|
||
| etrafı görmek dokunmak veya tanımalmak için sorduğumuz sorular (bazen hiç soramadığımız veya sormaya korktuğumuz abuk sorular) ben kimim? ben burdaysam burası neresi? gibi.... |
||
|
||
| ne? | ||
|
||
| 1) Evreni kim yarattı, bir yaratan var mıdır 2) Ben neden dünyaya geldim 3) Ben doğarken neden bana sormadılar 4) Başka bir yerde başka birilerinin çocuğu olarak doğamaz mıydım 5) Başka bir cinsiyette doğmak neden benim elimde değil 6) Başkalarının doğduklarında sahip olduklarına ben neden sahip olamıyorum 7) Öldükten sonra yeniden yaşam var mı 8/ Ben ne zaman ve nasıl öleceğim 9) Kiminle evleneceğim, çocuklarım kime benzeyecek, nasıl insanlar olacak 10) Din gerekli midir 11) Bu soruların yanıtını bulunca ne olacak |
||
|
||
| bence tek soru var...niye yaşıyorum? | ||
|
||
| kendimi tanıyamam sadece yaşarım kabiliyetimi zamandan taşıramadığım için belki de.
|
||
|
||
neden bu düzen böyle? neden herkes sahte? ![]() neden bu yaşamı sürdürüyorum ve neden ben bir insanım ve neden bu hayattan umulan zevkler alınmaz ve neden bizlerin dış görünümü hep aynı ve neden bizler yaşamak zorunda olduğumuz bu mekana bu kadar duyarsızız neden neden neden nede........... |
||
|
||
| kendimi tanımam için soru sormam gerekiyor mu- neden gerekiyor- sorusu birinci soru bence.. | ||
|
||
kendimi tanımam için soru sormam gerekiyor mu- neden gerekiyor- sorusu birinci soru bence.. kişinin birazda kişiliğyle alakalı sanırım gözlerin açılmayı beklemesi gibi bi durum bu sanırım soru sormayı düşünmenin ilk başlangıcı....mesela sofinin dünyaSINDA İLK MEKTUPTA ''KİMSİN'' diye bi oru soruluyor sanırım bunun cevaBI BU KADAR BASİT DEĞİL... |
||
|
||
kendimi tanımam için soru sormam gerekiyor mu- neden gerekiyor- sorusu birinci soru bence.. Doğal olarak sormak ve yanıt aramak gerekiyor. Sorgulamadan hiç bir kavramın içine giremeyiz ve nasıl olduğunu bilemeyiz. Bilim de kuşku ve sorguyla başlamıştır, daha sonra bu merak duygusuyla tüm doğayı ve evreni tanımaya, tanımlamaya çalışmıştır. Kişinin bir eyleme geçmeden önce sınırlarını bilmesi, kişiliğinin nereye kadar gidebileceğini önceden kestirmesi, yanlış eylemlere girişmesini ve zarar görmesini engeller. Bu duruma sufilik ve tarikat yöntemiyle kendini bilmek, eline, diline, beline sahip olmak, masonlukta ham taşı yontmak gibi nitelendirmeler kullanılarak açıklamalar getiriliriyor. Benim kendi kişiliğimi anlama sürecim, kişiliğimi bir kadavra gibi kesip bölmek parçalara ayırmak şeklinde oldu, daha sonra da bunları toplayarak hayatıma devam ettim. Şimdi nerede duracağımı, neleri yapabileceğimi,neleri risk olarak gördüğümü biliyorum. |
||
|
||
| Sormak gereksinimi işte ilk yanıtı ya da ikinci soruyu doğuruyor zaten.Yani içinde olduğum şeyin farkında neden zamanla varabiliyorum.Kendini keşfetme, keşfederken gelişmen ve kendim diyebileceğin bir yapıyı daha ayrıntılı oluşturman gibi katmanların farkına varıyorsun. Kimsin sorusu da cevaptır bazen hem... kimsin... kimse...biri..kişi..ben...x adındaki kişi..şu şu olayaları yaşamış kişi..başarılı kişi...çoğu hiçbiri kimsin sorusunun kendi başına çağrıştırdığı kadar çok şey söylemez. |
||
|
||
| İnsan tanımak istediği kendisi değildir aslında. En yakın çevresinden başlar tanıma isteği, uçsuz bucaksız konulara ve zaman kadar uzanır. Ve tanıdıkça kendisine tanıdığı kadar yer arar. İnsanın en büyük bilinmezi kendisidir. Buna rağmen sorgulamak istediği son şey yine kendisidir. |
||