliyormuydu evet dersen yine sorarım peki onun yürürken ki görüntüsünü bilyormuydu evet dersen halbuki Allahın ilmide ezeli o zaman bu görmeside ezeli demiş gibi oluyorsun. lafın özü çok düşündüm ve şu kanaate vardım . görmesini ve duymasını onun ilmine raci edip yani o meydana çıkan görüntüleri ve sesleri zaten Allah yaratıyor ve yaratanda ne yaratacağını bilir o bakımdan bu işler böyle yani Kuranda geçen Allahın görmesi ve duyması mecazidir. nasıl ki Kuranda Allahın yüzünden ve elinden bahsedyor bunlar nasıl mecazi ise bunlar da öyle. bir delil daha: bu hususta iyi dinleyin: görünen herşey mekandadır zaten ben ruyetulllahı ( Allahın görülmesi) bu ve benzer delillerle inkar ettim ama şuna dikkat: görende ancak bir yönden ve bir mekandan görebilir halbuki Allah yönde ve mekanda bulunmaktan münezzehtir. o bakımdan Allah görmez duymaz . daha iyi inceleyip detaylı olarak yazmayı düşünüyorum. helhalde siteye yazarım .orjinal görüştür hiçbir kitapta okumadım yani. Kurandaki Allahın görmesi ve duyması mecazidir dedim izahı: yani insanlar Allah görür ve duyar deyip günahlardan sakınır ya, ha işte bu bir mecazdır yani Allah onların böyle deyip kendinden sakınmalarını istemiştir gibi bir tevil aklıma geldi daha detaylı düşüneceğim inşaallah |
||